<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529</id><updated>2011-11-27T17:48:43.051-08:00</updated><category term='PSİKOLOG'/><category term='ASTROLOJİ'/><category term='SUNA DUMANKAYA'/><category term='PROF.DR. MEHMET ÖZ'/><category term='MODA VE ALIŞVERİŞ'/><category term='EGZERSİZ VE DİYET'/><category term='PÜF NOKTALARI'/><category term='GÜZELLİK'/><category term='İBRAHİM SARAÇOĞU'/><category term='CİNSELLİK'/><category term='SAĞLIK'/><category term='ANNE VE ÇOCUK'/><category term='PROF.DÇ.DR.AHMET MARANKİ'/><category term='KADIN'/><category term='YAŞAM'/><category term='YEME-İÇME'/><category term='BİTKİLERLE SAĞLIK'/><category term='MAKYAJ TEKNİKLERİ'/><category term='GÜNCEL HABERLER'/><title type='text'>kahvekopugu</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>87</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-97441041411015047</id><published>2010-07-30T03:34:00.000-07:00</published><updated>2010-07-30T03:35:24.961-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PÜF NOKTALARI'/><title type='text'>En İyi Cımbız Nasıl Seçilir?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StgSrru4UDI/AAAAAAAAAXM/EkrveTQ_pfQ/s1600-h/CIMBIZ200.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StgSrru4UDI/AAAAAAAAAXM/EkrveTQ_pfQ/s320/CIMBIZ200.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393081095459196978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Kadınların olduğu kadar erkeklerin de ihtiyaç duyduğu cımbızı doğru seçmek, tüylerin kırılmadan kötü bir görüntüye dönüşmemesi ve batıksız bir ten anlamına geliyor... &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Cımbız bakımlı bir bayanın kullandığı malzemelerin içinde olmazsa olmazlardan biridir. Bakım sırasında istenmeyen tüylerden kurtulmak, kaş, bıyık almak gibi pek çok amaçla kullanılır. Cımbız çeşitleri, uygulama bölgesine ve kişinin alışkanlıklarına göre farklılık gösterrir. Düz ağızlı (universal cımbız), yarım ağızlı (klasik cımbız), batık cımbızı, oval cımbız (epilasyon cımbızı), İki ucunun da kullanılabileceği Evolution cımbız, kişisel kullanıma yönelik aynı farklı renklerde cımbızlar ve büyüteçli cımbız çeşitleri mevcuttur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cımbız satın alınırken dikkat edilmesi gerekenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Özellikle el tarafından kolay kavranabilen bir cımbız olması, uygulamada rahatlık için önemlidir. Cımbızın esnekliği iyi ayarlanmamışsa çok sert hareketler gerektirir ve eli çok çabuk yorar, kılları kırarak alır. Kaş alma işleminin eziyet haline dönüşmemesi için esnekliği iyi ayarlanmış cımbızlar tercih edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Her cımbız cilt için sağlıklı malzemeler ile kaplı olmayabilir, bu nedenle cımbızların medikal çelikten üretilmiş olması önemlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Uçları sık kullanıma uygun olmalı ve sık kullanımdan uçları deforme olmamalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cımbız satın alırken özellikle bu noktalara dikkat edilmesi gerekiyor. Hem sağlıklı hem de uzun ömürlü cımbızları tercih etmek oldukça önemli. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-97441041411015047?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/97441041411015047/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/07/en-iyi-cmbz-nasl-secilir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/97441041411015047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/97441041411015047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/07/en-iyi-cmbz-nasl-secilir.html' title='En İyi Cımbız Nasıl Seçilir?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StgSrru4UDI/AAAAAAAAAXM/EkrveTQ_pfQ/s72-c/CIMBIZ200.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-8073173264518292997</id><published>2010-07-28T23:28:00.000-07:00</published><updated>2010-07-29T03:36:59.486-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Beynimizi En Verimli Kullanma Yöntemleri</title><content type='html'>Beyin Cerrahı Doç. Dr. Cahide Topsakal, beyni daha zinde ve verimli kılmak için neler yapılması gerektiğine dair sorularımızı yanıtladı:&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyinlerinizi verimli çalıştırmanın yolunu biliyor musunuz? Uzmanlar beynin nasıl verimli çalıştırılacağı konusunda şu bilgileri veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Toplantı ve önemli işlerinizi sabah yapın. Beyin, saat 10.00′a kadar çok daha verimli çalışıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Öğlen yemekten sonra konsantrasyon düşer. 10 dakikalık öğlen uykusu, beynin tekrar çalışmasını sağlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Beyin akşam saatlerinde tekrar çalışmaya başlar. Sakin bir müzikle, beynin stresini alabilirsiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İnsanın zekasını, beyni mi belirliyor?&lt;br /&gt;İnsan zekasını yüzde 50 genetik özellikler, yüzde 50 çevresel faktörler belirler. Çevresel faktörler genetikten daha önemlidir. Çok zeki doğup, zekası ileride de aynı seviyede kalan çok insan var. Ama sıradan bir ailenin çocuğu olarak doğup, birer dehaya dönüşen örnekler de var. Bu; eğitimle alakalı. Beynin gelişim ve eğitiminin yüzde 90′ı, altı yaşa kadarki süreçte tamamlanır. Beynin anatomik gelişimi ise 20′li yaşlara kadar sürer. Öğrenme kapasitesi ilk altı yılda çok daha ön plandadır. Çocuğa ne verilecekse, bu dönemde verilmelidir. Anaokulu eğitimi önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇOK OKUYAN GEÇ BUNAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Beyni geliştirmek için neler yapılabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapbozlar, çocukların beyin gelişimi için yararlıdır. İleri yaşlarda da bulmaca çözmek, bol rakamlı şifreleri ve sayıları akılda tutmak ya da ezberlemek faydalıdır . Telefon numarası ezberlemekte de fayda vardır. Basit matematik hesaplarını kafadan çözmek de önemlidir. Bunları yapamayanların, bol bol kitap okumaları gerekir. Okuyan beyin, geç bunar. Bu egzersizler, beyinde kısa yollar oluşturur. Kısa yollar yaratmak, pratik yaşam için önemlidir. Mesela öğrenciler bir sorunun yanıtını kolay hatırlamak için cevap maddelerinin satır başlıklarına harf koyar ve ondan kelime üretir. Böyle kelimeler türetmek de, yapılması gereken bir egzersizdir. Diyelim ki; aracımı otoparkta yeşil alanda bulunan C6′ya koydum. ‘Yeşil Bursa’nın Ceyhan 6’sı’ diye bir kelime türetirsem, orayı unutmam zorlaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;07.00-10.00 ARASI ÇALIŞIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Beyin hangi saatte ne şekilde çalışmaktadır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Depresyondaki beyin, gece yarısından sonra sağlıksız düşünür. İyi uyumuş ve yeterli beslenmiş bir bedenin beyni ise gerekli beyin egzersizlerini de yapmışsa; en iyi sabah saatlerinde çalışır. 07.00-10.00 arası, öğrenmeye en yatkın saatlerdir. Yemekten sonra konsantrasyon düşer ve uyku bastırır. Siesta döneminde beyin az çalışır ve hiç randıman alınmaz. Şekerlemeler, beyne iyi gelir. 10 dakikalık bir şekerleme bazen altı saatlik uykuya bedeldir. Beyin, akşam saatlerinde tekrar açılır. Ancak midenin aç olmaması gerekir. Beyin sadece şekerle beslenir. Kan şekeri düşerse, beyin çalışmaz. Sık ama az yemek, kan şekerini sabit tutmak için önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜNDE ALTI ÖĞÜN YİYİN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bu yüzden mi, sınavlardan önce şeker yemek önerilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Kan şekerini sabit ve yüksek tutmak, beynin tam kapasiteli çalışmasını sağlar. Beyin, hızlı şokları sevmez. Günde altı kez beslenmek ise en sevdiği şeydir. Zihin akşam saatlerinde açılır. Bunda çay ve kahvenin de rolü var. Gün içinde beden yorgun düştüğü için beyin de bir süre çalışmayı reddeder. Trafik stresi, gürültü ve aile problemleri beyni yorar. Bu yorgunluktan kurtulmak için kendi ilacınızı kendiniz bulun, sakin bir müzik ve biraz Polyannacılık gerekebilir. Uykudan az önce verim artar. Beyin gece verim alıyorsa, bu saatler değerlendirilmelidir .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkasının acısına çok üzülmeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beynimizi endişeden uzak tutmalıyız. Beyin ‘acaba’yı sevmez. Evrene soru işareti şeklindeki düşünceler yayarsanız, gerçekleşecek güzel olayları olumsuzlaştırabilirsiniz. Hiç kimsenin acısı ile çok fazla empati yapmamak lazım. Çok fazla empati, benzer acıların size yapışmasına yol açar. Endişeli bir beyin verimli olamaz. Hedefe kitlenin! “Kesinlikle bunu yaşayacağım “dediğiniz anda, bir beyin cerrahı olarak size garanti ediyorum ki; yapamayacağınız şey yoktur. Öte yandan başarıya alışmış bir beyni de doyurmak gerekir. Böyle bir beyin, daha çok başarı ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muz, çikolata ve müzik beyni zinde tutar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Beyni genç ve zinde tutmak için tüketilmesi gereken gıdalar var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafif miktarda kafein yani çay, kahve ve kola tüketimi beynin daha berrak çalışmasını sağlar. Birçok insanda kahve alışkanlığı beyni açmak için gelişmiştir. Kahve içmeden uyanamayan birçok insan vardır. Ancak alışık olmayan bir kişinin, güne kahve içerek başlaması ters etki yaratabilir. Çikolata, muz, fındık, fıstık ve balık gibi birtakım gıdalar ise serotonin içerdikleri için mutluluk hormonu yayılmasını sağlar. Bu gıdaların, beyni zinde ve mutlu tutmaya yönelik bir etkileri vardır. Mutlu beyin de, tam kapasite ile çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Beyin sağlığı için kesinlikle uzak durulması gereken şeyler var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara ve alkolden mutlaka uzak durmak gerekiyor. Nikotin, vücudun bütün damarlarını büzeceği için beynin kanlanmasını bozar. Bu da; beyne az kan gitmesi anlamına geleceği için beyin yarı kapasite ile çalışmaya başlar. Sürekli alkol tüketenlerin beyinlerinde küçülmeler de olabilir. Kokain kullanımı da, beyni bir ceviz kadar küçültebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HOBİLER EDİNMELİSİNİZ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Spor ve müziğin, beyin sağlığına yönelik olumlu etkileri var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle var. Spor ve müzikle alakalı olmak, beyni besler. Bir hobi edinmek bu anlamda çok önemlidir. Örgü örmek gibi en basit hobi bile, sizin, dolayısıyla da beyninizin mutlu olmasını sağlar. Spor yapmak da beyin sağlığı için çok yararlıdır. Spor yaparken, beyinde endorfin denen bir madde salgılanır. Bu da; beyne haz duygusu verir ve gelişmesini sağlar. Spor, beyinde gençlik hormonu salgılanmasına da imkan verir. Bu da, eskiyen hücreleri yeniler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutkanlığın ilacı meditasyon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Unutkanlık, beynin çok yorulduğunun bir işareti midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmak, hafıza yorgunluğundan kaynaklanır. Genellikle önemsenen şeyler unutulmaz. Beyin önem sayısına göre olayları çöpe atar. 40 yaşından sonra, herkeste unutkanlıklar olur. Bunu geciktirmek elimizdedir. İyi beslenerek, kan şekerini sabit tutarak, spor ve beyin jimnastiği yaparak; unutkanlığı minimumda tutabiliriz. Beyin daha erken yaşlarda fire vermeye başlasa da, yaşlanma 40′lı yaşlardan itibaren gerçekleşir. Beyni stresten uzak tutmanın yollarından biri meditasyondur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antidepresan yerine gün ışığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Mutluluk ve mutsuzluk beyni nasıl etkiler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyin depresyona girdiği zaman farklı, mutlu olduğu zaman farklı çalışır. Ağır depresyon yaşayanların hafıza kaybına uğrar. Hafızanın geri gelmesi, bir-iki yılı bulabilir. Bu yüzden, depresyonları ağır seviyeye vardırmamalı. Gün içinde beynin salgıladığı hormonlar, performans kabiliyetini etkiler. Mutsuzluk, mutluluk hormonunu aşağı çeker ve depresyonu getirir. Biz de, mutluluk hormonunun yeniden salgılanması için antidepresan veririz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PERDENİZ AÇIK OLSUN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Antidepresanlar beyne herhangi bir zarar verir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyne zarar vermezler ancak beyin dışındaki başka fonksiyonları etkileyebilirler. Şişmanlık ya da cinsel isteksizlik yaratabilirler. Ancak alkol ile birlikte alınırlarsa, beyne zarar verirler. Ben depresyondaki insanlara bol bol yürüyüşe çıkmalarını öneriyorum. Ayrıca, depresyona eğilimi olanlar odalarının perdeleri kapalı olarak uyumamalı. İnsanların sabahları gün ışığı ile uyanmaları gerekir. Gün ışığı, beyinde serotonin denen mutluluk hormonunu salgılayan en önemli faktördür. Sabahları, yavaş yavaş dönen ışığı beynin algılaması gerekir. İlaç, beynin kendi ürettiği serotoninin yerini almaz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-8073173264518292997?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/8073173264518292997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/07/beynimizi-en-verimli-kullanma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8073173264518292997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8073173264518292997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/07/beynimizi-en-verimli-kullanma.html' title='Beynimizi En Verimli Kullanma Yöntemleri'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-7439950076486170106</id><published>2010-07-25T08:13:00.000-07:00</published><updated>2010-07-25T10:52:43.082-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÜNCEL HABERLER'/><title type='text'>Yonca Evcimik Twitter'a Yaptığı Şarkı-Tweetine Bandım</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TExVUK0RQ0I/AAAAAAAAAyQ/TxrwdMtjga8/s1600/86299.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 198px; FLOAT: right; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5497863050101867330" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TExVUK0RQ0I/AAAAAAAAAyQ/TxrwdMtjga8/s200/86299.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yonca Evcimik Twitter'a öyle bir şarkı yaptı ki ve albüm kapağı Twitter'dakilerin diline düştü. O kadar çok konuşuldu ki Twitter'ın worldwide trend liste girmeyi başardı.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albüm satışlarında bu kadar başarılı olur mu bilmiyoruz ama Twitter'da gündem olmayı başardı. Albümünün kapağında Yonca Evcimik diz çökmüş arkasında bir inek var, önündeki laptopta twitter overflow hatası vermiş,yaylaya benzer alandada gençler ellerinde laptop zıplayıp hopluyorlar. Birde Gökyüzünde bir ufo var. Albüm kapağı da şarkıya benziyor. Yonca Evcimik’in bu albümü eğlenmek için yaptığını düşünmek istiyoruz. Yonca Evcimik yakında bu şarkıya klip çekeceğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkının sözleri: &lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xe5a0t_tweetine-bandym-d_music"&gt;&lt;strong&gt;(dinlemek için tıklayın)&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tweetine tweetine tweetine tweetine tweetine&lt;br /&gt;Hey hey hey hey&lt;br /&gt;Followda ettim güzellerin çoğunu&lt;br /&gt;Aman amannin aman&lt;br /&gt;Tweet zekası ince beynin gülüdür&lt;br /&gt;Amanin yandım amanin, amanin amanin yandım&lt;br /&gt;Tweetine tweetine tweetine bandım&lt;br /&gt;Retweet mi sandın reply edip yazdım&lt;br /&gt;Tweetine tweetine tweetine attım&lt;br /&gt;Retweet mi sandın reply edip yazdım&lt;br /&gt;Hey hey hey hey&lt;br /&gt;Facebooktan giriyor bir dürtme&lt;br /&gt;Aman aman amannin aman&lt;br /&gt;Sen kiminle ilişki halindesin&lt;br /&gt;Amanin yanındım amanin, amanin amanin yandım&lt;br /&gt;Tweetine tweetine tweetine bandım&lt;br /&gt;Retweet mi sandın reply edip yazdım&lt;br /&gt;Tweetine tweetine tweetine attım&lt;br /&gt;Retweet mi sandın reply edip yazdım&lt;br /&gt;Hey hey hey hey&lt;br /&gt;Tweet vikte gördüm yarin boyunu&lt;br /&gt;Aman amanin amman&lt;br /&gt;Facobookunu hacker kapmış gördün mü?&lt;br /&gt;Amanin yanındım amanin, amanin amanin yandı&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-7439950076486170106?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/7439950076486170106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/07/yonca-evcimik-twittera-yaptg-sark.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/7439950076486170106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/7439950076486170106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/07/yonca-evcimik-twittera-yaptg-sark.html' title='Yonca Evcimik Twitter&apos;a Yaptığı Şarkı-Tweetine Bandım'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TExVUK0RQ0I/AAAAAAAAAyQ/TxrwdMtjga8/s72-c/86299.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-5461832911322999493</id><published>2010-07-25T08:03:00.000-07:00</published><updated>2010-07-25T08:13:13.076-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÜNCEL HABERLER'/><title type='text'>2010'un en gözde meslekleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TExUAmaOlXI/AAAAAAAAAyI/3JxR0l85QLc/s1600/61739.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 203px; FLOAT: right; HEIGHT: 149px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5497861614399821170" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TExUAmaOlXI/AAAAAAAAAyI/3JxR0l85QLc/s200/61739.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kariyer planları yapanlar az stres-iyi kazanç getiren meslekleri tercih ediyor&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;ABD'deki iş bulma portallarından Careercast.com'un araştırmasına göre herkesin hayalini süslemese de "az stres-iyi kazanç" getirmesi nedeniyle 2010'un yapılabilecek en iyi mesleğin "sigorta uzmanlığı" olduğu belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl tüm dünyada kendini hissettiren ekonomik krizle birlikte işten çıkarma, iflas ve daralma paketleri gibi terimler daha fazla kullanılmaya başlandı. Böyle bir ortamda yeni bir iş bulmak ise neredeyse kabus haline dönüştü. Nitekim, geçen yıl birçok kişinin en büyük korkusu, yeni bir iş bulmak zorunda kalmak oldu. ABD'deki iş bulma portallarından Careercast.com da 200 iş kolu üzerinde yaptığı araştırmayla iş bulma hayallerini bu yıla saklayanlar için, "2010'un en iyi ve en kötü" mesleklerini belirledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bu listede, genellikle "en iyiler" listesinde görmeye alışık olunan "hayalleri süsleyici" meslekler yer almıyor. İnternet sitesi de araştırmasıyla ilgili açıklamasında, birçok kişi için ulaşılması zor "yıldız yaratan ve milyonlar kazandıran" meslekleri sıralamak yerine, hem geniş kesime hitap eden hem de sağlığı riske atmayan, düşük stresli, hoş çalışma ortamlı, düzenli gelir sağlayıcı ve güçlü büyüme potansiyeli olan mesleklere yer verdiklerini belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sitenin, "ekmeğin aslanın midesinde" olduğu gerçeğinden hareketle stres, çalışma ortamı, fiziksel güç, gelir ve istihdam durumuna göre belirlediği bu yılın seçilebilecek en iyi mesleği "sigorta uzmanlığı." Bu iş kolu, düşük fiziksel güç istemesi, az gerilimli bir meslek olması, güzel çalışma ortamı sunması ve iş kolları arasında güçlü performans göstermesi nedeniyle birinci sırayı alıyor. Sigorta uzmanlarının ABD'de yıllık ortalama gelirinin 85 bin dolar olduğu ifade ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyi ikinci meslek; yazılım mühendisliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yazılım mühendisliği" ise 200 meslek arasında en iyi istihdam oranına sahip olduğu için 2010'da yapılabilecek en iyi ikinci meslek. Yine stres, çalışma ortamı ve fiziksel güç kullanımında çalışanın hayatını zorlamayacak bir meslek olan yazılım mühendisliği, aynı zamanda son yılların dikkat çeken işleri arasında yer alıyor. Bu meslekte de ABD'de yıllık ortalama gelir 85 bin dolar civarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgisayar çağında bulunulması nedeniyle yıllık ortalama kazancı 76 bin dolar olan "Bilgisayar Sistem Analistliği" de işten keyif alma yönünden 2010'da seçilebilecek meslekler arasında üçüncü sırayı alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yanında, küresel ısınmadan dolayı tehlikelerle karşı karşıya kalan doğayla iç içe olmayı sağlayan mesleklerden biyologluk listede 4. sırada bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, siteye göre bu yıl tarihçilerin yılı olabilir. Bu meslek, rakamlarla iç içe olmayı sevmeyenler ve dünyanın geçmişini merak edenler için 2010 yılının önerilen meslekleri arasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Listede, 2010 yılının diğer en güzel meslekleri ise matematikçilik, avukat asistanlığı, istatistikçilik, muhasebecilik, dişçilerde hijyen uzmanlığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yılın en kötü meslekleri de belirlendi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Site, yorucu çalışma saatleri, sağlığı olumsuz etkilemesi ve iş ortamlarının kötü koşulları gibi nedenlere dayanarak 2010 yılının "en kötü" mesleklerini de belirledi. Listenin başında ise özellikle kol gücüne dayanan ve yıllık geliri düşük olan işler var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok erken kalkılması, genellikle 12 saat çalışılması, tehlikeli olması, özel hayata yer bırakmaması ve yıllık gelirinin 31 bin dolar düzeyinde kalması nedeniyle gemi işçiliği birinci sırayı alıyor. İkinci sırada odunculuk, üçüncü sırada demir işçiliği var. Mandırada çalışmak, kaynakçılık yapmak ve çöpçülük de yılın yapılması güç ve insan sağlığı açısından "kötü" işlerinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Listede, bu kategorideki diğer meslekler ise taksicilik, inşaat işçiliği, tesisatçılık, postacılık olarak sıralanıyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-5461832911322999493?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/5461832911322999493/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/07/2010un-en-gozde-meslekleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/5461832911322999493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/5461832911322999493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/07/2010un-en-gozde-meslekleri.html' title='2010&apos;un en gözde meslekleri'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TExUAmaOlXI/AAAAAAAAAyI/3JxR0l85QLc/s72-c/61739.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-8006417547499767098</id><published>2010-06-29T13:14:00.000-07:00</published><updated>2010-06-29T13:23:51.947-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YEME-İÇME'/><title type='text'>İşte Kahvenin Zararları Ve Faydaları...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TCpWTBlQO8I/AAAAAAAAAwg/ETweq7r1clY/s1600/kahve.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 129px; height: 75px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TCpWTBlQO8I/AAAAAAAAAwg/ETweq7r1clY/s320/kahve.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5488293980746562498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kimimiz bir bardak kahve içmeden güne başlayamayız, kimimiz de kahve içmenin çarpıntı,uyku bozukluğu gibi zararlı etkileri olduğunu düşünürüz.Ama şunuda ifade etmek gerekirse herşeyin azı yarar ,çoğu zarardır.İşte kahvenin zararları ve faydalarını öğrenmek için bu yazıyı mutlaka okumalısınız..&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvenin içenler üzerinde alışkanlık yaptığı, araştırmalarla kanıtlandı. Amerika'da yapılan yeni bir araştırmanın sonucuna göre ise; bir bardak kahve baş ağrısına, karaciğere ve mide rahatsızlıklarına karşı faydalı oluyor. Daily Mail gazetesinde çıkan haberde, kahvenin zararları ve faydaları anlatılıyor. İşte kahvenin zararları ve faydaları..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;ZARARLARI &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Kalp&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı kahve tüketimi kalbin ritmini olumsuz yönde etkiliyor. Kahvenin içerdiği kafein fazla tüketildiğinde, kalpte ritim bozuklukları meydana gelebiliyor. Düzensiz kalp atışları kalp çarpıntısına ya da taşikardi gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor. Doktorlar özellikle kalp hastalarının sınırlı miktarda kahve içmelerini tavsiye ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Tansiyon&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;2003 yılında Edinburgh Üniversitesi uzmanlarının yaptığı bir araştırmayla, kahvenin tansiyona olan etkisiyle ilgili görüşler yeni bir ivme kazandı. Düzenli olarak günde dörtbeş bardak kahve içenler üzerinde yapılan araştırmalarda kandaki basınç, yani tansiyon hızla yükseldi. Yapılan testlerde, yüksek miktarda kahve tüketiminin tansiyonu hızla yükselttiği görüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Mide&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kahve, ülser gibi mide rahatsızlıklarına neden olmasa da, bu hastalıkların varlığında kötüleşmesini tetikliyor. Kahve, midenin asit salgılamasını uyarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Şeker hastalığı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sene açıklanan iki raporda; kafeinin Tip 2 şeker hastalığı üzerindeki etkileriyle ilgili olarak farklı görüşlere yer verildi. Amerika'da yapılan araştırmalarda, yemek zamanlarında yükselen kan şekeriyle birlikte tüketilen kahvenin şeker hastalığını olumsuz yönde etkilediği ortaya çıktı. İngiltere ise, yapılan bu araştırmanın yetersiz olduğunu ve Tip 2 şeker hastalığının kahveden olumsuz yönde etkilenmediğini açıkladı. Uzmanlar kahvenin içindeki kafeinin değil, minerallerin şeker hastalığına karşı koruyucu bir etkisi olduğunu savunuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Su kaybı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanların bir kısmı kahvenin vücutta sıvı kaybına neden olduğunu savunurken, bir kısmı da bu kaybın önemsiz derecede az olduğunu savunuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Migren&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahve uzun zamanlardan beri migreni tetikleyen uyarıcıların başında sayılıyor. Kahvenin bileşenlerinin beyinde bulunan kan hücrelerini tetikleyerek migrene neden olduğu, araştırmalarda görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Vitamin ve mineral kaybı&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kafein, vücudun demir ve diğer besinleri emmesini engelliyor. Ayrıca, kalsiyumun idrar ile vücuttan atılmasına neden oluyor. Bu da osteoporoz (kemik erimesi) riskini artırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Doğurganlık&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kafeinin doğurganlığı olumsuz yönde etkilediği biliniyor. Günde üç fincan veya daha fazla kahve içmek, kadının doğurganlık oranını azaltıyor. Çünkü aşırı miktarda kafein tüketimi yumurtlamayı olumsuz etkiliyor. Bu konuda çarpıcı bir başka sonuç ise, Brezilya'dan geliyor. Brezilya'da bulunan Sao Paulo Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmalarda, her gün düzenli olarak kahve içen erkeklerin içmeyenlere oranla daha güçlü spermleri olduğu kanıtlandı. Kafeinin spermin üzerinde uyarıcı etkisi olduğunu savunan uzmanlar, bunun merkezi sinir sisteminde de aynı etkiyi gösterdiğini iddia ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Hamilelik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafeinin anne karnındaki bebeğe zararlı olduğu biliniyor. Uzmanlar, hamile kadınların günlük kafein tüketme sınırlarının 300 mg olduğunu belirtiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;FAYDALARI&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Kanser&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yeşil ve siyah çay gibi, kahve de antioksidanlar içeriyor. Bu da kansere yol açan hücrelerin çoğalmasını engelliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Baş ağrıları&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Migreni olumsuz yönde etkileyen kahve, şaşırtıcı bir biçimde baş ağrısına iyi geliyor. Baş ağrısı ilaçlarında bulunan bazı maddeleri içeren kahve, ağrı kesicilerle kıyaslandığında, yüzde 40 oranında baş ağrısında daha etkili oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Beyin uyarımı&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kahve konsantrasyona yardımcı oluyor. Yapılan araştırmalarda, okul çağındaki çocukların az miktarda kahve ile süt içtiklerinde sabahki derslerinde daha başarılı oldukları görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Karaciğer sağlığı&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Düzenli kahve içenlerin siroz gibi karaciğer rahatsızlıklarından daha az şikayet ettiği görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Safra taşları&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kadın vücudu erkeğe kıyasla iki kat daha fazla safra taşı üretiyor. Günde dört bardak kahve içen kadınların içmeyenlere oranla yüzde 25 daha az safra taşından şikayet ettiği kanıtlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Cilt&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yapılan çalışmalarda bilinenin aksine; kahvenin selülite karşı faydalı olduğu görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-8006417547499767098?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/8006417547499767098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/06/iste-kahvenin-zararlar-ve-faydalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8006417547499767098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8006417547499767098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/06/iste-kahvenin-zararlar-ve-faydalar.html' title='İşte Kahvenin Zararları Ve Faydaları...'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TCpWTBlQO8I/AAAAAAAAAwg/ETweq7r1clY/s72-c/kahve.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-6299180174742301701</id><published>2010-06-19T09:35:00.000-07:00</published><updated>2010-07-19T12:20:59.464-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ASTROLOJİ'/><title type='text'>Kahve Falına Nasıl Bakılır ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TBzzB1KuoOI/AAAAAAAAAwA/1UQgvcc8RPM/s1600/kahve-fali.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 181px; FLOAT: right; HEIGHT: 143px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484525659007918306" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TBzzB1KuoOI/AAAAAAAAAwA/1UQgvcc8RPM/s320/kahve-fali.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Türkkahvesini yaparken her aşaması ayrı bir itina ister.Hazırlanması,pişirilmesi ve içilmesi ayrı bir özen ister..Bunun yanında birde fala bakılacaksa başlı başına bir niceliktir.&lt;br /&gt;Peki gelelim esas konumuza kahvefalı nedir ve nasıl bakılır.bunları öğrenmek istermisiniz..&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;1.Adım:Kahve tercihen şekerli olmalıdır.Kahvedeki Telve az veya fazla olursa şekiller meydana gelemezler bu yüzden orta kıvamı tutturmak gereklidir.Fİncanın çeşitli yerlerinden değil bir tarafından içilmelidir.Kapatılacağı sırada fincan tabağa ters olarak bir kerede kapatılmalıdır.Fincan yada tabak falında ilk önce renge bakılmalıdır. Şayet renk koyu ise dilediğiniz olamayacak demektir, fakat bunu fincanın içindeki şekiller değiştirebilirler. Eğer renk açık ise dilediğinize kolay kavuşacaksınız, ne açık ne de koyuysa muradınız eninde sonunda olacak demektir.Fal bakıldıktan sonra fincan açık bir biçimde bırakılmalıdır, eğer kapatılır ise fal bozulmuş sayılır.&lt;br /&gt;2.adım:Kahve Fincanına Nasıl Bakılır&lt;br /&gt;Fincan sapından başlayarak hayali bir kutup, ekvator çizgisi ile ikiye yarılıp dört parça şeklinde elde edilir. Saatin akrep, yelkovanın dönme yönüne göre fala bakmaya başlanmalıdır. Hayali kutup çizgisinin sağ tarafında kalan şekiller pozitif semboller olarak yorumlanır, hayali kutup çizgisi sol tarafında kalan şekiller negatif semboller olarak yorumlanırlar. Hayali ekvator çizgisi üstünde kalan şekiller için olaylar kısa bir zaman sonra gerçekleşecek yorumu yapılmalıdır. Hayali ekvator çizgisi altında kalan şekiller için olaylar daha uzun bir zaman sonra gerçekleşecek yorumu yapılmalıdır&lt;br /&gt;3.adım:Kahve Tabağına Nasıl Bakılır&lt;br /&gt;Kahve tabağının içindeki telveyi süzülür, tabak dik şekilde tutulur, gözümüzle dört parçaya bölmeliyiz. Şimdi de fincanda gördüğümüz şekilleri veya benzerlerini bu bölümler içinde aramaya sıra gelmiştir. Tabak falında da fincan falındaki gibi önce renge bakarak başlamalıyız. Tabağa konan telvenin şekline bakmalıyız, yalnız tabak falındaki yollar her zaman için aşağıdadır. Bu sebeple, çekim kurallarına göre uzanan bu yolların aynı fincan falındaki gibi yorumlanmamız gereklidir. Tabak falı fincan falındakileri bilgileri onaylamak içindir. Şayet fincan falındaki yorumları onaylamıyor ise niyet neticesindeki yorum çok uzun sürecek veya hiç olmayacak demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahve Fincanındaki Simgelerin Anlamları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan Simgeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan şekilleri kadın olursa lakırdıyı erkek olursa parayı sembolize eder. Ama tabi ki daha detaylı şekiller de sembolleri değiştirebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıya bakan insan kafası: Sizin için büyük olmayan tehlike&lt;br /&gt;Birbirine bakan iki yüz : Siz ve sevgiliniz.&lt;br /&gt;Çember içinde bir yüz : Sizi bir kişi seviyor.&lt;br /&gt;Çember içinde iki yüz : Yakın zamanda evlilik.&lt;br /&gt;Çizgi ile ayrılmış iki yüz : İhanet&lt;br /&gt;Genç Adam : Ayrılık&lt;br /&gt;Kalabalık İnsan : Size yadım etmek istiyorlar.&lt;br /&gt;Kız : Derinden sevgi&lt;br /&gt;Profilden yüz : Güçlü savunma&lt;br /&gt;Vücutsuz insan kafası : Yaşamınızı hayırlı etkileyen genç bir dost&lt;br /&gt;Yanında havan olan bir insan : Sizi öven bir kişi&lt;br /&gt;Yatan insan : Hastalık&lt;br /&gt;Yukarıya bakan insan kafası : Güçlü koruyucu, size yardım etmek istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvan Simgeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvanların çeşitlerine bağlı olarak birçok yorum vardır. Bu yorum iyi de köt de olabilir. Örneğin; bir yunus görmek çok iyidir. At görmek asalete işarettir. Balık görmek parasal olarak gelen kısmeti gösterir. Maymun, şüpeciliği yırtıcı hayvanlar hırsı sembolize ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağustos Böceği : Gönül ferahlığı&lt;br /&gt;Ahtapot : Karışık işler&lt;br /&gt;Akbaba : Para kaybı&lt;br /&gt;Akrep : Sizi kandırmaya çalışıyorlar&lt;br /&gt;Arı : Üzüntü ve kederden kurtuluş&lt;br /&gt;Aslan : Sorunlarınız bitecek&lt;br /&gt;At : Asalet&lt;br /&gt;Ayı : Zor hayat Uzaklaştırılabilir tehlike&lt;br /&gt;Balık : Parasal kısmet&lt;br /&gt;Balina : İş ve aşkta başarı&lt;br /&gt;Baykuş : Çevrenizde kötü ruhlu insanlar var.&lt;br /&gt;Boğa : Sağlık, kazanç, iyi ücret&lt;br /&gt;Buzağı : Erkek çocuk&lt;br /&gt;Ceylan : Evlilik, İyi haber,&lt;br /&gt;Civciv : Mutluluk&lt;br /&gt;Çakal : Çevrenizde yalancılar var.&lt;br /&gt;Çekirge : Üzüntü ve sıkıntı&lt;br /&gt;Deve : Zenginlik&lt;br /&gt;Eşek : Sıkı bir çalışmaya gireceksiniz.&lt;br /&gt;Fare : Kazancınız artacak&lt;br /&gt;Fil : Güç ve para&lt;br /&gt;Fok Balığı : Mirasa konacaksınız&lt;br /&gt;Gergedan : İşte başarı ve itibarın artması&lt;br /&gt;Geyik : Dürüstlük ve zeka&lt;br /&gt;Goril : Dolandırıcı bir arkadaş&lt;br /&gt;Güvercin : Günahsız ve dürüst bir kalp&lt;br /&gt;Hamsi : Denize yakın ev almak&lt;br /&gt;Hindi : Bol şans&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başı aşağı gövdesi yukarı horoz : İyiye doğru ani değişiklik&lt;br /&gt;Fincanın aşağısında horoz : Birisi size zarar vermeye çalışıyor.&lt;br /&gt;Fincanın yukarısında horoz : Çok güzel harika bir haber&lt;br /&gt;Tepede horoz : Saadet evlilik&lt;br /&gt;İnek : Saadet&lt;br /&gt;Kalamar : Güç duruma düşüren teklif&lt;br /&gt;Kaplan : Tartışma&lt;br /&gt;Kaplumbağa : Yeni birisiyle tanışma&lt;br /&gt;Karga : Dönek bir arkadaş&lt;br /&gt;Karınca : Merak, gerginlik&lt;br /&gt;Karides : Bir davete katılma&lt;br /&gt;Kartal : Zor bir savaş sonuncunda zafer&lt;br /&gt;Kaz : Neşe, huzur, bolluk&lt;br /&gt;Keçi : Hain dostlar&lt;br /&gt;Kedi : Yoksulluk ve kirlilik&lt;br /&gt;Kelebek : Çevrenizde kötü niyetli insanlar var.&lt;br /&gt;Kertenkele : Beklenmedik sürprizler&lt;br /&gt;Kırlangıç : Maddi kazanç&lt;br /&gt;Kısrak : Başarı ve mutluluk&lt;br /&gt;Kirpi : Tatil ihtiyacı&lt;br /&gt;Koç : İtibarlı biri ile tanışacaksınız.&lt;br /&gt;Koyun : Adaklarınızı yerine getirmelisiniz.&lt;br /&gt;Köpek : Sadık dost&lt;br /&gt;Kuğu : Beklenmedik para&lt;br /&gt;Kurbağa : Mutluluk, başarı ve büyük aşk, tatlı haber berlirtisi,&lt;br /&gt;Kurt : Dost gibi görünen dost&lt;br /&gt;Kuş : Haber almak&lt;br /&gt;Kuzgun : Hane içinde mutsuzluk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkisel Simgeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağaç : Şan, şöhret&lt;br /&gt;Armut : Önünüze maddi imkanlar açılıyor.&lt;br /&gt;Ayva : Hastalık&lt;br /&gt;Badem : Yeni atılımlar yapacaksınız.&lt;br /&gt;Böğürtlen : İşte başarı, aşkta yenilgi&lt;br /&gt;Buğday : Elinize para geçecek&lt;br /&gt;Çam ağacı : Hain bir dostunuz var.&lt;br /&gt;Çiçek : Aşk&lt;br /&gt;Dut : Bol kazanç&lt;br /&gt;Elma : İyi haber&lt;br /&gt;Erik : İhanet&lt;br /&gt;Fındık : Çok dedikodu yapıyorsunuz.&lt;br /&gt;Fıstık : Boş işlerle uğraşıyorsunuz.&lt;br /&gt;Gül : Romantizm&lt;br /&gt;Havuç : Arkadaş desteği&lt;br /&gt;Hıyar : Şansın açılması&lt;br /&gt;Hurma ağacı : Tatile çıkın&lt;br /&gt;Ispanak : Niyetin gerçekleşmesi&lt;br /&gt;İncir : Sevdiğiniz kişiden olumsuz cevap alacaksınız&lt;br /&gt;Kabak : Yolculuk&lt;br /&gt;Karanfil : Büyük Aşk&lt;br /&gt;Karpuz : Aşk yaşantınızda sıkıntı&lt;br /&gt;Kereste : Yaşamda yanlış bir adım&lt;br /&gt;Kestane : Endişe&lt;br /&gt;Kiraz : Mutlu haber&lt;br /&gt;Lale : Arkadaşınıza aşık olacaksınız&lt;br /&gt;Limon : Fikirlerini beğenmeyeceğiniz zengin biri ile tanışacaksınız.&lt;br /&gt;Mantar : İş ve sosyal yaşamda başarı&lt;br /&gt;Marul : Aksilik&lt;br /&gt;Menekşe : Zenginle evlenmek&lt;br /&gt;Meşe : Düşman üzerinde zafer&lt;br /&gt;Mısır : Elinize para geçecek&lt;br /&gt;Nar : Mala, mülke kavuşma&lt;br /&gt;Palmiye : Deniz yolculuğu&lt;br /&gt;Papatya : Aşk&lt;br /&gt;Soğan : Üzücü haber&lt;br /&gt;Söğüt : Üzüntü gözyaşı&lt;br /&gt;Üzüm : Toplu gelir, mal sahibi olma&lt;br /&gt;Yaprak : Eski bir arkadaştan haber alma&lt;br /&gt;Yonca : Sevgi, uğur&lt;br /&gt;Zeytin : İyi niyetli biri ile tanışmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organ Simgeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağız : Ciddiyet, iş severlik&lt;br /&gt;Fincanın ortasında ağız : Tatlı haber&lt;br /&gt;Fincanın yukarısında ağız : İyi arkadaş&lt;br /&gt;Ayak : Zor durumda olan birisine yardım edeceksiniz.&lt;br /&gt;Burun : Çevrenizdeki iyi birinden yardım gelecek&lt;br /&gt;Diş : Kötü haber, rahatsızlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte bu kadar hadi bakalım iyi fallar........&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-6299180174742301701?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/6299180174742301701/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/06/guzel-bir-kahve-fal-nasl-baklr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6299180174742301701'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6299180174742301701'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/06/guzel-bir-kahve-fal-nasl-baklr.html' title='Kahve Falına Nasıl Bakılır ?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TBzzB1KuoOI/AAAAAAAAAwA/1UQgvcc8RPM/s72-c/kahve-fali.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-7478340343344463638</id><published>2010-06-06T09:57:00.002-07:00</published><updated>2010-06-06T10:01:35.700-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Domates Yiyerek Nasıl Zayıflarız?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TAvUDpPGhsI/AAAAAAAAAvw/8LEMXEdIg2Y/s1600/domates.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 132px; height: 89px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TAvUDpPGhsI/AAAAAAAAAvw/8LEMXEdIg2Y/s320/domates.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479706530700232386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yapılan yeni bir araştırmaya göre, domatesle zenginleştirilen diyet, kilo vermeye yardımcı olabilir.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim adamlarına göre, domateste bulunan likopen, iştah hormonlarını azaltarak, insanlara tokluk hissi veriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;University of Reading´in araştırmacıları, domatesle zenginleştirilmiş ekmeği, 18-35 yaş arasındaki 17 kişi üzerinde test etti. Normal ve havuçlu ekmeğe kıyasla, domatesli ekmeğin daha doyurucu bir hissi verdiği ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Projenin lideri ve besinsel metabolizma uzmanı Doktor Julie Lovegrove´a göre : "Bu sadece küçük bir araştırmaydı ve domatesin içindeki asıl katkı maddesinin ne olduğunu daha tam olarak söyleyemiyoruz. Ama sonuçlar istatistiki olarak önemli bulundu." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Telegraph´a göre, domatese kırmızı rengini veren madde likopen; kalp hastalıkları, diyabet, bunaklık ve bazı kanser çeşitlerine yakalanma riskini azaltan Akdeniz diyetlerindeki anahtar kelime.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-7478340343344463638?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/7478340343344463638/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/06/domates-yiyerek-nasl-zayflarz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/7478340343344463638'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/7478340343344463638'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/06/domates-yiyerek-nasl-zayflarz.html' title='Domates Yiyerek Nasıl Zayıflarız?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/TAvUDpPGhsI/AAAAAAAAAvw/8LEMXEdIg2Y/s72-c/domates.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-3309330853523994207</id><published>2010-05-30T02:58:00.000-07:00</published><updated>2010-05-30T03:37:22.777-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÜNCEL HABERLER'/><title type='text'>2010 Eurovision Final Şarkısı(video)</title><content type='html'>Norveç’de düzenlenen 2010 Eurovision şarkı yarışmasında Almanya’yı temsil eden Lena adlı genç şarkıcı Satellite şarkısıyla  kazandı.şarkıyı dinlemek isterseniz tıklayın&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="background-color:#090909;width:440px;"&gt;&lt;embed src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFZNQ15AURI=" type="application/x-shockwave-flash"wmode="window" bgcolor="#090909" width="440" height="360" allowScriptAccess="always" allowfullscreen="true" &gt;&lt;/embed&gt;&lt;div style="background-color:#090909;padding:5px;color:#CCCCCC; font: 11px Verdana;"&gt;&lt;a href="http://www.vidivodo.com/" style="color:#FFFFFF;" target="_blank"&gt;Vidivodo.com&lt;/a&gt; : &lt;a href="http://www.vidivodo.com/391168/almanya-eurovision-2010-final" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="almanya eurovision 2010 final"&gt;almanya eurovision 2010 final&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Etiket: &lt;a href="http://www.vidivodo.com/video-etiketler/eurovision" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="eurovision"&gt;eurovision&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.vidivodo.com/video-etiketler/2010" style="color:#FFFFFF;" target="_blank" title="2010"&gt;2010&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-3309330853523994207?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/3309330853523994207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/05/2010-eurovision-final-sarks.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/3309330853523994207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/3309330853523994207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/05/2010-eurovision-final-sarks.html' title='2010 Eurovision Final Şarkısı(video)'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-1304708733370976279</id><published>2010-01-26T08:50:00.001-08:00</published><updated>2010-05-30T01:57:53.318-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YAŞAM'/><title type='text'>Aldatmanın işaretleri Nelerdir!</title><content type='html'>'Acaba sevgilim beni aldatıyor mu' diye paranoya olduysanız bu işaretlere dikkat edin...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Aldatılırsanız affeder misiniz? &lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık sizinle fazla ilgilenmiyorsa...&lt;br /&gt;Bir zamanlar, her yaptığınız ve her söylediğinizle ilgilenirdi. Ancak birden bütün bunlar önemsiz olmaya başladı. Sadece hatalarınızı kabullenmiş ve sizi olduğunuz gibi kabul etmiş olabilir, ancak yepyeni biriyle tanışmış da olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farklı kokuyorsa...&lt;br /&gt;Sevgiliniz birden yeni bir koku kullanmaya başladıysa korkmayın. Ancak giysilerinde ve vücudunda bir erkek kokusu varsa, şüphelenmeye başlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalanlarını yakalıyorsanız...&lt;br /&gt;Eğer açık bir yalanını yakaladıysanız, şüphelenmeye başlayın. Ancak unutmayın, bir kez yalan söylemesi onun her zaman yalan söyleyeceği anlamına gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size yaklaşmaktan çekiniyorsa...&lt;br /&gt;Birdenbire sevgili yerine arkadaş gibi davranmaya başlaması, başka biriyle ilgilenmeye başladığının sinyali olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yepyeni bir görünüme büründüyse...&lt;br /&gt;Birden farklı giysiler giymeye ve sürekli kuaföre gitmeye başladıysa, şüphelenmeye başlayabilirsiniz. Bütün bunları yeni bir işe başladığı için yapıyorsa, fazla korkmanıza gerek yok. Ancak yeni bir işe başlamadıysa ya da bu değişiklikleri sizin için yapmıyorsa, tehlike sinyalleri çalıyor demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlığına birdenbire daha fazla önem vermeye başladıysa...&lt;br /&gt;Sürekli spor salonuna gidiyor, daha sağlıklı yiyecekler yiyor ve kısa zamanda kilo vermeyi amaçlıyorsa, daha dikkatli olun. Bunları sadece sizin için yapıyor olabilir. Ancak spor salonundan dönüp duş aldıktan sonra nereye gittiğini size söylemiyorsa, şüphelenmeniz için iyi bir nedeniniz var demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş saatleri uzamaya başladıysa...&lt;br /&gt;Terfi etmediyse ya da çok önemli bir proje üzerinde çalışmıyorsa, iş saatlerini uzatmasının arkasında bambaşka bir nedeni var demektir. Ya sizinle bir sorunu var ya da başka biriyle ilgileniyor olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli yeni iş arkadaşından bahsediyorsa...&lt;br /&gt;Konuştuğu her şey yeni iş arkadaşıyla ilgiliyse, ancak bu adamı siz bir türlü etrafta göremiyorsanız, size onunla ilgili bazı şeyleri anlatmıyor olabilir. Tehlike sinyalleri çalıyor, dikkat...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi ailesinden uzaklaştırıyorsa...&lt;br /&gt;Bir zamanlar sizle tanıştırmak için can attığı ailesini sizden uzak tutmaya başladıysa, bazı hatalarını onların arkasına saklıyor olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birden saldırgan ve paranoyak olduysa...&lt;br /&gt;Durup dururken her söylediğinizi yanlış anlıyorsa... Ona sorduğunuz en ufak soru bile kavgaya dönüşüyorsa... Bazı telefonları cevaplamaktan kaçınıyor, size garip sorular soruyorsa... Artık onunla oturup her şeyi açıkça konuşmanız, ikiniz için de en iyisi olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-1304708733370976279?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/1304708733370976279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/aldatmann-isaretleri-burada.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1304708733370976279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1304708733370976279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/aldatmann-isaretleri-burada.html' title='Aldatmanın işaretleri Nelerdir!'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-2950131009063198494</id><published>2010-01-26T08:30:00.001-08:00</published><updated>2010-01-26T08:43:04.762-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Detoks mucizesi</title><content type='html'>Sabahları yorgun uyanıyorsunuz, midenizde sürekli şişlik hissediyorsunuz ve renginizin sarılığından şikayetçisiniz...&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Şikayetlerinizin sorumlusu;vücutta biriken toksinler. &lt;br /&gt;Çözümü ise ; bilinçli beslenme ve detoks kürleri, diyetleri uygulamak. &lt;br /&gt;Deneyin, farka inanamayacaksınız. Kapalı, havasız sözde akıllı binalarda çalışıyoruz, dışarda da hava kirliliği var. Neredeyse oksijen yerine bol bol azot soluyoruz. Bu olumsuz faktörler bir araya gelince hem vücudumuz hem de cildimiz istemeden kirleniyor. Doğallıktan gitgide uzaklaşıyor, beslenme ve yaşam alışkanlıklarımızı hızlandırıyor ve bunların sonucunda da sindirim problemleri yaşıyoruz. Sabahları yorgun uyanıyor, gün içinde yorgunluk dalgalanmaları yaşıyoruz. Saçlarımız kuruyor, kırıkları artıyor ve dökülüyor. Cilt rengimiz ise giderek matlaşıyor. Eyvah, vücudumuz sinyal veriyor, iyi bir detoks programı istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal Tıp Derneği Başkanı Doktor Ender Saraç, vücudumuzun detoksu kendi yöntemleriyle yaptığını ancak şehir yaşamının bizi vücudumuzun attığından çok daha fazla toksinle karşı karşıya bıraktığını söylüyor. İşte bu nedenle kendi kendimize de önlemler almamız şart. Saraç, düzenli olarak hafif egzersizler yapmanın detoks için çok önemli olduğunu söylüyor. Bol bol ılık su içmek de detoksun en önemli koşulu. Çünkü ılık su vücudu adeta yıkıyor ve metabolizmayı hızlandırıyor. Tabii detoks programı boyunca mümkün olduğu kadar hormonsuz, taze meyve ve sebzeler yemek şart. Beyaz un, beyaz şeker, şarküteri gıdalar ve kızartmalardan ise uzak durmalısınız. Antioksidan besinler özellikle 20-50 yaş arası dönemde hücre hasarı, hücre ölümleri ve hücre yaşlanmalarına karşı sizi korur. Önemli antioksidanlar arasında vitamin A, vitamin E, vitamin C, B karoten ve selenyum sayılabilir. Antioksidan vitaminlerin yanı sıra kakao kabuğu, yulaf, zeytin, sarımsak, meyan kökü, greyfurt, kivi, Hindistan cevizi, keçi boynuzu gibi besinler de güçlü antioksidanlardır. Zeytinyağı ise içeriğindeki E vitaminiyle hücre yenilenmesinde ve kanseri engellemekte çok önemli bir role sahip. Kırmızı lahana, kara lahana, üzüm, havuç ve kayısı da önemli antioksidanlardan. Detoks diyetini desteklemek için toksinlerin atılmasına yardımcı olan bitki çaylarını da içebilirsiniz. Hijyenik olarak hazırlanmış doğal çaylar metabolizmayı hızlandırıyor, idrar ve bağırsak boşaltımını kolaylaştırıp antioksidan etkiye yardımcı oluyor. Bu ihtiyaçtan yola çıkan firmalar da bu süreci kolaylaştıran ürünler yaratıyorlar. Unutmayın, hem vücudumuzu hem de zihnimizi hızla artan bu kirlilikten şiddetle korumamız gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Detoks Önerileri &lt;br /&gt;Bol sebze ve meyve yiyin. l Haftada 1 veya 2 defa taze sıkılmış meyve suyu için. En ideali havuç, portakal, greyfurt ve kivi karışımıdır. l Haftada, 1-2 defa yumurta yiyin. l Haftada toplam 50 gr kadar badem, ceviz, fındık karışımı tüketin. l Yeşil biber, maydanoz, roka, limon, kuşburnu gibi besinleri tüketin. l Tam buğday ekmeğini tercih edin. l Bütün yemeklerinizde sarımsak ve soğanı bol miktarda kullanın. l Brokoli, enginar, kereviz ve bamya yemeye özen gösterin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜÇ GÜNLÜK DETOKS DİYETİ&lt;br /&gt;Ender Saraç'ın üç günlük detoks diyetini uygulayarak metabolizmanızı canlandırabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 . GÜN &lt;br /&gt;KAHVALTI: 1 elma ARA ÖĞÜN: Böğürtlen, muz, süt &lt;br /&gt;ÖĞLE YEMEĞİ: Bir kase somon balıklı salata &lt;br /&gt;AKŞAM YEMEĞİ: Biber ve sığır filetolu pilav &lt;br /&gt;YATMADAN ÖNCE: Yulaf ezmeli ve elmalı yoğurt &lt;br /&gt;ANA ÖĞÜNLERDEN SONRA: 1 bardak bitki çayı &lt;br /&gt;GÜNLÜK BESIN DEĞERİ: 1075 kalori, 21 gr yağ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 . GÜN &lt;br /&gt;KAHVALTI: Elma ve böğürtlenli müsli ARA ÖĞÜN: 1 elma &lt;br /&gt;ÖĞLE YEMEĞİ: Brokolili salata ÖĞLE YEMEĞİ: 1 elma&lt;br /&gt;AKŞAM YEMEĞİ: Mercimek yemeği&lt;br /&gt;YATMADAN ÖNCE: Yulaf ezmeli ve elmalı yoğurt &lt;br /&gt;ANA ÖĞÜNLERDEN SONRA: 1 bardak bitki çayı &lt;br /&gt;GÜNLÜK BESİN DEĞERİ: 1085 kalori, 26 gr yağ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 . GÜN&lt;br /&gt;KAHVALTI: Elmalı ve portakallı müsli ARA ÖĞÜN: 1 elma&lt;br /&gt;ÖĞLE YEMEĞİ: Papaya salatası &lt;br /&gt;ARA ÖĞÜN: 1 elma&lt;br /&gt;AKŞAM YEMEĞİ: Brokolili makarna &lt;br /&gt;YATMADAN ÖNCE: Yulaf ezmeli ve elmalı yoğurt &lt;br /&gt;ANA ÖĞÜNLERDEN SONRA: 1 bardak bitki çayı &lt;br /&gt;GÜNLÜK BESIN DEĞERI: 1025 kalori, 15 gr yağ&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-2950131009063198494?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/2950131009063198494/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/detoks-mucizesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2950131009063198494'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2950131009063198494'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/detoks-mucizesi.html' title='Detoks mucizesi'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-4138187864503604774</id><published>2010-01-26T08:28:00.000-08:00</published><updated>2010-01-26T08:42:21.582-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EGZERSİZ VE DİYET'/><title type='text'>BU DİYET HAFTADA 3 KİLO ZAYIFLATIYOR</title><content type='html'>HAFTADA en az 3 kilo vermek istiyorsanız, size vereceğimiz mucize diyeti mutlaka uygulayın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAFTADA en az 3 kilo vermek istiyorsanız, size vereceğimiz mucize diyeti mutlaka uygulayın.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 haftada 3 kilo vermek mümkün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 gün boyunca aşağıdaki diyet programını uygulayarak, 3 kilo zayıflayabilirsiniz. Her öğün için farklı alternatifler bulunuyor.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada, size öğün öğün ne yemeniz gerektiğini değil, her öğün için değişik alternatifler sunuyoruz. Bunların içinde beğendiklerinizi ve canınızın çektiğini yiyebilirsiniz. Kahvaltınız 300-350, öğle ve akşam yemekleriniz 350-400, ara öğünleriniz ise 65 kaloriden oluşuyor. Bu diyet programına uyarsanız, yedi günde 3 kilo verebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah &lt;br /&gt;* 1 dilim kepek ekmeğine sürülmüş yağsız labne peyniri, yanında 1 adet domates ya da greyfurt ve 1 bardak taze sıkılmış meyve suyu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 2 dilim kepek ekmeği ile hazırlanmış peynirli tost, 1 adet yumurtayla yapılmış omlet, 1 adet küçük domates, 1 adet salatalık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 1 adet elma, 30 gram müsli, 1 çay kaşığı bal ve 100 gram yağsız sütle hazırlanmış elmalı müsli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 1 dilim reçelli ya da ballı etimek, 40 gram yağsız salam ya da tavuk göğsü, yarım adet salatalık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Çalışan kadınlar için: 1 adet muz, 1 adet yeşil elma, 1 adet kividen oluşan meyve tabağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğle&lt;br /&gt;* 1 porsiyon yağsız tavada hazırlanmış sebze ızgara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 2 dilim vejetaryen pizza&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 1 kase çorba, 1 dilim kepek ekmeği, 20 gram yağsız peynir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 1 adet fırında patates, yanında haşlanmış sebze&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Çalışan kadınlar için: Özellikle maydanos ve roka gibi yapraklı salata, peynirli, domatesli sandviç, yanında 1 bardak domates suyu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam&lt;br /&gt;* 1 adet kepek ekmeğiyle hazırlanmış domatesli, biberli ve beyaz peynirli tost&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Patates, kabak ve bamyayla hazırlanmış bir tabak yağsız türlü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 1 tabak spagetti bolonez, 2 adet etli domates dolması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 250 gram haşlanmış patates 'Üzerine maydanoz, karabiber ve tuz serpebilirsiniz.)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-4138187864503604774?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/4138187864503604774/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/bu-diyet-haftada-3-kilo-zayiflatiyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4138187864503604774'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4138187864503604774'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/bu-diyet-haftada-3-kilo-zayiflatiyor.html' title='BU DİYET HAFTADA 3 KİLO ZAYIFLATIYOR'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-3383873860549276466</id><published>2010-01-17T05:35:00.000-08:00</published><updated>2010-01-17T05:43:11.270-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Horlamadan kurtulmanın 5 yolu Nelerdir</title><content type='html'>Sizi ve etrafınzıdakileri rahatsız eden horlamadan kurtulun.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Horlama burun tıkanıklığı, şişmanlık, uyku apnesi gibi çeşitli nedenlerden dolayı meydana geliyor. Hangi nedenle olursa olsun horlama uykunuzu bölebilir ya da eşinizin uykusunun kaçmasına neden olabilir.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S1MTpz9BlgI/AAAAAAAAAuQ/pGdRXW0BkpI/s1600-h/7924.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 124px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S1MTpz9BlgI/AAAAAAAAAuQ/pGdRXW0BkpI/s200/7924.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427703584953308674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Peki sıkıntı veren bu durumu önlemek için neler yapabilirsiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Horluyorsanız öncelikle buna neyin yol açtığını tespit etmeniz gerekiyor. Nedenini anladığınızda, horlamayı önlemenin yolunu bulmada daha başarılı olacağınız belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Horlamanın nedenleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Horlama, burun geçişiniz dar olduğunda ya da tıkandığında meydana gelebilir. Bunun da çeşitli nedenleri var: soğuk algınlığı, alerji, aşırı kilo, uyku apnesi, alkol, burun tıkanıklığı, kas gevşetici ilaçlar, uyku ilaçları, büyük bademcik ya da burun deviyasyonu gibi fiziksel durumunuz, astım, sırt üstü uyuma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Nedenini bulmak için doktora gidin. Çünkü, uyku apnesi ya da astım gibi tedavi gerektiren bir nedenden dolayı horluyor olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka bir deyişle, doktorlar horlama nedeninizi bularak buna uygun çözümler önerebilirler. Örneğin, burun deviyasyonunuz varsa, doktorunuz düzeltmek için ameliyat olmanız gerektiğini söyleyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Horlamanız kilo sorunundan kaynaklanıyorsa, doktorunuz bunu başarmanız için faydalı öğütler verecektir. Eğer horlamanız uzun süreliyse ya da şiddetliyse, uykunuzu bölüp sağlığınızı etkileyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlığınıza katkıda bulunmak için, doktora gitmeniz pozitif bir adım olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Tıkanıklıktan kurtulma: Horlamanız burun tıkanıklığından ileri geliyorsa, burun yolunuzu mümkün olduğunca açık tutmak size yardımcı olacaktır. Bunu değişik şekillerde yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Burun tıkanıklığını giderici ilaç kullanın: Eczanede burun tıkanıklığını açan bitkisel ya da homeopatik ilaçlar bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Mentolü akciğerlere soluma aygıtı kullanın: Mentolün birkaç saat işe yaradığı belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bitkisel yağlar: yastığınızın üzerine birkaç damla nane, biberiye gibi bitkisel yağları döküp horlamadan uyuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Alerjinizi kontrol altına alın. Alerjiler, horlamanın bir başka nedenidir. Alerjinizi kontol altına alırsanız, horlama ihtimalinizi azaltabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alerjinizi kontrol altına almak için de reçetesiz ilaçlar içebilir, doktorunuzun verdiği ilacı ya da doğal çareler kullanabilirsiniz. C vitamini, yeşil çay, üzüm çekirdeği özü, ısırgan otu da alerjinin doğal yoldan çaresi olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Kilonuzu kontrol edin: Aşırı kilolu olmak, horlamanın nedenlerinden biridir. Eğer kilonuzu düşük tutarsanız ya da kilo verirseniz, horlamanız da duracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin için iyi olan herhangi bir yöntemle kilo vermeyi tercih edin. Yavaş ve aşamalı kilo vermenin daha uzun süre kalıcı olduğunu unutmayın.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-3383873860549276466?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/3383873860549276466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/horlamadan-kurtulmann-5-yolu-nelerdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/3383873860549276466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/3383873860549276466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/horlamadan-kurtulmann-5-yolu-nelerdir.html' title='Horlamadan kurtulmanın 5 yolu Nelerdir'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S1MTpz9BlgI/AAAAAAAAAuQ/pGdRXW0BkpI/s72-c/7924.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-148997899842804501</id><published>2010-01-17T05:31:00.000-08:00</published><updated>2010-01-17T05:34:22.275-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EGZERSİZ VE DİYET'/><title type='text'>Geniş Kalçaları Eritme Formülü</title><content type='html'>Kalçalarınızın genişliğinden şikayet mi ediyorsunuz? Uygulayacağınız 6 haftalık diyetle kalça ve basen bölgelerinizdeki fazla yağlardan kurtulabilirsiniz. Amerikalı ünlülerin denediği bu diyetle sadece vitrinden izlemekle yetindiğiniz dar pantolonları üzerinizde rahatlıkla taşıyabilirsiniz. Tabii rakiplerinizi kıskandırıp, partnerinizi büyülemek de cabası.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S1MRkMhezxI/AAAAAAAAAuI/m7Y28lh3Ojg/s1600-h/kalca1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S1MRkMhezxI/AAAAAAAAAuI/m7Y28lh3Ojg/s200/kalca1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427701289446199058" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hareketsizlik ve yanlış beslenme sonucu vücudun alt tarafında toplanan yağlardan kurtulmak için çok özel bir diyete ihtiyaç var. Uygulayacağınız diyet her yerde kolayca bulup tüketeceğiniz gıdalardan oluşuyor. En önemlisi de oldukça ekonomik oluşu. Diyetin birinci dereceden etkilediği bölüm kalça ve basen ardından da bacaklar geliyor. Özellikle binici pantolonu olarak adlandırılan kalça ve diz kapağı bölgesinde fazla kilo problemi olan kişiler tam 6 hafta içinde etkili çözüme kavuşabiliyorlar. Diyet kayısı ve badem müslini olarak tanımlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslinin hazırlanışı&lt;br /&gt;Hazırlayacağınız müslinin tadı oldukça leziz. İçeriğinde badem ve kurutulmuş meyveler ve tahıllar kadar pek çok vücudunuza faydalı gıdalar bulunuyor. Ancak hepsi bir araya getirildiğinde kalça bölgenizdeki yağları hızla eritip, sizi forma sokuyor. Hazırlanışına gelince:&lt;br /&gt;2 fincan yulaf tanesi, 2 fincan kırılmış fındık, 1 fincan buğday, 1 fincan çekirdeksiz kuru üzüm, 1 fincan ayçiçek tohumu, 1 fincan badem, 1 fincan ince kıyılmış kuru kayısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeleri karıştırıp, blenderdan geçirin. Hazırladığınız karışımı tam 12 porsiyon olacak şekilde eşit parçalara ayırın. Her porsiyonda karışımı bir bardak diyet soğuk süt ilave ederek tüketeceksiniz. Tabii üzerine yarım dilim muz da ekleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük program&lt;br /&gt;Kahvaltı: Bir porsiyon hazırladığınız müsli, bir fincan süt ve dilimlenmiş yarım dilim muz&lt;br /&gt;Saat 11.00: Bir elma&lt;br /&gt;Öğle: Bir porsiyon müsli ve yarım muz&lt;br /&gt;Öğleden sonra: Bir avuç kuru üzüm&lt;br /&gt;Ana öğün: Meyveyle birlikte temel gıdalar&lt;br /&gt;Yatmadan önce: Bir portakal&lt;br /&gt;Meyveler: Elma, kayısı, iki kurutulmuş erik, bir mango&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana öğünler&lt;br /&gt;Pazartesi: Bir parça tavuk kanat ya da göğüs ızgara, yeşil salata ve bir meyve&lt;br /&gt;Salı: İki yumurtalı omlet, domates ve rendelenmiş havuçla tüketilecek.&lt;br /&gt;Çarşamba: Bir çay fincanı büyüklüğünde yer tutan spagetti. Bir meyve.&lt;br /&gt;Perşembe: İnce dilimlenmiş bir tavuk göğsü. Haşlanmış havuçla servis yapılacak. Dilerseniz yanına haşlanmış brokoli de alabilirsiniz. Bir meyve.&lt;br /&gt;Cuma: Ton balıklı yeşil salata. Bir adet katı pişmiş yumurta. Bir meyve.&lt;br /&gt;Cumartesi: Bir parça hindi göğsü, mısırla karışık yeşil salata. Bir meyve.&lt;br /&gt;Pazar: 3 dilim rosto edilmiş biftek, havuçlu brokoli salatası ve iki adet haşlanmış patates. Bir meyve.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-148997899842804501?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/148997899842804501/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/genis-kalcalar-eritme-formulu.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/148997899842804501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/148997899842804501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/genis-kalcalar-eritme-formulu.html' title='Geniş Kalçaları Eritme Formülü'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S1MRkMhezxI/AAAAAAAAAuI/m7Y28lh3Ojg/s72-c/kalca1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-4952473904776211956</id><published>2010-01-17T05:28:00.000-08:00</published><updated>2010-01-17T05:31:19.796-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YEME-İÇME'/><title type='text'>2010'un En Sağlıklı Besinleri</title><content type='html'>CNN'in haberine göre, uzmanlar, bu yıl zinde kalmak ve daha enerjik olmak için doğru beslenme alışkanlıklarına destek olarak "çok yararlı, düşük kalorili ve her markette kolayca bulunabilecek" bazı besinler tavsiye ediyor.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S1MQy3lAUkI/AAAAAAAAAuA/BgC273uz1xY/s1600-h/kepek.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S1MQy3lAUkI/AAAAAAAAAuA/BgC273uz1xY/s200/kepek.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5427700442010243650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzmanların listesindeki "sağlıklı yaşam" için ilk gerekli besin tahıllar... Özellikle zayıflama diyetlerinin önemli parçalarından olan yulaf, arpa ve çavdar, hem kolesterol seviyesini azaltıyor, hem de daha sağlıklı bir vücuda kapı aralıyor. Diyabetler için de yararlı olan çavdarın bisküvisi ile buğdayla karışık ekmeği öneriliyor. Ancak düzenli olarak sadece çavdardan oluşan ekmek yenilmemesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Listenin diğer önemli yiyeceği soya fasulyesi... Kalbe iyi gelen ve kanser riskini azaltan soya, aynı zamanda çocukluk obezitesini önlemede etkin olduğundan çocukların beslenmesi için de ısrarla öneriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlığı güçlendirici bir diğer besin olan somon balığı ve diğer yağlı balıklar ise haftada iki kez alışveriş sepetine girmeli. D vitamini kaynağı olan ve kalp problemlerini azaltan somon, beyin için de yararlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Listedeki bir diğer öneri kırmızı şarap... Uzmanların alkollü içki önermede temkinli olduğu, ancak "ölçülü" içilmesi durumunda şarabın kalbe giden kan damarlarına iyi geldiği ve kötü kolesterolü azalttığı belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl sağlıklı kalmak için tüm bunların yanında yeşil çay da içmek gerekiyor. Sakinleştirici etkisi yanında, göğüs kanseri dahil bazı kanser risklerini azalttığı düşünülen yeşil çayın etkinliği için günde 3 ile 6 bardak arasında içilmesi tavsiye ediliyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-4952473904776211956?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/4952473904776211956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/2010un-en-saglkl-besinleri.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4952473904776211956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4952473904776211956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/2010un-en-saglkl-besinleri.html' title='2010&apos;un En Sağlıklı Besinleri'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/S1MQy3lAUkI/AAAAAAAAAuA/BgC273uz1xY/s72-c/kepek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-37213695240215753</id><published>2010-01-01T08:32:00.000-08:00</published><updated>2010-01-01T08:34:54.938-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Meral Şaşoğlu'ndan saç dökülmesine çözüm</title><content type='html'>Bu formül dökülmeyi durdurma, yeni saç gelişimini ve uzamasını sağlamayı hedefliyor TÜBİTAK destekledi, AR-GE çalışmaları 1 milyon TL'ye mal oldu, Prof. Dr. Meral Şaşoğlu, erkek tipi saç dökülmesine nanoteknolojik ürünle meydan okudu ! Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Şaşoğlu, saç dökülmelerinin yüzde 95'ini oluşturan 'Erkek tipi saç dökülmelerine' karşı güçlü bitkisel maddelerle formüle ettiği nanoteknolojik ürünlerle savaşacak.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4j_z_h2-I/AAAAAAAAAlA/PI--J0WAa_o/s1600-h/kel.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 140px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4j_z_h2-I/AAAAAAAAAlA/PI--J0WAa_o/s320/kel.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421810580596055010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Novatemed Innoceuticals Medikal Direktörü Prof. Dr. Meral Şaşoğlu, nanoteknoloji sayesinde genetik ve hormonal sebeplerle ortaya çıkan ve en yaygın görülen saç dökülmesini durdurma, 6 aylık düzenli kullanımda ise yeni saç gelişimini, uzamasını sağlamayı hedeflediklerini söyledi.&lt;br /&gt;Prof. Dr. Şaşoğlu, dünyada nanoteknolojik olarak ikinci kez patent alan bu ürünün hem Türkiye'de hem de Fransa'da bulunan bağımsız BioAlternatives laboratuvarları tarafından da klinik araştırmaya tabi tuttuklarını belirterek sonuçları şöyle paylaştı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Nanoteknolojinin saç diplerine etkisi sayesinde saç dökülmelerini yüzde 100 durdurmayı, yeni ve sağlıklı saç gelişimini yüzde 92 oranında sağlamayı başardık. Fransa'daki araştırmada yeniden saç oluşumunu engelleyen DHT hormonunu da yüzde 90'ın üzerinde bir başarıyla baskılayabildiği belirlendi.'&lt;br /&gt;Şaşoğlu, kellikle savaşan ürünün AR-GE'si için toplam 1 milyon TL harcama yaptıklarını söyledi. Bunun 400 bin TL'sini TÜBİTAK, 270 bin TL'sini de KOSGEB karşıladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAÇ KÖKÜNÜ BESLİYOR&lt;br /&gt;Prof. Dr. Şaşoğlu, nano hücrelerin saç köklerine nasıl etki ettiğini şöyle anlattı:&lt;br /&gt;'Nanoteknolojik kesecikler, saç dökülmesine karşı geliştirilmiş güçlü doğal etken maddeleri taşıyor ve saç kökü hücrelerinden çok daha küçük. Böylece saç yolunu kolayca geçerek saç kökündeki hücrelere ulaşabiliyor. Saç yapımını durduran ve kelliğe neden olan dihidrotestosteron (DHT) hormonuna karşı saç köklerini bir zırh gibi korumayı amaçlıyor. Saç kökünü besleyen kılcal damarları yeniden yapılandırarak damarsal beslenmeyi sağlamayı, yeni sağlıklı saç üretimine yardımcı olmayı hedefliyor.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saç önce uyuyor sonra dökülüyor&lt;br /&gt;HEM erkeklerde hem de kadınlarda bulunan erkeklik hormonlarının&lt;br /&gt;(androgen) bir türü olan testosteronun saç köklerindeki bazı enzimler vasıtasıyla DHT hormonuna dönüşmesiyle saç kökünde saç üretimi yönündeki hücresel faaliyetler engelleniyor ve saç kökü hücreleri uyku fazına giriyor. Uyku fazındaki saç kökü hücresi kendisini besleyen kılcal damarlardan da uzaklaşıyor ve hücrenin damarsal beslenmesi de bu yolla engelleniyor. Böylece, ilerleyen zamanda dökülen saçların yerine yenileri üretilemiyor ve kellik meydana geliyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-37213695240215753?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/37213695240215753/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/meral-sasoglundan-sac-dokulmesine-cozum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/37213695240215753'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/37213695240215753'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/meral-sasoglundan-sac-dokulmesine-cozum.html' title='Meral Şaşoğlu&apos;ndan saç dökülmesine çözüm'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4j_z_h2-I/AAAAAAAAAlA/PI--J0WAa_o/s72-c/kel.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-8275447247986442445</id><published>2010-01-01T08:20:00.000-08:00</published><updated>2010-01-01T08:31:48.177-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÜZELLİK'/><title type='text'>Cildinizdeki Lekelere Süper  Kolay Bir Kür</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4hu0iuYRI/AAAAAAAAAkw/V8CM5Ru1BRU/s1600-h/cieeddd.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4hu0iuYRI/AAAAAAAAAkw/V8CM5Ru1BRU/s320/cieeddd.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421808089662644498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yüzünüzde ya da vücudunuzun herhangi bir bölgesinde lekeler oluştuysa bunları yok etmek için çilekli ve yoğurtlu özel karışımdan yararlanın &lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzümde ve dekolte bölgemde çoğu güneşten kaynaklanan birtakım lekeler var. Bunlardan nasıl kurtulabilirim? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İki adet ezilmiş çilek&lt;br /&gt;*bir çorba kaşığı süzme yoğurt&lt;br /&gt;*bir çorba kaşığı beyaz kil&lt;br /&gt;*üç damla lavanta yağını karıştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Krem kıvamına geldiğinde, bu karışımı bir pamuk yardımıyla lekeli bölgelerinize dikkatlice yayın. Yarımsaat beklettikten sonra da yıkayın. Kısa sürede sonuç almak için bu formülü her gün uygulamanızda yarar var.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-8275447247986442445?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/8275447247986442445/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/yuzunuzde-ya-da-vucudunuzun-herhangi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8275447247986442445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8275447247986442445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/yuzunuzde-ya-da-vucudunuzun-herhangi.html' title='Cildinizdeki Lekelere Süper  Kolay Bir Kür'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4hu0iuYRI/AAAAAAAAAkw/V8CM5Ru1BRU/s72-c/cieeddd.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-7223392234083019842</id><published>2010-01-01T08:15:00.000-08:00</published><updated>2010-01-01T08:19:22.687-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YAŞAM'/><title type='text'>ERKEKLER NEDEN DUYGULARINI SAKLAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4ga_NwWgI/AAAAAAAAAko/VSfdeOYxmNs/s1600-h/erkek11.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 220px; height: 220px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4ga_NwWgI/AAAAAAAAAko/VSfdeOYxmNs/s320/erkek11.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421806649418471938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Erkekler kadınlara göre daha içine kapanık ve sert mizaçlıdır. Neden ulaşılmaz ve anlaşılmaz görünürler?&lt;span class="fullpost"&gt;  &lt;br /&gt;Erkekler kadınlar tarafından geri çevrilmeye alışkındırlar, bu nedenle, bu erteleme tekniğiyle kendilerini korurlar. Başlangıçta erkek hesap yapar. "Duygusalın" tersine mantıklı olur, çünkü ona göre, apaçık ya da "duygusal" olmak bir zayıflık işareti diye algılanır. Salı günü, kendi kendine "Onu Perşembe arayacağımı sanıyorum" der. Birçok erkeğin elinde, kadının Salı günü aranmayı tercih edeceğine dair bir ipucu yoktur." Öyleyse bunu niye yaparlar? Bunu, "yüzlerini korumak" ve durumun "kontrolünün kendi ellerinde" olduğu izlenimini yaratmak için yaparlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler niçin çoğunlukla kasıntı, 'olduklarından daha sert' davranırlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerin başka seçenekleri olmasa bile kadınların, onların başka kadınları seçebileceklerini düşünmelerini isterler. Bu nedenle, abartırlar. Bunu kendilerini kadınlara daha cazip göstermek için yaparlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekekler kasıntıyı oynuyorlar çünkü, kadınların onları daha çekici ya da daha hoş bulacaklarını düşünüyorlar. Sadece kız arkadaşım güvensizliğe itmek için, çok güzel olmasa bile bir kadın için ölüp biten bazı adamlar biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler bir kadının kendi üzerlerinde bu tür bir kontrole sahip olabildiklerini kendilerine itiraf etmek istemezler. Kadınların bizi bu kadar etkilediklerini düşünmek egomuzu sarsar. Kendi üzerimizde hiçbir kontrolümüzün olmadığını hissetmeyi istemeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlangıçta kızı çok aramayabilirim çünkü çok hevesli olduğum izlenimini vermek istemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler de kadınlar kadar duygusaldırlar. Bunu göstermezler çünkü toplum sizden bunun beklenmediğini söyler. Bir erkek olarak, kendinizi kontrol ediyor görünmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadının umursamıyor görünmesi sizi korkutabilir. Kadınlar erkekleri ezebilirler ve bunu bilmezler bile. Ya kararlı davranıp çekip giderse? Bu, bir erkeği ezer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek bir kadına gerçekten bayılırsa çoğu kez bunu saklamaya çalışır. Çok az erkek bunu itiraf eder ve bir kadının önünde ağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların bizimle ilgilenmeleri için... kuşkusuz erkekler kasıntıyı oynarlar. Kadınların bizi beğenmelerini isteriz ve çok hevesli olduğumuzu düşünmelerini ise istemeyiz. Göz kırptığı anda çok ilgilendiğinizi gösterirseniz, kadınlar ümitsiz olduğunuzu düşünürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlangıçta kimi zaman kadını ihmal eder görünürüm ya da kadının ilgisini sürdürmek için çok aramam. Hiçbir er&lt;br /&gt;kek ümitsiz görünmek istemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler sevişmeye daha çok ihtiyaç duyarlar. Erkekler cinsel güdülerinin kontrolü altındayken, kadınlar cinsel&lt;br /&gt;güdülerini kontrol altına alırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekler bunu kadınların hoşuna gitmek için yaparlar. Birçok erkek, hoş erkeklerin sonunculukla bitirdiğini ve belli bir düzeydeki kadınların kötü çocuk istediklerine inanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zayıf görünürseniz, insanlar sizi kullanırlar. Bazı erkekler, çok açık olduğunuzda kadının bunu size karşı kullanacağını düşünür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadına son zamanda bir kadınla arkadaşlık etmediğinizi belirtirseniz sizin ümitsiz olduğunuz ya da sadece herhangi bir kadınla beraber olmaya çalıştığınız izlenimini edinir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar kendilerini kontrol ederler, çünkü cinselliği kontrol ederler. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-7223392234083019842?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/7223392234083019842/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/erkekler-neden-duygularini-saklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/7223392234083019842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/7223392234083019842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/erkekler-neden-duygularini-saklar.html' title='ERKEKLER NEDEN DUYGULARINI SAKLAR'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4ga_NwWgI/AAAAAAAAAko/VSfdeOYxmNs/s72-c/erkek11.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-2934828557647112100</id><published>2010-01-01T08:10:00.000-08:00</published><updated>2010-01-01T08:15:25.265-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ASTROLOJİ'/><title type='text'>EN ÇOK GÖRÜLEN 10 KABUS!</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4fYBx7WqI/AAAAAAAAAkg/f87QbMJ2hHE/s1600-h/kabus.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 220px; height: 220px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4fYBx7WqI/AAAAAAAAAkg/f87QbMJ2hHE/s320/kabus.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421805499055823522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Rüya görmek oldukça doğaldır ancak bazen görmek istemediğimiz kabuslar görürüz. Sizin en sık gördüğünüz kabus hangisi? Bir yerden düşmek işe geç kalmak insanlar arasında çıplak kalmak&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte en çok görülen 10 kabus ve anlamları!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Kovalanmak&lt;br /&gt;Kovalanmak en sık görülen 10 kabustan biri. Bir hayvan, kişi ya da kanalık güçler tarafından kovalandığınızı görebilirsiniz. Sizi kovalayan ne olursa olsun sizi ele geçiremez ve ne den kovaladığını öğrenemezsiniz. Kendinizi en çaresiz hissettiğiniz yer burasıdır. Hayvan yaradılışınızın çekingen olmayan parçasıdır. Yabancı biri ya da negatif enerjiler kabul etmeniz gereken ya da ders almanız gereken bir durumu anlatır. Bu tür kabuslar, zor kararlar vermek zorunda kalsanız bile hayatınızın kontrolünü elinize almanız gerektiğini size anlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Boğulmak&lt;br /&gt;Rüyanızda boğulduğunuzu görüyorsanız kendinize sorun, "Neyi engelliyorum, nelerden uzak duruyorum ya da neden bazı şeylerle başedemiyor gibi hissediyorum". Bu neleri, neden kabul edemediğinizi anlamanızı sağlar. Rüyanızda suyun altında nasıl nefes alacağınızı öğrenebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Köşeye sıkışmak&lt;br /&gt;Rüyanızda köşeye sıkıştığınızı veya hareket edemediğinizi görüyorsanız, hayatınızda böyle hissetmenize neden olan bir durumla karşı karşıyasınız demektir. İçinden çıkamadığınız durumla ilgili daha yapıcı değişiklikler yapmanızın zamanı gelmiş olabilir. Uyandıktan sonra kabusunuz hakkında sizi iyi tanıyan, güvendiğiniz biriyle konuşun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Sevgiliden ayrılmak ya da boşanmak&lt;br /&gt;Bu tür rüyaların birden fazla anlamı olanilir. İlişkinizde yaşadığınız anlaşmazlıklar ya da aşırı bağlılık böyle bir kabus görmenize neden olabilir. Bazen hayatımıza dışarıdan bakarak bazı dersler çıkarmamız gerekir. Gerçekte kendinizi güvende hissetmeniz için neler gerektiği üzerinde düşünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.Yaralanmak&lt;br /&gt;Rüyanızda yaralandığınızı görüyorsanız, vücudunuzun ağrıyan noktalarına dikkat çekmelisiniz. Tepeden tırnağa genel sağlık kontrolü yararlı olabilir. Bunun yanı sıra kendinize hayatınızda neleri ihmal ettiğinizi sorun. Acil ihtiyaçlarınızı ve önceliklerinizi belirleyerek hayatınızı değiştirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Diş dökülmesi&lt;br /&gt;Çoğu insan rüyasında dişlerinin döküldüğünü görür. Dişler konuşmak, yemek, iyi görünüm ve kendinizi korumanız için bir silah olabilir. Dişlerinizin döküldüğünü görmek seçim yapmanız gereken bir sorunun varlığına işarettir. Kendinize dikkat etme ya da topluluk içinde konuşma, kendinizi ifade edememe korkusundan kaynaklanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Kalabalıkta çıplak kalma&lt;br /&gt;Kabuslarınızda kalabalıkta çıplak kaldığınızı ancak kimsenin sizi farketmediğini görüyorsanız, kendinize yeterince güvenmediğiniz ya da başkalarıyla birlikteyken rahat olamadığınız anlamına gelir. Bakışlar üzerinizdeyken zayıf, aptal ve savunmasız hissetmenizin bir sonucu olarak bu kabusları görürsünüz. Bu kabusu genellikle zenginler ya da mevki sahibi kişiler görür. Rüyanızda çıplak olduğunuzu ancak utanmadığınızı görmek ise çok özgür ruhlu biri olduğunuzu gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Uçağı ya da trene yetişememek&lt;br /&gt;Bu tür kabusları sürekli koşuşturan, her yere yetişmeye çalışan insanlar görür. Ayrıca, önemli bir fırsatı kaçırabileceğinize ya da vizyonunuzu değiştirmeniz gerektiğine de işaret eder. Bu tür kabuslar ayrıca önemli bir seçim yapmanız gerebileceği anlamına da gelir. Hazırlıksız sınava girmek de buna benzer anlamlar ifade eder. Kendinize zaman zaman karşınıza çıkabilecek engellerle mücadele etme gücünüz olup olmadığını sorun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Ölmüş birini görmek&lt;br /&gt;Yazılı ya da sözlü olmayan, telepati ile iletişim kurulan astral kabuslardır. Bu rüyaların geneli korku unsurlarından uzak, huzurlu  ve sakindir. Zaman ve yer kavramı yoktur. Eğer ölmüş insan yüksek sesle konuşuyorsa, çoğu zaman kişisel bir anlamı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Doğal felaketler&lt;br /&gt;Deprem, tsunami, kasırga, hortum ya da dünyanın sonunun gelmesi gibi büyük felaketleri görmek güvenli ve alışıla gelmiş yaşantınızda dramatik değişiklikler olacağını gösterir. Bu kabusu tam olarak yorumlamak zor olabilir ama duygusal karışıklık, tüm dünyayı etkileyen değişiklikleri kabul etme olarak yorumlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrar eden kabuslar ne anlama geliyor?&lt;br /&gt;Çoğu insan aynı kabusu defalarca görür. Bu bilinçaltınızın size bir mesaj göndermeye çalıştığı anlamına gelir. Mesajı anladığınızda durumla ilgili bir şeyler yaptığınızda kabusunuz bitecek ya da değişecek.Korkunç rüyalar konusunda sizi neyin bu kadar heyecanlandırdığını kendinize açıkça itiraf etmelisiniz. Bu korkutucu kabuslar sandığınız kadar korkunç olmayabilir. Aslında hayatınızı daha iyi yaşamınızı sağlayan yardımcılar olarak görmelisiniz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-2934828557647112100?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/2934828557647112100/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/en-cok-gorulen-10-kabus.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2934828557647112100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2934828557647112100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2010/01/en-cok-gorulen-10-kabus.html' title='EN ÇOK GÖRÜLEN 10 KABUS!'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sz4fYBx7WqI/AAAAAAAAAkg/f87QbMJ2hHE/s72-c/kabus.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-5500578385851814290</id><published>2009-11-03T00:00:00.000-08:00</published><updated>2009-11-03T00:03:31.606-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÜZELLİK'/><title type='text'>Ciltteki Kırışıklıkları Azaltmanın 20 Yolu</title><content type='html'>Özellikle 35 yaşından sonra ciltte kırışıklıkların kaçınılmaz olduğunu düşünüyor iseniz aşağıdaki 20 öneriye kulak vermelisiniz. Bu öneriler sadece sağlıklı bir cilt için değil aynı zamanda pekçok hastalıktan korunmanın da yolunu gösteriyor.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Su_jXthGhkI/AAAAAAAAAiw/LIv2Gb-xhiw/s1600-h/kadin_huzurlu.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399784474735445570" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 171px; CURSOR: hand; HEIGHT: 175px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Su_jXthGhkI/AAAAAAAAAiw/LIv2Gb-xhiw/s320/kadin_huzurlu.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;*Güneşten kaçının&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Solaryumdan kaçının&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Güneşe çıkmak zorunda iseniz koruyucu krem kullanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Cildinizi soğuktan koruyun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Sigara içmeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yeterli ve kaliteli uyuyun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yüzüstü uyumayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Gözlerinizi kısmayın, gözlük kullanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Daha çok yağlı balık tüketin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Daha çok antioksidan ürün tüketin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kahveden kesinlikle vazgeçin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Daha çok meyve ve sebze tüketin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yüzünüzü sabunla sık yıkamayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Aşırı kozmetik ürün kullanmayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Nemlendirici krem kullanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Alfa hidroksi asit (AHA) içeren cilt kremleri tercih edin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Retinoid içeren cilt kremleri tercih edin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Koenzim Q10 içeren cilt kremleri tercih edin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Cildinize C vitamini ile muamele edin (limon, maydonoz suyu vb.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Cildinizi zeytinyağı ile muamele edin. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-5500578385851814290?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/5500578385851814290/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/11/ciltteki-krsklklar-azaltmann-20-yolu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/5500578385851814290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/5500578385851814290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/11/ciltteki-krsklklar-azaltmann-20-yolu.html' title='Ciltteki Kırışıklıkları Azaltmanın 20 Yolu'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Su_jXthGhkI/AAAAAAAAAiw/LIv2Gb-xhiw/s72-c/kadin_huzurlu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-56822893473663344</id><published>2009-10-28T03:04:00.000-07:00</published><updated>2009-11-03T00:56:16.827-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EGZERSİZ VE DİYET'/><title type='text'>Düz Bir Karına Sahip Olmak İstermisiniz??</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SugX4T727lI/AAAAAAAAAfM/jBpc6HFTTqo/s1600-h/dzkrnn.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397590409594990162" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 108px; CURSOR: hand; HEIGHT: 108px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SugX4T727lI/AAAAAAAAAfM/jBpc6HFTTqo/s320/dzkrnn.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hayal ettiğiniz düz karnınıza kavuşmak için artık hayal etmekten fazlasını yapın..&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Meyve ve sebze yiyin&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Özellikle bol bol turunçgil yiyin.. İnce bir bele sahip olmak için ekmek yerine şeker içeren sebze ve meyvelerden tüketin.. Zengin C vitamini, beta-karoten, antioksidan içeren lifli yiyecekler uzun süre tokluk hissetmenizi sağlar ve bel çevresinde yağ depolanmasını azaltır. Havuç, taze meyve suyu ve şeftali beta-karoten bakımından, portakal, çilek,ahududu, böğürtlen, kivi C vitamini bakımından zengindir. Beslenmenizde meyve suları veya meyve yemeden önce, yeşil biber gibi kaloriyi düşüren sebzeleri tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bol miktarda selenyum alın&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kandaki selenyum oranı ile diğer antioksidanların yetersiz olması belin daha kalın olmasının nedenlerindendir. Selenyum bir çok yiyecekte bulunuyor. Eğer günde 55 mcg alınması önerilmişse, yiyeceklerden ne kadar alındığını tahmin etmek zor olabilir. Bu nedenle selenyum içeren vitaminlerden alabilir veya seleyum içerikli bir beslenme programı uygulayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Protein alın..&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Protein içeren yiyecekler enerji verir ve zayıflamanıza yardımcı olur. Bu nedenle eğer günde 2000 kalori ile besleniyorsanız bunun 500 kalorisi proteinden olabilir. Yağsız yoğurt, süt, balık gibi gıdaları beslenmenize gereken miktarda ekleyebilirsiniz. Fındık, ceviz gibi çerezler de zengin birer protein kaynağıdır ancak hafta bir kez 24 badem, 35 fındık yiyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Doğru yağlarla beslenin&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Zeytinyağı gibi doymamış yağlarla beslendiğinizde daha kolay zayıf kalırsınız. Omega 3 içeren balık veya ceviz yiyebilirsiniz. Omega 6 içeren mısır yağı, tahıllar, fırında pişen yiyecekler ve yumurtalar karın bölgesinde yağ birikimine neden olabilir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-56822893473663344?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/56822893473663344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/duz-bir-karin-icin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/56822893473663344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/56822893473663344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/duz-bir-karin-icin.html' title='Düz Bir Karına Sahip Olmak İstermisiniz??'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SugX4T727lI/AAAAAAAAAfM/jBpc6HFTTqo/s72-c/dzkrnn.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-4064711623198529304</id><published>2009-10-28T03:00:00.000-07:00</published><updated>2009-11-03T00:51:56.480-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EGZERSİZ VE DİYET'/><title type='text'>7 günde 3 Kilo Vereceğiniz Süper Diyet</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SugWsjU9eQI/AAAAAAAAAfE/D_oYfnGqTFI/s1600-h/zayÄ±flama.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5397589108056750338" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 189px; CURSOR: hand; HEIGHT: 165px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SugWsjU9eQI/AAAAAAAAAfE/D_oYfnGqTFI/s320/zay%C4%B1flama.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1 haftada yani 7 günde 3 kilo vermek istermisiniz ? Evet dediğinizi duyar gibi oluyoruz. O zaman iyi dinleyin ve not alın.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dilim kepek ekmeğine sürülmüş yağsız peynir, yanında bir tane domates ya da greyfurt ve bir bardak taze sıkılmış meyve suyu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir porsiyon yağsız tavada kızartılmış sebze ızgara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir adet kepek ekmeğiyle hazırlanmış doma&amp;shy;tesli, biberli, peynirli tost.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara öğünler&lt;br /&gt;(65 kaloriden az)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kayısı&lt;br /&gt;elma&lt;br /&gt;portakal ya da greyfurt&lt;br /&gt;şeftali.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hepsi bir tane.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bu kalori değerlerinde başka menülerde hazırlayabilirsiniz kendinize.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-4064711623198529304?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/4064711623198529304/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/haftada-3-kilo-vermek-istermisiniz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4064711623198529304'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4064711623198529304'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/haftada-3-kilo-vermek-istermisiniz.html' title='7 günde 3 Kilo Vereceğiniz Süper Diyet'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SugWsjU9eQI/AAAAAAAAAfE/D_oYfnGqTFI/s72-c/zay%C4%B1flama.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-599777673799338931</id><published>2009-10-24T01:15:00.000-07:00</published><updated>2009-11-03T01:00:56.814-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİNSELLİK'/><title type='text'>Kısa Sürede Mükemmel Seks Önerileri Nelerdir</title><content type='html'>&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5396078434248712562" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 210px; CURSOR: hand; HEIGHT: 175px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuK4vw2KYXI/AAAAAAAAAes/2su1OWDYeBw/s320/seks14.jpg" border="0" /&gt;Çiftlere seks konusunda danışmanlık veren uzmanların kısa sürede hızlı tatmini sağlayan öneriler.. &lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KISA SÜREDE MÜKEMMEL SEKS ÖNERİLERİ İÇİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoğun çalışan çiftler sekse nasıl zaman ayırıyor, cinsel mutluluklarını nasıl sürdürebiliyor diye düşünenlerden misiniz? Gerçek hayattan elde edilen, kısa sürede tatmini sağlayan seks önerileri ile yoğun çiftler bu sorunu kolayca çözüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiftlere seks konusunda danışmanlık veren uzmanların kısa sürede hızlı tatmini sağlayan önerileri şöyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vahşi bir seks hayal ediyorsanız ne istediğiniz bilmelisiniz. Kısa bir süre için eve gittiğinizde kendinize bunun için zaman ayırın ve en iyisini yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahtan akşama kadar yüksek topuklu ayakkabılar üzerinde durmaktan eve gittiğinizde seks isteğiniz kalmıyorsa, bunu önlemek için gün boyunca seks düşünün. Normali bir gün önceden seks düşüncesiyle uyanmaktır. Düşüncelerinizi bu şekilde yönlendirirseniz hayalleriniz gerçek olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seks konusunda düşündüklerinizi ve hissettiklerinizi yazarak mesaj gönderin ya da telefonla konuşun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erotik bir hikaye de okuyabilirsiniz. İkincisi seks isteklerinizi canlandırabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hissedin.. Örneğin yolda yürürken yüzünüzü serinleten rüzgarı, yağmur tanesini, vücudunuzun her kıvrımını hissedin. Her sabah duştan sonra duş jeli ile vücudunuza masaj yapın. Bu alışkanlık seks sırasında çabuk moda girmenizi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hassas soktalarınızı keşfedin. Bazı kadınlar boyundan, bazıları kulak arkasından yaklaştığınızda seks moduna girer. Sizde hassas noktanızı keşfedin. Partnerinizin yeri geldiğinde doğru noktalara dokunarak sizi çabucak baştan çıkarmasına izin verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tüm bunları yaparsanız büyük olasılıkla 5 dakikada fantastik bir seks yapabilirsiniz.&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-599777673799338931?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/599777673799338931/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/yogun-calsanlara-seks-onerileri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/599777673799338931'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/599777673799338931'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/yogun-calsanlara-seks-onerileri.html' title='Kısa Sürede Mükemmel Seks Önerileri Nelerdir'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuK4vw2KYXI/AAAAAAAAAes/2su1OWDYeBw/s72-c/seks14.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-8184490403004831328</id><published>2009-10-23T01:45:00.000-07:00</published><updated>2009-10-23T01:55:22.869-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PROF.DR. MEHMET ÖZ'/><title type='text'>Mehmet Öz'ün Sihirli Meyvesi: Acai Böğürtleni</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuFvXarcgrI/AAAAAAAAAeM/GMn7P7NQBb8/s1600-h/mehmetÃ¶z.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395716276655784626" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 196px; CURSOR: hand; HEIGHT: 196px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuFvXarcgrI/AAAAAAAAAeM/GMn7P7NQBb8/s320/mehmet%C3%B6z.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Prof.Dr.Mehmet Öz, sağlıklı gençleşme için kendi uyguladığı beslenme düzenindeki en önemli besinleri, küçük bir liste yaparak açıklıyor. Her zaman antioksidanların öneminden bahseden Öz, günlük olarak 800 mikrogram folat, 400 IU D vitamini, 1,200 miligram kalsiyum ve 400 miligram magnezyum içeren vitamin ve mineraller almanın önemini vurguluyor.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Amerika’nın ünlü televizyon şovlarından Oprah Show’a katılan Dr.Öz bu vitamin ve mineralleri hangi lezzetli besinlerden alabileceğimiz konusunda bilgiler veriyor!&lt;br /&gt;Mehmet Öz’ün listesindeki en favori besin böğürtlen ailesi. Bu konudaki genel tanımı, koyu renkli tüm meyvelerin antioksidan açısından zengin olmaları yönünde. Bu noktada listenin başına ise Acai böğürtleni geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Mehmet Öz'ün de katıldığı Oprah şovunda gençleştirici ve vücudu forma kavuşturucu etkisinden övgüyle bahsedilen Acai Çileği, özellikle kişinin zinde kalmasına yardım ediyor ve onu tok tutuyor.&lt;br /&gt;Güney Amerika’nın yağmur ormanlarında bulununan *Acai böğürtleni, metabolizma üzerinde itici güç oluşturmakta özellikle kilo verimi sırasında vücudun adaptasyonunun gerçekleşip, kilo veriminde duraksama yaşandığı durumlarda da acai tüketimi yağların yakılmasında en önemli faktör olarak değerlendiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acainin diğer bir özelliği zengin posa kaynağı olmasıdır.. Acai bu yönüyle , bireylerin gün boyu, tokluk hissetmelerine yardımcı olarak, ara öğünlerde atıştırma isteği ve gece yemelerine engel olabilecek niteliktedir.&lt;br /&gt;*Advertorial&lt;br /&gt;Oprah Show’a katılan Mehmet Öz, Acai çileğinin birçok yararından bahsediyor. Yüksek Amino asit içermesi sayesinde *Acai böğürtleni (çileği), fiziksel aktivite yapan kişilerde de kasların işlevi ve gelişmesi için de çok önemli. Acai içerdiği yağ asitleri ve amino asit bileşimi de kişide yağ yakımını ve kas gelişimine destek sağlayabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudunuzda kas kitlelerindeki artış, vücudun harcadığı enerjide artış yaratacağından kilo kaybı daha hızlı bir şekilde gerçekleşecek doğal yolla ideal kilonuza ulaşmanız sandığınız kadar zor olmayabilir.&lt;br /&gt;*Advertorial&lt;br /&gt;Dr.Öz’ün listesinde elbette başka mucizevi besinler de bulunuyor. Bunlar arasında zencefil ve yeşil çay listenin tepelerine çıkarak dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle kaynatılmış zencefil ve yeşil çayın günde 3-4 fincan içilmesinin hem kilo vermeye hem de cildi gençleştirmeye yardımcı olacağı belirtiliyor. Hem lezzet hem de sağlığa faydaları bakımından bu iki içeceği de hayatımıza konuk etmenin vakti geldi!&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-8184490403004831328?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/8184490403004831328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/mehmet-ozun-sihirli-meyvesi-acai.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8184490403004831328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8184490403004831328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/mehmet-ozun-sihirli-meyvesi-acai.html' title='Mehmet Öz&apos;ün Sihirli Meyvesi: Acai Böğürtleni'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuFvXarcgrI/AAAAAAAAAeM/GMn7P7NQBb8/s72-c/mehmet%C3%B6z.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-6259023267124822227</id><published>2009-10-23T01:39:00.000-07:00</published><updated>2009-10-24T03:35:42.787-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KADIN'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİNSELLİK'/><title type='text'>İlişkide Normal Olan Ve Anormal Olan Nedir?</title><content type='html'>&lt;div&gt;Uzmanlar, partnerler tarafından kabul gören her türlü davranışın cinsellikte normal kabul edildiğini söylüyor. Ancak "Onun normaliyle sizin normaliniz çakışıyor mu?" İşte cevabı...&lt;br /&gt;Aslında, bu hem çok karışık hem de bir o kadar kolay bir mesele. Özetle söylersek, aynı cinsel aktiviteyi paylaşan kişiler tarafından kabul edildiği sürece her türlü davranış normal kabul ediliyor...&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuK6p7T_f0I/AAAAAAAAAe0/I1QZdNVJw0Q/s1600-h/evlilik_hikayeleri.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5396080533002223426" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 226px; CURSOR: hand; HEIGHT: 296px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuK6p7T_f0I/AAAAAAAAAe0/I1QZdNVJw0Q/s320/evlilik_hikayeleri.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mit: Topuklu ayakkabı ilişkiye heyecan katar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Normal:&lt;/strong&gt; Cinsel aktivite sırasında partnerinin uzun ince topuklu ayakkabı giymesini arzu eden erkek cinselliği oldukça tutkulu bir şekilde yaşayabilir. Bu durumdan şikâyetçi olmayan partner, bu aktiviteyi normal olarak tanımlayabiliyorken, 3. şahıslar tarafından anormal damgası yiyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Anormal:&lt;/strong&gt; Bir cinsel aktivitenin anormal olarak tanımlanabilmesi için cinselliği paylaşan bireylerden birisinin yakınması gerekiyor. Örneğin, kadın zamanla ayakkabılar kadar çekici olmadığım düşünerek önce 'normal' olarak adlandırdığı aktiviteyi artık 'anormal' olarak değerlendirmeye başlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Mit: Deri ceket giymek fetişistliği ifade eder&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Normal:&lt;/strong&gt; Eşlerden biri, cinsellik esnasında, eşinin çıplak vücuduna deri bir ceket giymesini istiyor. Ancak deri ceket giyerse erekte olabiliyor. "Bir dakika, bu adam sadece bununla uyarılıyorsa 'fetişist' demektir" şeklinde yorumlayabiliriz. Ancak bu onun gerçekten anormal olduğunu göstermez. Bu çift, bu durumu normal kabul ederek cinsel hayatlarım rahatlıkla sürdürebilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Anormal:&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;Şöyle bir sahne düşünün:&lt;/strong&gt; Erkek, kadın ile yataktayken gidip dolapta deri ceketi aramaya başlıyor. Bulamıyor ve ereksiyonu tamamen kaybediyor. Kadın o an anlıyor ki, erkeği uyaran kendisi değil, deri ceket.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mit: Seks oyuncakları erkeklere zevk verir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Normal:&lt;/strong&gt; Erkek, eşine hediye aldığını söyleyip elindeki paketi açmasını söylüyor. Kadın paketi açıyor ama o da ne? İçinden çıkanlar lateks iç çamaşırları, dizinin üstüne kadar çıkan, uzun ince topuklu lateks çizme, maske ve bir de kamçı... Kadın bu durumu normal kabul ediyor. Eşi de kendisi de bu durumdan gayet keyif alıyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Anormal:&lt;/strong&gt; Ancak kadın bu kıyafetleri giymeden eşiyle seks yapmak istediğinde, isteği geri çevriliyor ya da eşi erekte olamıyor. Kadın, eşini heyecanlandıran şeyin, kendisi değil de bu oyuncaklar olduğunu anlayınca, durumu 'anormal' olarak değerlendirmeye başlıyor ve rahatsızlık duyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;GERÇEK YATAK ODASI ÖYKÜLERİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4 çift farklı yatak odası öyküsü&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ünlü bir seks terapisti, dört çiftin yatak odası sorunlarından yola çıkarak ilişkilerini analiz ediyor. Aynı zamanda bu ilginç vakalar üzerinden bize de ders alınacak tavsiyelerde bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;'İLİŞKİ MONOTONLAŞIYOR"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çift: Seda ve Doğukan, 20'li yaşların sonlarındalar, birlikte yaşıyorlar. Seda ve Doğukan, beraberliklerinin başlarında neredeyse her yerde öpüşüp sevişiyorlardı. Ancak, ilişkilerinin onuncu ayında birlikte yaşamaya karar verdiklerinde enerjileri yön değiştirdi. Seda, her zaman yenilik peşinde koşup daha deneysel ve maceracı bir seks arayışındayken, Doğukan, yalnızca Seda'ya sarılıp uyumaktan ve haftada bir iki kez seks yapmaktan memnun oluyordu. Sonunda Seda kendisini huzursuz ve sıkılmış hissetti. Doğukan ise bu durum karşısında, seksi bir baskı unsuru olarak görmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;TAVSİYE:&lt;/strong&gt; Ortak bir noktada buluşun&lt;br /&gt;Eğer bir çift seksüel uyumsuzluk yaşıyorsa, her ikisinin de kendilerini rahat hissedebilecekleri ortak bir nokta aranmalı. Çiftin yapması gereken, paylaşabilecekleri ve sonunda ikisinin de tatmin olduğu fantezileri bulmak. İkisinin de memnun kalacağı fantezileri birbirlerine açıkça söyleyip duruma ortak bir çözüm bulmaları gerekiyor. Böylece çift yatak odalarındaki heyecanı tekrar keşfedebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ONUN İŞTE DE BİR KOCASI VAR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çift:&lt;/strong&gt; Simge ve Arda, 40İı yaşların başındalar, evliler. Gün geçtikçe, işte tanıştıkları erkeklerle yakın arkadaş olan kadınların sayısı çoğalıyor. Bu durum kadınlara keyif verirken, gerçek aşklarına harcamaları gereken enerjiden çalıyor. Bu vakada, Simge, iş yerindeki bir meslektaşıyla (Kerem) flörtöz bir arkadaşlık ilişkisi yaşar ve giderek Arda'dan uzaklaşır. Kerem ile özel telefon konuşmaları yapıp, ona gizli mesajlar gönderir. Kısa zamanda Simge, evliliğiyle ilgili sorunları kocası yerine onunla konuşur. Sonunda kocasıyla sevişirken Kerem'i düşündüğünü fark eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;TAVSİYE:&lt;/strong&gt; Arkadaşlığınızı şeffaflaştırın&lt;br /&gt;Eşinize karşı açık olun ve arkadaşınıza karşı ne hissettiğinizi ve onunla nelerden konuştuğunuzu anlatın. Bu asla karşı cinsten bir arkadaşınız olmamalı anlamına gelmiyor. Eşinizden bir şey saklamamalısınız; aksi takdirde sorun yaşayabilirsiniz. Arda, bu durumdan şüphelenip işin özünü araştırınca büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Sonuç olarak: Simge, Kerem'den özel görüşmeler için onu aramamasını rica etti. Artık evliliğine düşkün ve eşine âşık bir kadın.&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-6259023267124822227?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/6259023267124822227/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/iliskide-normal-olan-ve-anotmal-olan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6259023267124822227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6259023267124822227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/iliskide-normal-olan-ve-anotmal-olan.html' title='İlişkide Normal Olan Ve Anormal Olan Nedir?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuK6p7T_f0I/AAAAAAAAAe0/I1QZdNVJw0Q/s72-c/evlilik_hikayeleri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-5648333330549592337</id><published>2009-10-23T01:36:00.000-07:00</published><updated>2009-10-25T12:15:13.821-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİNSELLİK'/><title type='text'>Cinsel İlişki Ne Zaman Sakıncalı?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Aktif bir cinsel yaşam hem ruhsal hem de bedensel sağlığımıza iyi geliyor ama bazı durumlar hariç! Çünkü bu kez olumlu etkisini yitiriyor; hatta tam tersi bir etki yaratarak sorunlara yol açıyor.&lt;/strong&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuSjBcrXZqI/AAAAAAAAAe8/9C4HIhVl4pg/s1600-h/adet.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5396617498769974946" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 177px; CURSOR: hand; HEIGHT: 185px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuSjBcrXZqI/AAAAAAAAAe8/9C4HIhVl4pg/s320/adet.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Cinsel yaşamın ruh ve beden sağlığı üzerinde ne denli önemli bir rol oynadığı yapılan bilimsel araştırmalarla kanıtlandı. Aktif bir cinsel yaşam kalp ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor, ağrıları azaltıyor, psikolojik sorunlarda olumlu etki salıyor; özetle insanın ömrüne ömür katıyor. E, bu kadar yararından sonra sağlıklı ve uzun bir yaşam için de bize düzenli olarak seks yapmak düşüyor! Ancak bazı durumlar var ki bu dönemlerde cinsel ilişkiye girilmesi kesinlikle sakıncalı uzmanlara göre. Çünkü bu kez cinsel yaşam yarardan çok zarar veriyor! Cinsel ilişkinin sakıncalı olduğu bu istisnai dönemleri kulaktan dolma bilgilerle az çok biliyoruz. Ancak yine de hangi durumlarda ne kadar süreyle cinsel ilişkiye girmemiz gerektiği konusunda pek çoğumuz net bir fikre sahip değiliz. Üstelik ne kadar modern görüşlü olursak olalım, söz konusu cinsel yaşam olduğunda aklımıza takılan bu tür soruları arkadaşlarımızla, hatta doktorumuzla bile paylaşmaktan çekiniyoruz. Memorial Hastanesi Suadiye Polikliniği'nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Fahri Akbaş'tan aldığımız bilgiler doğrultusunda işte size sakıncalı durumlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Adet kanamalarında&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda günlük hayatın koşuşturması içerisinde eşinizle sevişmeyi unuttunuz adeta. Bugün sizin doğum gününüz ve yeni yaşınızı eşinizle baş başa romantik bir gece yaşayarak kutlayacaksınız! Tüm hazırlıklar tamam ama yolunda gitmeyen bir şey var; o da stresten dolayı erken gelen regl kanaması. Olsa dert, olmasa ayrı bir dert... Peki ama bu kutlamayı eşinizle özel dakikalar yaşamadan mı noktalayacaksınız? Biz de pek çok kadının merak ettiği bu soruyu uzmanlara yönelttik. Ama önce, adet kanaması hakkında kısa bir bilgi vermekte yarar görüyoruz. Adet döngüsü veya siklus, son adet tarihinin ilk gününden bir sonraki adet tarihinin ilk gününe kadar geçen zamanı ve bu süreç içinde kadın vücudunda gerçekleşen olayları ifade ediyor. Bir adet döngüsü kadında genellikle 28 gün sürmekle birlikte 21 ile 35 gün arası normalin alt ve üst sınırı olarak kabul ediliyor. Adet kanaması ortalama 4 gün devam etse de kimi kadınlarda 1 ile 7 gün de sürebiliyor. Uzmanlar, adet kanamalarında cinsel ilişkiye girilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Neden sakıncalı?&lt;/strong&gt; Adet kanaması devam ettiği sürece rahim ağzı açık olacağı için cinsel ilişkiyle dışarıdan gelen mikropların üst genital sistem enfeksiyonu yaratma riski artıyor. Ayrıca kan mikroplar için bir besi yeri niteliği taşıyarak yine enfeksiyon riskini yükseltiyor. Bunların yanı sıra eşinizin kandan rahatsız olma ihtimali de oldukça yüksek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İlişkiye ne zaman girilebilir?&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Adet döneminiz bittikten sonra cinsel ilişkiye girebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Spiral taktırdıktan sonra&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eyvah, doğum kontrol hapımı içmeyi unuttum!, "Off, prezervatif kalmamış" şeklindeki yakınmalarla cinsel ilişkinize gölge düşürmek istemiyorsunuz. Günlük koşuşturma içerisinde her gün ya da belli aralıklarla doğum kontrol yöntemini düşünmek istemediğiniz için de tercihinizi spiralden yana kullandınız. Rahim içi araç, halk tarafından bilinen adıyla spiral günümüzde en fazla tercih edilen geri dönüşümlü doğum kontrol yöntemlerinden biri uzmanlara göre. Bunun nedeni ise spiralin uzun süreli ve yüksek etkili koruma sağlaması. Spiralin kadınlar tarafından tercih edilmesinin bir başka nedeni de çıkarıldıktan sonra etkisini hemen yitirerek hamileliğe imkan tanıması. Ancak spiral takıldıktan sonra belli bir süre cinsel ilişkiden kaçınılmasına özen göstermek gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Neden sakıncalı?&lt;/strong&gt; Bölgede yabancı bir cismin olması, enfeksiyonun orada yuvalanmasına ve zor temizlenmesine neden olabiliyor. Bazı durumlarda enfeksiyonu temizlemek için spiralin çekilmesi gerekebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İlişkiye ne zaman girilebilir?&lt;/strong&gt; Spiral taktırdıktan 7-10 gün sonra cinsel ilişkiye girmenizde hiçbir sakınca yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frengi, gonore, klamidya, herpes simpleks, vajinit... Bu hastalıkların bir kısmı sinsi sinsi seyrederken, bir kısmı ise vajinal bölgede akıntı, kasık ağrısı, siğiller ve kaşıntı gibi çeşitli yakınmalarla gelişiyor. Üstelik hastalıklar ciddi tabloların gelişmesine de neden olabiliyor. Örneğin sifilis yıllar sonra kendini ciddi kalp - damar hastalıkları, nörolojik hasarlar ve diğer iç organ tutulumlarıyla gösteriyor. Human Papiloma virüsünün en önemli özelliği ise bazı alt tiplerinin kadınlarda rahim ağzı kanserinin gelişmesini tetiklemesi. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ayrıca dış gebeliğe, kısırlığa, doğacak bebekte ciddi anomalilere yol açabiliyor, hatta hayatı tehdit bile edebiliyor. Üstelik, son yıllarda cinsel ilişkiye girme yaşının düşmesi ve sık partner değişimi nedeniyle bu hastalıkların görülme oranı da gün geçtikçe artıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durum ciddi, tedavi süresi ise uzun hekimlere göre. Neyse ki, günümüzde AIDS dışındaki hastalıklar erken dönemde tespit ve tedavi edildiğinde ortadan kalkabiliyor. Dolayısıyla, erken tedavi şansını yitirmemek için rutin muayenelerinizi aksatmamaya ve herhangi bir yakınmanız olduğunda zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmayı ihmal etmeyin. Peki ama tedavi sürecinde cinsel ilişkiye giremeyecek misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Neden sakıncalı?&lt;/strong&gt; Cinsel ilişkiye girdiğiniz takdirde hastalığınızın partnerinize geçme riski oldukça yüksek. Bu nedenle tedavi olsanız bile partneriniz de aynı hastalığı taşıdığı için iyileşme şansınız oldukça düşecek.ilişkiye ne zaman girilebilir? Cinsel yolla bulaşan hastalıkların bazıları olağanüstü bulaşıcı bir özelliğe sahip. Öyle ki cinsel birleşmeye girmeseniz bile sadece genital bölgelerin yakın temasıyla da bulaşabiliyor. Dolayısıyla hastalık tamamen tedavi edilinceye kadar cinsel ilişkide bulunmayın ve durumu partneriniz mutlaka bildirin. Ancak kronik veya tedavisi uzun süren bir cinsel hastalığınız varsa, doktorunuzun izniyle prezervatif kullanarak cinsel ilişkiye girebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hamilelik döneminde&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte hamilesiniz! Siz de artık bu mucizevi olayın baş kahramanı olacaksınız. Hamile kaldığınızı öğrenir öğrenmez bu süreçle ilgili aklınıza takılan tüm soruları yanıtlayabilmek için kolları sıvamaya başladınız bile. Tek dileğiniz bebeğinizin sağlıklı doğması. Hamileliği kazasız belasız atlatabilmek için de kitaplar aldınız, çocukları olan arkadaşlarınızda koyu sohbetlere daldınız. Ancak merak ettiğiniz bir konu daha var, ancak onu çevrenizle, hatta doktorunuzla bile paylaşmaktan çekiniyorsunuz. 'Acaba hamilelik döneminde cinsel ilişkiye girmemde bir sakınca var mı?' Görüşlerine başvurduğumuz uzmanlar, hamilelik sürecinde cinsel ilişkiye genellikle yasak koymadıklarını belirtiyorlar. Tabii dikkatli olmanız koşuluyla. Ancak cinsel ilişkiye girmenizin sakıncalı olduğu durumlar da söz konusu uzmanlara göre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Neden sakıncalı?&lt;/strong&gt; Hamileliğin son 1-1.5 ayında solunum sistemiyle ilgili sorun yaşanabiliyor. Bu dönemde kalp ve solunum sistemi açısından cinsel ilişkiyi tolere etmek zorlaşıyor. Dölyatağı ağzı açılabiliyor ve bunun sonucunda suyun erken gelmesi veya kanama gibi bazı riskler ortaya çıkabiliyor. Erken doğum riski varsa ya da bebeğin suyu zamanından önce gelmişse, cinsel ilişkide bulunmak sakıncalı oluyor. Ayrıca daha önceki hamileliğinde erken doğum yapmış veya suyu erken gelmiş kadınlar son aylarda cinsel ilişkiye girdikleri takdirde aynı sorunla karşılaşabiliyorlar. Hamileliğin son dönemlerinde cinsel ilişkiye girildiğinde gelişebilecek bir başka sorunsa enfeksiyon riskinin artması. İşte tüm bu nedenlerden dolayı uzmanlar hamileliğin son 1-1.5 ayında cinsel ilişkiye girilmesini önermiyor. Bunların yanı sıra düşük tehdidi veya kanama olduğu takdirde, cinsel ilişki ilk aylarda da yasaklanabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İlişkiye ne zaman girilebilir?&lt;/strong&gt; Doktorunuz bir sakınca görmediği takdirde hamileliğin son 1 - 1.5 ayına kadar cinsel ilişkiye girebilirsiniz. Kanamanız yoksa, yaranızın iyileşmesi tamamlanmışsa, ciddi bir ağrı hissetmiyorsanız, doğumdan 6 hafta sonra cinsel ilişkide bulunmanızda bir sakınca yok uzmanlara göre. Ancak bu dönemde henüz adet görmeye başlamadığınız için vajinada kuruluktan yakınmanız mümkün. Uzmanlar, bu sorunla karşılaştığınızda kayganlığı artırıcı jeller kullanmanızı öneriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kürtaj sonrasında&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne olmak hiç kuşkusuz ki bir kadının tüm yaşamı boyunca tadabileceği en güzel duygulardan. Ancak, hiç istemediği halde çeşitli nedenlerden dolayı hamileliği sonlandırmak zorunda kalabiliyor insan. İşte bu durumda ilk 10 haftaya kadar yasal olarak uygulanabilen kürtajla istenmeyen gebelik önlenebiliyor. Tecrübeli uzmanlar tarafından ve hijyenik bir ortamda yapıldığında kürtajın riskleri yok denecek kadar az. Ancak yine de kürtaj her bakımdan cerrahi bir girişim. Dolayısıyla istenmeyen sağlık sorunlarıyla karşılaşmamak için kürtaj sonrasında belli bir süre cinsel ilişkiden kaçınmaya özen gösterin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Neden sakıncalı?&lt;/strong&gt; Kürtaj operasyonu sırasında rahmin içine müdahale edildiği için enfeksiyon riski artıyor. Dışarıdan bir müdahale gerçekleşmesi, bu bölgede etkisiz halde bulunan enfeksiyonların hareketlenmesine neden oluyor. Kürtajın yanı sıra o bölgeye yapılacak cerrahi işlemler de aynı riski taşıyor. Dolayısıyla kadın hastalıklarıyla ilgili bir operasyon sonrasında da doktorun önerdiği tarihe kadar cinsel ilişkiden kaçınmakta yarar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İlişkiye ne zaman girilebilir?&lt;/strong&gt; Uzmanlar kürtajdan 2 hafta sonra cinsel ilişkiye girebileceğinizi belirtiyorlar. Ancak bu konuda en doğru kararı kürtajı yapan doktorunuz verecek&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-5648333330549592337?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/5648333330549592337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/cinsel-iliski-ne-zaman-sakncal.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/5648333330549592337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/5648333330549592337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/cinsel-iliski-ne-zaman-sakncal.html' title='Cinsel İlişki Ne Zaman Sakıncalı?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuSjBcrXZqI/AAAAAAAAAe8/9C4HIhVl4pg/s72-c/adet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-4048767085459603043</id><published>2009-10-23T01:19:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T12:42:59.409-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>En Uygun El Yıkama Tekniği Nedir?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuFnVeWxRMI/AAAAAAAAAd0/Syk83iLhH9M/s1600-h/eller.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 260px; height: 180px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuFnVeWxRMI/AAAAAAAAAd0/Syk83iLhH9M/s320/eller.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395707447190045890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Uygun el yıkama tekniği ile soğuk algınlığı, grip, mide ve bağırsak sorunları, ishal gibi hastalıklardan korunun.&lt;/strong&gt; &lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün boyunca çeşitli kaynaklardan (insanlarla temas, yüzeylere dokunma, gıdalar, hatta hayvanlar ile temas) ellerimize mikroplar bulaşıyor. Eğer ellerinizi yeterince sık yıkamazsanız, bu mikropları gözünüze, burnunuza ya da ağzınıza bulaştırarak hasta olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk algınlığı, grip, mide ve bağırsak sorunları, ishal gibi hastalıklar ellerin iyi yıkanmaması nedeniyle bulaşan mikroplardan oluşuyor. Birçok insan, soğuk algınlığını kolay atlatırken, grip ise daha ciddi olabiliyor. Grip olan insanda, özellikle yaşlılarda ve kronik sağlık problemleri bulunanlarda grip, zatürreye dönüşebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetersiz el yıkama, ayrıca, 'e.coli ve salmonella' gibi gıdayla ilişkili mikropların yayılmasına neden oluyor. Amerikan Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi, her yıl 76 milyon Amerikalı'nın gıdalarla ilgili hastalıklara yakalandığını ve yaklaşık 5 bin kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Hastalıkların diğer belirtileri arasında bulantı, kusma ve ishal yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygun el yıkama tekniği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygun el yıkama teknikleri arasında ellerinizi sabun ve ılık suyla yıkamak ya da el temizleyicisi ile temizlemek bulunuyor. Antibakteriyel mendiller de sabun kadar etkilidir, ancak el temizleyiciler kadar iyi değil.Antibakteriyel sabunlar, daha popüler olmaya başladı. Çünkü mikropları öldürmede normal sabunlardan daha etkili değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerinizi ne zaman yıkamalısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuvaleti kullandıktan, bebeğinizin altını değiştirdikten, hayvanlara ya da hayvan pisliğine dokunduktan sonra, yemek hazırlamadan önce ve sonra, özellikle çiğ et, tavuk ya da balığa dokunmadan önce ve dokunduktan sonra; yemek yemeden önce, burnunuzu temizledikten sonra; elinize öksürdükten ya da hapşırdıktan sonra; yara veya kesiklerinize ilaç sürdükten sonra; hasta veya yaralı bir insanla temas ettikten sonra; çöpü dışarı attıktan sonra; kontak lenslerinizi takmadan ya da çıkarmadan önce; havaalanında, tren istasyonunda ve restoranlarda halka açık dinlenme salonlarını kullandıktan sonra ellerinizi mutlaka yıkamalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların da ellerini yıkamaya ihtiyacı var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarınıza, ellerini güzelce ve sık sık yıkamalarını söyleyerek onları hastalıklardan koruyabilirsiniz. Onlara el yıkama alışkanlığı kazandırmak için örnek olun. Ellerinizi çocuklarınızla birlikte yıkayın ve çocuklarınızın ellerini nasıl yıkadığını denetleyin. Ellerini yıkamasını hatırlatan bir kart hazırlayıp, banyoda onun göz hizasına yapıştırabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El yıkamak, küçük çocuklar için daha da önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerini yıka, Hastalıklara davetiye çıkarma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer çocuğunuz 3 yaşından küçükse solunum ve bağırsak hastalıklarının oluşma riski daha yüksektir. Ayrıca bu hastalıklar kolayca ailenin diğer üyelerine ve çevredekilere bulaşabilir.&lt;br /&gt;Çocuğunuzun sağlığını korumak için evinizdeki hijyen ortamının iyi sağlandığından emin olun. Çocuklarınıza ellerini sadece yemeklerden önce değil, gün içinde birçok kez yıkaması gerektiğini öğretin. El yıkamak çok fazla zaman almaz, fakat hastalıkları önlemek için büyük bir ödüldür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabun ve suyla uygun el yıkama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su ve sabunla ellerinizi uygun bir şekilde yıkamak için: Ellerinizi ılık suyla ıslatın ve sıvı sabunu dökün ya da temizleyiciyle temizleyin. İyice köpürtün. En az 15-20 saniye boyunca iyice ovalayın. Parmaklarınızın arasını, tırnaklarınızın altını, bileklerinizi, avuç içlerinizi iyice yıkayın. Sonra iyice durulayın, tek kullanımlık kağıt havluyla ellerinizi iyice kurutun. Musluğu kapatmak için havlu kullanın.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-4048767085459603043?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/4048767085459603043/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/en-uygun-el-ykama-teknigi-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4048767085459603043'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4048767085459603043'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/en-uygun-el-ykama-teknigi-nedir.html' title='En Uygun El Yıkama Tekniği Nedir?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuFnVeWxRMI/AAAAAAAAAd0/Syk83iLhH9M/s72-c/eller.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-6060977964533031705</id><published>2009-10-20T23:43:00.000-07:00</published><updated>2009-10-20T23:53:54.024-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİNSELLİK'/><title type='text'>En çok kimler prezervatif alıyor!</title><content type='html'>En çok hangi meslek grupları prezervatifi online sipariş veriyor?&lt;br /&gt;&lt;div class="content content_12" id="news_content"&gt;&lt;p&gt;Cinsel ilişkinin en önemli koruyucularından biri olan prezervatif kullanımı kadar kolay satın alınmıyor. Bunun altında yatan utanma duygusu ile eczaneye girerek “Bir arkadaşım için alacaktım” demek, eczacının karşı cinsten olması durumunda sıkıntıya girmek ya da kapıya kadar gidip, vazgeçmek gibi sorunlar yaşanabiliyor. Bu durumdan insanları kurtarmak için online prezervatif sitesi PrezervatifAl.com’u kuranlarda E.Çağatay Işık sipariş sırasında neler yaşadıklarını anlatırken Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aylin Sezer bu durumun altında yatan psikolojik nedenleri anlattı.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;p&gt;En çok hangi meslek grupları prezervatifi online sipariş veriyor?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PrezervatifAl.com’dan en fazla alışveriş yapan meslek grupları memurlar ve beyaz yakalılar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunun tahmin ettiğimiz en büyük sebebi de özellikle küçük yerlerde bu meslek gruplarındaki kişilerin tanınıyor olmaları. Prezervatif almak sağlıkla ilgili olmasına ve ayıp bir şey olmamasına rağmen burada insanların utanma duygusu devreye giriyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnsanlar belki de utandıkları için online sipariş vermek daha mı kolay oluyor?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnsanların online alışveriş yapmalarında çeşitli sebepler var. Bunlar fiyatların piyasaya oranla yüzde 40’lara varan oranla daha ucuz olması, her paket başına kazandıkları 2 adet hediye, her marka ve çeşidi bulundurmamız ve eğlence bölümü, bilgiler bölümü, uzman doktor köşesi, online destek hattı, ziyaretçi defteri gibi sitede bir çok ekstra bölümün yer alması. Fakat en önemli tercih sebebimiz tabiî ki utanma duygusu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tüketici, eczane yada marketten prezervatif alışverişi yaparken muhattab olma zorunluluğu sebebiyle kendini rahatsız hissediyor. Hem prezervatifi alırken hem de markaları ve çeşitleri karşılaştırma, bunlar hakkında bilgi edinme gibi konularda çok büyük sıkıntı çekiyor. Zaten müşterilerimizin ziyaretçi defterimize yazdıkları yazılarda da bu gibi sorunlar kendini çok belli ediyor. Neredeyse yazılan tüm yazılarda müşterilerimiz bize, onlara böyle bir imkan ve hizmet sunduğumuz için teşekkür ediyorlar. Bu da bizi çok mutlu ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En çok kadın prezervatifi ilgi görüyor&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Günde kaç kişi sitenizden sipariş veriyor?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şu anda ortalama 20 kişi. Tabi her geçtiğimiz ay bu sayı artıyor. Genel ortalama aldığımızda, PrezervatifAl.com şu anda Türkiye’de satılan her 1000 prezervatiften 3’ünü satmakta.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kadın prezervatifi siparişleri hangi yoğunlukta?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kadın prezervatifi konusunda hayli ilginç bir nokta var. Sitemizde en çok ziyaret edilen ürünlerden biri de kadın prezervatifi. Hatta online destek hattımıza kadın prezervatifi ile ilgili çok soru geliyor. Telefonla arayıp bilgi isteyen bayanlar da var ve konuyla ilgili sorulan soruların başında kadın prezervatifinin nasıl kullanıldığıyla ilgili sorular var. Üstelik bizlere e-posta yada telefonla ulaşan ziyaretçilerimiz de merak etme sebeplerini partnerlerinin prezervatif kullanmak istemediğini belirtiyorlar. Fakat tüm bunlara rağmen satışlar daha yeni yeni hareketlenmeye başladı. İnsanlar merak ediyorlar fakat henüz satınalma mekanizmaları yeni gelişiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En çok sipariş alınan günler? İller hangileri?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En çok sipariş aldığımız gün Pazartesi. Tahminimizce hafta sonu geçtikten sonra insanların ihtiyacı tekrar nüksediyor. En çok sipariş alınan ikinci gün ise Çarşamba. Bu da bize insanların hafta sonuna hazırlandığını düşündürüyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En çok sipariş veren şehirlerde başı İstanbul çekiyor çünkü bilindiği üzere en yüksek nüfus burada. Ankara, &lt;a title="İzmir Haberleri" href="http://www.blogger.com/arama/izmir-97.html" target="_blank" name="97_97"&gt;İzmir&lt;/a&gt; ve Bursa gibi diğer büyük şehirlerden sonra en çok sipariş aldığımız ilk üç şehir sırasıyla &lt;a title="Balıkesir Haberleri" href="http://www.blogger.com/arama/balikesir-347.html" target="_blank" name="347_347"&gt;Balıkesir&lt;/a&gt;, &lt;a title="Konya Haberleri" href="http://www.blogger.com/arama/konya-180.html" target="_blank" name="180_180"&gt;Konya&lt;/a&gt; ve &lt;a title="Diyarbakır Haberleri" href="http://www.blogger.com/arama/diyarbakir-286.html" target="_blank" name="286_286"&gt;Diyarbakır&lt;/a&gt;. İlginç noktalardan biri de çok heterojen bir gönderim bölgesi haritamız var. PrezervatifAl.com’la bu güne kadar Ataköy Konakları’ndan &lt;a title="Şırnak Haberleri" href="http://www.blogger.com/arama/sirnak-190.html" target="_blank" name="190_190"&gt;Şırnak&lt;/a&gt;-Beytüşşebap’a, Polat Tower Residence’den Iğdır’a kadar her Türkiye’nin dört köşesine ürün gönderimi yaptık.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“Utanma duygusu cinsel hazzı azaltır”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aylin Sezer sorularımızı yanıtladı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Prezervatif kullanımı neden utanılacak bir sorun olarak görülüyor? Bunun altında yatan psikolojik sebepler neler?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Prezervatif kullanımının utanılacak bir sorun olarak görülmesi, büyük oranda yetersiz bilgi ve yanlış anlamlandırmalardan kaynaklanmaktadır. Kişiler, prezervatif kullanmayı teklif etmenin partnerin güvenini sorgulamak anlamına geldiğini düşünmekte ve bu yüzden çekinebilmektedir. Pek çok insan güvenli cinsel ilişkinin daha az doyum verdiğini ve zahmetli olduğunu düşünmektedir. Fakat güvenli cinsel ilişkiyle hem korunulabilir hem de cinsel yaşamdan zevk alınabilir. Güvenli cinsel ilişki, eşler arasındaki iletişimi ve güveni arttırır, ilişkiyi güçlendirir. Kaygı ve gerginliği ortadan kaldırarak hazzı çeşitlendirir ve cinsel ilişkinin süresini uzatır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Neden cinsellikten bu kadar utanıyoruz?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kişilerin içinde yetiştiği aile, yakın çevre, toplum, gelenek ve görenekler, dini ve ahlaki inançlar cinsel tutum ve davranışları etkiler. Daha geleneksel toplumsal ve kültürel yapılar, cinselliğin yaşamın doğal ve sağlıklı bir parçası olarak görülmesini engellemektedir. Oysaki cinsellik tüm insanlara özgüdür ve insanlar cinselliklerini farklı yollarla ifade etme özgürlüğüne sahiptir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu utancı yenmek ve sağlıklı bir cinsel ilişkiye girmek için ne yapmak gerekiyor?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sağlıklı bir cinsel yaşam için öncelikle cinsellikle ilgili bilgi sahibi olmak gerekmektedir. Bazen eksik veya yanlış bilgiler de eşlerin cinsel yaşamına zarar verebilmektedir. Cinsel yaşam, karşılıklı güven, bağlılık, saygı, sevgi ve dürüstlük üzerine kurulmalıdır. Sağlıklı bir cinsel yaşam için eşler birbirleriyle konuşmaları, paylaşmaları konusunda teşvik edilmelidir. Unutulmamalıdır ki, mutlu ve sağlıklı bir cinsel yaşam, kendini ve eşini tanımakla başlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Erkekler genel anlamda korunmanın sadece kadınların görevi olduğunu düşünüyor neden?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yakın bir zamana kadar, korunmanın tek amacının, istenmeyen gebelikleri önlemek olduğu düşünülmüştür. Kadının bu riskle karşı karşıya olduğu düşünüldüğü için de korunmanın kadının görevi olduğu düşünülmüştür. Oysa gelişen zamanla ve bu konuda bilgilendirilmeler arttıkça, korunmasız cinsel ilişkinin, cinsel yolla bulaşan hastalıklara da sebep olacağı anlaşılmıştır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Prezervatif kullanımı yıllarca erkeklerin tekelinde olsa da cinsellikte yaşanan özgürlüklerle bu da değişti mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kadınların kendi hak ve özgürlüklerine daha çok sahip çıkmaya başlamalarıyla, prezervatif kullanma kararını artık eşler birlikte verebilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;script type="text/javascript"&gt;changeTarget(document.getElementById("news_content"))&lt;/script&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-6060977964533031705?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/6060977964533031705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/en-cok-kimler-prezervatif-alyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6060977964533031705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6060977964533031705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/en-cok-kimler-prezervatif-alyor.html' title='En çok kimler prezervatif alıyor!'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-3605542143748321295</id><published>2009-10-20T23:37:00.000-07:00</published><updated>2009-10-20T23:39:06.234-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YAŞAM'/><title type='text'>Bekar kadınların evli erkek merakı nedendir?</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Uzmanlar, "Bekâr kadınların, başka kadınların eşlerini cazip buldukları iddiası doğru mu? Evrimsel açıdan bu nasıl açıklanabilir?" sorusuna cevap verdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;Cumhuriyet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim Teknik- Oklahoma State Üniversitesi’nden Melisa Burkley ve Jessica Parker, bekâr kadınların başkalarının kocaları ile ilgilenmelerinin nedenlerini araştırdı. Cinsel çekiciliğin incelendiği bu çalışmaya aynı okuldan 184 öğrenci denek olarak katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deney sırasında 184 heteroseksüel deneğe, bir bilgisayar programı aracılığıyla, kendilerini ideal bir eş ile eşleştirecekleri söylendi. Katılımcıların yarısının karşı cins ile hiçbir bağlantısı yok iken, yarısının ilişkisi vardı. Ve ayrıca erkek sayısı kadın sayısına eşitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katılımcıların bilgisi dışında, herkese sanal, tek bir eş önerildi. Bu eş, her bir katılımcının talebi ile tam olarak örtüşüyordu. “Bay Doğru”nun fotoğrafı tüm kadın katılımcılar için aynıyken, erkeklere gösterilen “Bayan Doğru”nun da fotoğrafı da aynıydı. Katılımcıların yarısına ideal eşin bekâr olduğu söylenirken, diğer yarıya kadının veya erkeğin romantik bir ilişkisi olduğu belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burkley’e göre deneyin en kritik yönü tüm katılımcılar için her şeyin birbirinin aynısı olmasıydı. Tek fark, ideal eşin ilişkisinin olması veya olmamasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmanın sonucunda elde edilen tepkilerin en ilginci bekâr kadınlardan geldi. Bekâr bir erkeğin aday olarak sunulduğu durumlarda, kadınların %59’u ilişkiye sıcak baktığını söylerken, %90’ı ideal eşi bulmak için aramalarına devam edeceğini söyledi. Erkekler yeni bir eş ile tanışmaya çok hevesli görünürken, hedefteki eşin bir ilişkisinin olup olmaması ile fazla ilgilenmediler. Hâlihazırda ilişkide olan kadınların ise çok azı yeni bir eşe ilgi gösterdi ve ilgi gösterenler bekâr erkeğe daha sıcak baktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burkley ve Parker araştırmadan şu sonucu çıkarttılar: Bekâr kadınlar, hâlihazırda ilişkisi olan erkeklerle ilişkiye girmeye daha hevesliler, çünkü bu erkeklerin daha önce başka kadınlar tarafından “ön-elemeye” tabi tutulduğunu düşünüyorlar. Oysa bu kadınlara göre bekâr erkekler bilinmeyen özelliklere sahip oldukları için risk taşıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burkley benzer eş-arama stratejilerinin kuşlarda ve balıklarda da görüldüğünü söylüyor. Bundan önceki benzer çalışmalarda deneklere potansiyel adayları cazip bulup bulmadıkları soruluyordu. Bu nedenle Burkley, deneklere sıcak ilişkiye girip girmeyeceklerini sorarak, ideal bir eşten beklentilerin daha somut olarak ortaya çıkmasına yol açtı. “Bundan sonraki deneyde ‘niçin’ sorusunu soracağız” diye konuşan Burkley, “İleri çalışmalarda kadınlara, daha önceden seçilmiş olan erkeklerin niçin cazip geldiğini soracağız” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burkley, ön-elemeden geçmiş olma durumunun yanı sıra diğer bir açıklamanın ABD’de yaşayan kadınların özellikleriyle ilgili olduğuna dikkat çekiyor. Burkley’e göre Amerikan toplumunda kadınlar rekabet ortamında yetişiyor. Dolayısıyla rakip kadınların eşlerini “tavlayarak” öz saygılarını artırmanın yolunu arıyor olabilirler&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-3605542143748321295?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/3605542143748321295/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/bekar-kadnlarn-evli-erkek-merak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/3605542143748321295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/3605542143748321295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/bekar-kadnlarn-evli-erkek-merak.html' title='Bekar kadınların evli erkek merakı nedendir?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-1267741400800333651</id><published>2009-10-20T23:33:00.000-07:00</published><updated>2009-10-20T23:34:06.860-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YEME-İÇME'/><title type='text'>Yoğurt deyip geçmeyin</title><content type='html'>Yoğurtun cildi güzelleştirmesi ve protein deposu olmasının yanı sıra bilinmeyen pekçok faydaları var... Bağırsaklarda bulunan tehlikeli ve zararlı mikropların çoğalmalarına ve hatta yaşamalarına engel olan Yoğurt, Kanser riskini de azaltıyor.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;İstanbul- Aynes Genel Müdür Yardımcısı Orhan Durak, yoğurtun zararlı bakterilerin üremesini durdurarak bağırsakların düzenli olarak çalışmasını sağladiğini belirterek diğer faydalarını söyle sıraladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına etkisi bulunmaktadır, mide rahatsızlıklarını önler. Şeker hastaları için yararlı bir besindir, kan şekerini düzenleyici etkisi bulunmaktadır. Kaymağı alınmış ve mutlaka ekşimemiş yoğurt tercih edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağırsak düzensizliklerinin giderilmesine, özellikle çocuk ve yetişkinlerde karşılaşılan ishallerin tedavisine yardımcı olur. Bağırsaklarda bulunan tehlikeli ve zararlı mikropların çoğalmalarına ve hatta yaşamalarına engel olur. Kanser riskini azaltır, özellikle kolon kanserine karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır.Vücuttaki kolesterol miktarının azalmasına yardımcı olur, LDL kolesterolü azaltır. Kandaki asit baz dengesini sağlıklı hale getirir. &lt;br /&gt;Süt ve süt ürünlerini tükettikten sonra laktoz intolerans nedeniyle bağırsaklarda gaz problemi yaşayan kişilerde laktozun parçalanması nedeniyle gaz oluşumunu azaltır. Bağırsakları temizlediği, zararlı bakterileri önleyerek ishal oluşumunu engellediği için gıda zehirlenmelerine karşı koruyucudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağırsaklarda B vitaminlerinin bolca üretilmesini sağlar. Rahatlatıcı etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle iyi ve rahat bir uyku için idealdir. Kalsiyumun daha fazla emilmesini ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesini sağlamaktadır. Antibiyotik kullananlar, ilacın etkisiyle zarar görebilecek yararlı bakterilerin korunması amacıyla yoğurt yemelidirler. &lt;br /&gt;Midesi çok duyarlı olanlar ile oniki parmak bağırsağı ülseri olanlara dokunabilir. Bu durumda dikkatli tüketilmelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Nefes kokusunu gideriyor"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonya'da yapılan ve sonuçları İngiltere'de yayımlanan araştırmaların, şekersiz yoğurdun nefes kokusunu giderdiği, diş taşı ve diş eti iltihaplarını doğal yollardan önlediğini ortaya koyduğunu ifade eden Durak şöyle devam etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Araştırma kapsamında 6 hafta boyunca günde bir porsiyon yoğurt yiyenlerin yüzde 80'inde nefes kokusuna yol açan hidrojen sülfit düzeyinin düştüğü belirlenmiştir."&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-1267741400800333651?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/1267741400800333651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/yogurt-deyip-gecmeyin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1267741400800333651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1267741400800333651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/yogurt-deyip-gecmeyin.html' title='Yoğurt deyip geçmeyin'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-1450263668093290788</id><published>2009-10-20T23:27:00.000-07:00</published><updated>2009-10-20T23:32:25.068-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YEME-İÇME'/><title type='text'>Ender Saraç=Yumurtanın Sağlık ve Cilde Yararı Nedir</title><content type='html'>Yumurta üreticileri, kişi başına tüketimin Japonya'nın yarısı kadar olan Türkiye'de yumurta tüketimini artırmak için tüketicilere, gıda dışında değişik kullanım alanları da öneriyorlar.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara- Yumurta Günü nedeniyle bugün Ankara Swiss Otel'de bir toplantı düzenleyen Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR), aile hekimliği uzmanı Ender Saraç'ı konuk etti. Toplantıda yumurtanın besin değeri hakkında bilgi veren Saraç, sağlıklı beslenme açısından önemli olan et, süt, peynir gibi protein kaynaklarının ''ölü enerji'' olmasına karşın, yumurtanın ''çekirdek, canlı enerji'' bulunan tek protein gıda maddesi olduğuna, döllenmesi halinde yeniden bir canlı meydana getirebildiğine işaret etti. Soya ve buğday filizinin de ''canlı enerji'' olduğuna işaret eden Saraç, ''Yumurta, bitki filizleri gibi canlı enerjilerinin içinde gençlik hormonları çok yüksek. Gençlik ve güzelliğini devam ettirmek isteyen, cildim kırışmasın diyen, haftada 3 gün, 3 yumurta beyazı, bir yumurta sarısı ile pişirilen, yeşil biberli, maydanozlu omlet yesin'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yumurtanın içinde A, D, E, B12 ve B6 vitaminlerinin bulunduğunu bu nedenle et tüketmeyen vejeteryanlar açısından önemli bir protein kaynağı olduğunu vurgulayan Ender Saraç, içinde C vitamini bulunmadığı için, içeriğindeki demirden faydalanmak üzere yumurtanın, portakal suyu, maydanoz, yeşil biber ve domates ile birlikte tüketilmesi önerisinde bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada obezitenin yaygınlaştığına işaret eden Saraç, kadınlarda bel çevresinin 88 cm'yi, erkeklerde ise 94 cm'yi geçmesi halinde, ölüme neden kanser, şeker, kalp gibi 20 çok ciddi hastalığa yakalanma riskinin arttığını belirtirken, insanların ''gıda'' değil, ''sağlıklı gıda'' tüketimine önem vermesi gerektiğine işaret etti. Saraç, yumurtanın besin değerine dikkat çekerken, ''Kalbinizi kırmayın, yumurta kırın'' dedi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Mucizevi 19 gıda'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı beslenmek için insanların mutlaka 19 gıda maddesini tüketmeye önem vermesi gerektiğini anlatan Ender Saraç, ''mucizevi'' olarak nitelendirdiği bu gıda maddelerini şöyle sıraladı: ''Keçi sütü ve peyniri, genetiği ile oynanmamış soya fasulyesi, maydanoz, günde iki şişe maden suyu, kefir, tam tahıllı ürünler-yulaf, nar, vişne, kara üzüm gibi mor meyveler, soya ve buğday filizleri, balık, taze ceviz, organik yoğurt, zencefil-zerdeçal, limon, yeşil çay, su ve yumurta.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yumurtanın kolesterolü olumsuz etkilemediğini, insan vücudundaki kolesterolün yüzde 70'ini karaciğerin ürettiğini, yüzde 30'unun besinler yoluyla alındığını anlatan Saraç, stres ve hareketsizliğin kolesterol üzerinde daha fazla etkili olduğunu, çocuk, yetişkin ve sağlıklı insanların günde rahatlıkla bir yumurta yiyebileceğini söyledi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pluton'un oğlak burcuna girmesinin küresel krize etkisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmasında küresel krizin insan sağlığı üzerindeki etkisine de değinen Ender Saraç, Pluton'un yay burcunda olduğu son 17 yılda, yay burcunun etkisiyle insanların büyük bir iyimserlik içinde yaşadığını, olmayan parayı harcadığını, refaha önem verdiğini anlatırken, Pluton'un geçen yıl sonunda oğlak burcuna girmesi ile bu iyimser havanın sona erdiğini kaydetti. Artık, Pluton'un oğlak burcunda kalacağı 13 yıl boyunca bu küresel aşırı iyimserliğin, olmayan paranın harcanması gibi davranışların olmayacağını öne süren Saraç, ''Sağlıkta da aynı şey yaşanacak. Çalışmadan, emek vermeden sağlığımızı koruyamayacağız. Hak etmeyene sağlık yok. artık evrensel enerji değişti. Çalışan kazanacak'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların sağlığı için sadece yiyeceklerine değil, bedenine, yaşam tarzına da dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Ender Saraç, mutlaka ''bedensel olarak hareket etmeyi'' önerirken, bedene iyi bakmak için yumurtadan da yararlanılabileceğini kaydetti. Saraç, haftada 3 gün, 3 yumurta beyazı ve bir yumurta sarısı ile yeşil biberli ve maydanozlu pişirilen yumurtanın, gençlik hormonu etkisi ile ciltteki kırışıklıkların önlenmesine yardımcı olacağını öne sürerken, yumurtalı maskelerin saç ve cilt bakımında da kullanılabileceğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 yılı ihracat hedefi 175 milyon dolar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YUM-BİR Başkanı Derya Pala, toplantıda yaptığı konuşmada, üreticilerin birlik oluşturmasından sonra yumurta ihracatının hızla artığını belirterek, 2006'da 18 milyon dolar, 2007'de 68 milyon dolar, 2008'de 120 milyon dolar olan ihracatın bu yıl 150 milyon dolara ulaşmasını beklediklerini, gelecek yıl için ise 175 milyon dolar ihracat öngördüklerini söyledi. İhracatın 96 milyon dolarının Irak'a, 9 milyon dolarının Suriye'ye, 5 milyon dolarının Arabistan'a, 4 milyon dolarının Azerbaycan-Nahcıvan'a yapıldığını anlatan Pala, yapılan çalışmalar sayesinde yurt içinde kişi başına yıllık tüketimin de 130'dan 157'ye çıktığını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pala, ''Türk insanının yıllık yumurta tüketimi Japonya'nın yarısı kadar. Halen 150-160 adet olan yıllık kişi başına tüketimi gelecek yıl 250 adete çıkarmayı hedefliyoruz, Halen Japonya'da kişi başına tüketim 323, Meksika'da 245, Çin'de 349 adet. Yumurtayı tanıtmak, tüketimi artırmak için, bu hafta boyunca okullarda, AVM'lerde bedava yumurta dağıtıldı'' dedi. Yumurtanın kabuğunun yer küreyi, sarısının ateşi, beyazının suyu, boşluğununda havayı temsil ettiğini, ''evrensel bir simge olduğunu'' söyleyen Pala, bu gıdanın değerini insanlara anlatmak için çalışmalarının süreceğini vurguladı. Ender Saraç ile Derya Pala, yıllık ihracatın 150 milyon doları geçip geçmeyeceği konusunda iddiaya girip yumurta tokuşturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YUM-BİR, ihracata destekleri nedeniyle Devlet Bakanı Zafer Çağlayan'a plaket verirken, plaketi, Çağlayan adına Dış Ticaret Müsteşarlığı İthalat Genel Müdürü Mustafa Sever aldı. Sever, toplantıda yaptığı konuşmada, küresel krizin etkisiyle genel ihracatta azalma olmasın karşın yumurta ihracatındaki artışa dikkat çekti ve bunda bin yumurta başına verilen 15 dolarlık destek ile üreticilerin dış piyasalarda birlikte hareket etmesinin etkili olduğunu söyledi. Ocak-Eylül döneminde 88,5 milyon dolar karşılığında 64,4 bin ton yumurta ihraç edildiğini kaydeden Sever, ihracatın orta vadede 250 milyon dolar olabileceğini kaydetti. YUM-BİR, yumurtanın tanıtımına katkısından dolayı Uludağ Üniversitesi'nden Prof. Mustafa Tayar'a da bir plaket verdi.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-1450263668093290788?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/1450263668093290788/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/ender-saracyumurtann-saglk-ve-cilde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1450263668093290788'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1450263668093290788'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/ender-saracyumurtann-saglk-ve-cilde.html' title='Ender Saraç=Yumurtanın Sağlık ve Cilde Yararı Nedir'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-4917792746368228873</id><published>2009-10-20T23:24:00.000-07:00</published><updated>2009-10-20T23:59:02.825-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERLE SAĞLIK'/><title type='text'>Yıllanmış Sarımsağın Mucizeleri</title><content type='html'>Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Klinik Şefi Prof. Dr. Necat Yılmaz, yıllanmış sarımsak ekstraktının (AGE) karaciğeri koruyucu, savunma sistemini güçlendirici, kanseri önleyici etkiye sahip olduğunu belirterek, ''Yıllanmış sarımsak ekstraktı (AGE), kötü kokmayan gençlik iksiri gibidir'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St6pk3_91sI/AAAAAAAAAdk/oLYw8rl0Ld4/s1600-h/SARIMSAK.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St6pk3_91sI/AAAAAAAAAdk/oLYw8rl0Ld4/s320/SARIMSAK.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394935854609061570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gaziantep- Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Klinik Şefi Prof. Dr. Necat Yılmaz, yıllanmış sarımsak ekstraktı (AGE) kullanımının birçok faydası bulunduğunun bilimsel olarak ispatlandığını, Anadolu insanının aslında kendi geliştirdiği yöntemlerle çoğu zaman kendi devasını bulduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Birçok insanın bilip uygulamaya çalıştığı bir yöntemdir AGE hazırlamak. Fakat farklı farklı uygulamaları vardır'' diyen Prof. Dr. Yılmaz, ''Sarımsak çiğ yendiği zaman kokusunun yanı sıra zararlı olabilmektedir. Sarımsak özel olarak hazırlanan bir yöntemle en az 6 ay bekletildiğinde, istenmeyen bileşikler yok edilmekte, mucizevi doğal bir bileşik ingilizce adıyla Aged Garlic Extract (AGE) isimli kokusuz sarımsak ekstraktı oluşmaktadır'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de çok sık tüketilen sarımsağın çiğ yendiğinde yarardan çok zarar görüldüğünü, çiğ tüketimin sarımsaktan faydalanılmasını engellediğini ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Çiğ tüketilen sarımsaktaki 'Allicin' denen madde, kolesterol düşürme etkisi yanında, karaciğer, mide, bağırsak sistemini tahriş edip, erkeklerde sperm hareketlerini yavaşlatmaktadır. Oysa dövülmüş sarımsak suda en az 6 ay kadar bekletildiğinde mucize bileşiği ''S-Alilsistein (SAC)'' açığa çıkmaktadır. Bu mucize madde karaciğeri koruyucu, savunma sistemini güçlendirici, kanseri önleyici ve tüm kemoterapatik ilaçların istenmeyen yan etkilerini azaltıcı etkiye sahiptir. Ayrıca bu ekstrakt, kötü kokmayan gençlik iksiri gibidir.''&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Zaman bizi haklı çıkardı"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanın kendilerini haklı çıkardığını görmekten dolayı mutlu olduğunu, en son UCLA üniversitesinden Amerikalı araştırmacıların AGE ve B vitaminin birlikte kullanımının henüz damar sertliği gelişmemiş kişilerde oluşumu engellediğini ve kolesterol düşürdüğünü gösterdiklerine dikkati çeken Prof. Dr. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: ''İlaveten birçok hastalığa yol açan homosistein ve oksitlenmiş zararlı bileşikleri de sarımsak ekstraktının düşürdüğünü gösterdiler. 2005-2007 yıllarını kapsayan bu klinik çalışma, 'Preventive Medicine' isimli saygın tıp dergisinin son sayısında yayınlandı. Ülkemizin ilaç harcamalarını azaltmak için sağlıklı beslenmek şart, insanlarımızı beslenme konusunda bilgilendirmek gelecek nesilleri daha sağlıklı yapacaktır.'' Prof. Dr. Yılmaz, Avrupalı ve ABD'lilerin yıllanmış sarımsak mucizesini keşfettiğini, ilaç yapma hazırlıklarında olduklarını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu'da yaşayan insanların yıllardır kullandığı yıllanmış sarımsak ekstraktı şöyle hazırlanıyor: 1 kilo sarımsak soyulup, iyice eziliyor. Bir kavanozun içine konan ezilmiş sarımsakların içine 1 litre su, 5 adet de limon sıkılarak karıştırılıyor, bu karışımın içine 1 litre de sirke ekleniyor. Bunlar karıştırıldıktan sonra kavanozun kapağı iyice sıkılıp, karanlık ve serin bir yerde 6 ile 10 ay arasında bekletiliyor. Daha sonra yıllanan sarımsak günde bir tatlı kaşığı tüketiliyor. Hiçbir yan etkisi olmayan karışımın kokusuz ve çok lezzetli bir tadı olduğu bildirildi.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-4917792746368228873?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/4917792746368228873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/sarmsagn-yllanms-mucizeleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4917792746368228873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4917792746368228873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/sarmsagn-yllanms-mucizeleri.html' title='Yıllanmış Sarımsağın Mucizeleri'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St6pk3_91sI/AAAAAAAAAdk/oLYw8rl0Ld4/s72-c/SARIMSAK.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-5700077692887362458</id><published>2009-10-20T23:07:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T12:44:45.215-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MODA VE ALIŞVERİŞ'/><title type='text'>Ayakkabı Alırken Topuğu Nasıl Olmalı</title><content type='html'>Ayak sağlığının korunması için kısa ve geniş topuklu ayakkabıların tercih edilmesi gerektiği belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Baktır, ayakkabıların yeri daha iyi kavraması için mümkün olduğu kadar geniş topuklu olması gerektiğini kaydetti. &lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek ayakkabılarında topuğun boyunun 2-3 santimetreyi, kadınlarda da 3-4 santimetreyi geçmemesi gerektiğini belirten Baktır, şu bilgileri verdi: Topuk ne kadar geniş olursa birim alana düşen yük, o kadar azalır. Bu da ayak sağlığının korunmasında önemli rol oynar. 7-8 santimetre uzunluğunda topuğu bulunan ayakkabı, birim alana düşen yükü artırır ve yükü ayak uçlarına bindirir. Bu da hallux valgus denilen çıkıntılı başparmak sakatlanmasına neden olur. Ayrıca, biyomekanik vücut dengesinin bozulmasına bağlı olarak ayakta kalıcı ağrı ve fonksiyon bozukluklarına yol açar. Topuksuz ayakkabılar ise düztabanlığa sebep olur. Baktır, ayakkabıların ayak tarak kemiğini sıkmaması gerektiğine işaret ederek, ayakkabıda ayağın yerleştiği kısmın, burun sivri bile olsa geniş olması gerektiğini bildirdi&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-5700077692887362458?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/5700077692887362458/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/ayakkab-alrken-topugu-nasl-olmal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/5700077692887362458'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/5700077692887362458'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/ayakkab-alrken-topugu-nasl-olmal.html' title='Ayakkabı Alırken Topuğu Nasıl Olmalı'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-8856452688374665819</id><published>2009-10-20T23:06:00.001-07:00</published><updated>2009-10-23T01:35:22.489-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KADIN'/><title type='text'>Adet ağrısını azaltan önlemler</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Kadınların her ay düzenli olarak adet (regl) sancılarıyla baş etmek zorunda kalmaları sadece fiziksel olarak değil ruhsal olarak da sorunları beraberinde getiriyor. Bu sancılardan kurtulmak için neler yapılmalı?&lt;/strong&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuFqfNP_IoI/AAAAAAAAAeE/dn_L5l9OjUY/s1600-h/adet.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395710912931766914" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 242px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuFqfNP_IoI/AAAAAAAAAeE/dn_L5l9OjUY/s320/adet.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kadınların en büyük sorunlarından biri olan regl sancılarını yenmek için ne yapmalı?&lt;br /&gt;Çoğu zaman ağrılarla baş etmek zorunda kalmak sosyal hayatı da olumsuz yönde etkiliyor. Peki, adet sancıları ile yaşamaya mahkum musunuz? Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz International Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği ve Tüp Bebek Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Çepni konuyla ilgili bilgi verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adet sancısı bir sağlık sorunu mudur?&lt;br /&gt;Adet döneminin ağrılı geçmesi 'dismenore' olarak adlandırılır. Yumurtlamanın oluştuğu adet düzeninin başlaması ile yaklaşık 17-18'inci yaşlarda dismenore de başlar. Ortalama olarak üreme çağındaki, yani kendiliğinden adet görebilen kadınların yüzde 40-60'ı regli ağrılı yaşar. Bu, genç yaşlarda daha fazladır. Batı ülkelerinde yapılan çalışmalarda 19 yaş civarındakilerin yüzde 75'inin ağrılı adet gördüğü belirlenmiştir. Bunların yüzde 17'si okula gidemeyecek kadar ızdırap çeker. Yarısı çok ciddi ağrılar hisseder. Yaş ile birlikte sıklık azalır ve 40 yaşından sonra ciddi oranda düşer. Bütün bu veriler dismenorenin çok ciddi sağlık sorunu olduğuna kanıttır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınların her ay düzenli olarak adet (regl) sancılarıyla baş etmek zorunda kalmaları sadece fiziksel olarak değil ruhsal olarak da sorunları beraberinde getiriyor. Bu sancılardan kurtulmak için neler yapılmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adet sancılarını yenmek için ne yapmalı?&lt;br /&gt;Ağrılı adet görmede ağrı şiddeti ile ilgili pek çok etken mevcut. Kişinin psikolojik durumu, beslenme alışkanlıkları, aşırı yorgunluk, aşırı stres gibi altta yatan diğer hastalıklar da etkili olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğum yapan kadınlarda adet ağrısı daha az olur deniliyor. Bu bilimsel olarak doğru mu?&lt;br /&gt;Doğum ile birlikte organik nedeni olmayan ağrı oranı azalır. Gebelik süresinde adet görmediği için ağrı yoktur. Ancak altta yatan organik bir neden varsa, tedavi edilmeden ağrı geçmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiddetli ağrıları gidermek için, aşağıda yer alan önerileri uygulayabilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ağrılı adet görmenin oluşmasını önlemek mümkün değildir. Ağrı ancak doktorun size tavsiye edeceği ilaçlar kullanılarak hafifletilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sıcak banyo iyi gelir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Orta dereceli bölgesel sıcak uygulama iyi gelebilir. Bunun için sıcak banyo ya da ayaklara sıcak uygulama önerilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Dikkat edilmesi gereken nokta, sıcak uygulamanın direkt karına yapılmamasıdır. Çünkü karın içerisinde bir iltihabi problem varsa, bu yayılabilir ve oldukça tehlikelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Nefes ve kasları güçlendirici egzersizler ağrıları kontrol eder. Ev ortamında yapılabilecek hafif egzersizler önerilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Masaj ağrıyı azaltmada etkili bir yöntemdir. Ağrıyan bölgenin altına yoğurma tarzında ritmik masaj uygulanırsa, ağrının algılanması azaltılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Düzenli uyku, gerginliği azaltacağından ağrıyı kontrol etmede işe yarar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler yemeli?&lt;br /&gt;İyi beslenme ve bunun adet döneminde de sürdürülmesi ağrıyı azaltmada etkilidir. B vitamini ve magnezyumdan zengin besinler bu dönemde oluşan rahatsızlıkları ve ağrıyı gidermede yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Adet döneminde; et, balık, karaciğer, kuru baklagiller, fındık, fıstık, susam gibi yağlı tohumlar, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve öğütülmemiş tahıllar tüketilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Eğer kişide adet kanamasından önce baş ağrısı, karında şişlik gibi problemler oluyorsa reglden bir hafta önce tuz kısıtlanmasına gidilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Doğal idrar sökücü olan maydanoz, ıhlamur, kuşkonmaz gibi besinler bu dönemde alınan ödemi giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kafeinli ve gazlı içeceklerden kesinlikle uzak durmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her defasında ağrı kesici almak doğru mu?&lt;br /&gt;Adet döneminde ağrı duyulmasını ikiye ayırıyoruz. 'Primer dismenore' dediğimiz durumda, altta yatan organik bir neden belirlenemez. Bu durumda ağrı kesiciler, destek tedavileri, spor gibi daha çok ağrıyı azaltıcı önlemler ile yetinmek zorundayız. Bu kadınlar 25 yaşından sonra daha az oranda ağrılı regl görürler. Bu, 40'lı yaşlara kadar azalarak devam eder. İkinci grup ise 'Sekonder dismenore'dir. Yani ağrıların altında organik bir neden yatar. O nedenin tedavisi ile sorun çözülür. Bu nedenler arasında; regl ile dökülen rahim içi dokunun rahim kasları arasına ya da dışına yerleşmesi, miyom, rahim ağzı darlığı ve o bölgede tekrarlayan iltihap sayılabilir. Bu Grupta ise ağrı kesici yerine nedenin ortadan kaldırılması planlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel ilişkiden sonra adet sancılarının geçtiği inanışı ne kadar doğru?&lt;br /&gt;Adet döneminde cinsel ilişki infeksiyon riskini artırır . Ayrıca erkek cinsel organ salgısında (menide) ağrıyı oluşturan maddeler (prostaglandinler) mevcuttur. Bu inanış doğru değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adet düzensizliklerinin sebebi nedir?&lt;br /&gt;Adet düzensizliklerinde esasında yumurtlama mekanizmasının etkilendiği durumlar nedenler arasında en önemli sıralarda yer alır. Bu problemin hormonal nedeni çözülerek adet düzeni sağlanabilir. Bu grupta stres, kilo değişiklikleri, sosyal konum değişiklikleri ve kadının yaşı yer alır. Bir başka grup ise adet düzeninin bozulmasına yol açan ve altta organik nedenlerin yer aldığı kanamalardır. Rahim içi dokunun kontrolsüz büyümesi, polip, miyomlar, ve rahim ağzı ve içi kanserleri nedenler arasında sayılabilir. Bu yüzden adet düzeni bozulan hanımlar vakit geçirmeden jinekoloğa başvurmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-8856452688374665819?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/8856452688374665819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/adet-agrsn-azaltan-onlemler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8856452688374665819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8856452688374665819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/adet-agrsn-azaltan-onlemler.html' title='Adet ağrısını azaltan önlemler'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuFqfNP_IoI/AAAAAAAAAeE/dn_L5l9OjUY/s72-c/adet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-8925603323402674857</id><published>2009-10-20T23:04:00.000-07:00</published><updated>2009-10-23T01:28:00.549-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YAŞAM'/><title type='text'>ERKEKLERMİ YOKSA KADINLARMI DAHA ZEKİ?</title><content type='html'>17-18 yaşlarındaki 100 bin kişiye uygulanan testlerle erkeklerin mi yoksa bayanların mı daha zeki olduğu sorusuna yanıt arandı. Sonuçlara göre erkeğin IQ su kadından 4 puan yüksek. Araştırmacı Rushton bunun nedenlerinin taş devrine kadar uzandığı iddiasında.... &lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuFo3KInW8I/AAAAAAAAAd8/CPztV6mlGyM/s1600-h/erkek.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 170px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuFo3KInW8I/AAAAAAAAAd8/CPztV6mlGyM/s320/erkek.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5395709125389147074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Daha önce zekanın ırkla ilgili olduğunu söyleyerek tepki çeken İngiliz bilim adamı John Philippe Rushton bu kez de erkeklerin IQ sunun kadınlara göre 4 puan daha yüksek olduğunu söyledi. Kanada daki Western Ontario Üniversitesi nde psikoloji profesörü olan Rushton, yaşları 17-18 arasında değişen 100 bin kadın ve erkek gönüllüye zeka testleri uyguladı. Rushton, sözlü ve yazılı ifade, yaratıcılık, problem çözme gibi bölümlerden oluşan testlerin sonuçlarında erkeklerin kadınlara göre ortalama 3,63 puan daha yüksek not aldığını tespit etti. Bilim adamı kadınların iş hayatında yükselememesinin nedenini de buna bağlayarak "Bunun nedeni sosyal adaletsizlik değil. Kadınların erkeklerden daha az akıllı olmasıdır. Satranç şampiyonlarının da erkeklerden çıkması bunu gösteriyor" demesi tartışmaları alevlendirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞAL SELEKSİYON&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerin daha zeki olmasının sebeplerinin taş devrine kadar geriye gittiğini söyleyen Rushton, "Kadınlar eş seçerken kendilerinden daha zeki erkekleri tercih ediyor. Bu nedenle de nesiller ilerledikçe erkekler daha zeki oluyor" dedi. Ayrıca erkek beyninin kadınınkinden daha ağır olduğunu belirten Rushton, "Bu da erkek beyninde daha fazla nöron var demektir. Nöronlar da bilgi akışını hızlandırarak daha zeki olmayı sağlar" diye konuştu. Bilim adamı, okullarda kız çocuklarının erkeklerden daha başarılı olduğu yönündeki eleştirilere de cevap vererek "Bu kızların daha erken gelişmesiyle ilgili. Ergenlik tamamlanıp durumlar eşitlendiğinde erkekler daha zeki oluyor" dedi. Profesör Rushton bundan 4 yıl önce de siyahilerin suça daha yatkın olduğunu ve Asyalıların da daha zeki olduğunu söyleyerek tartışma çıkarmıştı. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-8925603323402674857?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/8925603323402674857/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/erkeklermi-yoksa-kadinlarmi-daha-zeki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8925603323402674857'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8925603323402674857'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/erkeklermi-yoksa-kadinlarmi-daha-zeki.html' title='ERKEKLERMİ YOKSA KADINLARMI DAHA ZEKİ?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SuFo3KInW8I/AAAAAAAAAd8/CPztV6mlGyM/s72-c/erkek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-1901282283151073615</id><published>2009-10-20T22:51:00.000-07:00</published><updated>2009-10-20T23:41:18.178-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİNSELLİK'/><title type='text'>İlk gece korkusunu nasıl yenersiniz?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;Vajinismus hakkında bilinmesi gerekenler...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR1091R" id="adsclickad" onmouseover="adsClickActionR1091R('over', 'Vajinismus', event, this);return true;" onclick="adsClickActionR1091R('click', 'Vajinismus', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR1091R('out', 'Vajinismus', event, this);return true;"&gt;Vajinismus  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;cinsel ilişkiye izin vermeyecek biçimde vajen ön kısmının istemsiz  kasılmasıdır.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St6h7ONChWI/AAAAAAAAAdU/V9KfFfJy6YA/s1600-h/ilkgece.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 300px; height: 210px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St6h7ONChWI/AAAAAAAAAdU/V9KfFfJy6YA/s320/ilkgece.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394927442433574242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Durumsal anksiyete,  istemsiz adale kasılması, seksüel uyarılmada problemler, vajinal kayganlıkla  ilgili problemler ve cinsel isteksizlik, cinsel bilgi eksiklikleri vajinismus  sebebi olabilir. Bazen sonradan enfeksiyonlar, ameliyatlar gibi fiziksel  sebeplerle gelişen ikincil vajinismus vakaları da görülebilmektedir.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;Eşinin böyle bir  durumuyla karşı karşıya gelen erkekte de bir süre sonra psikolojik etkiyle  sertleşme sorunu veya cinsellikten uzak durma eğilimi başlar ve hem kadının hem  de erkeğin tedavi edilmesi gereken bir sürece sebep olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çiftler ilişkiye giremiyorsa ne zaman doktora  başvurmalı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sıklıkla görülen bir durum çiftlerin bazen bu  olumsuzluğu kabullenip hiç doktora başvurmamasıdır. ilk girişimdeki  başarısızlıktan sonra her çift genellikle sorunun geçici olduğunu ve  çözüleceğini düşünür. Daha sonraki girişimlerde de ilişki gerçekleşmeyince  kadında sıkıntı, gerginlik, kadınlığında eksiklik olduğu düşüncesi ortaya  çıkmaya başlar. Erkek ise eşi tarafından istenmediği, reddedildiği duygularına  kapılmaya başlar. Bu nedenle uzmanların önerisi, en azından 1 hafta kadar  bekleyip, sorunu kendi başlarına çözemezlerse profesyonel yardım  almalarıdır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR1091R" id="adsclickad" onmouseover="adsClickActionR1091R('over', 'Vajinismus', event, this);return true;" onclick="adsClickActionR1091R('click', 'Vajinismus', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR1091R('out', 'Vajinismus', event, this);return true;"&gt;Vajinismus&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  tedavisi için öneriniz nedir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kadınlarda görülen korku iki tipte  görülüyor: O güne kadar hiç ilişkide bulunmamış genç kız, ilk ilişkide canının  acıyacağı ve bir kanama olacağı korkusuyla gerdeğe girer. Bu kaygı ve korku  nedeniyle de kendisini kasmaya ve ilişkiye izin vermemeye başlar. Burada önemli  husus bilginin olmaması.Yani öncelikle bilgi eksikliğini tamamlamak lazım, sonra  diğer faktörleri incelemek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir tip hasta ise cinsellikle  ilgili bilgisi var ama keyif almıyor. Yani ilişkiye girmelerine rağmen acı var.  Bu durumda hormonal ve anatomik nedenler var mı diye de bakılması uygun olur.  Yani kadının erektil dokusunda bir hassasiyet ve ilişkiyi önleyecek bir lokal  sebep var mı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki tipte de androlog, jinekolog ve psikoloğun bir  ekip çalışması ile hastaya uygun &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR1091R" id="adsclickad" onmouseover="adsClickActionR1091R('over', 'tedavi', event, this);return true;" onclick="adsClickActionR1091R('click', 'tedavi', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR1091R('out', 'tedavi', event, this);return true;"&gt;tedavi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  verilmelidir. Hormonal ve organik sebepleri ortadan kaldırınca, başarılı bir  terapi süreciyle artık mutlak tedavi mümkün oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavide kadınla  erkeğin beraberce ele alınması da çok önemlidir. Erkeğin cinselliğe bakış açısı,  anatomik bilgisi nedir? Kadını negatif etkiyen faktörler midir? Bunlarında  tedavide büyük rolü vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tedavide amaç nedir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Amaç ilişkiye ya hiç giremeyen ya da bir şekilde girse dahi acı duyan,  tatmin olmayan kadın için tüm safhaları keyifli hale getirmek. Çünkü ilişki bir  kerelik gerçekleşse dahi , kadın haz almıyor, ancak eşinden çekindiği için  ilişkiyi bu şekilde sürdürmeye razı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR1091R" id="adsclickad" onmouseover="adsClickActionR1091R('over', 'Terapi', event, this);return true;" onclick="adsClickActionR1091R('click', 'Terapi', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR1091R('out', 'Terapi', event, this);return true;"&gt;Terapi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  ile vajinismus tedavisi&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Terapi kesinlikle kadın cinselliğinin  tedavisinde çok önemli bir faktör. Bunun önemi, cinsel ilişkiye pozitif bir  yaklaşım sağlaması, bilgi eksikliğinde yardımcı olurken diğer taraftan  uyarılmaya yönelik davranışsal &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR1091R" id="adsclickad" onmouseover="adsClickActionR1091R('over', 'tedavi', event, this);return true;" onclick="adsClickActionR1091R('click', 'tedavi', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR1091R('out', 'tedavi', event, this);return true;"&gt;tedavi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  ile uyarılmayı öğretmesi. &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR1091R" id="adsclickad" onmouseover="adsClickActionR1091R('over', 'Hasta', event, this);return true;" onclick="adsClickActionR1091R('click', 'Hasta', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR1091R('out', 'Hasta', event, this);return true;"&gt;Hasta&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  her ödevden keyif alarak, ilişkiye hazır oluyor yavaş yavaş. Yani kendi vücuduna  dokunmak veya aynada kendine bakmak dahi istemezken, vücudunu tanımaya başlıyor,  uyarılardan keyif almayı öğreniyor ve böylece ilişkiye girme imkanı buluyor.&lt;br /&gt;İkna edilmeden, bilme ve keyif alma gerçekleşmeden oluşan bir ilişki uzun  vadede yine aynı sorunları büyüyerek ortaya getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Terapi  süresi çok uzun bir süreç mi?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar, terapi süresi kişiden  kişiye değişmekle birlikte ortalama 3 hafta ile 1 ay gibi bir sürede yani 4-6  görüşmede bu sorunun tedavi edilebileceğini düşünüyor. Bu süre kadında algılama,  kültür, tedaviye yardımcı olması, istemesi faktörlerine göre değişebiliyor.  Hasta ödevini tam algılayarak yapmışsa 1 hafta gibi bir sürede dahi önemli yol  kat edebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-1901282283151073615?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/1901282283151073615/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/ilk-gece-korkusunu-nasl-yenersiniz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1901282283151073615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1901282283151073615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/ilk-gece-korkusunu-nasl-yenersiniz.html' title='İlk gece korkusunu nasıl yenersiniz?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/St6h7ONChWI/AAAAAAAAAdU/V9KfFfJy6YA/s72-c/ilkgece.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-2140527846303661561</id><published>2009-10-18T11:15:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T11:21:47.484-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MODA VE ALIŞVERİŞ'/><title type='text'>Doğru Giyinmek İsterseniz İşte Püf noktalar</title><content type='html'>Kısa boy, dar omuzlar, geniş kalçalar...Herkesin bir kusuru var! Önemli olan bunları gizlemenin yolunu bilmek.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjlNscwhluI/AAAAAAAAAKo/9hXbxuqSN4Y/s1600-h/moda02.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5348391458508478178" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 150px; height: 150px;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjlNscwhluI/AAAAAAAAAKo/9hXbxuqSN4Y/s320/moda02.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;KISA BOYLUYSANIZ...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Pantolon: Eğer vücudunuzun üst kısmını uzun göstermek istiyorsanız düşük belli pantolonlar tercih etmelisiniz. Bacaklarınızı olduğundan uzun göstermek için ise yüksek belli ve düz inen pantolonlar seçin. Kontrast renklerden ve iri desenlerden kaçının. Canlı renkleri üstünüzle aynı tonlarda olmak kaydıyla rahatlıkla kullanabilirsiniz&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Ceket ve gömlek: Fazla uzun veya belde biten kısa ceketlerden kaçının. Bele oturan ve kalça hizasında kalan modeller seçin. Düşük belli bir pantolon giymek istiyorsanız üzerine saçaklı, püsküllü veya payetli bir gömlek kullanabilirsiniz. Altla üst arasında renk kontrastları yapmayın, illa bir kontrast yapmak istiyorsanız, kumaş türü kontrastları uygulayın: ipek bir elbise üzerine jean ceket gibi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Elbise: Tek renk ve düz kesim elbiseler silueti daha uzun gösterir. Ayrıca kadınsı ve seksi kesimleri de rahatlıkla kullanabilirsiniz. Etek boyu baldırların ortasına hatta topukların hemen üstüne kadar inebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ŞİŞMANSANIZ...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pantolon: Pantolonlarınızı mümkün olduğunca krep gibi dökümlü kumaşlardan seçin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üst: Özellikle pantolon üzerine, bacaklarınızın üst kısmına dek inen uzun tunikler giyin. Göz alıcı, dikkat çekici büyük desenler yerine tek renk ve koyu tonları tercih edin. Dekolte kullanmaktan kaçınmayın ama kalın ve belinizi saran kemerlerden Kaçının!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ceket: Dökümlü kumaşlardan olanları tercih edin; mümkünse önünü iliklemeden giyin. Ceketlerinizde büyük vatkalar yerine daha küçük, omuzlarınızı hafifçe yükseltecek vatkalar kullanın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Elbise - etek: Asla vücudunuzu sarmamalı: streç kumaşlara veda edin! Vücuda yapışmayan, uçuşan kumaşlar idealdir. Renk olarak daha çok tek renk ve koyu tonlar kullanın. Emprime seviyorsanız minik desenlileri tercih edin. Etek boyu baldırlarınızın hemen altına dek inmeli; daha uzun boylar da rahatlıkla kullanabilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;GENİŞ KALÇALIYSANIZ...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pantolon: Geniş pantolonlarla kalçalarınızı kamufle etmeye çalışmayın. Dökümlü kumaştan dikilmiş, düz kesim pantolonlar giyin. Her zaman koyu ve tek renk tercih edin. Asla ve asla tayt giymeyin!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üst: Üstünüz ince ve kalçalarınız genişse, vücudunuzdaki bu farkı yok etmeniz gerekiyor. O halde, dikkati vücudunuzun üst kısmına çekecek tarzda gömlek, kazak, tişört vb. giymekte tereddüt etmeyin. Çiçekler, geometrik şekiller, karışık renkler, hatta büyük aksesuarlar kullanın, minik dekolteler uygulayın. Göz ve dudak makyajına ağırlık verin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Elbise - etek: Eteklerinizde dökümlü kumaş ve nötr renkler (siyah, gri, bej gibi) kullanın. Verev kesim ve büzgülü modellerden kesinlikle kaçının. Bel oyuğu kalçanın hemen üzerinden başlayan kesimler tercih edin. Elbisede dikkat etmeniz gereken nokta, göğüslerinizi belirginleştirmek, kalçanızı ise saklamaktır. En doğru model, bel hattı olan ama bele fazla oturmayan, kalça yuvarlağını çıkarmayan düz kesimlerdir. Diz altı etek boyu en ideal olandır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BOYUN DEKOLTESİ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Boynunuz uzunsa, her tarzı uygulayabilirsiniz. Özellikle, yuvarlak açılmış dekolteler ve boyna bağlanmış küçük bir fular çok hoş duracaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Boynunuz kısaysa, “V” yakalı bluzlar veya “V” açılmış dekolteler tercih edin; boynunuz daha uzun görünecektir. Fular kullanmamaya çalışın; boynunuzu iyice kısaltıp omuzlarınıza gömülmüş gibi gösterir. Bunun yerine omuzlarınıza bir şal alın; böylece “V” dekolteniz de kapanmamış olacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;OMUZ DEKOLTESİOmuzlarınız kareyse, asimetrik omuz dekolteli veya kolsuz kıyafetler seçin.Omuzlarınız yuvarlaksa, ince askılı giysiler sizin için idealdir.Omuzlarınız düşük ve darsa, reglan kollu kıyafetler giymeyin. Omuz başlarını ortaya çıkaran, derin kol oyuğu olan giysiler omuzları daha geniş gösterir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AYAKKABI SEÇİMİ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Topukta esas, kıyafetin etek uzunluğudur. Diz ve diz altı hizasındaki bir etek uzunluğuyla 7 cm.den uzun bir topuk giyilebilir. Mini bir etekle daha alçak topuk kullanmak gerekir.Şişmansanız, vücudunuzla oransızlık yaratmamak için yüksek topuktan kaçının, orta boy topuk idealdir.Kısa boyluysanız, yüksek ve ince topuk vücudunuzda dengesizlik yaratır, eğri ve kambur bir görünüm verir. 5-6 cm.lik bir yükseklik yeterlidir.Uzun boyluysanız, yine de çok düz ayakkabılar seçmeyin. Az da olsa biraz topuk siluetinize çekicilik katacaktır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;TEN VE SAÇINIZA &lt;/p&gt;&lt;p&gt;En uygun renkler&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BUĞDAY TEN-SARI SAÇ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En uygun renklerToz pembe, bebek mavisi, gri-mavi, lila, açık mor, açık yeşil ve nane yeşiliKaçının!Elektrik mavisi ve koyu kırmızı yüzünüze yakın kullanmanız halinde çok sert bir etki yaratır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AÇIK TEN-SARI SAÇ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En uygun renklerToz pembe, bebek mavisi, gri-mavi, lila, açık mor, açık yeşil ve nane yeşili.Kaçının!Elektrik mavisi ve koyu kırmızı yüzünüze yakın kullanmanız halinde çok sert bir etki yaratır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AÇIK TEN-KIZIL SAÇ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En uygun renklerYeşilin açık tonları ile saman sarısı, kavuniçi, kayısı rengi, mercan ve gri-mavi.Kaçının!Toprak sarısı ve haki -yüzünüze yakın kullanmanız halinde- teninizdeki ışıltıyı alır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AÇIK TEN-KAHVERENGİ SAÇ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En uygun renklerYeşilin açık tonları ile saman sarısı, kavuniçi, kayısı rengi, mercan ve gri-mavi.Kaçının!Toprak sarısı ve haki -yüzünüze yakın kullanmanız halinde- teninizdeki ışıltıyı alır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;KOYU TEN-SİYAH SAÇ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En uygun renklerPembe ve mavinin tüm tonları ile mor ve siyah.Kaçının!Kiremit kırmızısı, tunç ve doreli renkler sarı içerdikleri için saç ve ten renginizi donuklaştırır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AÇIK TEN-SİYAH SAÇ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En uygun renklerPembe ve mavinin tüm tonları ile mor ve siyah.Kaçının!Kiremit kırmızısı, tunç ve doreli renkler sarı içerdikleri için saç ve ten renginizi donuklaştırır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BUĞDAY TEN-KAHVERENGİ SAÇ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En uygun renklerKırmızı ve yeşil tonları ile kavuniçi, kiremit rengi, doreli bej, toprak sarısı ve turkuaz.Kaçının!Maviye çalan tonlar, fuşya, duman grisi gibi renkler içlerinde dore tonları barındırmadıkları için saç ve ten renkleriniz için fazla soğuk.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İŞ HAYATINDA GİYİMKIYAFET SEÇİMİ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çalışan bir kadınsanız biraz erkek egemen bir ortamdasınız demektir. Bu durum asla kadınca giyinmenizi engellememeli, kadınlığınızı gölgelememeli. İş hayatında giyinmenin altın kuralı, iş kolunuzun geleneklerine uygun ama kendinizi yansıtan bir tarz belirlemenizdir. İşinize ciddiyetle yaklaşımınızı ve becerinizi vurgulayacak zarif, temiz, uyumlu ve iyi dikilmiş kıyafetler seçin. Etek, pantolon takımlar, gömlekle kombine edilmiş etek ve pantolonlar, düz kesim elbiseler ideal olanlardır.Hoşunuza gitmeyecek bir konuma düşmemek için çok kısa etekler, vücudunuza yapışan kıyafetler ve derin dekolteler kullanmayın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;RENK PALETİ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çok canlı renkler seçmeyin ama kendinizi gri tonları içine de hapsetmeyin. Evet, gri, iş hayatında çok alışıldık ve ağırlık veren bir renk ama aynı etkiyi bırakabilecek başka renkler de var. Yeşil, bordo, lacivert, siyah, kahverengi, bej, toprak tonları ve lâl gibi renklerle gardırobunuzu çeşitlendirin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;AKSESUARLAR&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her detayı düşünün! Ayakkabılarınız topuklu veya topuksuz olabilir ama mutlaka temiz ve cilalı olmalı. Çantanız hem kıyafetinizle uyumlu hem de çalıştığınız iş koluna ve konumunuza uygun olmalı: boncuklu bir çanta ile bankacılık sektöründe çalışmanız pek uygun olmaz! Abartısız ve zarif takılar kullanın; ama annenizin inci kolyesi ile de kendinize olduğunuzdan daha yaşlı bir hava vermeye çalışmayın!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;MAKYAJ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Canlı renklerden, koyu ve yoğun uygulamalardan mutlaka kaçının. Sade ve doğal bir makyaj yapın: gözlere hafif gölgeler, 2 kat rimel, biraz allık ve ruj.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;SAÇ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Saç, genel görünümde son derece etkilidir. Asla yağlı, kirli ve boyası gelmiş bir saçla işe gitmeyin. Rahat etmek için saçınızı toplayın; böylece sürekli düzeltmek zorunda da kalmazsınız. Kibar, kıyafet renginizle uyumlu tokalar tercih edin: payetli kelebek tokaları günlük hayatınıza bırakın!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;PARFÜM&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Asla ağır kokular kullanmayın. Hafif, çiçeksi aromalardan yapılmış parfümleri tercih edin. Parfümünüzle banyo yapmayın, az sıkın, gerekirse tazelersiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;YANINIZDA BULUNDURUN!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ne olur ne olmaz diyerek el çantanızda bulundurmanız gerekenler:yedek bir çift çorapküçük bir ayakkabı cila süngeriiplik ve dikiş iğnesidiş fırçası ve macunusaç fırçasıtörpükağıt mendilve elbette makyajınızdaki parlamaları rötuşlayacak hafif bir pudra, dudak boyanızı gün içinde tazelemek üzere rujunuz ve parfümünüz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;HATIRLATMALAR&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kendinizi sevin, kendinize güvenin ve gülümseyin. Gülümseyen bir yüz, aydınlık bakışlar ve güvenli bir tutum sizi her zaman olduğunuzdan daha şık ve bakımlı gösterecektir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yürürken de otururken de dik durmaya özen gösterin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Giysileriniz temiz ve ütülü olsun.Renk uyumuna dikkat edin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt; Küçük aksesuarlarla kıyafetlerinizi hareketlendirin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İçinde rahat olmadığınız giysiler ve ayakkabılar giymeyin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ayakkabılarınızı sık sık temizleyin ve cilalayın. Topuğu yenmiş, deforme olmuş ayakkabılar giymeyin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Saç, el ve tırnaklarınızdaki bakımsızlık şıklığı zedeleyen unsurlardır. Saç boyanıza ve temizliğine dikkat edin, el ve tırnaklarınıza özen gösterin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Takılarınız hem kıyafetinizle hem de birbirleriyle uyumlu olmalı. Sarı ve beyaz takıları bir arada kullanmayın (altın bir kolye, gümüş küpeler gibi). Ağır takılarla daha hafifleri de bir arada kullanmayın (boncuk bir bilezik ve pırlantalı bir yüzük gibi)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kaynak: Vekozmetik&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-2140527846303661561?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/2140527846303661561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/dogru-giyinmek-isterseniz-iste-onemli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2140527846303661561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2140527846303661561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/dogru-giyinmek-isterseniz-iste-onemli.html' title='Doğru Giyinmek İsterseniz İşte Püf noktalar'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjlNscwhluI/AAAAAAAAAKo/9hXbxuqSN4Y/s72-c/moda02.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-5181053761738080804</id><published>2009-10-18T11:08:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T11:19:50.312-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EGZERSİZ VE DİYET'/><title type='text'>5 Kilo birden Vermek İsteyenlere İlginç Diyet</title><content type='html'>5 kilo verdiren diyeti uygularken nelere dikkat etmeliyiz.Öncelikle önereceğimiz diyet konusunda herhangi bir şüpheniz olmaması için, bu diyeti yapmanıza engel olan bir rahatsızlığınız olup olmadığı konusunda doktorunuza danışınız.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjeW-TXvQWI/AAAAAAAAAKI/aut9eILywrQ/s1600-h/202340683.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5347909079621648738" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 320px; height: 240px;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjeW-TXvQWI/AAAAAAAAAKI/aut9eILywrQ/s320/202340683.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; 5 kilo verdiren diyetiyle başarılı olamama ihtimaliniz var mı.Diyetinizi harfiyen uyguladığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Ancak eğer hala kilo vermiyorsanız, o zaman yedikleriniz konusunda kendinizi kandırıyor olabilirsiniz. Örneğin çayın yanında yediğiniz o 2 tane bisküviyi, ya da doğum günü partisinde elinize tutuşturulan pastayı, ağzınıza attığınız bir avuç fıstığı, ya da yerdiğiniz grissinileri saymayı unutuyorsunuzdur belki, ya da kendinizden bile saklıyorsunuzdur. Ama bunlar biriktikçe kilo verememenizin sebebi olup çıkıveririler. Eğer kilo verememekten şikayet ediyorsanız, bir beslenme günlüğü tutun ve yiyip içtiğiniz her şeyi yazın. Haftanın sonunda, eğer dürüstçe her yiyip içtiğinizi yazdıysanız, niye kilo veremediğinizi göreceksiniz.5 kilo verdiren bu diyet düşük kalorili bir diyet olduğundan tekrarlı olarak uygulamayınız.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;BİR HAFTADA 5-6 KİLO VERME DİYETİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;PATATES DESTEKLİ&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Günlük kalori: 600 Kcal&lt;br /&gt;Genel bir diyet zayıflama programı olarak diyetisyenler tarafından tercih edilmeyen bu düşük kalorili diyet tekrarlı olarak uygulanmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bu diyetin günlük menüleri:&lt;br /&gt;1.GÜN&lt;/strong&gt;·&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sabah : 2 orta boy patates (haşlanmış)·&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öğle : 2 orta boy patates (haşlanmış)· &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Akşam : 3 orta boy patates (haşlanmış)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2.GÜN&lt;/strong&gt;· &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sabah : 2 orta boy patates (haşlanmış)· &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öğle : 2 orta boy patates (haşlanmış)· &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Akşam : 2 orta boy patates (haşlanmış)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3.GÜN&lt;/strong&gt;· &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sabah : 2 orta boy patates (haşlanmış)·&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öğle : 2 orta boy patates (haşlanmış)· &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Akşam : 3 orta boy patates (haşlanmış)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4.GÜN&lt;/strong&gt;· &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sabah : 1 elma, 2 mandalina·&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öğle : 2 orta boy patates (haşlanmış)·&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Akşam : 2 but tavuk ızgara, haşlama, yeşil salata (1 tatlı kaşığı sıvı yağ)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5.GÜN&lt;/strong&gt;·&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sabah : 1 elma, 2 mandalina·&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öğle : 1 elma 2 mandalina· &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Akşam : 2 porsiyon balık ya da bonfile, karışık salata&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6.GÜN&lt;/strong&gt;·&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sabah : 1 elma, 2 mandalina·&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öğle : 1 elma 1 portakal·&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Akşam : 2 porsiyon balık veya bonfile (karışık salata, 1 tatlı kaşığı sıvı yağ)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7.GÜN&lt;/strong&gt;·&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sabah : 1 elma, 2 mandalina·&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öğle : Patates salatası, yeşil soğan ve 1 tatlı kaşığı sıvı yağ·&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Akşam : 3 yumurta teflon tavada, yeşil salata&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-5181053761738080804?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/5181053761738080804/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/5-kilo-verdiren-diyeti-uygularken.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/5181053761738080804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/5181053761738080804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/5-kilo-verdiren-diyeti-uygularken.html' title='5 Kilo birden Vermek İsteyenlere İlginç Diyet'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjeW-TXvQWI/AAAAAAAAAKI/aut9eILywrQ/s72-c/202340683.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-6076229658254668850</id><published>2009-10-18T11:04:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T11:06:00.124-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EGZERSİZ VE DİYET'/><title type='text'>Prof Mehmet Öz den Bel İnceltmenin Sırları!</title><content type='html'>Kilo verme veya alma konusunun temeli bel ölçüsüyle başlıyor. Bunu aklınızdan çıkarmayın.Birçoğumuz kilolara kafamızı takarız ama aslında önemli olan bel ölçüsüdür. Çünkü, bel ölçünüz genel sağlığınız açısından en iyi ve tek göstergedir. Bel ölçüsü kontrolü programınızın işe yaraması için, ne kadar çok yediğinizi veya yemediğinizi asla düşünmeyeceğiniz pratik bir plana ihtiyacınız var.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjeTgjr5dkI/AAAAAAAAAKA/i1C4Jn1WqGU/s1600-h/bel200.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5347905270070212162" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 200px; height: 150px;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjeTgjr5dkI/AAAAAAAAAKA/i1C4Jn1WqGU/s320/bel200.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Nasıl bir egzersiz programı olmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘SİZ Egzersiz’in bir parçası olan, son derece basit ama bir o kadar da etkili egzersizimi bir deneyin. ‘Görünmez sandalye’ adını verdiğim bu egzersizi herkes yapabilir. Basit ve çok etkilidir. Bütün bacağı güçlendirir. Sırtınızı bir duvara dayayarak sandalyeye oturur gibi havada oturun (sandalye olmadan!) ve avuçlarınızı dizlerinize dayayın.&lt;br /&gt;İşiniz bittiğinde kolayca ayağa kalkabilmek için bu hareketi tutunabileceğiniz bir mobilyanın yanında yapın.&lt;br /&gt;Topuklarınızı dizlerinizin tam altında, 90 derecelik açıyla tutun; omuzlarınız arkaya kıvrılmalı, başınız duvara dayanmalı. Bu şekilde olabildiğince uzun süre durun ve her seferinde süreyi 2 dakika artırmaya çalışın. Yüz kaslarınızı gevşetin ve yavaş nefes alıp verin.&lt;br /&gt;Bel çevresi büyük olan insanlarda omentum yağ perdesi büyümeye başlar, böbreklere baskı yapar, tansiyonu yükseltir, karaciğeri zehirler, yüksek kolesterol yaratır, insülini bloke ederek şeker hastalığını ortaya çıkarır. Safra taşları yapar, bu taşlar da safra yolunu kapatır, safra inemez, bağırsaklarda tehlikeli durumlar yaratır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışanların uygulaması kolay tarif&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeme sisteminizi otomatikleştirirseniz kolay. İşte sizler için ailemle birlikte her sabah yediğimiz kahvaltının tarifi; özellikle damak zevkinize alternatif önerilerimizden biri olarak da kabul edebilirsiniz.&lt;br /&gt;5 dakikada hazırlanabilen tipik bir tarif ki ben buna ’sihirli kahvaltı bombası’ adını veriyorum:- 2 kişilik, kişi başına 136 kalori- 1 kaşık (1/3 fincan) soya proteini- 1/2 çorba kaşığı keten tohumu yağı- 1/2 fincan donmuş çay üzümü- 1 büyük boy muz (veya hangi meyveyi seviyorsanız)- 1/2 çorba kaşığı elma suyu konsantresi veya bal- 30 gram buzlu su ve eğer isterseniz, vitamin tozları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden çoğu diyet başarısızlıkla sonuçlanıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu insan doğrusal bir zihin yapısına sahiptir. Şöyle düşünürler; eğer biraz iyiyse, daha fazla daha iyidir. Ama sağlıklı beden, genellikle doğrusal değildir. Günde 100 kalori daha az alırsanız, her ay yarım kilo verirsiniz ve bir etki görmezsiniz. Ama günde 100 kalori daha az alırsanız (daha fazlası daha iyi değil mi?) muhtemelen yoyo diyetine girersiniz ve verdiğiniz kiloları geri alırsınız. Bunun nedeni, açlığın metabolizmayı yavaşlatmasıdır.&lt;br /&gt;Aynı zamanda karbonhidrat metabolizmanız da yavaşlar. Dolayısıyla, sonunda elinize bir şeker çubuğu geçirdiğinizde, aldığınız kalori çabucak yağa dönüşür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stres şişmanlatıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göbek yağı (omentum) özellikle stresle artar ve stres hormon alıcıları vardır; dolayısıyla bel ölçünüz, bedensel stresiniz açısından en iyi göstergedir. Stresle ve bel ölçüsüyle başa çıkmak, büyük ölçüde vücudunuzdaki iltihaplanma seviyeleriyle başa çıkmak demektir. Omega-3 yağ asidi, karaciğerlerimizde iltihaplanmaları önleyen proteinleri (PPAR denir) harekete geçirir ve böylece biyolojimiz obezlikten kaynaklanan iltihaplanmaları gidermede daha etkili olur.&lt;br /&gt;Bu, fazla kilolardan kaynaklanan hastalıklardan uzak durmamızı sağlar. Aynı sağlıklı yağlar, açlık hissi uyandıran ‘grelin’ hormonu saklar. Yapay yağlar tam aksi etki yapar ve ‘nfKB’yi (hücresel seviyede iltihaplanmalar için en önemli etken) uyarır ve çok zararlı bir etki yaratır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tartılmak yerine belinizi ölçün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı insanlar, televizyon programlarının sadece akşamları yayınlandığı günlerden beri basküle çıkmamıştır. Bu sorun değil. Bizim için kilonuzu bilmeniz önemli değil; ama yine de bu programda ilerlemek istiyorsanız hemen gidin tartılın. İhtiyacınız olan tek şey bir mezura. Göbek deliğinizin hizasından bel çevrenizi ölçün ve bulduğunuz rakamı yazın. İdeal sağlık göstergesi olarak, kadınlar için ideal bel ölçüsü 82 santimdir. Eğer 93 santimi geçerseniz, sağlık riskiniz artar. Erkekler için ideal ölçü ise 88.5 santimdir. 101 santimden yukarısı sağlık riski demektir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-6076229658254668850?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/6076229658254668850/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/prof-mehmet-oz-den-bel-inceltmenin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6076229658254668850'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6076229658254668850'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/prof-mehmet-oz-den-bel-inceltmenin.html' title='Prof Mehmet Öz den Bel İnceltmenin Sırları!'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjeTgjr5dkI/AAAAAAAAAKA/i1C4Jn1WqGU/s72-c/bel200.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-2060879283396718278</id><published>2009-10-18T10:31:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T10:49:22.929-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Klıma ve Araç camından Çarpan Hava Ne Yönde Tehlikeli</title><content type='html'>Yüz felci, yüzün mimik hareketlerini kontrol eden sinirin fonksiyonunu kaybetmesi sonucunda ortaya çıkıyor. Hastaların bir-çoğunda belli bir sebep bulunamıyor. Ancak, kulak iltihapları, tümörler, bazı virüsler ve sinir yaralanmaları yüz felci-ne yol açabiliyor. Klimalar ve açık camdan gelen soğuk hava da en önemli yüz felci sebepleri arasında yer alıyor.&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjFqbR2UD0I/AAAAAAAAAJo/jPH5S2yJiNM/s1600-h/klima.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5346171249545711426" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 200px; height: 160px;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjFqbR2UD0I/AAAAAAAAAJo/jPH5S2yJiNM/s320/klima.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhsan Bey, yayıncılıkla uğraşıyordu. Son birkaç gündür gece uykusu uyuyamamış. Sabaha karşı ev-ofisinde pencere önünde uyuyakalmıştı. Uyandığında yüzünde bir keçeleşme hissetmişti; ama anlayamadı. Kahvaltılık bir şeyler hazırlarken mesai arkadaşları da gelmişti. Bir şeyler yemeye çalıştı; ama tat alamadığını fark etti. Keçeleşme de giderek artıyordu. Sonra arkadaşları yüzünün bir tarafında anormallik olduğunu söylediklerinde acı gerçekle yüzleşiverdi. Aşırı stres, yoğun tempo sonucunda iyice yorulan yüz sinirleri, bir de saatlerce balkon ve pencere arasındaki hava cereyanına maruz kalınca felç olmuştu. Hemen doktora gittiler. 10 gün kortizonlu ilaç kullandı, 8–10 serum verildi. İlerleyen süreçte her gün bol yüz masajı, fizik tedavi, akupunktur, sakız çiğneme, ayna karşısında yüz hareketleri yapma gibi her şeyi denedi. Tuza dikkat edilemediği zamanlarda kortizon kilo yapıyordu. Yüz sinirlerinde yüzde 50 tahribat vardı. Başka profesörlere de muayene oldu. Memlekete gittiğinde yüzünde bu kez şişme başladı. Halbuki uzmanlar yüz felcinde şişme olmayacağını söylüyorlardı. Uzun tetkikler ve biyopsiler sonucunda beyin MR'ı çektirmeye karar verdiler ve beyinde ayrıca tümör olduğu, iyileşmeyi engellediği ortaya çıktı. Bu arada yüz kaslarıyla ilgili bir ameliyat oldu. Çeneden gelen bir kas dudaklara hareket ve yüze simetri vermesi için çevrildi. Ayrıca rahat kapanabilmesi için üst göz kapağı derisi içine 1 gr ağırlığında altın pul diktiler&lt;br /&gt;ŞİMDİ HER 6 AYDA BİR BEYİN MR'I ÇEKTİRİYOR&lt;br /&gt;Her yüz felci hastasının hikâyesi İhsan Bey'inki gibi uzun sürmüyor. Özellikle erken teşhis ve verilen tedaviye ciddi bir şekilde uymak, özellikle bahar ve yaz dönemlerinde birçok insanın hayatını karartan yüz felcinden kurtulmak için çok büyük önem taşıyor.&lt;br /&gt;Medical Park Bahçelievler Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Gülten Özdemir; yüz felcinin, yüzün sağ ve sol kısmında bulunan sinirlerde genellikle soğuğa bağlı olarak ödem oluşmasından kaynaklandığını belirtti. Özdemir, yüz felcinin daha çok araç sürücülerinde ve kayak yapanlarda görüldüğünü belirterek, yüz felcinden korunmanın en etkin yolunun, sakız çiğneyip balon şişirerek çene ve yüz kaslarını güçlendirmek olduğunu kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÜZE DOĞRU ÜFLEYEN KLİMALAR FELÇ YAPIYOR&lt;br /&gt;Dr. Gülten Özdemir, sıcak yaz günlerinde açılan klimanın ve seyahat ederken açılan camdan yüzün sadece bir bölgesine yoğunlaşan soğuk havanın yüz felcine neden olduğunu söylüyor. Yüz felcinin ağızda yamulmaya ve gözde kapanmaya neden olduğuna dikkat çeken Dr. Özdemir şunları söyledi: "İyi bir tedaviyle bir aylık zaman içinde normale dönülebilen yüz felcinde, vakit kaybetmeden nöroloğa ya da fizik tedavi uzmanına gidilmesi gerekir. Ödem çözücü ilaçlarla birlikte fizyoterapiye de başlamak gerekir."&lt;br /&gt;Nörolog Dr. Gülten Özdemir, beyinle beyin sapı arasındaki veya beyinle yüz kaslarına kadar olan bölümdeki birçok hastalığa bağlı olarak yüz felci gelişebileceğini belirtiyor. Beyinle beyin sapı arasındaki yüz felci nedenleri nöroloji tarafından inceleniyor. Beyin sapından sonraki yüz siniri hastalıklarında oluşan yüz felcine ise periferik yüz felci deniyor. En sık rastlanan yüz felci şekli olan periferik yüz felcine virüsler, orta kulak iltihapları, sistemik hastalıklar (şeker hastalığı, hipertansiyon, sinir iltihabı, sarkoidoz, vitamin eksikliği vb.) ve tümör kaynaklı hastalıklar yol açabiliyor. Ayrıca kulak çevresine veya yüze gelen darbeler de yüz sinirini hasara uğratarak yüz felcine sebep olabiliyor. Dr. Özdemir, ameliyatın en son tercih edilecek çözüm yöntemi olduğunu belirterek, "Ne zaman ameliyat gerektiği kesinlik kazanmış değildir. Karar verirken ilaç tedavisine ne derece cevap alındığı, elektrofizyolojik testlerin sonucu ve başlangıçtan beri geçen süre dikkate alınarak karar verilir." diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüz felci nedir?&lt;br /&gt;Yüz felci; yüz hareketlerinin genellikle tek taraflı azalması veya kaybolmasıdır. Kaş kaldırma, göz kapama, diş gösterme, gülme ve yanak şişirme gibi hareketler bozulur. Hasta, felçli yüz tarafındaki kulağının arkasında bir ağrı veya işitmede zorlanma hissedebilir. Uyuşma algılar. Ama yapılan muayenede gerçek bir duyu kaybı bulunmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl tedavi edilir?&lt;br /&gt;Belirtiler başladığı zaman 7-10 gün denenecek bir prednizon ve B vitamini takviyesi tedavisi, hastalarda genel olarak olumlu sonuç verebiliyor. Sebep virüsler ise antiviral tedavi; bakteriler ise antibiyotik tedavisi uygulanıyor. Gece yatarken yapay gözyaşı damlaları ve göz bandı kullanmak kornea hasarını önlemede yararlı olabiliyor. Dr. Özdemir, 7-10 gün ilaç kullanımı, masaj, sıcak uygulaması, yüz kaslarını çalıştıracak egzersizler ve aynı tarafla sakız çiğnemenin hastalarda rahatlamaya yol açtığını kaydediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçuklara dikkat&lt;br /&gt;Dudaklarda uçuk yapan HSV-1 virüsünün sebep olduğu idiopatik yüz felci de yüzdeki sinirleri tahrip edebiliyor. Bu felcin iyileşme oranı yüksek; ancak yaşlılarda sekel kalabiliyor. HSV-1 virüsü vücuda girip yerleşiyor ve bir gün aktif hale gelip yüzün sağ ya da sol tarafında felce yol açabiliyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-2060879283396718278?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/2060879283396718278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/yuz-felci-yuzun-mimik-hareketlerini.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2060879283396718278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2060879283396718278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/yuz-felci-yuzun-mimik-hareketlerini.html' title='Klıma ve Araç camından Çarpan Hava Ne Yönde Tehlikeli'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SjFqbR2UD0I/AAAAAAAAAJo/jPH5S2yJiNM/s72-c/klima.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-3246819943624493892</id><published>2009-10-18T06:24:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T06:40:22.288-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÜZELLİK'/><title type='text'>Batık tüğleriniz oluyorsa son sistem çözüm!</title><content type='html'>&lt;div class="haber haber_renk line_height_def" style="margin-right: 5px;"&gt;&lt;span id="contextual"&gt;&lt;span class="ver11"&gt;Yaz yaklaşırken vücudun çeşitli yerlerindeki  tüylerden kurtulmak şart! İstenmeyen tüylerden kurtulurken, vücudunuzda batık ve  tahriş oluşmamasını istiyorsanız, nemlendirici krem kullanmaya ve jiletinizi sık  sık değiştirmeye dikkat edin.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="contextual"&gt;&lt;span class="ver11"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;span id="contextual"&gt;&lt;span class="ver11"&gt;&lt;b&gt;Batıkları engellemek için, tüylerinizi  alacağınız bölgeyi, bir losyonla dezenfekte edin. Ayrıca tüyleriniz tekrar  çıkmaya başladığında, daha önce batık olan bölgeye peeling uygulamanızda fayda  var. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle narin ciltler için tasarlanmış jiletler kullanmaya  özen gösterin. Önce birkaç &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR4009R" id="adsclickad" onmouseover="adsClickActionR4009R('over', 'dakikalık', event, this);return true;" onclick="adsClickActionR4009R('click', 'dakikalık', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR4009R('out', 'dakikalık', event, this);return true;"&gt;dakikalık&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  sıcak duş alın. Daha uzun olmamasına dikkat etmelisiniz, aksi takdirde cildiniz  şişer ve buruşmaya başlar. Bu da doğal olarak tahriş olmasına sebep olur. Ayrıca  jilet yaparken nemlendirici özelliği bulunan bir tıraş jeli kullanmanızda da  fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Jilet yaptıktan sonra kanama olursa, kanayan noktanın  üzerinde yaklaşık iki dakika kadar buz bekletin. Ardından tentürdiyot uygulayıp,  mikrop kapmaması için üzerini bantla kapatın. Bir dahaki sefere jilet yapmadan  önce yoğun formüllü bir vücut kremi uygulayın, çünkü kuru ciltler kanamaya  meyillidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Batıkları sıkmak, kalıcı izlere veya mikrop kapmaya  sebep olabilir. Bu bölgede oluşan batıkları engellemek için jiletinizi sıklıkla  değiştirmeli ve orada bulanan tüyleri her zaman çıkış yönüne doğru tıraş  etmelisiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;!-- Ödül Avcısı .MK 05/10/2009 --&gt;&lt;!-- Ödül Avcısı .MK 05/10/2009 --&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-3246819943624493892?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/3246819943624493892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/batk-tugleriniz-oluyorsa-son-siztem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/3246819943624493892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/3246819943624493892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/batk-tugleriniz-oluyorsa-son-siztem.html' title='Batık tüğleriniz oluyorsa son sistem çözüm!'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-8931970253679471899</id><published>2009-10-18T06:17:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T11:28:27.507-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ANNE VE ÇOCUK'/><title type='text'>Hamilelikteki kiloları nasıl verebiliriz?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StsWG-ukxPI/AAAAAAAAAZ0/EtMCRv0XgmQ/s1600-h/hamile.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px; height: 220px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StsWG-ukxPI/AAAAAAAAAZ0/EtMCRv0XgmQ/s320/hamile.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393929287879673074" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="haber_spot line_height_def" style="margin-right: 5px;"&gt;&lt;b&gt;Hamilelik  boyunca alınan kilolar hayatınız boyunca sizinle olmak zorunda değil... Yoğurt  ve sütte olan probiyotikler işi hızlandırır&lt;/b&gt; &lt;/div&gt; &lt;!-- Kaldırdık --&gt;&lt;!-- Kaldırdık --&gt; &lt;div class="haber haber_renk line_height_def" style="margin-right: 5px;"&gt;&lt;span id="contextual"&gt;&lt;span class="ver11"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;span id="contextual"&gt;&lt;span class="ver11"&gt;Hamilelikten sonra eski kilonuza dönmek, hatta  daha da ince olmak için emrinde üç aşçı, iki dadı ve bir spor hocası çalışan bir  ünlü olmak zorunda değilsiniz... Çünkü genel sağlığınız için alacağınız küçük  bir hap, hamilelikte aldığınız kilolardan kurtulmanıza da yardımcı olabilir. Bu  küçük hap, probiyotik bir takviyedir... Teknik olarak probiyotikler &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR7411R" id="adsclickad" onmouseover="adsClickActionR7411R('over', 'iyi', event, this);return true;" onclick="adsClickActionR7411R('click', 'iyi', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR7411R('out', 'iyi', event, this);return true;"&gt;iyi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  huylu mikroplardır. Ve sindirim sisteminin iyi çalışması, bağışıklık sisteminin  güçlenmesi için her &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR7411R" id="adsclickad" onmouseover="adsClickActionR7411R('over', 'gün', event, this);return true;" onclick="adsClickActionR7411R('click', 'gün', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR7411R('out', 'gün', event, this);return true;"&gt;gün&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  düzenli olarak bu iyi mikroplardan almamız tavsiye edilir. Yani, kötü mikropları  kontrol &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR7411R" id="adsclickad" onmouseover="adsClickActionR7411R('over', 'altında', event, this);return true;" onclick="adsClickActionR7411R('click', 'altında', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR7411R('out', 'altında', event, this);return true;"&gt;altında&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  tutmak için iyi bakterilere sahip olmak önerilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;DAHA AZ KİLO  ALDILAR &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Finlandiya'da yapılan bir araştırma; ilk üç aylarında  probiyotik takviye alan ve düzenli beslenen hamile kadınların, bu takviyeyi  kullanmayan kadınlara oranla; doğumda sonra daha az kiloya sahip olduklarını  gösterdi. Probiyotik takviye alanların bel çevrelerinin daha az yağlandığı da  gözlendi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;!-- Ödül Avcısı .MK 05/10/2009 --&gt;&lt;!-- Ödül Avcısı .MK 05/10/2009 --&gt;  &lt;div class="clear_both"&gt;&lt;img alt="" src="http://www.blogger.com/c/i/sp.gif" width="1" height="1" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-8931970253679471899?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/8931970253679471899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/hamilelik-boyunca-alnan-kilolar-hayatnz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8931970253679471899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8931970253679471899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/hamilelik-boyunca-alnan-kilolar-hayatnz.html' title='Hamilelikteki kiloları nasıl verebiliriz?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StsWG-ukxPI/AAAAAAAAAZ0/EtMCRv0XgmQ/s72-c/hamile.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-5852668582865740667</id><published>2009-10-18T06:14:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T06:23:43.532-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Baş ağrısı nasıl geçer?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StsU2cDH5CI/AAAAAAAAAZs/rMPG7Pw9tuM/s1600-h/bas.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px; height: 235px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StsU2cDH5CI/AAAAAAAAAZs/rMPG7Pw9tuM/s320/bas.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5393927904181085218" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="haberOzet" id="ctl00_ortayer_haberOzet"&gt;Baş ağrısı bazen bütün bir  gününüzü mahvedebilir...&lt;/div&gt; &lt;div class="haberMetni" id="ctl00_ortayer_haberMetni"&gt; &lt;p&gt;Baş ağrısıyla mücadele etmek için hemen ilaca sarılmayın. İşte sizin için  önerilerimiz; &lt;/p&gt; &lt;span class="fullpost"&gt; &lt;span class="fullpost"&gt;&lt;strong&gt;Karanlık:&lt;/strong&gt; Yaşadığınız migrene dayalı bir ağrı ise karanlık  ve bir odada yatarak dinlenin. &lt;/span&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yürüyüş:&lt;/strong&gt; Açık havada yürüyüş yapmak da baş ağrısına iyi  gelir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Masaj:&lt;/strong&gt; Şakaklarınıza, kaşlarınızın arasından alnınıza doğru  ve burun deliklerinin üzerinden başlayarak göz kenarlarına doğru masaj yapın.  &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sıcak duş&lt;/strong&gt;: Sıcak duş, vücudunuzda gevşeme hissi yaratır.  Duşa girmezseniz, ayaklarınızı sıcak su dolu bir kapta bekletin. Ayak  banyosundan sonra çorap giyin ve dinlenmek üzere yatın. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Soğuk kompres:&lt;/strong&gt; Bir bezi soğuk suyla ıslatarak veya poşete  buz koyarak&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-5852668582865740667?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/5852668582865740667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/bas-agrs-nasl-gecer.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/5852668582865740667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/5852668582865740667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/bas-agrs-nasl-gecer.html' title='Baş ağrısı nasıl geçer?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/StsU2cDH5CI/AAAAAAAAAZs/rMPG7Pw9tuM/s72-c/bas.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-8114499226915982598</id><published>2009-10-09T02:27:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T02:19:10.799-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PSİKOLOG'/><title type='text'>40 Yaş Sonrası Erkeklerin Garip Davranışlarının Nedenleri?</title><content type='html'>İnsan doğar, büyür, yaşlanır ve sonunda da ölür.Bu kaçınılmaz bir gerçektir.20 yaşındaki bir bireyin 5 yaşındaki gibi davranması nasıl tuhaf karşılanıyorsa; 45-65 yaş arasındaki kişilerin 20-30 yaş fonksiyonlarına sahip olma ispatı imkansız ve tabiat kuralına aykırıdır. Son zamanlarda okuduğumuz makalelerin bazılarında 45-65 yaş kadınların,bazılarında ise 45-65 yaş erkeklerin vücut işleyişinin,cinsel dürtülerinin,düşünce kabiliyetinin üstünlüğünün tartışıldığına sıkça rastlıyoruz.&lt;span class="fullpost"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;code&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence bunlar anlamsız tartışmalardır.Vücudun her yaşta belir bir işleyiş biçimi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyin; gerek istemli gerekse istemsiz çalışan tüm organların çalışma kontrolünü sağladığı gibi, zeka, hafıza ve düşüncenin de kontrolünü üstlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta yaş erkeklerin beyni nasıl işler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaş aralığı gerek erkek, gerekse kadın için en verimli yaşlardır.Vücut anatomik açıdan gelişimini tamamlamış ve stabil bir hal almıştır. Beyin ise gerek işleyiş gerekse kapasite açısından üst seviyeye ulaşmıştır. Fakat yaş ilerledikçe beyin kanlanmasının bozulması, testosteron ve androjen… gibi salgılanan hormonların azalması ile işleyiş ve fonksiyon yavaş yavaş gerilemeye başlar. Genetik ve çevresel etkenlerle oluşan hipertansiyon, şeker hastalığı vs gibi etkenler bu süreci  hızlandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekliğin simgesi haline gelen seks dürtüsü ve kapasitesi de maalesef yavaş yavaş azalmaya başlar. Bu organik süreç genelde red edilir ve bu kabullenememe duygusu kişiyi, kendini çevreye ispat etme davranışına iter. Bazı erkeklerde bu durum işte başarı hırsına,bazılarında dine yönelmeye,spor,yeni hobiler edinmeye sebep olur. Bilinç altı duygu cinsel dürtü ve başarı açısından eskisi gibi olduğunu ispat etmedir. Tüm bunların sebebi bünyenin yaşlanmaya başlaması tüm organlar gibi beyninde yıpranmaya başlaması ve erkeklik hormonunun eskisi kadar üretilmemesidir.&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;Kendini ispatın genellikle seçilen diğer bir yoluda daha genç yaştaki kadınlarla flört etmedir.Makul ölçülerde normal sayılan bu durum bazen kontrolden çıkar.Azgın teke sendromu 40’ından sonra azma… gibi tabirlerle anılan bu aşırı durumda erkeğin ailesel ve sosyal çevresinde sorunlar yaşanır. Kendini ispat ve genç görülme kompleksi giyim tarzını, yeme alışkanlığını, sosyal davranış biçimini vs değiştirir. Toplum tarafından gülünç bir hal alır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;MAALESEF BU ERKEKLER ÇOK MUTLU OLDUKLARINI, CİNSEL AÇIDAN ÇOK BAŞARILI OLDUKLARINI HER FIRASATTA ÇEVRELERİNE BAHSEDERLER. BU KOCA BİR YALANDIR.TABİATIN KURALINA KARŞI GELME ÇABASIDIR. TABİ ŞU GERÇEĞİ UNUTMAMAK GEREKİR.ASLINDA BİRDEN FAZLA KADINA GÖSTERİLEN İLGİ DAHA GENÇ YAŞLARDA GİZLİ KAPALIKLI YAPILIR.BEYNİN KONTROLÜNDE SALINAN HORMONLARIN ETKİSİ İLE ERKEK YAPISI, TEK BİR CİNSEL YAŞAMI KABUL ETMEZ.BUNU İNKAR EDEN KADINLAR SADECE KENDİ KENDİNİ KANDIRIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırkından sonra azma her orta yaş erkeğinde görülür mü?&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Eşini ne kadar severse sevsin hiçbir erkek karşı cinse ilgisiz kalmaz ve çoğu zamanda bunu faaliyete sokar ve gizler. Orta ve ileri yaşta esas sorun bu cinselliğin aşırıya kaçması ve eskiden saklanmasının aksine çevrenin gözüne sokulmasıdır. Erkekte beynin kontrolünde salgılanan seks hormonlarının değişime uğraması, cinsel isteği etkilemese de  performansı etkiler. Seks gücü  erkekler için güç simgesidir.Sosyal ve ekonomik güç ne olursa olsun, cinsel güç çok önemlidir.Orta  yaşta,erkek seks gücünü kayıp etme düşüncesine kapılır. Kalan zamanı doya doya yaşamak için birçok kadınla beraber olmak ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gençlik yıllarında yapamadıklarını, kendine göre bu az  kalan zamanda yapmaya çalışır. Bu yaşta ,soysal, ekonomik,kariyer sorunları genelde çözüldüğü için,isteklere daha çabuk ulaşılır. İnkar edilse de tüm orta yaş erkeği dışarıya yönelir ve kendine göre bundan sonraki zamanını seks açısın daha iyi değerlendirmek ister. Bu durum, bazen aşırıya kaçar ve takıntı haline gelir iş çığrından çıkar ve erkek sosyal çevrede kınanır.Bu kınamalara maruz kalan erkeklere kart zampara, azgın teke, kırkından sonra azanı teneşir paklar gibi yakıştırmalar yapılır. Maalesef bu erkeklerin bir uzmana baş vurup tedavi olması gerekir. Ayrıca orta yaşta penis sertleşmesi,isteksizlik gibi sorunların altında genellikle depresyon,şeker hastalığı, prostat hastalıkları vb hastalıklar rol oynar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta yaş kadında beyin nasıl işler?  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrı kadını doğurgan yaratarak ona cinsellik dürtüsünün yanı sıra anne olma özelliğini de vermiştir. Bu iki özelliğin birleşmesi dünyanın kuruluşundan bu yana erkekleri, kadınların peşlerinde koşturmuştur. 45-55 yaş arasında kadınlar doğurganlığını yitirirler. Beyin tarafından kontrol edilen östrojen, progesteron vs gibi kadınlık  hormonlarının azalmaya başlaması, kadın vücudunu ve düşüncelerini olumsuz yönde etkiler.Doğurganlığın kaybı ve çocuğun gelişimini sağlayan çok sayıda hormonun salınımındaki aksaklık bir çok sorunu da beraberinde getirir. Erkeklere göre bu yaş daha sorunlu ve  ağır geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hormon salınımının  azalması,ateş basması,çarpıntı,terleme gibi organik semptom yanında beynin biyokimyasını da etkiler. Kadın da aşırı sinir, huzursuzluk, depresyon semptomları ve kendine olan güven duygusunda azalma olur. Yaşın ve hormonların etkisi ile vücutta oluşan fiziki değişiklik, kadını erkekler tarafından beğenilmeme ve seks yaşantısının sona ermesi gibi yanlış komplekslere sokar. Bu duruma,aynı yaş grubu eşlerinin de dışarı kayması eklenirse iş çığrından çıkabilir. orta yaş kadınının şunu unautmaması gerekir, orta yaş erkeklerin dışarı kayması, eşlerini beğenmediklerinden değil, bunalımdan dolayı çevrelerine ve kendilerine seks güçlerinin bitmediğini kanıtlamak içindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta yaş kadını kırkından sonra erkekler gibi azar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta yaş kadınında menapozla beraber sadece doğurganlık sona erer. Cinsel istekte ve güçte herhangi bir azalma olmaz aksine doğurganlık sona erdiği için gebe kalma korkusu olmaz ve cinsellik daha özgür yaşanır. Kadınlarda önde olan duygu  fiziken ve ruhen beğenilme ,taktir edilmedir.Bu yüzden kadınlar genellikle cinsel açıdan erkekler kadar çok partnerli olmazlar.Kişiliklerine göre kendini ruhen ve fiziken teslim edecek erkek ararlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Menapozla beraber kadınlarda oluşan hormonal ve fiziki değişim kadınlarda beğenilmeme duygusu uyandırır.Bundan dolayı bazı kadınlarda genç görülme isteği belirir.Bu yolda her şey denenir. En çokta yardıma koşan yöntem, estetik operasyonlardır. Her yaşta olduğu gibi vücuttaki göze hoş gelmeyen ve kendini kötü hissettiren yerleri operasyonla düzeltmek gayet normaldir. Bu yaş kadınını daha da çekici yapar. Fakat panikleyip kendine göre kusursuz bir vücuda sahip olmak için yaptırılan sayısız operasyonlar sonucu bazı kadınlar tanınmaz hale gelir ve ifadeleri bozulur. Birde bunu gençliği ispatlamak için yapılan, gençvari hareketler eklenince; gülünç hale gelebilirler. Tabi bu durum beynin biyokimyasının bozulması ile oluşan depresyon muhakeme yeteneğinin zayıflamasından oluşan bir haldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta yaş ,gerek kadın gerekse erkek için hem düşünce,davranış tecrübe ve bilgi açısından hemde görünüm açısından olgunluğa erişmiş hayranlık uyandıran dönemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEYNİMİZİ ZİNDE VE GENÇ TUTARAK ANLAMSIZ DAVRANIŞLARA GİRMEYECEĞİMİZ GİBİ DİĞER ORGANLARIDA KONTROL ALTINDA TUTABİLİR, VÜCUDUMUZA HÜKMEDEBİLİRİZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyin nasıl genç tutulur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm vücut organlarının olduğu gibi beyninde sağlamlığını da genetik yapı etkiler. Fakat beynin kapasitesini maksimum güçte tutmak, hastalıklardan korumak, ileri yaşta da düşünce,hafıza ve entelektüel fonksiyonlarını korumak için şunları yapmalıyız .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Düzenli spor yapmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- İyi beslenmek. Orta yaşta hayvansal gıdalardan uzak durup,mevsimsel taze meyve ve sebze ile beslenmek gerekir. Et olarak , balık ve doğal beslenen hormonsuz tavuk tercih edilmeli, şeker ve tuz mümkün olduğunca azaltılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- İş temposunu azaltmak ve  işteki süreyi verimli kullanarak stresten uzak durmak gerekir. Bunun için tatil zamanlarını çoğaltıp yıl içinde de sık sık tatil yapmak gerekir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Bol kitap okumak, bulmaca çözmek, müzik, resim, el sanatları gibi hobilerle uğraşmak beyni daima zinde tutar.&lt;br /&gt;Doç. Dr. Serdar Dağ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-8114499226915982598?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/8114499226915982598/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/40-yas-sonras-erkeklerin-garip.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8114499226915982598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8114499226915982598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/40-yas-sonras-erkeklerin-garip.html' title='40 Yaş Sonrası Erkeklerin Garip Davranışlarının Nedenleri?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-8546866260053595229</id><published>2009-10-09T02:24:00.000-07:00</published><updated>2010-05-29T10:20:41.560-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EGZERSİZ VE DİYET'/><title type='text'>Bu Bitkiler Zayıflamaya Yardımcı Oluyor</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Herkesin beslenme programına ve alışkanlığına sahip olduğunu belirten Ender Saraç,  formda olmanıza yardımcı olacak ipuçları verdi.&lt;/strong&gt; &lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilo vermeye yardımcı 4 bitki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Tere tohumu: Metabolizmanın canlanmasına yardımcı olur. Tiroidi tembel kişilerde daha verimli çalışmasına yardımcı olabilir. Hızlı kilo vermeye yardımcıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Funda yaprağı: Zayıflamaya ve yağların vücut tarafından daha iyi yakılmasına yardımcı olur. Hızlı kilo vermeye yardımcıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Yeşilçay: Güçlü antioksidandır. Metabolizmayı hızlandırarak kilo vermeye, bağırsaklardaki yararlı bakterileri artırarak sindirime yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Zencefil: Alınan besinlerin daha iyi sindirilmesine yardımcı olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ender Saraç'tan buzlu çay tarifi; &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1,5 litre su içine 1 tatlı kaşığı iyi kalite yeşil çay atılıp 2-3 dakika kaynatın. Ilıdıktan sonra içine 2 tatlı kaşığı bal, yarım tatlı kaşığı limon ekleyin. Soğuyunca bol buz ve 5-6 adet taze nane yaprakları ekleyin. Bir termosa koyarak her zaman soğuk tüketebilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azaltmanız gereken 7 besin!&lt;br /&gt;Beyaz un ve şeker&lt;br /&gt;Kızartma&lt;br /&gt;Ağır yağlı şarküteri ürünleri&lt;br /&gt;Kaymak ve deriler&lt;br /&gt;Yağlı katkılar ve soslar&lt;br /&gt;Şekerli ve şeker eklenmiş içe&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-8546866260053595229?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/8546866260053595229/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/zayflamaya-yardmc-4ozel-bitki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8546866260053595229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8546866260053595229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/zayflamaya-yardmc-4ozel-bitki.html' title='Bu Bitkiler Zayıflamaya Yardımcı Oluyor'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-1998745846292469868</id><published>2009-10-06T07:29:00.000-07:00</published><updated>2009-10-06T07:32:40.741-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÜZELLİK'/><title type='text'>Yüzünüzü doğru yıkıyor musunuz?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SstUxhvhhhI/AAAAAAAAAW8/cAExKvZjP7I/s1600-h/yuz.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 220px; height: 220px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SstUxhvhhhI/AAAAAAAAAW8/cAExKvZjP7I/s320/yuz.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389494588926952978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bazen basit gibi görünen yüz yıkama bile yanlış yapılabilir. Genç kalmak için yüzünüzü yıkarken aklınızda bulunması gerekenler!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÜZ YIKAMANIN PÜF NOKTALARI &lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzünüzü doğru şekilde yıkıyor, cildinize iyi bakıyor musunuz? İşte işinize çok yarayacak kısa ancak önemli bilgiler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Aklınızda bulunsun;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Cildinizi anti bakteriyel sabunla yıkayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Ürünü cildiniz ıslakken uygulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Cildinizi iyice durulayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Cildinizi ılık suyla yıkamaya çalışın.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;* Cildinize uygun temizleyici ürünler kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kalıp halindeki sert sabunları yüzünüze sürmeyin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Çok sıcak su kullanmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yüzünüze lif sürmeyin ya da sert cilt fırçalarıyla fırçalamayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl yıkamalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzünüzü yıkamadan önce ellerinizi cildinize uygun bir sabunla güzelce yıkayın. Daha sonra ılık su ile yüzünüzü ıslatın ve sonra temizleyici sabununuz kalıp halindeyse veya sıvıysa elinizde köpürtün. Yüzünüzün tamamına uygulayın. Alın, yanak ve burun yenarlarınızı hassas bir şekilde ovuşturarak, daha iyi temizlenmesini sağlayın. En sonunda sadece su ile iyice durulayın. Temiz bir havlu ile cildinizi kurulayın.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-1998745846292469868?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/1998745846292469868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/yuzunuzu-dogru-ykyor-musunuz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1998745846292469868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1998745846292469868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/yuzunuzu-dogru-ykyor-musunuz.html' title='Yüzünüzü doğru yıkıyor musunuz?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SstUxhvhhhI/AAAAAAAAAW8/cAExKvZjP7I/s72-c/yuz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-6165914396156243192</id><published>2009-10-06T07:08:00.000-07:00</published><updated>2009-10-06T07:14:59.248-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Migrenin Nedeni Çay YaDa Kahvemi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SstQz9U3FVI/AAAAAAAAAW0/vrTQ_r9vEgY/s1600-h/migren.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SstQz9U3FVI/AAAAAAAAAW0/vrTQ_r9vEgY/s320/migren.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5389490232644539730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yapılan çalışmalar migrenli hastaların iş ve özel yaşamlarının olumsuz etkilendiğini ortaya koydu. Tüm bunların nedeni çay ya da kahve mi?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İ.E Ulagay-Menarini Group’un desteği ile Türk Nöroloji Derneği Başağrısı Çalışma Grubu bünyesinde hayata geçirilen “Türkiye’de Başağrısı ve Migren Epidemiyoloji Çalışması”na göre; hastaların yüzde 89’u hayatının etkilendiğini ve kısıtlılık yaşadığını belirtti. Hastalar özellikle iş yaşamında zorlu anlar yaşıyor. Dayanılmaz ataklar, hem iş konsantrasyonunu etkiliyor, hem de iş arkadaşlarının arasını bozuyor.&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necdet Karlı, migrenin iş yaşamı üzerindeki etkisini şöyle anlattı: “Migren; çalışanlar, ev kadınları ve öğrenciler için önemli oranda ekonomik ve iş gücü kaybına yol açabilen bir hastalık. Yapılan çalışmalar, migrenli hastaların iş yaşamlarında benzer konumdaki meslektaşlarının hem kariyer olarak gerisinde kaldığını, hem de ekonomik kayba uğradığını gösteriyor. Migren ağrıları hastaların işe gelmesine engel olarak, iş günü kaybına ya da işe gelebilse dahi verimlilik kaybına neden olabiliyor. Türkiye’de işyerlerinde yapılan bir çalışma, migren hastalarının son 3 ayda işgünü kaybının yaklaşık 9 gün olduğunu ortaya koyuyor. Ülkelerin yıllık kayıpları yüz milyonlarca dolara ulaşabiliyor.”  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın iş arkadaşlıklarını da etkilediğine işaret eden Dr. Karlı, “Migren atağı sırasında hastalar sinirli, saldırgan veya kırıcı olabilir. Bu nedenlere bağlı olarak arkadaşlık ilişkileri gerilebilir. İş arkadaşları  hastanın verilen işleri yapmamak için bahaneler uydurduğunu düşünebilir. Bu durumda da migren hastasına bakış ve yaklaşımları empatiden uzak olup suçlama, kırma ve ilişkilerini sınırlamaya kadar gidebilirler” dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İlaçları işyerinde de olmalı &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr.Karlı, çalışan hastalara hayatlarını kolaylaştırmaya yönelik şu  tavsiyelerde bulundu: “Öncelikle migren ataklarını tetikleyen kişiye özel nedenler varsa bunlardan uzak durulmalı. İş yerinde çalışılan ortam buna uygun düzenlenmeli. Hasta mümkünse sessiz, parlak ışıktan uzak ortamlarda çalışmalı. Günümüzde her ne kadar mümkün olmasa da stresten uzak kalmak veya stresle başa çıkabilmek atakların sayısını azaltacaktır. Hasta ağrı sıklığına bağlı olarak koruyucu tedaviye alınabilir. Atak tedavisinde ise, hasta ilacı migren atağının en erken döneminde alırsa ağrının tam ve en erken sürede geçmesi sağlanabilir. Böylece hasta normal fonksiyonlarına en kısa sürede dönebilir ve verimlilik kaybı en kısa sürede atlatılmış olur. Bu hastalarda koruyucu tedavi ve akut atak tedavisinde amaç; başağrılarını en az sayıya indirmek, mümkünse tamamen ortadan kaldırmak ve ağrının en kısa sürede geçmesini ve hastanın fonksiyonlarını geri kazanmasını sağlamak olmalıdır. Tedavide hastada uyku veya uyku hali yapan ilaçlardan kaçınmak tedaviye olan uyumu arttırır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çay ve kahve bilmecesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çay-kahve tüketimi ile ataklar arasındaki ilişki tam olarak bilinmemekle birlikte Dr.Karlı, konu ile ilgili yorumunu şöyle özetledi: “Çay ve kahve için bilgiler biraz çelişkili Bazı hastalar çay ve kahvenin başağrılarına iyi geldiğini söylerken, bazıları da baş ağrılarını arttırdığından bahseder. Bazı hastalar çay ve kahve içmezlerse başağrılarının tetiklendiğinden bahsederler. Bu görüşlerin tümünü destekleyen çalışmalar vardır. Bu nedenle migren hastası kendini dinlemeli ve çay ve kahve gibi içeceklerin başaşağrısını nasıl etkilediğini öğrenmeli ve buna göre hareket etmelidir.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr.Karlı, beslenmeye ilişkin de şu uyarılarda bulundu: “Beslenmede en önemli nokta uzun süre aç kalmamak olmalıdır. Öğün atlamak çok önemlidir. Uzun süre açlık veya öğün atlamak başağrılarını tetikleyebilir. Ayrıca eğer hastaya özel, başağrısını tetikleyen bir besin varsa bu besin yemek programından çıkarılmalıdır. Örneğin; peynir ve türevleri, alkol gibi.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“İş Ortamında” atak geldiğinde ne yapmalı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. Necdet Karlı, çalışırken gelen migren atağına karşı yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-    Öncelikle yapılması gereken migrene özel ağrı kesiciler almak olmalı. &lt;br /&gt;-    Buradaki önemli nokta hastanın ilacı ağrı başladıktan sonraki en erken zamanda alması. &lt;br /&gt;-    Ayrıca bulantı kusması olan hastalar bunlara yönelik ilaçlarla daha rahat bir atak geçirebilir. &lt;br /&gt;-    Parlak ışık, gürültü, stres ve fizik aktivite gibi ağrıyı kötüleştirebilecek etkenlerden uzaklaşılmalı. &lt;br /&gt;-    Mümkünse bulundukları ortamdan bir süreliğine uzaklaşmalı, ağrının azaltılmasına sağlayacak sessiz ve karanlık bir ortamda dinlenilmeli. &lt;br /&gt;-    Ağrısı geçmeyen hastalar izin alarak dinlenmeli. &lt;br /&gt;-    Hastaların ağrıları ağızdan alınan ilaçla geçmiyorsa hastalar doktorlarından yardım istemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Migrenin neden olduğu tehlikeli tablo&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. Necdet Karlı, çalışan hastaların sıkça dile getirdiği yakınmalara ve bu sorunlara karşı uygulanabilecek çözümlere dikkat çekti: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-    En belirgin yakınma ağrı nedeni ile işe gidememek, izin almak veya işteki verimlilik kaybıdır. &lt;br /&gt;-    Ağrılara bağlı olarak sık izin alma ihtiyacı veya işe gidememe, verilen işlerin yapılamaması veya eksik yapılması nedeni ile yöneticilerinin veya iş arkadaşlarının olumsuz tepkileri migrenlilerde diğer önemli bir yakınma nedenidir. &lt;br /&gt;-    Tüm bunlara bağlı olarak kariyerde beklenilen noktaya gelememek, ekonomik kayıplar hastaları umutsuzluğa sürüklemektedir. &lt;br /&gt;-    Çalışılan iş ortamının ağrıları tetiklemesi de sık rastlanılan durumlardan biridir. İş yerinde görev veya bölüm değişikliği genellikle amirler tarafından başağrısının önemsenmemesi nedeni ile göz ardı edilmekte bu da migren hastalarının daha sık ağrı ataklarına maruz kalmasına neden olmaktadır. &lt;br /&gt;-    Stres migrenin en sık görülen ve en önemli tetik faktörüdür. Migren hastası yapı olarak da stresli ise durum daha da kötüleşebilir. Bu gibi durumlarda migrenli hastaların stresle başa çıkma ve gevşeme tekniklerini öğrenmeleri, ihtiyaç duyulan zamanlarda bu teknikleri uygulayarak stresi azaltmaları ve migren atağından kaçınmaları önemli faydalar sağlayabilir.&lt;br /&gt;-     Yurt dışında bazı ülkelerde yasal olarak migrenli hastalar iş yeri veya pozisyon değişiklikleri yapabilmektedirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rakamlarla Türkiye’de migren&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Türk Nöroloji Derneği Başağrısı Çalışma Grubu bünyesinde, 21 ilde yüzyüze görüşmelerle gerçekleştirilen “Türkiye’de Başağrısı ve Migren Epidemiyoloji Çalışması”, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görev yapan öğretim üyeleri grubu tarafından ve İ.E Ulagay-Menarini Group’un desteği ile hayata geçirildi. Prof.Dr. Mustafa Ertaş’ın koordinatörlüğünü üstlendiği, Prof.Dr. Aksel Siva, Prof.Dr. Mehmet Zarifoğlu, Prof.Dr. Betül Baykan, Prof.Dr. Sabahattin Saip, Doç.Dr. Necdet Karlı, Dr. Elif Kocasoy Orhan ve Doç. Dr. Emel Önal’ın önderliğinde gerçekleşen “Türkiye’de Başağrısı ve Migren Epidemiyoloji Çalışması” sonuçlarına göre;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-    Her dört kadından birinde migren görülüyor. Her üç kadına karşılık sadece bir erkekte migrene rastlanıyor. Migrenin kadınlarda daha sık görülmesinin sebebi ise tam olarak bilinmiyor. &lt;br /&gt;-    Baş ağrısı çekenlerin yüzde 49’u, migrenlilerin ise yüzde 29’u doktora başvurmuyor. &lt;br /&gt;-    Migren hastalarının yüzde 62’sinde aile ilişkilerinde, yüzde 55’inde arkadaşlık ilişkilerinde, okula gidenlerin yüzde 58’inde ise okul hayatında bozukluk olduğu görüldü.&lt;br /&gt;-    Migreni tetikleyen faktörler arasında yüzde 69 oranla stres ilk sırada yer alıyor. Diğer faktörler; lodos yüzde 54, açlık yüzde 54, uykusuzluk yüzde 50. &lt;br /&gt;-    Migren hastalarının yüzde 88’i ilaç kullanıyor, bu hastalardan ise sadece yüzde 37’si doktor tavsiyesiyle ilaç kullanıyor. &lt;br /&gt;-    Migren hastalarının sadece yüzde 11’u yaşam kalitesinin migrenden etkilenmediğini söylerken, yüzde 89’u hayatının etkilendiğini ve kısıtlılık yaşadığını belirtti. &lt;br /&gt;-    Migreni olan ve doktora giden hastaların sadece yüzde 45’inin ilk gittikleri doktorda doğru tanı alıyor. Migren olduğu halde migren tanısı almayan hastaların oranı yüzde 55.&lt;br /&gt;-    Hastaların yüzde 29’u migren nedeniyle maddi kayıplar yaşıyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-6165914396156243192?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/6165914396156243192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/migrenin-nedeni-cay-yada-kahvemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6165914396156243192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6165914396156243192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/10/migrenin-nedeni-cay-yada-kahvemi.html' title='Migrenin Nedeni Çay YaDa Kahvemi'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SstQz9U3FVI/AAAAAAAAAW0/vrTQ_r9vEgY/s72-c/migren.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-7317909178370168050</id><published>2009-09-22T07:10:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T11:32:45.624-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÜZELLİK'/><title type='text'>Cildinizdeki Ölü Hücre tabakasını temizleme formülleri</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cildi ölü tabakasından kurtarma yöntemi sık sık uygulanan bir yöntem değildir. Ancak mevsimler değişirken, hastalıktan, yüksek ateş­ten sonra cilt sararıp cansızlaştığı veya gevşedi­ği zaman bu yönteme başvurmak yerinde olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1) YULAF EZMELİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Malzemesi: 2 çorba kaşığı yulaf ezmesi, 2-3 çorba kaşığı süt.&lt;br /&gt;Yapılışı: Süt ısıtılır, içine yulaf ezmesi katılır. Hafif ateşte karıştırarak pişirilir, macun kıvamına gelince ateş­ten alınır. Bu karışım, parmak uçlan ile hafif masaj yaparak, tatlı tatlı ovarak, hareketleri yuvarlayarak cilde sürülmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2) MISIR UNLU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Malzemesi: çorba kaşığı ince çekilmiş mısır unu, 1 çorba ka­şığı ince rendelenmiş greyfurt kabuğu, 2 çorba ka­şığı krema veya çiğ sütün kaymağı.&lt;br /&gt;Yapılışı: Mısır unu, kullanılmadan önce iyice elenmeli, yoksa cildi tahriş edebilir. Bu üç malzeme karıştı­rılır, düzgün bir kıvam alınca temizlenmiş cilde sürülür. 2-3 dakika hafif masajla, hareketleri yu­varlayarak cilde yedirilir. Yüz ılık su ile yıkanıp ku­rutulur. Bu karışım cildi derinden besler ve temiz­ler. Bu formül bir süre için her gün uygulanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3) BADEMLİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Malzemesi: 1 çorba kaşığı çekilmiş badem. 1 çorba kaşığı yulaf unu, 1 çorba kaşığa ince rendelenmiş limon kabuğu.&lt;br /&gt;Yapılışı: Yüz önceden temizlenir. Bu üç malzeme bir araya getirilip karıştırılır. Karışımdan bir miktar avuç içine alınır, içine yumuşak bir macun oluşturacak kadar su katılıp tüm yüze sürülür. Hafif hafif ma­saj yapılarak cilde yedirilir. 2 -3 dakikalık bir ma­sajdan soma vüz, ılık su ile çalkalanıp kurutulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;4) BADEM UNLU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yapılışı: Bir avuç dolusu tuzsuz badem (kavrulmamış) sıcak suya konur, böylece üzerindeki zar kolaylıkla soyu­lur. Birkaç gün kuruması için beklenir, kuruyan ba­demler blendırdan geçirilerek im haline getirilir. Gece yatmadan önce, su ile ıslatılan yüze badem unu. ovuşturularak sürülür. Ovuşturdukça yüzün ne­mi ile badem unu birbirine karışarak köpük oluştu­rur. Böylece temizlenen yüz önce ılık, sonrasında soğuk su ile yıkanıp kurutulur. Ovuşturarak yapılan masaj veya friksiyon, gözenekleri derinden temizler­ken cildin kan dolaşımını da olumlu etkiler. Cildi duyarlı olanlar, ölü cilt tabakasını temizlemek için bu formülü tercih etmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;5) LİMONLU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Malzemesi: Limon suyu. ceviz yağı, sıcak su&lt;br /&gt;Yapılışı: Ceviz yağı yüze ve boyna sürülür. Hemen arkasından bir iki damla sıcak su iie yağ cilde yayılır. Li­mon suyu da cilde sürüldükten sona bir dakika teklenir. Sonra işaret parmağı ve orta parmakla kü­çük halkalar çizerek cilt ovuşturulur. Git yüzeyinde küçük kabarcıklar toplanmaya başlar. Bu ölü cilt tabakasının yerinden oynadığına işarettir. Tüm yüz ve boyun bu şekilde ovulduktan sonra ılık su ile yı­kanıp kurutulur. Bu işlem yüze pariakiık verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KURU CİLDİN REÇETESİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hazırlanışı:&lt;/span&gt; Rendelenen havuç; yarım fincan limon suyu ve bir fincan nar simi ile bidikte hafif ateşte 15 dakika kanştinlarak ısıtılır. Suyu çekildikten sonra bir fincan ekşitilmiş su ilave edilerek kanştm beş dakika daha ateşte tutulur ve anlından soğumaya bırakılır. Krem kıvamına gelinceye kadar mısır unu eklenir. Sonra tekrar ısıtılarak bir çay kasığı bal ile kaırıştırılır.&lt;br /&gt;Etkisi: Kuru ciltler için besleyici olan havuçtu krem, yüze maske yapılarak uygulanır. Havuçlu krem maskesi, tatbik edilen yüzeyde asgarî bir saat bırakıldıktan sonra ılık su ile yıkanır. Bu süre içinde cilt, bir bebeğinki kadar pürüzsüz bîr hal alır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-7317909178370168050?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/7317909178370168050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/cilt-yuzeyindeki-olu-tabakay-temizleme.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/7317909178370168050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/7317909178370168050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/cilt-yuzeyindeki-olu-tabakay-temizleme.html' title='Cildinizdeki Ölü Hücre tabakasını temizleme formülleri'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-2674730226217606827</id><published>2009-09-22T07:06:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T07:09:02.753-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PROF.DÇ.DR.AHMET MARANKİ'/><title type='text'>Ahmet Maranki'den Doğal Cilt Bakımı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Srjad9aLK8I/AAAAAAAAAWE/rBGQ6t0x2yg/s1600-h/CAIPTHW6.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 120px; height: 102px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Srjad9aLK8I/AAAAAAAAAWE/rBGQ6t0x2yg/s320/CAIPTHW6.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384293562756836290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı, güzel ve pürüzsüz bir cildiniz olmasını istermisiniz? Prof. Dr. Ahmet Maranki ’nin cilt bakımı için önerilerini deneyin. Bebek cildi gibi bir cilde sahip olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Soyduğunuz sebzelerin kabukları cilde çok faydalıdır, sakın atmayın. Patates, salatalık ve havuç gibi sebzelerin kabuklarını blenderdan geçirerek püre haline getirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elde ettiğiniz pürenin içine çiğ süt ilave ederek cildinize maske olarak uygulayın. 10-15 dakika beklettikten sonra cildinizi ılık su ile yıkayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçilebilir yani hijyenik gülsuyu cilt için mucize iksirdir. Yedi gün boyunca hiç makyaj yapmadan cildinizi sadece gülsuyu ile temizleyin. Pürüzsüz ve sağlıklı bir cilde sahip olacaksınız.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-2674730226217606827?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/2674730226217606827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/ahmet-marankiden-dogal-cilt-bakm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2674730226217606827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2674730226217606827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/ahmet-marankiden-dogal-cilt-bakm.html' title='Ahmet Maranki&apos;den Doğal Cilt Bakımı'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Srjad9aLK8I/AAAAAAAAAWE/rBGQ6t0x2yg/s72-c/CAIPTHW6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-1958858014886582411</id><published>2009-09-22T07:04:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T07:06:20.349-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PROF.DÇ.DR.AHMET MARANKİ'/><title type='text'>Ahmet Maranki’den cildinize kil maskesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SrjZsYBBddI/AAAAAAAAAV8/dxlaAOj5W4I/s1600-h/kil-maskesi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 295px; height: 257px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SrjZsYBBddI/AAAAAAAAAV8/dxlaAOj5W4I/s320/kil-maskesi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384292710905640402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kozmik beden temizliğini yaparken, cildinize de doğal uygulamalar yapmanızın bir sakıncası olmayacaktır. Ahmet marankinin cildinizde kısa sürede harikalar yaratacak kürü.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;Malzemeler :&lt;br /&gt;Gül suyu&lt;br /&gt;Kil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir miktar kilin içine yeteri kadar gül suyu koyduktan sonra maske kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Bu karışımı cildinize sürdükten sonra bir saat bekleyin ve ovalayarak çıkarın. Daha sonra da cildinizi gül suyu ile yıkayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu uygulamayı bir hafta boyunca kullanın ve değişimi kendi gözlerinizle görün.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-1958858014886582411?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/1958858014886582411/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/ahmet-marankiden-cildinize-kil-maskesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1958858014886582411'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1958858014886582411'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/ahmet-marankiden-cildinize-kil-maskesi.html' title='Ahmet Maranki’den cildinize kil maskesi'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SrjZsYBBddI/AAAAAAAAAV8/dxlaAOj5W4I/s72-c/kil-maskesi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-1602086232506852198</id><published>2009-09-22T06:58:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T07:02:10.348-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PROF.DÇ.DR.AHMET MARANKİ'/><title type='text'>Yara İzlerini Tedavide Bitkisel Çözümler-Ahmet Maranki</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SrjYoLD-nnI/AAAAAAAAAV0/t32h8F6R6lE/s1600-h/yara.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SrjYoLD-nnI/AAAAAAAAAV0/t32h8F6R6lE/s320/yara.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384291539197271666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çeşitli sebeplerle cildimizde meydana gelen yaraların iyileşmesinden sonra geride kalan belirtilere yara izi denir. Yara izleri günümüzde estetik ameliyatlarla kolayca giderilebilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof.Dr. Ahmet MARANKİ Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler kitabında bu konuya değinmiş ve Şifalı Bitkilerle yara izlerini gidermek için şu pratik formülleri paylaşmış :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Formül 1 :&lt;br /&gt;Tarçın kaynatılır, suyuna bir pamuk batırılarak yara izlerine sürülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Formül 2 :&lt;br /&gt;Yabani roka tohumları toz haline getirilir. 10 dakika bekletilip, suyuyla yara izlerine pansuman yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Formül 3:&lt;br /&gt;Taze roka yaprakları sıkılır. Elde edilen su yara izlerine sürülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Formül 4:&lt;br /&gt;1 bardak kaynar suya 10 gram abanoz yongası konulur. 10 dakika bekletilip, suyuyla yara izleri pansuman yapılır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-1602086232506852198?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/1602086232506852198/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/yara-izlerini-tedavide-bitkisel.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1602086232506852198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1602086232506852198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/yara-izlerini-tedavide-bitkisel.html' title='Yara İzlerini Tedavide Bitkisel Çözümler-Ahmet Maranki'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SrjYoLD-nnI/AAAAAAAAAV0/t32h8F6R6lE/s72-c/yara.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-6659237855973364835</id><published>2009-09-22T06:52:00.000-07:00</published><updated>2009-09-22T06:57:50.251-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PROF.DÇ.DR.AHMET MARANKİ'/><title type='text'>Bitkisel Varis Tedavisi - Ahmet Maranki</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SrjXoJVTT_I/AAAAAAAAAVs/DVPvZrqkl9M/s1600-h/14336.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 175px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SrjXoJVTT_I/AAAAAAAAAVs/DVPvZrqkl9M/s320/14336.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384290439221432306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde birçok insanın ağrı, yorgunluk, yanma, kaşıntı, şişme ve gece krampları gibi rahatsızlıklar yaşamasına neden olan varis, toplardamarların bozularak kanın katılaşması ve kan dolaşımının bozulması sonucunda toplardamarların şişmesi şeklinde oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle hanımların en büyük kabuslarından olan varislerin tedavisi için Ahmet Maranki ’den bitkisel tedavi formüllerini aşağıda yayınlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; - 1 litre beyaz ispirtonun içine 4 adet kafirun koyun. Akşam elde edilen karışımı varisli bölgelerinize sürdükten sonra streç filmle sararak yatın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah tekrar aynı uygulamayı tekrarlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çoban çantası otu, kekik, at kuyruğu otu ve at kestanesinin kabuğu ayrı ayrı ya da hepsini beraber çay gibi demleyerek günde 3-4 su bardağı içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Fındık yaprağı ve asma yaprağı çayları varise çok iyi gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 1 bardak kaynar suyun içine, 4 gram rezene konularak 10 dakika bekletilerek günde 2-3 bardak içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çobançantası taze bitkisi doğranarak bir kaba konularak üzerine keskin sirke ilave edilerek 10 gün güneşte bekletilir. Elde edilen karışım ile varisli bölgeler her gün aşağıdan yukarıya doğru ovulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 40 derece ısıtılmış 1 kova sıcak suyun içine yarım fincan ezilmiş şap ve 1 fincan karbonat konularak eritilir. Haftada 3 gün 15 dakika süre ile bacaklar dize kadar bu suya konur. Varisler daha yukarı çıkmış ise aynı işlem küvette tekrarlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Fındık ağacı kabuğu, ceviz ağacı kabuğu ile kaynatılır. Suyu ile varislerin üstüne pansuman yapılır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-6659237855973364835?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/6659237855973364835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/bitkisel-varis-tedavisi-ahmet-maranki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6659237855973364835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6659237855973364835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/bitkisel-varis-tedavisi-ahmet-maranki.html' title='Bitkisel Varis Tedavisi - Ahmet Maranki'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SrjXoJVTT_I/AAAAAAAAAVs/DVPvZrqkl9M/s72-c/14336.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-2035206885561957446</id><published>2009-09-09T06:45:00.000-07:00</published><updated>2009-09-09T06:50:03.540-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YAŞAM'/><title type='text'>%100 Garantili Aşık Etme Sanatı</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqeyhE3UkvI/AAAAAAAAAU8/_qU7u7SKIVs/s1600-h/13403.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 190px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqeyhE3UkvI/AAAAAAAAAU8/_qU7u7SKIVs/s320/13403.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379464561228550898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Onu kendinize nasıl aşık edersiniz? İşte öneriler...&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk, karşı konulamaz bir biçimde arzulanmanın, karşı konulamayan arzusudur” demiş Amerikalı şair Robert Frost. Karışık görünüyor ama tercümesi şu:&lt;br /&gt; Arzu arzuyu doğurur. Hakikaten de kimileri aşkta fena halde şanslıyken, kimileri ise “kürk giyse Erzurum’a kar yağmaz” misalidir aşk meselesinde. Hatta bu şeytan tüysüz kişiler, fevkalade güzel/yakışıklı olsalar da aşk patikasında bahtsız ilerlerler. Çok kişi kendi kendine “Güzelim, çekiciyim, zekiyim ama nedense&lt;span class="fullpost"&gt;  hayatımın aşkını bulamıyorum” demektedir, kimileri şeytan tüyünün keyfini sürerken. Peki, şeytan tüylü olmak, insanları bilimsel ya da gayrı bilimsel yöntemlerle kendine aşık etmek mümkün müdür? Leil Lowndes’e göre mümkün. Bilimsel yöntemleri de mevcut hatta. Lowndes, bütün dünyada best seller olan ve Türkçe’ye de bir süre önce çevrilen ‘İnsanları Kendinize Nasıl Aşık Edersiniz’ adlı kitabın yazarı. ABD’de çeşitli TV kanallarında sunuculuk yapmış, sayısız televizyon ve radyo programına katılmış bir iletişimci. Cinsel yaşam üzerine bir kurum olan The&lt;br /&gt;Project’in kurucusu, Amerikan Seks Eğitimcileri üyesi. Leil Lowndes, bu çok satan kitabında uzmanların araştırmalarına dayanan bazı teknikler vererek ‘herkesi kendimize aşık edebileceğimizi’ iddia ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAKLAŞ YA DA GERİ ÇEKİL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk gözlerde başlar... Etkili bir göz teması, doğrudan doğruya şiddetli sevgi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hisleri uyandırır. Bu iddianın sahibi insan bilimci Helen Fisher, göz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;temasının ilkel bir güdü olduğunu söylüyor. Bu temas, insan beyninin ilkel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir bölgesini harekete geçiriyor ve o anda beyin şöyle bir komut alıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaş ya da geri çekil. Göz temasıyla avınızda korkuya benzer hassas bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hal yaratıp, o kişinin vücudunda, aşık oluyormuş hissine kapılmasını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sağlayan feniletilamin hormonu salgılanmasına neden oluyorsunuz. Bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüzden en etkili adım, amiyane tabirle, kesişme. Ancak erkeğin ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadının bu kesişmeyi farklı okuduğu da bir gerçek. Mesela bir kadın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzayan göz temasını “Güzel kadınsın, senden etkilendim” gibi anlarken,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;erkek ise bu bakışı “Sana açım, seninle tutkulu bir şekilde seks yapmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;istiyorum” gibi yorumluyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İRİ GÖZBEBEĞİ FAKTÖRÜ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Madem bakışma bu kadar elzem, daha baştan çıkarıcı bakmanın bir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;formülü var mı” diye soranlara “İri gözbebekleri” diyoruz. Psikolog Dr.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eckhard Hess, bir grup erkeğe, aynı kadının iki farklı fotoğrafını gösterip&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözbebek albenisini incelemiş. Erkekler photoshop’la gözbebekleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;irileştirilmiş kadınları güzel bulmuş. Yani gözbebeklerinizi, avınızın içinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boğulmak isteyeceği bir havuz kadar büyütmek gerekiyor. “O&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karşımdayken masanın altında gözüme damla damlatamayacağıma göre,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne yapacağım” sorusunu soranlar; merak etmeyin basit bir yolu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avınızın yüzündeki en çekici bölgeye odaklandığınızda gözbebekleriniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;otomatikman büyüyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KİRAZ AŞIRMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni tanıştınız, mesleğinizi sordu, “Avukatım ya da reklamcıyım” dediniz. Konuşma tek kelimede bitti! Olmaz. “Ceza avukatıyım, şu büyük dolandırıcılık vakası vardı ya hani” diye devam etmelisiniz. İncir çekirdeği sohbetlerden kurtulup onun bam teline basacaksanız, kiraz aşıracaksınız. Avınızın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;söylediği sıra dışı kelimeler, onun kirazı yani gerçek ilgi alanıdır. Mesela “Bu trafikte spor arabaya binilmez” dedi. Bu cümlede kiraz; spor araba. “Bugünlerde hava çok sıcak, sokak hayvanlarının su bulması zor” cümlesinin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kirazı ise hayvanlar. Anladınız herhalde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KORKU FİLMİNE GÖTÜRÜN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygusal çalkantı yaratacak mekanları seçin, zira duygusal heyecan cinsel çekimi artırır. Dramatik bir oyun, korku filmi ya da bir konser... Endişe ya da heyecanı paylaşmak yakınlaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ELLERE DİKKAT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşma sırasında avın yani kadının avuç içlerini görmek iyiye işaret. Eğer kadının avuç içi size doğru yönelmişse, bu hoşlandığı anlamına geliyor. Çünkü bu “Teslim oldum” demek. Yani yaklaşabilirsiniz. Kadın avcılar, siz de erkeklerin keskin parmak işaretlerine dikkat edin. Hoşlandığınız adam,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;konuşurken keskin parmak hareketleri yapıyorsa, bu heyecan duyduğunu gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ETKİLEDİĞİNİ GÖSTERİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek avcılar; “Zaman değişti” diyor kitap. Eski günlerde kaslarınız ya da hızınızla bir kadını baştan çıkarabilirdiniz, ama günümüz kadınlarının gönlünü çalmak için ondan ne kadar etkilendiğinizi göstermeniz gerekiyor, ne yazık ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BENZERLİK ÇEKER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşıklar hem benzerlik hem farklılık arar. Benzerlik kurmak için konuşmalarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘biz’ öznesini kullanmak önemlidir. Konuşurken, onun seçtiği kelimeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seçmek de bu etkiyi güçlendirir. Hoşlandığınız kadın kedisinden söz ederken “Minnoş” diyorsa, o kediye siz de “Minnoş” deyin. Hanımlar, bir erkek “Mesleğim” diyorsa, asla “İşin” diye cümleye başlamayın. Küçük Prens’in&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazarı Antonie de Saint Exupery’ ne demiş: “Aşk birbirine bakmak değil, yan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yana durup aynı yöne bakmaktır...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERKEKLER ŞIK GİYİNSİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk buluşmada kadının değil erkeğin ne giydiği daha önemli. Syracuse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversitesi’nde yapılan deneyde, erkek denekler orta halli giyinmiş kadın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fotoğraflarını çekici bulurken, kadınlar şık giyimli erkekleri tercih etmiş. Zira evrimsel kuramcılılara göre; kadınlar, iyi giyinen bir erkeğin, yetiştireceği neslin ihtiyaçlarını karşılayabileceğini düşünüyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KADIN AVCILARIN EN BAŞARILI HAMLELERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacı Monica Moore’un, 200 kadını incelediği araştırmasına göre en etkili hamleler (Hamlenin karşısındaki rakam o hamlenin deney sırasında kaç kez başarıya ulaştığını gösteriyor)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;511 Net bir şekilde gülümsemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;253 Tek başına müzikle dans etmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;96 Kazara karşısına dikilmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;58 Kafayı yana yatırıp kendi boynuna dokunmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;102 Bakıp başını çevirmek ve yeniden bakış atmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;41 Abartılı kalça hareketleriyle etrafında dolaşmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NASIL ETKİLENDİKLERİNİ VE ETKİLEDİKLERİNİ ANLATTILAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EYLEM ŞENKAL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinden emin duruş etkileyicidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkilendiğim şeylerin başında; dolu dolu, sıcak bakışlar gelir. Kendinden emin duruş da etkileyicidir. Birini etkilemek ya da etkilendiğimi belirtmek için özel bir çaba harcamam. Bu, samimiyeti kaybettirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CEM CEMİNAY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Komik erkekler şanslıdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakışlar, gözler beni her zaman çok etkiler. Komik erkeklerin şanslı olduğunu düşünüyorum. Ya mizahı kullanır komiklik yaparım ya bebeklerine ya da köpeklerine ilgi gösteririm. Çünkü kadınlar bundan yüzde yüz etkilenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KADİR ÇÖPDEMİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mizah yeteneğimi kullanırım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında tarif edilemez bir şeydir bu. Yani insanın göremediği ama hissedebildiği bir şey vardır; gözünüze ışık tutulmuş gibi olursunuz. İşte bu etkilenmenin ilk işaretidir. Mizah tarafım var, bunu kullanabilirim. Komikliğimle ilgi çekmeye çabalarım. Bununla bir şeyler başarabilmeyi umduğum olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EBRU DESTAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları ışık saçar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinin konuşması ya da duruşundan etkilenebilirim. Bazı insanlar ışık saçar, ister istemez etkilenirsiniz. İlgi çekmek için, ekstra bir şey yapmaya gerek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;duymuyorum. İki insan arasında zaten bir anda oluşan o elektrik kendini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gösterecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KENDİNİZİ KAKALAMAYIN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLHAN UÇKAN / AŞK DANIŞMANI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Sizce birini kendimize nasıl aşık edebiliriz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinin bize aşık olması için, onun ihtiyacı olan, kendisinde ‘eksik’ olduğunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşündüğü şeyin bizde olduğunu görmesi ya da sanması gerekir. Aşkla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başlayıp yürümeyen ilişkilerde, bu ‘sanma’ hali geçerlidir. “Düşündüğüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gibi değilmiş” cümlesini böyle durumlarda söyleriz. En önemli unsur, kişilerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatlarının daha güzel olacağına dair umut hissetmeleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İlk tanışmada ne yapılır, ne yapılmaz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanışma ‘vaat’ içinde hayalleri barındırmalıdır. İlk görüşmede her şeyi ortaya dökmemek, onu tatlı sorularla sorgulamak, anlatmak isteyene fırsat vermek, hakkında bilgi almamızı sağlar. Yani, “Ben böyle şeylere bayılır, bu filmleri de seyretmeden duramam” gibi tüm klişeleri harmanlayıp kendimizi paketlersek, hatalı enformasyon sunumu yaparız. Bu ‘vaat’ten ziyade, ‘kendimizi kakalamak’ gibi algılanır. Dinlemek, izlemek ve beklemek... Enerjimiz, umutlu halimiz, neşemizle etkilemek için zamanı iyi değerlendirmek en güzeli.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-2035206885561957446?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/2035206885561957446/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/100-garantili-ask-etme-sanat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2035206885561957446'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2035206885561957446'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/100-garantili-ask-etme-sanat.html' title='%100 Garantili Aşık Etme Sanatı'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqeyhE3UkvI/AAAAAAAAAU8/_qU7u7SKIVs/s72-c/13403.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-5611006797445866702</id><published>2009-09-09T06:30:00.000-07:00</published><updated>2009-09-09T06:38:04.127-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÜZELLİK'/><title type='text'>Leke, iz ve kusurlarınızı gizleyin</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqevpFTL27I/AAAAAAAAAU0/LghAQoTYjSI/s1600-h/10.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 258px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqevpFTL27I/AAAAAAAAAU0/LghAQoTYjSI/s320/10.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379461400249490354" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Cilt kusurlarınızı kamufle etmek için saatlerce ayna karşısında vakit mi geçiriyorsunuz? Öyleyse, varis, leke ve kılcal damarları kapatan ipuçlarını uygulamanızın zamanı geldi demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lekeler, cildin hassas olduğu, güneş ve kimyasal maddelerle en fazla temas eden bölgeleri başta olmak üzere vücudun her bölgesinde görülebiliyor. İşte, bu sevimsiz kusurları kapatmak için öneriler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;DERİLERDEN KURTULUN&lt;br /&gt;Peeling yaparak, cildinizin dokusuna sadece bir seferde bile, eskisine kıyasla çok daha güzel bir görünüm verebilirsiniz. Ölü derileri attıktan sonra incelen cilt, daha şeffaf görünüyor. Özellikle de daha kuru olan bölgeler, diğer yerlere kıyasla daha koyu görünmüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SELÜLİTLERLE SAVAŞIN&lt;br /&gt;Fazla güneşte kalmak selüliti artırabiliyor; bu nedenle güneş koruyucu kremlerde yüksek faktörlüleri tercih etmelisiniz. Ayrıca, uzmanlar doğal kıllı bir vücut fırçası kullanarak, selülitli bölgelerin, cilt kuruyken fırçalanıp uyarılmasını öneriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CİLDİNİZİ NEMLENDİRİN&lt;br /&gt;Makyaja başlamadan önce mutlaka nemlendirici kullanın. Bunun için, çok amaçlı multivitaminli kremleri tercih edin. Bu uygulama, makyajın kolaylıkla yayılmasını ve kalıcı olmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MAKYAJ YAPIN&lt;br /&gt;Şimdi sıra vücudunuza da makyaj yapmanızda. Bacaklara özel fondöten, ışıltı veren ve kusurları kamufle eden kremler, anında bronzluk sağlayan spreyler bu iş için ideal&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-5611006797445866702?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/5611006797445866702/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/leke-iz-ve-kusurlarnz-gizleyin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/5611006797445866702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/5611006797445866702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/leke-iz-ve-kusurlarnz-gizleyin.html' title='Leke, iz ve kusurlarınızı gizleyin'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SqevpFTL27I/AAAAAAAAAU0/LghAQoTYjSI/s72-c/10.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-2809511018747338337</id><published>2009-09-09T06:29:00.000-07:00</published><updated>2009-09-09T06:30:35.721-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Oruçta susuzluğu gidermenin basit yolu</title><content type='html'>“Susuzluk için dudaklarınızı aralayarak dişlerinizi gösterin. Dilinizi dişlerin arasından çıkarın ve havayı ’sss’ sesiyle çekin. Ağzınızı kapatıp burundan verin"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoga Akademi’nin kurucusu Azerbaycanlı Prof.  Dr. Akif Manaf, orijinal yoga tekniklerini uygulayan kişinin bedenen güçlendiğini belirterek, “Orijinal yoga sistemi, sindirim sisteminde kurulan genel bir dengeyle, açlığı gideriyor” dedi.&lt;br /&gt;Prof. Dr. Manaf,&lt;span class="fullpost"&gt; AA muhabirine yaptığı açıklamada, yoga tekniklerinin sinir sistemine olumlu etkileri olduğunu söyledi. Sinir sisteminin uygulanan tekniklerle rahatlayarak, gevşeyeceğini ve gerilimi atacağını ifade eden Manaf, orijinal yoga sistemini uygulayan kişilerin, doğal bir şekilde rahat ve huzurlu olacaklarını kaydetti.&lt;br /&gt;Ramazan ayında oruç tutan bazı kişilerin “sinirsel ve psikolojik bir gerilim altına girdiklerini” ifade eden Manaf, uzun süre aç kalmaya alışık olmayan sindirim sisteminin, aşırı ve ani yüklenme sonucu olumsuz etkilendiğini söyledi.&lt;br /&gt;Yoganın, oruç sırasında ortaya çıkan bütün bu olumsuz yan etkileri ortadan kaldırdığını, kişinin aç kalma hissini rahatlıkla yendiğini belirten Manaf, şunları söyledi:&lt;br /&gt;“Orijinal yoga sistemi ile sindirim sisteminde genel bir denge kuruluyor, açlık gideriliyor. Sinirsel gerilim atılıyor, öfke ve kızgınlık hissedilmiyor. Kişi oruç sırasında kendini daha huzurlu ve rahat hissediyor.  İbadetin getirdiği içsel mutluluğun yaşanması kolaylaşıyor. Orucun açılması sırasında, açlık hissedilmediği için ani aşırı yemek yeme söz konusu olmuyor.  Sindirim sistemi rahatsızlanmadan, zorlanmadan oruç tutulmasına imkan tanınıyor.&lt;br /&gt;Orucun bedendeki bir diğer etkisi de tansiyonda gözlemleniyor.  Oluşabilecek tansiyon dengesizlikleri, baş ağrıları ve baş dönmesi orijinal yoga sistemi sayesinde gideriliyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AÇLIK VE SUSUZLUĞU GİDERME TEKNİKLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orijinal adı “Uddiyana Banda” olan teknikle açlık hissinin giderilebileceğini dile getiren Manaf, uygulanacak teknikle ilgili şu bilgileri verdi:&lt;br /&gt;“Ayakta bacaklar 50 santimetre kadar aralık, dizler bükülü ve eller dizlerin üzerinde olacak şekilde durunuz. Derin nefes alarak karnınızı içe çekerek nefes verin. Çenenizi göğüse yaklaştırarak ve nefesi zorlamadan 3-5 saniye tutun ve nefesi almadan önce karın kaslarınızı gevşeterek nefesinizi tekrar alın. Bu hareketi 6-8 kez tekrarlayın.&lt;br /&gt;Sırt üstü uzanarak, ilk önce sağ bacağı bükerek uyluğu göğse yaklaştırın.  Elleri diz altında kenetleyin, sağ dizinizi burnunuza değecek şekilde çekin. 15-30 saniye kalın. Aynı duruşu sol taraftan uygulayın. 3-5 tur uygulayabilirsiniz.&lt;br /&gt;Nefes verirken bacakları bükerek, uylukları göğse yakınlaştırın. Elleri kenetleyin, dizlerin altından tutun ve burnunuzu dizlerin arasına yerleştirin.  10-15 saniye kalın. 3 tur uygulayabilirsiniz.&lt;br /&gt;Susuzluğu gidermek için ise dudaklar ’O’ biçiminde, dil kıvrılarak dışarı çıkarılır. Dilin oluşturduğu kanaldan hava içe çekilir. Susuzluk ve açlık hissi hafifletilir. Ağız kokusu giderilir. Beden ısısı düşer ve sıcaklara dayanmak kolaylaşır.&lt;br /&gt;Ayrıca diğer bir uygulamayla da dudaklarınızı aralayarak dişlerinizi gösterin. Dilinizi dişlerin arasından çıkarın ve havayı ’sss’ sesiyle çekin.  Ağzınızı kapatıp burundan verin. Aşırı safra salgılanması halinde çok faydalıdır.&lt;br /&gt;Sindirim sistemini geliştirir, susuzluk giderilir.&lt;br /&gt;Sol burun deliğinden nefes alınır, sağ burun deliğinden verilir, sağ burun deliğinden alınır ve sol burun deliğinden nefesin verilmesi şeklinde uygulanır. Tekniğin genel arındırıcı ve dengeleyici etkisi vardır. Sinirler gevşer ve gerginlik atılır.”&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-2809511018747338337?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/2809511018747338337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/oructa-susuzlugu-gidermenin-basit-yolu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2809511018747338337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2809511018747338337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/oructa-susuzlugu-gidermenin-basit-yolu.html' title='Oruçta susuzluğu gidermenin basit yolu'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-6710079182065830202</id><published>2009-09-06T01:44:00.000-07:00</published><updated>2009-09-06T01:46:35.036-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERLE SAĞLIK'/><title type='text'>Önemli 4 Sorun İçin= 4 Şifalı Bitki</title><content type='html'>Hazımsızlık,yorgunluk,kötü nefes kokusu ve reflü... Bu sorunların çaresini her zaman ecza dolabınızda mı arıyorsunuz? Bizim başka bir önerimiz var: Şifalı bitkiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Hazımsızlık &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çare: Melisa  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne sağlıyor? Şifalı bitkilerle uğraşan uzmanlar, melisanın hazımsızlığa karşı birebir olduğunu söylüyorlar. Ayrıca antideprasan özelliği olan bu bitki, kendinizi kısa bir sürede iyi ve daha mutlu hissetmenizi sağlayabiliyor. Aynı zamanda, anksiyete ve uyku problemlerini gidermede de etkili olan melisanın hafızayı güçlendirdiği de biliniyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu deneyin: Hazımsızlıktan yakınıyor ve melisanın olumlu etkilerinden faydalanmak istiyorsanız, 3–4 çay kaşığı kuru melisa yaprağıyla demlediğiniz çaydan günde 2 fincan için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mide bulantısı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çare: Papatya &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne sağlıyor? Papatya sindirim sistemi üzerinde pek çok olumlu etkiye sahip bir bitki ve mide spazm ve kramplarını da önlüyor. Bu özelliğiyle de mide bulantısının yanı sıra, şişkinlik, hafif gastrit semptomları ve gaz şikâyetlerini gidermede de etkili olabiliyor. Uzmanlar, papatyanın araba ve gemi yolculuklarında oluşan bulantıları önlemede de etkili olabileceğini belirtiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu deneyin: Marketlerde hazır satılan papatya çaylarını deneyebileceğiniz gibi aktarlardan kuru papatya alıp kendi çayınızı kendiniz de demleyebilirsiniz. Ayrıca büyük bir kapta demlediğiniz papatya suyuna batırdığınız minik bir havluyla karnınıza 20 dakika boyunca kompres yapmak da bulantınızı hafifletecektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halsizlik &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çare: Ginseng &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne sağlıyor: Ginseng, özellikle Uzakdoğuluların enerji kaynağı olarak kullandıkları ve asla vazgeçemedikleri bitkilerin başında geliyor. Aynı zamanda hafızayı güçlendiren, anksiyete ve huzursuzlukla da savaşan ginsengten bol bol tüketmek, oruç tutanların sık sık yaşadığı halsizlik ve yorgunluk sorununa karşı ida oldukça yi geliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu deneyin: Ginseng kökünü aktarlardan temin edebilir, bununla çay demleyebilir ya da yemeklerinizin içine rendeleyerek kullanabilirsiniz. (Günde yaklaşık 1 – 2 gr.) Ayrıca doğal ürünler satan mağazalardan aldığınız ginseng haplarını bir uzmana danışarak kullanabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü nefes kokusu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çare: Biberiye &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne sağlıyor? Sindirim sistemini düzenlemek için kullanılan biberiye kötü nefes kokusunu gidermede son derece etkili. Ayrıca açlık nedeniyle oluşan başağrılarını gidermek için de biberiye yapraklarını parmaklarınızın arasında sıkabilir elinize gelen yağı, şakaklarınıza sürüp hafifçe ovabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu deneyin: Taze biberiye yapraklarını salata ve et yemeklerinin üzerine lezzet vermek için serpebilirsiniz. Kurumuş biberiye yapraklarını ise çay demlemek için kullanabilirsiniz &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-6710079182065830202?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/6710079182065830202/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/onemli-4-sorun-icin-4-sifal-bitki.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6710079182065830202'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6710079182065830202'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/onemli-4-sorun-icin-4-sifal-bitki.html' title='Önemli 4 Sorun İçin= 4 Şifalı Bitki'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-870103992598670992</id><published>2009-09-02T07:53:00.001-07:00</published><updated>2009-09-02T07:55:03.561-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Elma Sirkesi İle Nasıl Zayıflanır?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sp6G9jixpYI/AAAAAAAAATQ/n3cxkpT825g/s1600-h/elma-sirke-yesil-meyva-diyet.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 242px; height: 251px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sp6G9jixpYI/AAAAAAAAATQ/n3cxkpT825g/s320/elma-sirke-yesil-meyva-diyet.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376883397198194050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Diyetisyen Naciye İla Deniz, elma sirkesinin insan bedenini içten ve dıştan tedavi edebilen olağanüstü doğal bir sıvı olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Taşıdığı bikarbonat iyonları sayesinde sindirimi kolaylaştıran tek meyve olan elmanın, sirkesinin de genel sağlık açısından büyük önem taşıdığını söyleyen Deniz, 'Kanı temizleyen, bedeni ve zihni yorgunluklarda yatıştırıcı tesire sahip olan, idrar söktürücü özelliği bulunan, karaciğer ve damar sertliği hastalıklarıyla, hemoroid, egzama ve deri hastalıklarına iyi gelen elmanın sirkesi de, kalp kasları dahil olmak üzere tüm kas yapısının güçlenmesini sağlar' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz, ılık bir bardak suya 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 1 çay kaşığı bal karıştırılarak yapılan kokteylin sabahları aç karnına içilmesi halinde vücutta biriken fazla yağın atımının kolaylaşacağı tavsiyesinde bulunarak, şöyle konuştu. 'Elma sirkesi, içerdiği çok değerli ve çeşitli maddeler nedeniyle, en sağlıklı sıvılardan biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elma sirkesi bedenimizi içten ve dıştan tedavi edebilen olağanüstü bir sıvıdır. İçerdiği yüksek orandaki Potasyum sayesinde kas yapısını güçlendiren, strese karşı koyabilecek dayanıklılık kazandıran, grip, soğuk algınlığı gibi üst solunum yolları enfeksiyonlarının hafif geçilmesini sağlayan elma sirkesi, boğaz ağrısı, öksürük ve ses kısıklığına da iyi gelmektedir. Elma sirkeleriyle yapılan salatanın yüksek kolestrole karşı da iyi geldiğini açıklayan Deniz, 'Elma sirkesinin faydaları saymakla bitmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenlik sivilceleri, dış derinin sıkılığı, gaz şişkinliği, kabızlık gibi birçok soruna yararı bilinen elma sirkesinin yüksek potasyum nedeniyle böbrek hastaları, asit değerinin yüksek olması nedeniyle de ülserliler ve gastriti olanlar tarafından tüketilmemesi gerekir' diye konuştu.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-870103992598670992?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/870103992598670992/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/elma-sirkesi-ile-nasl-zayflanr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/870103992598670992'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/870103992598670992'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/elma-sirkesi-ile-nasl-zayflanr.html' title='Elma Sirkesi İle Nasıl Zayıflanır?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sp6G9jixpYI/AAAAAAAAATQ/n3cxkpT825g/s72-c/elma-sirke-yesil-meyva-diyet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-28224389808609728</id><published>2009-09-02T07:50:00.000-07:00</published><updated>2009-09-02T07:52:08.671-07:00</updated><title type='text'>Adet Düzenleyici Bitki Kürleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sp6GkU3c5bI/AAAAAAAAATI/oKonQBrhSwU/s1600-h/adet.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 73px; height: 110px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sp6GkU3c5bI/AAAAAAAAATI/oKonQBrhSwU/s320/adet.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376882963761653170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bitkilerden hazırlanan adet düzenleyici kürlermizin hazırlanışı ve kullanımı aşağıda yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; 1. KÜR&lt;br /&gt;GEREKEN MALZEMELER :&lt;br /&gt;Beşparmak Otu Kökü Civan Perçemi Çoban Çantası Saplı Meşe Kabuğu Su &lt;br /&gt;Hazırlanışı: Bütün malzemelerden birer çay bardağı alınarak bir kaba konur ve karıştırılır. Yeteri kadar su eklenerek kaynatılır. Soğutulduktan sonra içilir &lt;br /&gt;2.KÜR&lt;br /&gt;GEREKEN MALZEMELER : Bal Hardal Tohumu Nane Su Yabani Kereviz &lt;br /&gt;Hazırlanışı: Bir çay bardağı toz haline getirilmiş hardal tohumu ve nane bir tutam yabani kereviz alınarak bir kaba konur. Yeteri kadar su eklenerek kaynatılır. Soğutulduktan sonra bal ile beraber içilir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-28224389808609728?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/28224389808609728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/adet-duzenleyici-bitki-kurleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/28224389808609728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/28224389808609728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/09/adet-duzenleyici-bitki-kurleri.html' title='Adet Düzenleyici Bitki Kürleri'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sp6GkU3c5bI/AAAAAAAAATI/oKonQBrhSwU/s72-c/adet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-4368610575264022698</id><published>2009-08-02T14:29:00.000-07:00</published><updated>2009-08-02T14:32:14.841-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PSİKOLOG'/><title type='text'>Yorgunluğu giderecek 21 öneri</title><content type='html'>Bilim adamlarının yorgunluğu giderip, performansı artıran 21 önerisi her soruna çözüm oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;span class="fullpost"&gt; 1- John Hopkins Hastanesi uzmanlarına göre her gün 40 gr. buğday, mısır vb. lifleri almalısınız. Bu lifler enerjiyi artırıp, stresi azaltıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Sabahları çıkarken soğuk ve sıcak duş alın. Önce ılık suyun altında durun. Ardından sıcak suyla. Ancak başınızı suyun altına sokmamaya dikkat edin. 5 dakika tekrarlarsanız kendinizi daha rahat hissedersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Her dört kadından birinde demir seviyesi düşük. Bu da yorgunluk ve halsizlik yapıyor. Bu yüzden daha fazla demir içeren yeşil sebze, kurutulmuş meyve ve tahıl gevreklerinden bolca tüketin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Daha bol balık, tavuk, peynir, fasulye ve yumurta yiyin. Çünkü vücut için gerekli Omega 3 bu besinlerde bulunuyor. Bu hormon da beyindeki mutluluk merkezini harekete geçiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Günde 2 ya da 3 litre su için. Harvard Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre bu oranlarda su içmek dayanıklılığı artırıyor, stresin azalmasına yardımcı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Dik durun. Kambur durmak kasların daha hızlı çalışarak yorulmasına sebep olur. Nefes almanızı zorlaştırır. Dik konumdayken daha rahat nefes alınır, oksijen akciğerlere dolar, kan daha rahat dolaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- Yapılan araştırmalara göre sevdiğiniz müzikleri dinlemek stresi hafifletip, yorgunluğu geçiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Sabah kalkınca yapacağınız ilk iş dışarı çıkmak olsun. Doğal ışık beyni harekete geçiriyor ve seratonin salgılamasına yardımcı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- Gün içerisinde şekerleme yapın. Amerika’daki beyin sağlığı araştırmacılarına göre, 30 dakikalık kısa bir uyku bile insanları performanslarını olumlu etkiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- Vücudun asit oranını dengelemeniz gerekir. Gereğinden fazla şekerli yiyecekler ve peynir aside sebep olur ve enerjiyi emer. Bu yüzden sebze ve meyve salatalarını bolca tüketin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11- Doktorlar sizi mutlu eden şeyleri hatırlamanız için sizi mutlu eden şeyleri bir deftere yazmanızı öneriyor. Bunları okudukça sizi neyin mutlu ettiğini daha iyi bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12- Düzenli yemek yiyin. Yemekler arasındaki uzun aralıklar şekerin düşmesine, dolayısıyla enerjinizin azalmasına neden olur. Günde üç kez yemek yiyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13- Kaslarınızı hissederek enerji sağlayın. Mesela iki elinizi göğüs hizasında birleştirin ve birbirine doğru itin. Ardından başınızın üstüne kaldırın ve bunu 5-10 defa tekrarlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14- Güne iyi bir kahvaltıyla başlayın. Süt, 150 gr yoğurt, 1 muz, tereyağ, bal, fındık, cevizi karıştırıp yiyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15- Nefes alıp vermenin önemini kavrayın. Derin nefes alıp vermek, nefes yolunuzu açar ve daha çok enerji almanızı sağlar. Her saat 3 ya da 4 kere nefes alıp verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16- Cep telefonunuzu kapatın. Bırakın günün birkaç saatinde kimse size ulaşamasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17- Düzenli olun. Dağınıklık sizi strese sokar. Gereksiz yere panik yaparsanız, bu stresle işleriniz yolunda gitmez. Bu kaosu yaşayıp stresinizi artırmayın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18- Adımlarınızı artırın. Daha fazla yürüyüş yapın, bol bol merdiven çıkın. Olabildiğince hareketli olmaya özen gösterirseniz, kanın hızlı hareket etmesini, kaslara ve organlara giden oksijenin artmasını sağlarsınız. Bu da sizi rahatlatacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19- Magnezyum almaya dikkat edin. Sebzelerde, fındıkta ve tahıllı ekmeklerde bulunan bu vitamin size zindelik kazandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20- Yiyeceklerdeki enerjinin hızlı emilimini sağlayan Co-enzim Q10, vücudun ürettiği bir antioksidan. Bu enzimin oluşmasını sağlayan yiyeceklere de brokoli, kahverengi şeker, kepekli ürünler, soya ve fındık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21- Bilgisayarla çalışırken aralar verin. Japon araştırmacılar, bilgisayarda çok oturanların endişe halinin arttığını, gözlerde problem yaşandığını ve beden ağrılarının çoğaldığını söylüyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-4368610575264022698?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/4368610575264022698/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/08/yorgunlugu-giderecek-21-oneri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4368610575264022698'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4368610575264022698'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/08/yorgunlugu-giderecek-21-oneri.html' title='Yorgunluğu giderecek 21 öneri'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-1542858330326112451</id><published>2009-08-02T14:21:00.001-07:00</published><updated>2009-10-23T02:00:22.009-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Toksinlerle mücadele için 3 besin</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SnYDd6mOM4I/AAAAAAAAARg/b1Ev2meLxdQ/s1600-h/toksin.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5365479818539185026" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 200px; height: 140px;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SnYDd6mOM4I/AAAAAAAAARg/b1Ev2meLxdQ/s320/toksin.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu 3 yiyeceğe dikkat !&lt;br /&gt;Şehir yaşamında vücut toksinlerle yükleniyor. Bu da bağışıklık sistemini zayıflatıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Vücudun detoks mekanizmasını güçlendirmek için lahana, soğan ve sarmısak yiyin, bol temiz hava alın&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Sık sık hastalanıyor, hayattan zevk almıyor kendinizi halsiz ve yorgun mu hissediyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;p&gt; O halde sorununuz vücudunuzdaki toksik maddeler olabilir. Özellikle şehir yaşamında maruz kalınan stres, hızlı tempo, kirli hava, içilen sigara, eksik beslenme vücutta serbest radikal adı verilen toksik maddelerin oluşumunu hızlandırıyor. Normalde vücudumuzun kendini temizleyen bir mekanizması var. Ancak aşırı yüklenmeler durumunda bu mekanizma yeterince verimli olamıyor ve vücutta biriken maddeler bağışıklığı zayıflatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oysa ki vücudunuzu doğru besinlerle destekleyerek hem zinde olabilir hem de hastalıklardan korunabilirsiniz. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Uzman Diyetisyeni Dr. Esra Güneş, bu durumda vücudu destekleyen A, E, C vitaminleriyle çinko, demir ve magnezyumdan zengin besinler tüketilmesini öneriyor. Lahanagiller grubundan olan beyaz, kırmızı lahana, brüksel lahanası, soğan ve sarmısak tam da bu işe yarıyor. Başıklık sistemi ve doku onarımı için gerekli olan çinko kurubaklagiller, tahıl, yumurta ve yeşil sebzelerde, balıkta bulunuyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Vitamin ve mineraller eksik alınırsa ne olur? Vitamin eksikliğinde organlarda hasar oluşabiliyor. Örneğin yeterince A vitamini alınmazsa gözlerde bozulmalar, cilt yüzeyinde ve bağışıklık sisteminde sorunlar olur. Bağışıklık sisteminin zarar görmesi, kanser, tüberküloz, soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıkların nedeni.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Güneşe yeterince çıkılmadığında D vitamini alınmaz ki bu da kemik dokusunda hasara neden olur. Vitamin ve mineraller yeterince tüketilmediğinde sonuçları bir - iki gün içinde değil yıllar içinde görülür. İleriki aşamalarda vücut kendi depolarını tüketip çaresiz kaldığında hastalık olarak ortaya çıkar. Yeterince hayvansal ürün almayanlarda B12 eksikliği görülür. Vücutta vitamin ve mineral açısından eksik olup olmadığı altı ayda bir kan tahlili yapılarak öğrenilebilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Oksijen vücutta hücre tarafından kullanıldıktan sonra serbest radikaller oluşuyor ve DNA’ya zarar veriyor. Bu da çeşitli rahatsızlıklara yol açıyor. Özellikle A, E ve C vitaminleriyle bunları destekleyen çinko, demir ve magnezyum alınmalı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Detoks gerekli mi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Detoks deyince vücudun kendisini temizlemesini anlıyoruz. Aslında vücut bu işlemi sürekli olarak kendi kendine yapıyor. Eğer vücudumuzda detoksifikasyonu sağlayan enzimlerde yetersizlik ya da işlevlerini yapamama durumu varsa dışardan destek gerekebilir. Mesela bol oksijenin olduğu temiz havada yürümek, temiz su içmeye özen göstermek yardımcı olabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bazı besin öğeleri detoksifikasyonu kuvvetlendirir. Örneğin lahanagiller, soğan, sarmısak bunlardandır. Ancak hiçbir maddenin tek başına detoks sağlayamayacağı nın kesinlikle bilinmesi gerekiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Detoks için vücudun işlevini kolaylaştırmak mümkün. Örneğin böbrek ve karaciğere binen yük azaltılabilir. Sigara, ultraviyole ışınları, katkı maddeleri, işlenmiş gıdalar, gazlı içecekler ve kızartmalar fazla tüketilirse vücuda yük biner. Özellikle kızartma işlemi sırasında kanserojen maddeler oluşu ve bunlar karaciğer, böbreğin yükünü artırır. Ayrıca bu tip beslenme serbest radikallerin oluşumunu sağlıyor. Doğru ve sağlıklı beslendiğinizde ayrıca detoks yapmanıza gerek yok.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Maydanozu sapıyla ye&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Detoksta yapılan yanlışlar neler?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Vücuttaki toksinlerin atımı bir taraftan terlemeyle de oluyor. Yeterince spor yapmak terlemeyi kolaylaştırıyor. Ama vücudu naylonlu giysilerle hapsetmemek gerekiyor. Bunlar, terin dışarıya çıkmasını engelliyor ve tekrar vücuda geri emilmesine neden oluyor. Mümkün olduğunca pamuklu, teri çekebilecek şeyler giymeye özen gösterilmeli.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Antioksidan açısından maydanoz çok zengin deniyor. Detoks açısından suyu içiliyor. Doğru mu?Sebze ve meyveler, pişirme sırasında ısı, ışıkla temas ederse vitamin kayıplarına uğruyor. Eğer maydanozu çiğ tüketebiliyorsanız bu sağlık açısından daha iyi. Ama aşırı tüketmekten de kaçınılmalı. Eğer maydanoz çiğ olarak tüketilemiyorsa suyunu içmede sakınca yok. Maydanoz özellikle saplarıyla birliket yenmeli&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Esmer şeker de masum değilmiş&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Doğal yolla beslendiğimizde vitamin haplarına gerek var mı?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eğer kişinin vitamin hapı almaya değer bir rahatsızlığı ve yaşam biçimi varsa gerekli olabilir. Mesela kadın gebeyse veya çok aşırı kanaması varsa demire, büyüme çağındaki bir çocuksa ve yeterince süt yoğurt yemiyorsa kalsiyuma gereksinimi olabilir. Çok aşırı tempoda çalışıyor ve yedikleri yeterli gelmiyorsa da kullanılabilir. Bu gruplar dışında dengeli beslenen birinde ek vitamine gerek yok. Kişilerin kendi kafasına göre bu vitamin almasına gerek yok.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şeker hiç mi yenilmemeli?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şeker olarak basit şekerleri önermiyoruz. Yani çaya atılan şekerler, misafir şekerleri vs zararlı. Kahverengi ve beyaz şeker arasında kalori açısından fark yok. Pekmez ve reçeli sağlıklı kişiler, çocuklar tüketebilir ama belli miktarda. Belli yaştan sonra özellikle şeker veya kan yağlarıyla ilgili sorun varsa alınmamalı. Bal, reçel ve ya pekmez tüketiliyorsa günde dört tatlı kaşığını geçmemeli. Yağlar da dört tatlı kaşığını geçmemeli.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Vücudunuzu antioksidan besinlerle destekleyin Hızlı kent yaşamında solunan kirli hava, besinlerle alınan toksinler, sigara, bakteri ve virüsler nedeniyle bağışıklık sistemimiz aşırı yüklere maruz kalıyor. Kötü ve yetersiz beslenme tarzı da düşünüldüğünde antioksidan besinlerin önemi daha bir artıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Vücudu antioksidan açısından desteklemek için bitkisel besinlerden yararlanılabilir. C ve E vitaminleri, selenyum, çinko, bakır ve manganez antioksidan özelliğe sahip. Antioksidan besinlere ihtiyacı olanlar ise şöyle:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Sebze, meyve ve kurubaklagilleri yeterince tüketmeyenler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Rafine edilmiş ürünleri (beyaz un, nişasta ve hamurişi) fazla yiyenler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Sıklıkla fast-food tarzı beslenenler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Salam, sucuk, sosis gibi şarküteri ürünlerini fazla tüketenler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Sigara içenler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Gününün önemli bir kısmını yoğun trafikte geçirenler (egzos gazlarına maruz kalmak, strese girmek nedeniyle).&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Temiz havanın bulunmadığı, kapalı ortamlarda çalışanlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu durumda vücut takviye edilmeli. Antioksidan vitamin ve mineraller hap şeklinde de tüketilebilir. Ancak bunun için doktora danışılmalı. Çünkü bazı antioksidan maddelerin aşırı dozlarda alınması toksik etki yapabiliyor. Doğrusu, sağlıklı yeme alışkanlığı edinerek antioksidanları doğal yoldan almak, yani bol sebze ve meyve yemek. Farklı ve çeşitli besinleri tüketerek antioksidan çeşitliliğini sağlamak daha yararlı. Böylece antioksidanlar birbirlerinin koruyucu etkilerini artırır. Önemli olan, tek bir antioksidanı yüksek miktarda almak değil, farklı kaynaklardan bu ihtiyacı gidermek&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dökülen saç, kırılan tırnak için çinko&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Besinler hastalıkları önlüyor.Kemik erimesi ve kırılması: Yetersiz kalsiyum nedendir. Süt, yoğurt, peynir ve koyu yeşil yapraklı sebzeler tüketimeli.Kemik yumuşaması: Büyük ihtimalle D vitamini açısından yetersiz besleniyorsunuz. Somon balığı, yumurta ve peynir yiyin.Gece körlüğü, görme bozukluğu, deride kuruma: A vitaminini yetersizliğinde oluşur. Balık yağı, karaciğer, yumurta, sarı-turuncu renkli ve koyu yeşil yapraklı sebzeler yemelisiniz.Aşırı regl kanaması, halsizlik, güçsüzlük: Yeterince demir alınmaması sonucu olur. Kırmızı et, yumurta, karaciğer, siyah kuru üzüm ve koyu yeşil yapraklı sebzelerden yeterli miktarda tüketmeye özen gösterin.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yorgunluk, kansızlık, dilde düzleşme, unutkanlık: Folik asit ve B12 vitamininin yetersiz alındığı durumlarda bu tür sorunlarla karşılaşılır. Et, yoğurt, yumurta, kurubaklagiller, karaciğer ve koyu yeşil yapraklı sebzeleri yeterli oranda alınmalı. Günde 20 dakika güneşlenilmeli.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Depresyon, stres, sinirlilik: B grubu vitaminlerinin yeterli alınmaması durumunda depresyon, stres ve sinirlilik haliyle karşılaşılabiliyor. Bu durumda tüketmeniz gereken besinler, tam buğday veya çavdar unundan yapılmış ekmekler, bulgur, kırmızı ve beyaz et, süt, yoğurt ve kurubaklagiller olarak sıralanabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Soğuk algınlığı, grip: C vitamininin yeterli alınmaması durumunda bu hastalıklarla karşılaşılırm. Korunmak için turunçgiller (portakal, mandalina, limon, greyfurt), patates, domates, kuşburnu ve koyu yeşil yapraklı sebzeleri (roka, tere, maydanoz) yeterli miktarda tüketilmeli. C vitamini açısından zengin besinleri tüketirken dikkat edilmesi gereken şey, bu vitamin grubunun ısı ve havayla temas halinde besin değerini yitirdiğidir. Bu besinleri yemeden hemen önce hazırlayın, çok bekletmeyin. Günde 200-300 gram alınması yeterli. Yani dört portakal veya 100 gram taze maydanoz yediğinizde günlük C vitamini ihtiyacınızı karşılamış olursunuz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Saç dökülmesi, tırnak kırılması: Büyük ihtimalle çinko açısından yetersiz besleniyorsunuz. Et, fındık, ceviz, badem, yumurta ve kurubaklagilleri yeterince tüketmelisiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kolesterol ve kan yağları yüksekliği: Yağlı besinleri fazla tükettiğinizde kaçınılmaz olarak karşılaşacağınız iki sorun. Bu yüzden etin, tavuğun yağlı kısımlarını ayırarak yemeklerinizi hazırlayın. Mayonez, kaymak, katı yağlar, sakatatlar (karaciğer, beyin, böbrek vb.) kızarmış yiyecekler, yağlı hamur işleri, pastalar ve çikolataları oldukça az tüketmeye özen gösterin.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-1542858330326112451?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/1542858330326112451/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/08/toksinlerle-mucadele-icin-3-besin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1542858330326112451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1542858330326112451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/08/toksinlerle-mucadele-icin-3-besin.html' title='Toksinlerle mücadele için 3 besin'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SnYDd6mOM4I/AAAAAAAAARg/b1Ev2meLxdQ/s72-c/toksin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-6468588397513579470</id><published>2009-08-02T14:13:00.001-07:00</published><updated>2009-08-02T14:21:08.076-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Size sigarayı bıraktıracak yiyecekler</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SnYBmJCegfI/AAAAAAAAARY/Duwc-j9RvYg/s1600-h/sigara.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5365477760831488498" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 140px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SnYBmJCegfI/AAAAAAAAARY/Duwc-j9RvYg/s320/sigara.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt; İşte size sigarayı bıraktıracak yiyeceklerSigaradan bir türlü kurtulamıyorsanız bu yiyecekler tamsize göre...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt; &lt;span class="fullpost"&gt; Sağlık adına aslında tüm yaşamımız boyunca geçerli olan, fakat vücudun alışagelmiş rutininden farklı bir dönem yaşadığı için özellikle Ramazan'da kişilerin dikkat etmesi gereken belli başlı prensipler var. Ve yine özellikle diyerek Ramazan'da sağlığı kaybetmemek adına uyarıda bulunacağımız bazı kesimler olduğunu önemle belirtmekte yarar var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İFTARDAN SONRA İÇİLEN SİGARA KALP KRİZİ VE DAMAR TIKANIKLIĞI RİSKİNİ ARTIRIYOR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Sigara ile oruç açmak, gün boyu 14-15 saat sigarasız kalan vücuda iftarda aniden yoğun olarak sigara ile yüklenmek nabız ve tansiyonun yükselmesine yol açarak kalp krizi riskini tetiklemektedir. Tek bir sigaranın dahi damarları daraltarak, kalp ve beynin kan akımlarını azalttığı, kolesterolü yükselttiği ve pıhtı oluşumunu kolaylaştırdığı düşünülürse iftarda art arda içilen sigaranın vücuda verdiği zararlar kolaylıkla anlaşılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      İftarda art arda içilen sigara, kanın oksijen taşıma yeteneğini azaltarak kalp krizi, beyin kanaması, ritm bozukluğu, felç gibi sonu öldürücü boyutlara varabilen pek çok hastalığa davetiye çıkarmaktadır. Özellikle iftarda ağır besinlerle mideye yüklenerek büyük bir beslenme hatası yapanların iftardan hemen sonra sigara içmeleri bir başka sağlık hatasıdır. İlle de sigara içilecekse iftardan 15-20 dakika sonra ve sık olmayan aralıklarla içilmesi bir nebze olsun daha iyidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BASiT BiR BESLENME PROGRAMIYLA BIRAKABiLiRSiNiZ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan araştırmalar basit ve özel bir beslenme tarzı uygulayarak sigaranın bırakılabileceğini gösteriyor. Bedenin kimyasal bileşimi ya fazla asit ya fazla alkalidir. Bunlar dengeli olduğunda birbirlerini yansızlaştırırlar... Araştırmalar nikotinin daha çok asit zemin aradığını göstermiştir. Bunun anlamı vücudun asit dengesi fazlaysa nikotini daha çok istemekte, beden nikotini o oranda artmaktadır. Buna karşın vücudun kimyasal bileşimi ne ölçüde alkali ise beden nikotini az atabilmekte ve az ihtiyaç duyarak yerine getirebilmektedir. Gerginlik, üzüntü, korku, hallerinde sigara isteme ihtiyacı idrardaki asiditenin artmasından kaynaklanır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ASİTSİZ GIDALARI SEÇİN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedenimizde özel görevleri olan 16 element vardır: oksijen, nitrojen, karbon, klor, flour fosfor, demir, kalsiyum, demir, potasyum, magnezyum, sodyum, mangan, kükürt, iyot silikon. Bu elementler uygun miktarda besine gereksinim duyarlar Bunlardan birinin eksik olduğu diyet sağlıklı ve başarılı değildir. Pişmiş olarak yenen besinlerde bu tuzlar bulunmaz. Alkali gereksiniminden yoksun diyetler asit oluşumuna neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin eğer alınan besinin çoğu bitkiselse bedenin kimyasal bileşimi kendiliğinden alkaliye dönüşür. Bedeni alkalileştirmek için meyve ve sebzelerden yararlanılabilir. Yediğiniz tüm besinler geride bir tortu bırakır. Beslenme şeklinize bağlı olarak bu tortu ya asit ya alkalidir. Yiyeceklerinizi seçerken geride asit bırakmayacak olanları seçtiğiniz taktirde hem sağlıklı beslenmiş olur hem vücudunuzda sigarayı rahatlıkla bırakacak kimyasal ortamı hazırlamış olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;TiRYAKi HANIMLAR! SiGARA KEMiKLERi ETKiLiYOR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemik dokusunu oluşturan başlıca mineraller kalsiyum ve fosfordur. Bu mineraller asitle birlikte kolayca eriyebilmektedir. Sigara içenlerde kemik dokusunun asiditesini çoğalttığı bilinmektedir. Sigara içenlerde saydığımız mineraller asit bir ortam bulduğunda kolayca çözülmekte, bedeni çabucak kan dolaşımı yoluyla terk etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BIRAKMAK iSTEYENLER iÇiN ETKİLİ BESLENME LİSTESİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigarayı bırakmak isteyenler aldıkları besinlerdeki asit alkali dengesine dikkat ederek sigarayı bırakabilirler. Asit alkali dengesi sigarayı bırakırken kilo almamak içinde önem taşır. Eğer aldığınız besinler ağırlıklı bitkiselse bunların hem kalorileri düşük olacaktır hem kendiliğinden alkaliye dönüşecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdrarı asit yapan et cinsi gıdalar ve alkoldür. Et tüketimini kontrol altında tutan ve alkol almayanlar kolaylıkla sigarayı bırakabilirler. Asit alkali tablosundan seçeceğiniz gıdalardan oluşturacağınız beslenme programı size sağlıklı olmak adına pek çok konuda yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asitli besinler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etler&lt;br /&gt;Yumurta&lt;br /&gt;Tahıl&lt;br /&gt;Peynirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkali besinler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt&lt;br /&gt;Meyve&lt;br /&gt;Sebze&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALKALİ ETKİSİ OLAN BESİNLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portakal&lt;br /&gt;Mandalina&lt;br /&gt;Elma&lt;br /&gt;Limon&lt;br /&gt;Ananas&lt;br /&gt;Nar&lt;br /&gt;İncir&lt;br /&gt;Muz (olgun)&lt;br /&gt;Çilek&lt;br /&gt;Domates&lt;br /&gt;Kiraz&lt;br /&gt;Hurma&lt;br /&gt;Karpuz&lt;br /&gt;Badem&lt;br /&gt;Patlıcan&lt;br /&gt;Mantar&lt;br /&gt;Lahana&lt;br /&gt;Karnabahar&lt;br /&gt;Salatalık&lt;br /&gt;Yeşil fasülye&lt;br /&gt;Marul&lt;br /&gt;Ispanak&lt;br /&gt;Pırasa&lt;br /&gt;Turp&lt;br /&gt;Yağsız süt&lt;br /&gt;Maydanoz&lt;br /&gt;Patates&lt;br /&gt;Yumurta sarısı (kolesterol olanlar dikkat)&lt;br /&gt;Yağsız yoğurt&lt;br /&gt;Yağsız beyaz peynir&lt;br /&gt;Yağsız yoğurt&lt;br /&gt;Bamya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ASİT ETKİSİ OLAN BESİNLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayısı&lt;br /&gt;Erik&lt;br /&gt;Ceviz&lt;br /&gt;Fındık&lt;br /&gt;Soğan&lt;br /&gt;Sarımsak&lt;br /&gt;Tereyağ&lt;br /&gt;Kaşar peynir&lt;br /&gt;Eritme peynirler&lt;br /&gt;Yumurta beyazı&lt;br /&gt;Dana sığır eti&lt;br /&gt;Sakatat&lt;br /&gt;Deniz ürünleri&lt;br /&gt;Kümes hayvanları&lt;br /&gt;Kurufasülye&lt;br /&gt;Bakla&lt;br /&gt;Mercimek&lt;br /&gt;Yulaf&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KESİNLİKLE ZARARLI GIDALAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkol&lt;br /&gt;Kakao&lt;br /&gt;Baharat&lt;br /&gt;Pasta ve hamur işleri&lt;br /&gt;Şeker ve şekerli gıdalar&lt;br /&gt;Çay, kahve&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-6468588397513579470?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/6468588397513579470/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/08/size-sigaray-braktracak-yiyecekler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6468588397513579470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6468588397513579470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/08/size-sigaray-braktracak-yiyecekler.html' title='Size sigarayı bıraktıracak yiyecekler'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SnYBmJCegfI/AAAAAAAAARY/Duwc-j9RvYg/s72-c/sigara.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-4732688164993467004</id><published>2009-08-02T14:10:00.000-07:00</published><updated>2009-08-02T14:13:16.178-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Mehmet Öz'ün 9 yiyecek tavsiyesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SnYBFNnNujI/AAAAAAAAARQ/uIisAUAxBqw/s1600-h/fgdf.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5365477195123636786" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 140px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SnYBFNnNujI/AAAAAAAAARQ/uIisAUAxBqw/s320/fgdf.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Her gün yemeniz gereken 9 yiyecek...&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;span class="fullpost"&gt; Dünyaca ünlü Prof. Mehmet Öz'ün çok önemli "9 yiyecek" tavsiyesi:Gerekli besinleri içeren yiyecekler almak istiyorsanız, sebze ve meyveleri rengine göre seçin. Dış tarafı parlak ve koyu renkli olan yiyecekler daha zengin besin içerir.Elma, muz, böğürtlen, brokoli, havuç, turunçgiller, yabanmersini, koyu renkli fasulyeler, incir, şeftali, kırmızı lahana, kırmızı biber, ıspanak, tatlı patates ve domates... Her gün bu sebze ve meyvelerden en az 9'unu tüketmeyi hedefleyin. Bu tarz bir diyet, vücudunuzun kanserle, diyabetle ve erken yaşlanmayla savaşmasına yardım eder.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-4732688164993467004?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/4732688164993467004/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/08/mehmet-ozun-9-yiyecek-tavsiyesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4732688164993467004'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4732688164993467004'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/08/mehmet-ozun-9-yiyecek-tavsiyesi.html' title='Mehmet Öz&apos;ün 9 yiyecek tavsiyesi'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SnYBFNnNujI/AAAAAAAAARQ/uIisAUAxBqw/s72-c/fgdf.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-4140017427699875636</id><published>2009-07-24T12:36:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T12:11:35.675-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Enerjinizi artıracak 10 formül</title><content type='html'>&lt;div&gt;Gece boyu mışıl mışıl uyuduğunuz halde sabah yorgun mu kalkıyorsunuz? İçinizden kımıldamak bile gelmiyor mu? Önerilerimizi okuyun enerjinizi düşüren nedenleri bulun ve canlanmaya başlayın...........&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SmoOewbYuZI/AAAAAAAAAQw/9wKfxIkFecs/s1600-h/enerji.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5362114227896629650" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 300px; height: 250px;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SmoOewbYuZI/AAAAAAAAAQw/9wKfxIkFecs/s320/enerji.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Enerji düşmanı: KÖTÜ KAHVALTI SEÇİMLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sabah kahvaltısını atlamak metabolizmayı yavaşlatır ve vücudu, en doğru şekilde çalışması için gerekli olan yakıttan yoksun bırakır. Ama kahvaltıda ne yediğiniz de çok önemlidir. Simit veya ekmek gibi unlu gıdalardan alacağınız karbonhidratlar, en zinde olmak istediğiniz sabah saatlerinde beynin serotonin hormonu salgılaması nedeniyle enerjinizi alır. Vücudunuz basit karbonhidratları hızlıca sindirir, kan şekerinizi yükseltir ve arkasından düşürür ama bütün bunlar enerji kaybına yol açar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yorgunluk savaşçısı:&lt;/span&gt; Güne en az 5 gram protein içeren bir kahvaltıyla haşlayın. Protein, kalp atışını hızlandıran ve dikkati artıran bir kimyasal içerir. Karbonhidratların aksine, proteinler daha yavaş sindirildiği için, kan şekerini ve enerji seviyesini sabit tutar. Bir kahve fincanı mısır gevreği porsiyonu 120 kaloriden fazla olmaz ve 3 gram fiber içerir ile yağsız süt alabilirsiniz. 30 gram az yağlı peynir ile iki yumurtanın beyazından yapılmış omlet porsiyonu 22 gram protein içerir de sağlıklı bir seçim olur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-weight: bold;"&gt;Enerji düşmanı: KIYAFET SEÇİMLERİ&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Topuklu ayakkabılar ve kalem etekler şık görünebilir ama moda zevkiniz için rahatınızdan ödün veriyor olduğunuzu unutmayın. Bu tarz kıyafetler sizi tembelliğe alıştırabilir. Yapılan bir araştırmaya göre, çalışan kadınlar, şık iş kıyafeti giydikleri normal bir günde serbest kıyafet giydikleri günlere oranla, 491 adım daha az alıyorlarmış. Daha az enerji harcamak, daha az enerjik olmanıza neden olur. Rahatsız kıyafetler nedeniyle bütün gün masa başında oturmak kan dolaşımını yavaşlatır ve vücudunuzun diğer bölgelerine gün boyunca daha az oksijen ulaşır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yorgunluk savaşçısı:&lt;/span&gt; Daha zor hareket ettiğiniz kıyafetler ve rahatsız topuklu ayakkabılar yerine, daha kullanışlı kıyafetler ve ofis içinde daha kolay dolaşmanızı sağlayacak yumuşak tabanlı ayakkabılar giyin. Eğer topuklu ayakkabılar olmadan yapamayanlardansanız, en azından öğle tatilinde dışarı çıkarken düz ayakkabılarınızı ayağınıza geçirerek dışarı çıkın. Artık markalar ofise giymek için, 80li yıllardaki sekreter ayakkabılarına benzemeyen, modaya uygun, şık, düz ayakkabılar yapıyorlar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-weight: bold;"&gt;4 süper gençlik iksiri&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-weight: bold;"&gt;Enerji düşmanı: KAFEİN ALIŞKANLIĞI&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Akşamüstü saat üçte içeceğiniz bir fincan kahve, sizi günün geri kalan kısmında ve gece idare edecektir. Kafein, sekiz saat veya daha fazla vücudunuzda kalır, o yüzden öğleden sonra geç bir saatte içeceğiniz kahve uykunuzu kaçırır ve ertesi günkü enerjinizden çalar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yorgunluk savaşçısı:&lt;/span&gt; Kahve tüketiminizi günlük olarak, fincan başına 250 gram olarak iki ya da üç fincanla sınırlayın 200-300 miligram kafein içerir. Bu, fazla kafeinin sebep olduğu gereksiz baş ağrılarına ve sinirli hissetmeye engel olur. Yatmadan sekiz saat öncesinden başlayarak, kahve içmemeye özen gösterin. Hâlâ akşamüstü uykunuz geliyorsa enerji veren barlar veya bir avuç badem yemek işinize yarayabilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-weight: bold;"&gt;Enerji düşmanı: ENDİŞELER&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kredi kartı borcunuz veya sinir bozucu bir patronunuz olması gibi sorunlarınız, uzun süreli stres faktörleridir ve sizi bitkin düşürebilir. Sürekli stres içinde yaşamak, kalp atışınızı hızlandırır ve vücudunuzun fazla mesai yapmasına neden olur. Stresli olduğunuzda, vücudunuzu kasarsınız ve yorgunluk ile ağrılara sebep olursunuz. Dahası da var: Endişeleriniz, derin nefes almanızı engeller ve yeterli derecede oksijen almanıza engel olur. Karbondioksit kanda birikerek, yorgun ve bitkin hissetmenize sebep olur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yorgunluk savaşçısı:&lt;/span&gt; Endişeleriniz sizi esir aldığı zaman, üç kere üst üste yavaş ve derin nefes alıp verin ve vücudunuza oksijen alımını sağlayarak, hızlı atan nabzınızı yavaşlatın. Birkaç dakika sakinleştikten sonra, bir arkadaşınızla sohbet etmek veya bir komedi filmi seyretmek gibi sizi rahatlatacak bir aktivite yapın. Bakış açınız üzerinde direk etkisi olan olaylar hakkında konuşma şeklinize dikkat edin. Endişeli kişiler genellikle Asla yapmam, Yapamam veya "Borçtan kurtulamıyorum giib lafları sıkça kullanırlar. Uzmanlar olumsuz cümlelerin sonuna, olumlu bir deyiş eklemenizi öneriyor. Mesela, "Borçlarım hâlâ bitmedi ama kredisi daha düşük kredi kartlarını araştırıyorum" gibi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-weight: bold;"&gt;Enerjinizi mediyasyonla dengeleyin!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-weight: bold;"&gt;Enerji düşmanı: DAĞINIK ÇALIŞMA MASASI&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dağınık kağıtların içinde bir şeyler bulmaya çalışmak zaman ve enerji kaybına sebep olur üstelik bu dağınıklığın görüntüsü bile sizi strese sokar ve beyninizin çalışmasını etkiler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yorgunluk savaşçısı: Tabii ki masanızın arada bir dağınık olması normaldir. Ama genel olarak masanızın üzerinde sadece işinize yarayan ve üzerinde çalışmakta olduğunuz kağıt yığınları ile zımba ve bilgisayarınız bulunmalı. Masanızı derli toplu tutmak için, işinize yaramayan şeyleri çekmeceye kaldırabilir ve her gün en azından beş dakika vakit harcayıp dosyalama yapabilirsiniz. Bir sonraki gün için çalışma alanınızı toparlamak, sizi rahatlatır, stresinizi azaltır ve enerji seviyenizi artırır. Eğer zamanınızı programlamak konusunda sorun yaşıyorsanız ajanda tutun ve randevularınızı not edin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-weight: bold;"&gt;Enerji düşmanı: CUMARTESİ SABAHI UYKUSU&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Hafta içi dengesini kaçırdığınız uyku düzenini, hafta sonu yerine koymaya çalışmak, vücudunuzun alıştığı 24 saatlik ritmi bozar. Hafta sonu, geç saate kadar uyumak ve sonuçta aynı akşam geç yatmak, hafta içi düzeninizi bozar ve pazartesi günü zorluk çekmenize neden olur.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yorgunluk savaşçısı:&lt;/span&gt; Gece sokağa çıkıp eğlenmenize bir şey demiyoruz ama sabahları uyanmaya alıştığınız saatten en fazla bir saat geç kalkmaya çalışın. Kalkma saatinizi bir saatten daha fazla şaşmak, vücut saatinizi bozar. Hâlâ sersem gibi mi uyanıyorsunuz? Alarm çalar çalmaz, perdelerinizi açın çünkü gün ışığı beyninize yataktan kalkmanız için bir sinyal gönderecektir.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-weight: bold;"&gt;Enerji düşmanı: C VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kadınların yüzde 30u yeterli C vitami almaz. Bu vitaminin eksikliği enerji seviyesini düşürür. C vitamini, yağ asitlerinin enerjiye dönüştürülmesine yardımcı olan karnitin adlı molekülü üretir. Karnitin eksikliği, vücudun enerji yerine karbonhidrat ve proteinleri kullanmasına neden olur. Ve bu da kasları yoran laktik asit üretimine yol açar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yorgunluk savaşçısı: Portakal, kivi her biri 70 mg, brokoli doğranmış bir kahve fincanı 70 mg veya çilek 1 kahve fincanı 90 mg gibi meyve ve sebzeleri tercih edin. Günlük olarak almanız gereken 75 mg C vitaminini mutlaka tamamlayın&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-weight: bold;"&gt;Enerji düşmanı: MONOTONLUK&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Hayatta çeşitlilik gerekir. Hepimiz zorluklarla başa çıkmayı ve değişikliği severiz. Bir görev hiçbir zorluk yaşanmadan kolayca tamamlanırsa, keyif vermez ve otomatik pilota bağlanarak, beyninizi uyuşturur.Yorgunluk savaşçısı: İşinizin monotonluğu sizi mutsuz ediyorsa, patronunuzla konuşun ve size farklı sorumluluklar vermesi isteyin. Ya da farklı departmanda çalışan bir arkadaşınızla konuşarak, yapmak isteyeceğiniz keyifli bir iş olup olmadığını öğrenin.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Günlük işlerden mi sıkıldınız? Bir takım küçük değişikliklerle hayatınıza renk katmayı deneyebilirsiniz. Örneğin, işe gittiğiniz yolu değiştirmek, dil, seramik veya fotoğraf kursuna katılmak alternatif olabilir.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-weight: bold;"&gt;Enerji düşmanı: YOĞUN BİR TEMPO&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Yoğun dönemlerde vücudunuzun demir oranı düşer ve kansızlık yasayabilirsiniz. Bu anlarda kan hücreleri dokulara yeterli miktarda oksijen taşıyamazlar.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yorgunluk savaşçısı:&lt;/span&gt; Yeterince uyuyor ama hâlâ kronik olarak yorgun hissediyorsanız, doktorunuzla görüşmelisiniz. Kan testiyle demir değerlerinizi ölçüp, kan hücrelerinizde sayım yapabilir. Ölçümler düşük çıkarsa, demir desteği için eczanelerde satılan demir desteklerinden almanız gerekebilir Demir takviyesini doktorunuzun önerisi olmadan yapmayın çünkü fazlası, zehirleyici olabilir. Vücudunuza dışarıdan destek almak yerine, yağsız kırmızı et ile kümes hayvanları, fasulye, mercimek ve ıspanak da faydalı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-weight: bold;"&gt;Enerji düşmanı: YAVAŞ ÇALIŞAN TİROİD&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Boğazda bulunan bezler, metabolizma, kalp atışı ve daha birçok şeyi kontrol eden hormonların saklandığı bölgedir. Tiroid bezi ne kadar az hormon üretirse, metabolizmanız o kadar yavaş çalışır ve enerjiniz olmaz. Tiroidin yavaş çalıştığını gösteren diğer belirtiler ise, kabızlık, düzensiz âdet dönemleri ile kuru cilt, saç ve tırnaklardır.&lt;br /&gt;&lt;div style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yorgunluk savaşçısı:&lt;/span&gt; Bir kan testiyle, tiroid bezlerinizi kontrol ettirebilirsiniz. Sorunun kaynağı virütik bir enfeksiyon veya bir hastalık olabilir. Günlük olarak tiroid hormon hapları almanız gerekebilir. Bu hormonları dengeye soktuğunuz zaman, yorgunluğunuz da bitecektir. Bu arada, yoga gibi rahatlatıcı egzersizler yapmanızı tavsiye ederiz. Tiroid probleminiz varsa, bu konuda stres yapmanız da enerji seviyenizi düşürecektir. Sakin olup, enerjinizi daha eğlenceli şeylere saklamalısınız.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-4140017427699875636?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/4140017427699875636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/enerjinizi-artracak-10-formul.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4140017427699875636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4140017427699875636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/enerjinizi-artracak-10-formul.html' title='Enerjinizi artıracak 10 formül'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SmoOewbYuZI/AAAAAAAAAQw/9wKfxIkFecs/s72-c/enerji.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-929132457855315092</id><published>2009-07-24T12:31:00.000-07:00</published><updated>2009-07-24T12:49:46.927-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Ter kokusunu önlemede 14 Altın Kural</title><content type='html'>Ter kokusu problemi aslında sadece kişinin kendisinin değil, çevresinin de olmaya başlıyor gerekli önlemler alınmazsa. Gerçi sıcaklardan bağımsız olarak da, ter ve vücut kokusu yıl boyunca topluluk içinde koku yayan bir kişiyi utandırabilir ve çevresindekileri rahatsız edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiziksel aktivite yaptığımızda, sıcakta yürürken ya da bir konuşma yaparken vücudumuz doğal olarak ter üretir, yani terleriz. Terlemek vücudun aşırı ısınmasını önleyen bir soğutma mekanizmasıdır. İnsanlarla yakın temasta olan kişiler eğer ter kokusu ile mücadele etmezse hiç farkında olmadan çevrelerine büyük rahatsızlık verebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Bakteriler ter içinde ürüyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücudumuzda 2 milyon ile 5 milyon arasında ter bezi bulunur. Vücut sıcaklığı yükseldiğinde otonom sinir sistemimiz bu bezleri uyarı ve derinin yüzeyine salınan ter sıvısı buharlaşırken vücudu soğutur. Ter aslında su ve tuzdan (sodyum klorür) ibarettir. İçinde eser miktarda başka elektrolitler ve üre gibi maddeler de bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ter aslında kokusuz bir sıvıdır. Ne var ki bakteriler, teri çoğalmak için bir ortam olarak kullanır ve terin içinde hızla ürer. Ayrıca ergenlikten sonra faaliyete geçen androjen adı verilen hormonlar da ter kokusuna neden olur. Sonuç olarak, terlemek doğal ve sağlıklı bir olaydır ama bunun yeri ve miktarı kişiden kişiye büyük değişkenlik gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişilerin terlemesine neden olan faktörler şunlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Egzersiz, özellikle zorlu olursa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak hava&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinirlilik, endişe hali veya stres&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı hastalıklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygusal nedenlerin tetiklediği terleme çoğunlukla yüzde, koltuk altlarında, el ayalarında ve ayak tabanlarında olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu terlemenin miktarı ve kokusu duygu durumunuzdan, yediklerinizden (baharatlı yiyecekler), içeceklerden (kahve, alkol), hormonlardan, aldığınız ilaçlardan (psikiyatrik bozukluklarda kullanılan bazı ilaçlar, aspirin ve parasetamol gibi ağrı kesiciler ve aşırı dozda tiroid hormonu alınması) ve mevcut hastalıklardan etkilenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kişilerde özellikle el ayalarında ve ayak tabanlarında kalıtsal bir terleme eğilimi vardır. Bütün bu faktörlerden ötürü terlemenin normalini tanımlamak neredeyse hiç mümkün değildir. Ama terlemenizde normalden farklı bir artış varsa bunu doktorunuza danışmanız gerekir. Böyle bir durum çeşitli hastalıkların bir belirtisi olabilir, bu nedenle normal dışı terlemelerde mutlaka doktorunuzun fikrini almalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terkokusunu önlemenin yolları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ter kokusunu önlemenin en iyi yolu önlem almaktır. Aynı şekilde ayak kokusu da bazı önlemlerle azaltılabilir. Aşağıdaki önlemler terlemeyi önlemeye, ter ve ayak kokusunu gidermeye yardımcı olacaktır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Her gün duş alın. Düzenli banyo cildinizdeki bakterilerin sayısını kontrol altında tutacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Banyo aldıktan sonra ayaklarınızı iyice kurulayın. Mikroorganizmalar ayak parmaklarının arası gibi nemli yerleri severler. Ayak pudraları veya ayak bakımı için kullanılan kremler nemin emilmesine yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Koltuk altı ve genital bölge kıllarının düzenli olarak tıraş edilmesi terlemeyi ve kokuyu azaltacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) Doğal deriden yapılanlar gibi ayağınızın hava almasını sağlayan ayakkabılar seçin. Yaz aylarında sandalet tipi ayakkabılar giyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5) Ayakkabılarınızı dönüşümlü olarak kullanın. Ayakkabılar bir gece içinde yeterince kurumayabilir. Onun için aynı ayakkabıyı iki gün arayla giyecek şekilde dönüşümlü olarak kullanın. Giymediğiniz zamanlarda ayakkabıları havadar ve kuru bir yerde tutun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6) Çoraplarınızı her gün değiştirin. Merserize çorap giyin çünkü bunlar nemi emerek ayağınızı kuru tutar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7) Ayaklarınızı havalandırın. Zemin elverişli ise çıplak ayakla dolaşın veya ara sıra ayakkabılarınızı çıkarın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğal kumaşlardan üretilen giysileri tercih edin. Keten, yün, ipek cildinizin hava almasına izin veren malzemelerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9) Egzersiz yaparken derinizdeki nemi hemen uzaklaştıran yüksek teknoloji ürünü giysileri tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10) Her gün iç çamaşırı değiştirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11) Gevşeme tekniklerini öğrenin. Yoga, meditasyon veya biofeedback terlemeyi tetikleyen stresi denetlemenize yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12) Diyetinizde değişiklik yapın. Yiyecekler de ter kokusuna yol açabilir Soğan, sarımsak, pastırma, balık, bazı yeşil bitkiler gibi gıdalar koku yapabilir. Bunlar faydalı da olsa, uygun zamanlarda tüketin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13) Deodoran ve ayak kokusu önleyen pudra veya spreyler kullanın. Cildiniz hassas ise bunların özel hassas cilt için üretilmişlerini deneyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14) İnsan çoğunlukla kendi ter kokusunu fark etmez, bu nedenle kendisini sık sık kontrol etmelidir. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-929132457855315092?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/929132457855315092/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/ter-kokusunu-onlemenin-14-yolu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/929132457855315092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/929132457855315092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/ter-kokusunu-onlemenin-14-yolu.html' title='Ter kokusunu önlemede 14 Altın Kural'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-2454439244102615467</id><published>2009-07-24T11:40:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T11:25:36.539-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Sigaranın Kadınlarda Etkisi Nelerdir?</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Kadınlar üzerinde yapılan bir araştırma, sigaranın erken menopoz ve kemik erimesine neden olduğunu, kanser gibi pek çok hastalığa yol açan serbest radikalleri artırdığını ortaya koydu&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SmoAoTdg70I/AAAAAAAAAQo/tP0RPpo7jIY/s1600-h/sigara.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5362098998756831042" style="margin: 0px 0px 10px 10px; float: right; width: 200px; height: 200px;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SmoAoTdg70I/AAAAAAAAAQo/tP0RPpo7jIY/s200/sigara.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Erciyes Üniversitesi'nde Tıp Fakültesi Biyokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Aysun Çetin, iki yılı aşkın süredir yürüttükleri klinik çalışmasında sigaranın kadınlar üzerindeki etkilerini araştırdıklarını bildirdi. ''Postmenopozal kadınlarda sigaranın yol açtığı kemik defektleri oksidatif hasar sonucu olabilir'' başlıklı bilimsel çalışmalarının, uluslararası Türkiye Klinikleri Tıp Bilimleri dergisinde yayımlandığını ifade eden Çetin, bu araştırmada sigara içen (aktif içici) veya sigara dumanına maruz kalan (pasif içici) menopoza girmiş 30 kadın ile sigara içmeyen ve sigara dumanına maruz kalmayan menopoza girmiş 30 kadın üzerinde klinik çalışma yaptıklarını belirtti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda sıklıkla duyulan ''serbest radikaller''in, insan vücudunun normal metabolik faaliyetleri sırasında ve radyasyon, alkol, sigara ile ağır metaller gibi pek çok dış kaynaklı etkenlerle oluşan moleküller olduğunu dile getiren Çetin, şu bilgileri verdi:''Serbest radikallerin hücrede aşırı miktarda oluşması ve hücreye zarar vermesi, 'oksidatif stres' olarak tanımlanmaktadır. Serbest radikaller, DNA zincirinde kırılmalara neden olarak kanser oluşumunu, hücresel yaşlanma ve hücre ölümüne kadar giden süreçleri başlatıp, ilerletebilmektedir. Normalde vücutta serbest radikallerin oluşum hızı ile serbest radikallerle savaşan antioksidan savunma sistemleri denge helindedir. Eğer bu denge serbest radikal yönüne bozulursa kanser dahil pek çok hastalık gözlenebilir. Yaptığımız bu çalışma sonunda sigara içen veya sigaraya maruz kalan kadınlarda, serbest radikal düzeylerinin daha yüksek olduğunu bulduk. Buna göre, sigaranın kanser dahil pek çok hastalığın temelinde yer alan serbest radikalleri aşırı derecede artırdığını tespit ettik.''&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Erken menopoz ve kemik erimesi&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Araştırmaya dahil ettikleri 60 kadının vücudundaki serbest radikal ve antioksidan düzeylerini ölçtüklerini ifade eden Çetin, sigara içen veya sigaraya maruz kalan kadınların daha erken menopoza girdiğini belirlediklerini kaydetti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bu araştırmada, özellikle yaşlılık döneminde çok görülen kemik erimesi (osteoporoz) hastalığının artmasında sigaranın etken olduğunun ortaya çıktığını belirlediklerini vurgulayan Çetin, şöyle devam etti:''50 yaş üzeri her iki kadından biri ve her sekiz erkekten biri kemik erimesine bağlı kırık vakasına maruz kalmaktadır. Araştırmamıza göre, kemik erimesi hastalığının görülme riski sigara içenlerde yüzde 50'den yüzde 80-90'lara çıkmaktadır. Yaptığımız çalışmada sigara içen veya sigaraya maruz kalan kadınlarda serbest radikal düzeylerinin daha yüksek olduğunu bulduk. Yine bu grupta kemik erimesinin daha fazla olduğunu tespit ettik. Sigara içen veya sigaraya maruz kalanlarda kemik erimesi sıklığının ve şiddetinin fazla olmasının nedeninin sigara kaynaklı serbest radikaller olduğu sonucuna vardık. Kemik kaybını önlemek ve buna bağlı kırık riskini azaltmak için yeterli kalsiyum ve D vitamini alınmasını, düzenli egzersiz yapılmasını ve kesinlikle sigara içilmemesini tavsiye ediyoruz.Diğer taraftan menopoza girmek de kemik erimesi hastalığı için en önemli risk faktörüdür. Sigara içilmesi veya sigaraya maruz kalınması durumunda ise menopoza girme yaşı 5-6 yıl daha erken olmaktadır. ''&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sigaranın kadınlarda daha fazla zararlı olduğu yönünde son zamanlarda bilimsel veriler elde edildiğini de anımsatan Çetin, doğum kontrol hapı kullanan kadınlar arasında sigara içenlerin, içmeyenlere göre kalp krizi geçirme riskinin 10 kat fazla olduğunu, sigara içen kadınların, erkeklere oranla akciğer kanserine yakalanma risklerinin üç kat fazla olduğunu söyledi.&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-2454439244102615467?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/2454439244102615467/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/sigarann-kadnlara-etkisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2454439244102615467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2454439244102615467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/sigarann-kadnlara-etkisi.html' title='Sigaranın Kadınlarda Etkisi Nelerdir?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SmoAoTdg70I/AAAAAAAAAQo/tP0RPpo7jIY/s72-c/sigara.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-1018197680931518755</id><published>2009-07-24T11:35:00.001-07:00</published><updated>2009-10-18T12:14:22.898-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MAKYAJ TEKNİKLERİ'/><title type='text'>Makyajınızın  yalın ve doğal olmasının yöntemi</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Makyaj, yüzdeki kusurları örtmek ve beğenilen yönleri ortaya çıkartmak için tüm kadınların kullandığı bir yöntem. Her sezon tekstil ve aksesuar sektörüyle birlikte değişen makyaj kış ve bahar aylarında da farklılık gösteriyor. Yeni sezon makyajının anahtar kelimeleri yalın ve doğal. Duru ve sabit bir tenin baz alındığı makyajda gözler ön plana çıkarken, yanaklarda da sedefli görünümler göze çarpıyor. Peki bu sezon makyajını uygulamak için neler yapabilirsiniz?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Smn_AtqnPTI/AAAAAAAAAQg/Rm8orJ6VSyk/s1600-h/angelina.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5362097219084696882" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 150px; height: 200px;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Smn_AtqnPTI/AAAAAAAAAQg/Rm8orJ6VSyk/s200/angelina.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yeni sezon makyajını uygulamak için gerekli birkaç adım bulunuyor, öncelikle teni sabitlemek için öncelikle bir kapatıcıyla kusurları kapattıktan sonra sıvı bir fondöten uygulayın daha sonra da geniş bir fırçayla süreceğiniz toz pudra ile üzerinden geçin. Bu şekilde heykel kusursuzluğunda bir teniniz olacak. Ten rengi üzerine çalıştıktan sonra sıra allık sürmeye geliyor. Krem ya da toz bir allığın özellikle parıltılı olanlarından seçin ve elmacık kemiklerinin üzerinden başlayarak sürün. Bu arada açık renkler elmacık kemiklerini daha dolgun, koyu renkler ise daha çökük gösterir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gözlere geçtiğimizde, keskin gözlerin sezonun önemli noktalarından biri olduğunu söylemiştik. Bunu yoğun bir maskara, far ve göz kalemi kullanarak yaratabilirsiniz. Farlar bakışınıza parlaklık ve derinlik kazandırır. Pembe, karamel ve gri tonlar mavi gözlere, leylak ve sıcak kahveler yeşil gözlere, mor ve kum tonları ise kahverengi gözlere yakışır. Bu renkleri keskin biçimde sürülen kalem ve eyelinerlarla tamamlayarak güçlü ve dramatik bir etki yaratabilirsiniz. Tabii ki maskarayı unutmuyoruz. Siyah ya da kahverengi bir tonda seçeceğiniz maskarayla gözünüzü istediğiniz gibi gösterebilrsiniz. Büyük ya da küçük...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Göz şekline göre makyaj&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Makyaj Uzmanı Nur Toktay, göz şekline göre farklı uygulamalar yapılması gerektiğini belirterek, Max Factor ile farklı göz şekilleri için farklı uygulamalar tavsiye ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Gözleriniz küçükse: Eğer küçük gözlere sahipseniz, baz makyajından sonra açık renk bir farı göz kapağına ve gözün alt kısmına, göz pınarına kadar uyguladıktan sonra koyu tonda bir far kullanarak kaşa paralel gelecek şekilde gölgelendirme yapın. Kirpik diplerine göz kalemi uygulamasının ardından, gözün altına uygulayacağınız gölgeyi, mutlaka gözün yarısında bitirmelisiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Gözleriniz birbirine yakınsa: Gözler birbirine çok yakın görünüyorsa gözün üzerine baz makyaj ve açık far uygulamasının ardından, birbirine yakın gözlerde koyu, gözün dış kısmına ise açık farların uygulanmasını tavsiye ediyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Gözleriniz birbirinden uzaksa: Nur Toktay, baz makyaj yapıldıktan sonra far her zamankinin aksine iç kısımlardan başlayarak yapılmasını öneriyor. Kirpik diplerine sürülen siyah göz kalemi, gözün iç kısmında yumuşak geçişli ve kalın hat oluşturacak şekilde uygulanmalı; koyu gölge, gözün dışına doğru hafifletilerek bitirilmeli ve kaş altı aydınlık olmalı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Dudak makyajı: Makyajı tamamlayan unsurlardan biri de dudaklar. Her dudak şekli için farklı bir makyaj öneriliyor. Daha dolgun bir dudak için, dudak kalemini doğal dudak çizgisinin biraz üzerine doğru uygulamalı, seçtiğiniz rujun da parlak renklerden olmasına dikkat etmelisiniz. Eğer dudaklarınız kalınsa dudak kalemini, dudak çizginizin biraz içine doğru uygulamanız. Böylece dudaklarınızı daraltmış oluyorsunuz. Rujunuzu, parlak olmayan koyu renklerden seçmeniz de önemli. Simetrik olmayan dudaklar için yapılması gereken en doğru şey ise istediğiniz biçimi kalem ile vermek. Uyguladığınız kalemin renginin görünmemesi için yapmanız gereken, dudak kaleminin ruj ile birlikte dağılmasını sağlamak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Önemli olan ürünleri doğru seçmek&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yaşla birlikte yavaşlayan hücre yenilenmesi, hava kirliliği, sigara, güneş gibi dış etkenlerle tetikleniyor. Genç bir ciltte hücre yenilenmesi 28 günde bir gerçekleşirken, bu süre yaşlanma ile birlikte yavaşlıyor. Lancome ürün müdürü Deniz Şentürk, “Ciltte ince mimik çizgilerinin görülmesi, elastikiyet ve sıkılığında azalma, ciltteki nem kaybı gibi değişimlerin görülmesi her kadında, cildinin biyolojik ve genetik yapısına bağlı olarak farklı zamanlarda görülebilir. 25 yaşından itibaren ince çizgiler için koruma ve onların görünümünü azaltıp yumuşatacak anti-age ürünleri kullanılmaya başlanabilir” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çizgiler.. Çizgiler&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şentürk, ince çizgilerin ve kırışıklıkların cildin kolajen ve elastin liflerinin üretiminin yavaşlaması ve bu liflerin üretiminden sorumlu olan fibroblastların yavaş hareketi sonucu oluştuğunu belirtirken, seçilen ürünlerin yapısında kolajen, elastin liflerinin üretimini arttıracak ve fibroblastların hareketini tetikleyecek içerikler olmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. Şentürk, genç görünmek isteyen kadınlara ise 30’lu yaşlarından itibaren genç görünümü sağlayan cilt yüzeyinde bulunan özel proteinlerin üretimini aktive eden serum niteliğindeki ürünleri tavsiye ederken şöyle devam ediyor, “Bugün yapılan araştırmalar bize gösteriyor ki cildimizin gençliğinin temelinde genler bulunuyor. Cilt gençliği genlerimizin ürettiği özel proteinlerle yüzeyde kendini gösteriyor. Fakat bu protein üretimi yaş ile birlikte yavaşlıyor. İşe bu noktada biz müşterilerimize, Lancôme’dan Génifique gençlik aktivatörünü öneriyoruz.”&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Göz çevresi&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Göz çevresinin önemi malum... Son derece hassas bir yapıya sahip olan göz çevresi, cilde göre üç kat daha ince olduğu için yıpranmaya da çok açık. Özellikle mimik kırışıklarını engellemek için cildin ihtiyacına göre göz çevresi kremlerine 25 yaşından itibaren başlanılabilir. Göz çevresindeki ilk mimik çizgilerinin göz çevresindeki nem oranının azalmasıyla başladığından, ilerleyen yaş ile birlikte sıkılık, toparlanma etkisi, çizgi bakımı gibi ihtiyaçlar arttıkça göz çevresi bakımlarında bu ihtiyaçlara cevap verecek ürünler seçilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Cildinizi temizleyin&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Güzelliğin olmazsa olmaz ritüellerinden biri olan makyaj temizliği cilt için çok önemli. Gözenekleri tıkayan makyaj malzemelerini, en azından hücrelerin kendini yenilediği uyku esnasında ciltten arındırmak gerekli. Kabul ediyoruz ki, yorgun argın dönülen bir gecede hemen uyumak makyaj temizlemekten daha çekici. Bunu arada bir yapmak kabul edilebilir olsa da, uzun vadede makyaj temizlememek, sivilce oluşumuna, kırışıkların ortaya çıkmasına, cildin gölgelenmesine, grileşmesine neden olur. Üstelik sabah kalktığınızda yüzünüzü temizlemeniz ve nemlendirmeniz cildi makyaja hazırlar. İyi temizlenmemiş bir cilde kırışık önleyici ya da nemlendirici krem sürmenin hiçbir anlamı ve faydası yok. Artık pek çok cilt tipine uygun makyaj temizleyiciler de mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yaşlanmamanın sırrı&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kozmetik markaları, cilt yaşlanmasına karşı savaşta teknolojik olarak önemli ilerlemeler kaydetti. Son keşifler çok faydalı sonuçlar verebiliyor ancak tabii ki bir kozmetik kremden mucize de beklememek gerekiyor. Yaşlanmaya karşı en büyük silahın nemlendiriciler olduğunu unutmamak gerekiyor. Bugüne dek, hiçbir kırışık kremi, fiyatı ne olursa olsun günlük stresin neden olduğu yaşlanma sürecini tersine çevirmeyi başaramadı. Ancak yine de hiç işe yaramadıklarını söylemek mümkün değil. Güzellik sektörü giderek gelişiyor ve de yapılan klinik deneylerden kesin olarak sonuç alınabiliyor artık. Kırışıklar her zaman ilerleyen yaşla birlikte ortaya çıkmıyor. Kırışıkları önlemek için dikkat edebileceğiniz şeyler de var. Doğru beslenme, güneşten korunma, sigara içmemek ve bolca su içmek yapabilecekleriniz arasında. Bununla birlikte cilt için çok önemli olan antioksidanları almaya da özen göstermelisiniz. Bu antioksidanlar arasında, yabanmersini, armut, böğürtlen, ahududu, çilek, elma, kiraz, erik, enginar, brokoli, kırmızı lahana, kuşkonmaz, pancar, renkli biber ve ıspanak gibi sebze meyveler bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Başınızı yastığa gömmek cilt için iyi değildir. Eğer genellikle yüzünüzde yastık izleri ile uyanıyorsanız kırışıklık oluşumu konusunda yanlış yoldasınız demektir.• Eğer kitabınızı gözünüzün hizasında arkanıza bir yastık koyarak okumuyorsanız yatakta okumayın. Midenizin üzerinize koyarak kitap okuduğunuzda çenenizin sarkmasına davetiye çıkarırsınız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;• Mimiklerinize dikkat edin! Tabii ki gülmekten söz etmiyoruz ama kaşlarınızı her çattığınızda bir kırışıklık daha eklediğinizi unutmayın yüzünüze. Bu yüzden her şeyde olduğu gibi sinir ve stres cildinize de zararlı.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-1018197680931518755?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/1018197680931518755/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/makyajda-anahtar-kelimeler-yaln-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1018197680931518755'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1018197680931518755'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/makyajda-anahtar-kelimeler-yaln-ve.html' title='Makyajınızın  yalın ve doğal olmasının yöntemi'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Smn_AtqnPTI/AAAAAAAAAQg/Rm8orJ6VSyk/s72-c/angelina.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-6068742587064558419</id><published>2009-07-24T11:08:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T05:24:06.321-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YEME-İÇME'/><title type='text'>Zayıflamak için engel olan 10 gıda</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Smn5BDfYz-I/AAAAAAAAAQA/gkrGYtochDk/s1600-h/zay%C3%84%C2%B1f.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5362090627873427426" style="margin: 0px 0px 10px 10px; float: right; width: 200px; height: 235px;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Smn5BDfYz-I/AAAAAAAAAQA/gkrGYtochDk/s320/zay%C4%B1f.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer diyet yapıyor ve bir türlü zayıflayamıyorsanız, bu durumun en büyük sorumlusu işte bu 10 gıda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilo aldırıp sağlığımız için kötü olacağını düşündüğümüz gıdaların zayıflamamıza yardımcı olduğu yapılan çeşitli araştırmalarla kanıtlandı. İşte aslında kilo aldırmayan gıdalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;1-Beyaz ekmek değil. Lif, mineral ve vitaminlerle dolu yüksek kaliteli ekmek, gerçekten glisemik indekste alt sırada yer alıyor. Bu da kan şekerinde ani yükselmeye neden olmuyor. Kilo vermek istiyorsanız, ekmek somunu yerine yüzde 100 buğday unuyla yapılan ya da tam tahıllı ekmekleri seçin. Yüksek oranda lif içermeyen buğday unundan uzak durun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Yerfıstığı ezmesi yağlı mı ya da fazla mı kalori içeriyor? Brigham ve Kadın Sağlığı Hastanesi'ndeki bir araştırmaya göre, yerfıstığı ezmesi yiyenlerin kilo vermesi ve verdikleri bu kiloları tekrar almaması daha muhtemel. Purdue Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma da, erkeklerin yerfıstığı ezmesi yedikten sonra kendilerini daha tok hissettiklerini gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Peynir,kalsiyum içermesinden dolayı kilo vermek için çok önemli. Çalışmalar, beslenmesinde yüksek oranda süt ürünü tüketen obez yetişkinlerin önemli ölçüde kilo verdiğini gösterdi. Fakat peynirin yağlı ve tuzlu olması da bir dezavantaj.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Doymuş yağ içermesine rağmen, Hindistan cevizi yağı metabolizmanızı geliştiriyor ve kilo vermenize yardım ediyor. Hindistan cevizi yağı kolesterol seviyenizi artırmaz ve sindirim bozukluğu belirtilerini azalttığı biliniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-Diyette bile olsanız, yemekten sonra tatlı yiyebilirsiniz. Dondurmadan farklı olarak, şerbet yağ içermez, ancak kaymak tadındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-Ceviz, fındık gibi kabuklu yemişler yağla dolu olabilir, fakat bu yağın iyi bir türüdür. Kabuklu yemişler aynı zamanda lif de içeriyor. Bu nedenle, patates cipsi ya da kurabiye yerine sağlıklı olan badem, yerfıstığı ya da Hint fıstığı (kaju) gibi çerezlerden atıştırabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-Kırmızı etten kaçınmak zorunda değilsiniz. Çünkü, yağsız biftek, tavuk ile aynı miktarda doymuş yağ içeriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8-Yıllardır yumurta üzerine yenip yenmemesi konusunda birçok tartışma yaşanıyor. Fakat, araştırma, sabahları yumurta yemenin iyi olduğunu, içerdiği protein nedeniyle sizi daha uzun süre tok tuttuğunu kanıtladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9-Kafein kan basıncını ve kalp atış hızını artırıyor. Ancak bazı araştırmalar, kafeinin metabolizmayı hızlandırdığını ve iştahı bastırdığını gösteriyor. Fakat, şekerli meşrubatlar içmek veya kahvenize şeker, krema eklemek kafeinin pozitif etkisini yok ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10-Şekerli sakız çiğnerseniz dişlerinizi çürütebilir. Ancak Rhode Island Üniversitesi'nden bir beslenme profesörü sakız çiğnemenin iştahı bastırdığına ve metabolizmayı harekete geçirdiğine inanıyor. Çalışmanın ilk sonuçları, hipotezi destekliyor.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-6068742587064558419?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/6068742587064558419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/zayflamaya-engel-olan-10-gda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6068742587064558419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6068742587064558419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/zayflamaya-engel-olan-10-gda.html' title='Zayıflamak için engel olan 10 gıda'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Smn5BDfYz-I/AAAAAAAAAQA/gkrGYtochDk/s72-c/zay%C4%B1f.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-590224780267352679</id><published>2009-07-24T11:05:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T12:45:31.116-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Bal ve Tarçınla güzellik maskesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Smn4W1CVeCI/AAAAAAAAAP4/vS1AmY4DSHc/s1600-h/bal.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5362089902438971426" style="margin: 0px 0px 10px 10px; float: right; width: 245px; height: 183px;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Smn4W1CVeCI/AAAAAAAAAP4/vS1AmY4DSHc/s320/bal.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Lezzeti ve tadı ile severek yenilen tarçın şifa kaynağı bal birleştiğinde mükemmel bir temizleme maskesine dönüşüyor.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Tarçın ve bal maskesi cildinizi derinlemesine temizlerken, ergenlik dönemi ve strese bağlı olarak çıkan sivilceleri tedavi ediyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Günlük kullanıma uygun bal ve tarçın maskesinin hazırlaması ve uygulaması basit, sonuç ise muhteşem! Mutfağınızda kullandığınız malzemelerden doğal ve etkili bir güzellik maskesi yaratacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Cilt hücreleri geceleri kendini yeniler. Tarçın ve bal maskesini gece uyumadan önce yüzünüze sürüp uyursanız daha etkili olduğunu göreceksiniz. Maskenin etkisiyle cilt hücreleri daha hızlı yenilenir, cildin genç ve sağlıklı kalması sağlanır. Bal ve tarçın maskesini her gün uygulayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uygulamadan sonra cildinizi mutlaka ılık su ile durulayın. Siyah noktaların temizliği için de etkili bir maskedir. Daha fazla maskeye ihtiyaç duyarsanız bal ve tarçının miktarını aynı oranda yükseltiniz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Malzemeler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı süzme bal&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı tarçın&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Hazırlanışı ve uygulaması&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Malzemeleri cam bir kâsede karıştırın.&lt;br /&gt;Macun haline geldikten sonra sivilce olan bölgeye sürün.&lt;br /&gt;2 saat bekleyip ılık su ile durulayın.&lt;br /&gt;Havluyla kurulayın.&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-590224780267352679?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/590224780267352679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/bal-ve-tarcn-guzelligin-hizmetinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/590224780267352679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/590224780267352679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/bal-ve-tarcn-guzelligin-hizmetinde.html' title='Bal ve Tarçınla güzellik maskesi'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Smn4W1CVeCI/AAAAAAAAAP4/vS1AmY4DSHc/s72-c/bal.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-2628547177311361849</id><published>2009-07-15T23:35:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T12:46:11.323-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PSİKOLOG'/><title type='text'>En değerli mutluluk kaynağı ne?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sl7KiEfP7EI/AAAAAAAAAPI/JmDoAmULL5k/s1600-h/mutluluk.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5358943293286640706" style="margin: 0px 0px 10px 10px; float: right; width: 184px; height: 227px;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sl7KiEfP7EI/AAAAAAAAAPI/JmDoAmULL5k/s320/mutluluk.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İngiltere'de yayımlanan yeni bir kitapta, parasal karşılığı olmayan değerlere fiyat biçildi. &lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;Bir internet sitesindeki habere göre, İngiliz Brainjuicer'ın 1000'den fazla kişiyle yaptığı araştırma, "Seni Seviyorum" sözünün değerinin yaklaşık 416 bin TL olduğunu ortaya koydu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Hayatta paradan daha önemli kıymetler olduğunu göstermeyi amaçlayan Steve Henry ve David Alberts, araştırmanın neticelerini "You Are Really Rich, You Just Don't Know It Yet" (Aslında Zenginsin, Sadece Henüz Bunun Farkında Değilsin" adlı kitapta topladı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Araştırmaya katılanlara, kendilerini mutlu eden 50 farklı olay ve deneyimlerini, lotodan kazanacakları paranın vereceği hazla orantılandırmaları istendi. Neticede, en değerli mutluluk kaynağı yaklaşık 458 bin TL ile sağlık olurken, "seni seviyorum" sözü yaklaşık 416 binle ikinci sırada yer aldı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Sağlam bir ilişkinin değeri yaklaşık 394 bin TL,&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Barışçı ve güvenli bir ülkede yaşamak 329,5 bin TL,&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;strong&gt;Çocuk sahibi olmak 314,5 bin TL,&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Aileyle zaman geçirmek 280 bin TL,&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;strong&gt;Gülmek 275 bin TL&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Cinsel ilişki 268 bin TL&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;strong&gt;Tatile gitmek 233,5 bin TL &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Huzurlu olmak 228,5 bin TL&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt; Dostlarla zaman geçirmek yaklaşık 161 bin TL&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Kitap okumak yaklaşık 137 bin TL'lik mutluluk verirken, bunları sinemaya gitmek ve iş yerinde mutluluk izledi&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-2628547177311361849?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/2628547177311361849/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/en-degerli-mutluluk-kaynag-ne.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2628547177311361849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/2628547177311361849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/en-degerli-mutluluk-kaynag-ne.html' title='En değerli mutluluk kaynağı ne?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sl7KiEfP7EI/AAAAAAAAAPI/JmDoAmULL5k/s72-c/mutluluk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-4196064705123897473</id><published>2009-07-15T23:33:00.000-07:00</published><updated>2009-07-15T23:35:43.581-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YEME-İÇME'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Uykunuz kaçıyorsa bunları yemelisniz</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Geceleri uyumakta zorlanıyor musunuz? ya da gecenin bir yarısı uykunuz kaçtığı için ayaklanıyor musunuz? Akşam yemeğiniz, size gece deliksiz bir uyku çektirebilir. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Özellikle akşam yemeğinde bazı yiyecekler tüketerek gece boyunca deliksiz bir uyku çekebilirsiniz. İşte Foxnews'te yayınlanan haberde, uyumanıza yardımcı olan 10 yiyecek:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;span class="fullpost"&gt; 1. Kulağa garip gelebilir, ancak akşamları kıvırcık salata yemek daha iyi uyumanıza yardım ediyor. Salatadaki sütlü bitki özü lactucine diye bilinen afyon içeriyor. Bu madde uyku ve gevşeme sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 2. Bir fincan çay rahatlatıcı olabilir, ancak 8 saatlik kesintisiz bir uyku çekmek istiyorsanız, en iyi seçenek papatya çayı olmalı. Papatya çayı doğal bir yatıştırıcıdır ve asabi tansiyonu düşüren etkisi bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Çay içmek istemiyorsanız, yeşil sebzelerde bulunan mineral magnezyum, kasları ve sinirleri gevşetmeye yardım ediyor. Öözellikle, brokoli, brüksel lahanası, kıvırcık lahana, hindiba gibi sebzeler rahatlatıcı etkiye sahip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 4. Bayramlarda ve özel günlerde kurulan ziyafet sofrasından sonra kendimizi yorgun hissetmemizin sebebi, triptofandır. Özellikle, et, tavuk, balık ve hindi etinde bulunan triptofan isimli amino asit, serotonin üretimini destekliyoryor, bu da vücudun gevşemesine ve uykusuzluk sorunlarıyla baş etmenize yardımcı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 5. Sebze sevmiyorsanız, alternatif olarak triptofan içeren diğer bir yiyecek olan muzu deneyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 6. Akşam yemeğinizde karabuğday, kinoa (gluten içermeyen bir tür tahıl), darı, arpa ve tatlı papates gibi karbonhidrat içeren yiyeceklerden bir karma hazırlayın. Karbonhidrat insülinin serbest kalmasını sağlar, bu da triptofanın beyne iletilmesi için gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 7. Yulaf unu, sadece kahvaltı için değildir. Akşam yemeğinde de bir kase yemeği deneyin. Buğdayın yatıştırıcı ve sinir onarıcı özellikleri bulunuyor. Bu da iyi bir gece uykusu çekmenize yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 8. Çalışmalar, balın doğal uyku yardımı olduğunu gösteriyor. Balın içindeki oreksin isimli doğal içerik beynin kendini kapatıp dinlenmesine yardımcı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 9. Niasin bakımından zengin olan yiyecekler de uyku için faydalıdır. Çünkü, bu yiyecekler de serotonin sentezi içeriyor. Niasin bakımından zengin olan yiyecekler arasında yumurta, balık, tavuk, soya fasulyesi, bezelye ve çemen bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 10. Somon, uskumru, sardalye, ringa ve alabalık gibi yağlı balıklar, iyi bir uykuya yardımcıdır. Akşam yemeğinde tabağınızı bu yiyeceklerle doldurarak, kesintisiz bir gece uykusu uyuyabilirsiniz. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-4196064705123897473?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/4196064705123897473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/uykunuz-kacyorsa-bunlar-yemelisniz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4196064705123897473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4196064705123897473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/uykunuz-kacyorsa-bunlar-yemelisniz.html' title='Uykunuz kaçıyorsa bunları yemelisniz'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-6623157218670335535</id><published>2009-07-12T14:04:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T13:10:25.249-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YEME-İÇME'/><title type='text'>Tuz hakkında bilmediklerimiz.......</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SlpQQ91QaNI/AAAAAAAAAOY/G1gtqrdkk9w/s1600-h/tuz.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5357682959116691666" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 245px; height: 183px;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SlpQQ91QaNI/AAAAAAAAAOY/G1gtqrdkk9w/s320/tuz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gerçekten ne kadar sodyuma ihtiyacınız var, tuzlu yiyeceklerden nasıl uzak durabilirsiniz, tuz eklemeden yemek hazırlamanın yolları nelerdir?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;   Mayo Clinic'te yer alan haberde, ne kadar tuz tüketmeniz gerektiği, tuz alışkanlığınızdan kurtulmanın yolları ve tuzun gizlice nasıl vücudunuza girdiği anlatılıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Daha az sodyum tüketmeyi deneyin. Bazı yiyecekler yeterince sodyum içerdiğinde, bir çimdik ya da daha az sodyum bile zararlı olabilir. Beslenmemizde sodyum oranının yaklaşık yüzde 11'i yemeğe eklenen tuzdan ya da pişerken, yemek esnasında yiyeceğe konan çeşnilerden geliyor. Ancak, tuzun yüzde 77'lik gibi büyük bir bölümü mineral içeren hazır ve işlenmiş yiyeceklerin yenmesiyle vücudumuza giriyor. Böylece, yemeğe eklediğiniz sodyum miktarını sınırlasanız da bazı yiyeceklerde zaten fazla miktarda sodyum bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Sodyumun yararları&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Vücudunuzun fonksiyonlarını uygun bir şekilde yerine getirebilmesi için biraz sodyuma ihtiyacı vardır. Sodyum, vücudunuzdaki doğru sıvı dengesini sürdürmeye ve sinir impulslarını iletmeye yardımcıdır. Kasların çekilmesini ve gevşemesini etkiler. Böbrekleriniz vücudunuzdaki sodyum miktarının tutulumunu düzenler. Sodyum seviyesi az olunca, böbrekleriniz sodyumu muhafaza ediyor, yüksek olduğunda ise idrardaki fazla miktarı vücuttan çıkarıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Eğer böbrekleriniz sodyumu yeterli düzeyde tasfiye edemezse, sodyum kanınızda birikmeye başlar. Çünkü, sodyum suyu çeker ve tutar, dolaşım kanının total hacmi artar. Artan kan hacmi, damarlardaki basıncı artırarak, kanı damarlara taşıyan kalbinizi zorlar. Konjestif kalp yetmezliği, siroz ve kronik böbrek hastalığı gibi belirli hastalıklar, sodyumun düzenlenmesini engeller.&lt;br /&gt;Bazı insanlar, sodyumun etkilerine karşı diğerlerinden daha hassastır. Bu kişiler, sodyumu daha kolay vücutlarında tutarlar ve bu durum aşırı idrar tutulmasına ve artan kan basıncına neden olur. Eğer siz de bu gruptaysanız, beslenmenizdeki ilave sodyum, kardiyovasküler ve böbrek hastalıklarına öncülük eden yüksek kan basıncı gelişme riskinizi artırır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ne kadar sodyuma ihtiyacınız var?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çeşitli kuruluşlar, günlük sodyum alımı sınırlarıyla ilgili öneriler yayınlıyor. Bunlara göre, sağlıklı bir yetişkinin günde ortama 1,5 – 2,5 gram alması gerekiyor.&lt;br /&gt;50 yaşın üzerindeyseniz, yüksek tansiyon, kronik böbrek hastalığı ya da şeker hastalığı gibi sağlık probleminiz varsa, sodyum alımınıza daha fazla dikkat etmelisiniz. Sonuç olarak, sodyum limiti konusunda sağlıklı bir yetişkin için hedef, önerilen sodyum miktarının en alt seviyesinin tüketilmesidir. Sizin için en iyi sodyum miktarını doktorunuzla konuşarak belirleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;3 temel sodyum kaynağı&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İşlenmiş ve hazır yemekler: Beslenmenizdeki sodyumun çoğu konserve sebze, hazır çorba, donmuş gıdalar gibi işlenmiş ve hazır yemeklerden kaynaklanıyor. Gıda üreticileri yiyeceklerin tadını geliştirmek için ve konserve yapmak için sodyum ve sodyum içeren diğer bileşenleri kullanıyorlar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sodyum içeren çeşniler:&lt;/strong&gt; Bir tatlı kaşığı sofra tuzu 2 bin 325 mg sodyum içerirken, 1 yemek kaşığı soya sosunda ise yaklaşık 900-1000 mg arasında tuz bulunuyor. Yemek pişerken ya da sofradayken yemeklerinize tuz ya da çeşni ilave etmek, gıdanın tuz oranını artırıyor.&lt;br /&gt;Doğal sodyum kaynakları: Et, kümes hayvanları, süt ürünleri ve sebzeler gibi bazı yiyeceklerde doğal olarak sodyum bulunuyor. Örneğin, bir fincan az yağlı sütte yaklaşık 107 mg sodyum bulunuyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Peki yiyeceklerin ne kadar sodyum içerdiğini nasıl anlayabiliriz? Bunun en iyi yolu, yiyeceklerin üzerindeki etiketleri okumaktır. Bu etiketlerde her porsiyonda ne kadar sodyum bulunduğu yazıyor. Şu bileşenlerde de sodyum bulunuyor: Monosodyum glutamat (MSG), karbonat, kabartma tozu, disodyum fosfat, sodyum alginat, sodyum nitrit veya nitrat. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tuz tüketimini azaltmanın yolları:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;- İşlenmiş gıdalar yerine, daha çok taze gıdalar, özellikle sebze ve meyve tüketin.&lt;br /&gt;- Daha az tuzlu olan ürünleri tercih edin.&lt;br /&gt;- Mümkünse tuzu yemek tariflerinizden çıkarn.&lt;br /&gt;- Salata sosları, ketçap, hardal, çeşni gibi bileşenleri sınırlandırın.&lt;br /&gt;- Yemeğinizi tatlandırmak için çeşitli taze ya da kuru otlar, baharatlar ve diğer tat veren şeyler kullanın. &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-6623157218670335535?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/6623157218670335535/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/tuz-hakknda-bunlar-biliyormusunuz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6623157218670335535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6623157218670335535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/tuz-hakknda-bunlar-biliyormusunuz.html' title='Tuz hakkında bilmediklerimiz.......'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SlpQQ91QaNI/AAAAAAAAAOY/G1gtqrdkk9w/s72-c/tuz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-8304061345793504605</id><published>2009-07-12T13:58:00.000-07:00</published><updated>2009-07-12T14:02:20.030-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YEME-İÇME'/><title type='text'>Meyveleri ne kadar tüketmeliyiz?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SlpOnzG9XzI/AAAAAAAAAOQ/kJZupXSTmTc/s1600-h/cilek.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5357681152351887154" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 245px; CURSOR: hand; HEIGHT: 183px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SlpOnzG9XzI/AAAAAAAAAOQ/kJZupXSTmTc/s320/cilek.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Meyvelerin sağlık için yararını hemen herkes biliyor; ancak yeterli miktarlarda tüketildiğini söylemek zor. Yaz ayları ise meyve çeşitliliği yönüyle büyük bir fırsat. Peki meyve tüketimini artırmak için neler yapılabilirsiniz? Kontrolsüz tüketilen meyveler kilo yapar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Meyveler, sağlık için ne kadar önemli olduğunun bilinmesine rağmen; pek çok kişi tarafından yeterli miktarlarda tüketilemiyor. Yaz ayları ise meyve çeşitliliği nedeniyle büyük bir fırsat. Peki meyve tüketimini artırmak için ne yapılabilir?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sağlık deposu meyveler...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meyveler yüksek miktarda posa (lif) içermesi sebebiyle bağırsakların düzenli çalışmasında ve kolesterol seviyesinin kontrolünde büyük rol oynar. Meyveler yüksek oranda antioksidan öğeler içerdiğinden kansere karşı koruyucu özellik taşır. Portakal, greyfurt, çilek, mandalina, limon, kuşburnu, böğürtlen, elma, armut, ayva, erik, üzüm, incir, yenidünya, hurma, nar, dut, kiraz, vişne, kavun, karpuz gibi meyvelerin kanser yapıcı ve ilerletici maddelerin oluşumunu engellediği bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meyveler aynı zamanda iyi birer vitamin, mineral ve enerji kaynağıdır. Büyüme ve gelişmeye yardım eder, hücre yenilenmesini ve doku onarımını sağlar, deri ve göz sağlığı için temel öğeler içerir, diş ve diş eti sağlığını korur, dengesiz beslenmeye bağlı şişmanlık ve kronik hastalıkların (kalp damar hastalıkları, hipertansiyon gibi) oluşma riskini azaltır.&lt;br /&gt;Meyveler, içeriğindeki yüksek posa sayesinde kişilerde doygunluk hissi meydana getirir. Yani kişi uzun süre açlık hissetmeyeceğinden aralarda yaptığı atıştırmalar azalır ve bir sonraki ana öğünde fazladan besin tüketimi engellenmiş olur. Bu bağlamda; obezitenin diyet tedavisinde de yüksek posa içeren meyve ve sebzelerin rolü büyüktür. Fakat unutulmaması gereken bir nokta; meyvenin yeterli miktarlarda tüketilmesi gerektiğidir. Meyveler, ihtiyaçtan fazla tüketildiğinde fazladan enerji alımına sebep olacağından kilo kontrolüne ters etki yapabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Fazla mevye kilo aldırıyor&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı bir yetişkin bireyin gün içerisinde ortalama 3–6 porsiyon meyve tüketmesi gerekir. Bu miktarlar, kişinin yaşına, fiziksel durumuna, boyuna, kilosuna, diyetinin enerji içeriğine, vb. faktörlere bağlı olarak değişebilmektedir. Kilo verme amaçlı düşük kalorili diyet uygulayan kişilerin bile günde en az 3 porsiyon meyve tüketmeye özen göstermeleri gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Meyveleri günlük beslenme programımıza nasıl katabiliriz? İşte meyve tüketimini artırmak için uygulanabilecek bazı ipuçları:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşyerinize giderken meyvenizi yanınızda götürün. Çantanıza atacağınız 1–2 meyve 1 dakikanızı bile almayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çantanızda kuru meyve taşıyın. Kuru meyveler kolay taşınabilir ve tüketilebilir besinlerdir. Uygun miktarlarda tüketerek hem meyve ihtiyacınızı karşılamış olacaksınız hem de tatlı isteğinizi ortadan kaldırmanıza yardımcı olacaksınız. (Miktara dikkat!).&lt;br /&gt;Akşam yemeğinden 1,5–2 saat sonrasında küçük bir meyve öğünü yapın. Gün içerisinde yeteri kadar meyve tüketemediyseniz gece ara öğününüzde meyve tüketmek bu açığı kapatmak için iyi bir fırsattır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah kalkınca (kahvaltı öncesinde) küçük bir meyve tüketmeyi alışkanlık haline getirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu meyve kuru meyve de olabilir (Kuru kayısı önerilebilir). Böylece sindirim sisteminizin çalışmasını da olumlu yönde etkilemiş olacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah kahvaltısında kahvaltılık gevrekler tüketmeyi seviyorsanız süt ve gevrek karışımına bir miktar taze/kuru meyve de katabilirsiniz. Çocugunuzun ara öğünlerinde çikolata, gofret, cips gibi sağlık açısından uygun olmayan besinler yerine taze veya kuru meyveler tüketmesini sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatlı yerine meyve salatasını deneyin. Şeker ilave etmeden meyvelerden çok lezzetli tatlılar yapabilirsiniz. Bol şerbetli ve bol enerjili tatlılardansa, meyve tatlıları çok daha hafif ve lezzetli olacağından keyifle tüketeceksiniz. Elma, muz, armut, mandalina gibi meyvelerin hem taşınması kolaydır, hem de hazırlık gerektirmezler. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;(Zaman)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-8304061345793504605?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/8304061345793504605/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/meyveleri-ne-kadar-tuketmeliyiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8304061345793504605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/8304061345793504605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/07/meyveleri-ne-kadar-tuketmeliyiz.html' title='Meyveleri ne kadar tüketmeliyiz?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SlpOnzG9XzI/AAAAAAAAAOQ/kJZupXSTmTc/s72-c/cilek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-4531918809743747921</id><published>2009-06-30T23:11:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T13:11:42.570-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EGZERSİZ VE DİYET'/><title type='text'>BUZDOLABUNDA OLMASI GEREKEN 11 BESİN</title><content type='html'>Bir şeyler yemek istediğinizde ilk gittiğiniz yer neresidir? Çoğunlukla burası buzdolabıdır. Kapısını açtığınızda kalan pizzanın yada tavuk kanatlarının görüntüsü sizi cezbeder mi? Daha sonra pişmanlık duyacağınız yiyeceklere karşı istek duyduğunuzda buna karşı engel olacak sağlıklı besinlerden oluşan bir duvar yapmak ister miydiniz burada dolabınızda her zaman olması gereken on beş besin bulunmaktadır.  &lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; Musluk suyu için cam kap&lt;/strong&gt;: Şişe su satın almaktan daha ucuz bir yoldur ve susuzluğunu istediğiniz her an dindirebilir. Cam kap lezzetin suya geçmesine daha az olanak sağlar. Çok aç olduğunuzda öncelikle su içmek kanıtlanmış bir numaradır. Bu genellikle size yardımcı olur ve yemek isteğinize karşı direnmeniz için size zaman kazandırır, ve bazen bunun sadece susuzluk olduğunu kanıtlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Taze portakal suyu:&lt;/strong&gt; bol miktarda c vitamini içeren ve günümüzde genellikle kalsiyumla desteklenen , uyanır uyanmaz içilebilecek yenileyici bir içecektir ve bağışıklık sisteminde ve diğer hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yumurta :&lt;/strong&gt; doğanın en besleyici, en orijinal ‘fast food’ u olan yumurta bol miktarda protein içeren besleyici bir kahvaltı öğesidir, yada taze sebze ve az yağlı peynirle birlikte omlet olarak iyi bir akşam yemeğine dönüşebilir. Besleyici bir besin kaynağı olarak elinizin altında mutlaka birkaç tane haşlanmış yumurta bulundurun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kaymaksız yada az yağlı süt :&lt;/strong&gt; Protein ve kalsiyum açısından zengin olan az yağlı yada yağsız süt karbonhidratın proteinle dengesinde çok önemlidir. Yoğun geçen bir gün sonrası iyi bir ikmal yakıtıdır. Gece atıştırması için yüksek lifli meyveli gevreğin üzerine gereklidir (Bira ve cipsin yerine). İnek sütü yerine daha az yağlı soya sütünü de tercih edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; Yağsız yada az yağlı sade yoğurt:&lt;/strong&gt; Çok yönlü bir besindir. Meyve püresi yapımında, taze meyvelerin ve granolanın üzerinde yada fırında patatesin yada takonun üzerinde bol yağlı kremanın yerine kullanımında vazgeçilmez bir yiyecektir. Yoğurdu salata sosu yada krema yerine yada peynirli kek yaparken az yağlı krem peynir yerine kullanılabilir. Sade yoğurdun ayrıca bağışıklık sistemini geliştirdiği kanıtlanmıştır. Her gün 6 ounces yoğurt tüketilmesi sizi gripten ve nezleden uzak tutar. Bunun yanı sıra kalsiyum, fosfor, iyot demir, potasyum, molibdenyum ve B vitaminin yer aldığı onu aşkın vitamin ve mineral kaynağıdır. Yoğurdu istediklerinizi tatlandırmak için yada doğrudan kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Taze yeşillikler:&lt;/strong&gt; salata en kolay ve en çabuk yemeklerden biridir. Koyu yeşil yapraklı olan ıspanak yada mescalineyle başlanır. Üzerine ton balığı yada tavuk parçaları , parmesan peyniri rendesi , salata sosu, veya önceden kalan et yada peynir, veya diğer taze meyve ve sebzeler konulabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; Limon:&lt;/strong&gt; limon suyu tüm tariflerde yer alır. Buzlu bir bardak suyun taze bir dilimle süslenmesi, pişirmeden önce balığın üzerine sıkılması veya limon suyunun az yağlı salata sosu olarak kullanılması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; Havuç:&lt;/strong&gt; havuçlar köklü sebzelerdir ve aylarca sebze kutunuzun dibinde aylarca tazeliklerini korurlar. Cipse alternatif olarak atıştırmalarda, salatanın süslenmesinde yada sandviçlerinizin içinde kullanmayı deneyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; Tam buğdaylı dürüm:&lt;/strong&gt; Ekmek kutusunda tam buğdaylı ekmekten daha iyi bir şekilde korunabilir. Ayaküstü herhangi bir şeyi arasına koyup yüksek lifli ve tam buğdaylı dürümü yiyebiliriz. Örneğin dürümün içine artan ızgara et yada yumurta konulabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Fındık:&lt;/strong&gt; Fındık en iyi omega 3 yağ asidi kaynağıdır ve yağ oranı yüksek et yada süt ürünlerine kıyasla kalp sağlığı için yenilmesi son derece yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Bir avuç dolusu ceviz yada badem tatmin edici bir atıştırmadır. Gevreğin veya salatanın içine ilave edilerek de tüketilmesi son derece faydalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; Doğal fıstık ezmesi:&lt;/strong&gt; En iyi şekilde buzdolabında korunur. Yemeden kısa bir süre önce buzdolabından çıkartılarak yumuşaması sağlanır. Tereyağı yerine bir dilim kızarmış ekmeğin üzerine fıstık ezmesi sürmek protein ve sağlıklı yağ açısından tercih edilmelidir. Hızlı ve hoş bir öğlen yada akşam yemeği için ise fıstık ezmesini bir miktar soya sosu ve susam yağıyla karıştırıp kullanabiliriz. Tam buğdaylı krakerlerin kutusunu dolap içinde tutun ki fıstık ezmesini kaşık dolusu yemekten uzak durun. Aksi takdirde bol miktarda kalori almış olursunuz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-4531918809743747921?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/4531918809743747921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/buzdolabunda-olmasi-gereken-11-besin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4531918809743747921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4531918809743747921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/buzdolabunda-olmasi-gereken-11-besin.html' title='BUZDOLABUNDA OLMASI GEREKEN 11 BESİN'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-3242043104604867128</id><published>2009-06-30T23:06:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T13:12:31.151-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİTKİLERLE SAĞLIK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İBRAHİM SARAÇOĞU'/><title type='text'>Yorgunluk İçin Özel Meyve Kürü''İbrahim Saraçoğlu''</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Skr9KWCozyI/AAAAAAAAANw/hR7SHUJ6tw4/s1600-h/incir.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5353369461240418082" style="margin: 0px 0px 10px 10px; float: right; width: 220px; height: 220px;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Skr9KWCozyI/AAAAAAAAANw/hR7SHUJ6tw4/s320/incir.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Günümüzde hızla bitkisel ürünlere yönelik talep artıyor. Ancak insan her gün başka bilgiyle karşılaşınca bir yerde kafası karışıyor. Özellikle zayıflama haplarına baktığımızda çeşitten geçilmiyor. Bu yüzden konunun uzmanı Prof. Dr. İbrahim &lt;span class="fullpost"&gt; Saraçoğlu'nun 40 yılı aşkın araştırmalarının sonucunda elde ettiği (evde kendi basına rahatlıkla hazırlayabileceğin) bu bilgilere kulak vermende fayda var&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Havuç ve İncir Kürü&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kullanılacak olan malzemeler, iki adet büyük havuç ve 20 adet kuru incirdir. Her ikisinin de ayrı kaplarda hazırlanması şarttır. Yarım litre klorsuz suyu tencerede kaynat. Su kaynadıktan sonra içerisine iki adet taze ve gevrek olan iri havucu dört-bes cm uzunluğunda doğrayıp ilave et. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ağzı kapalı olarak 20 dakika kısık ateşte kaynat. Farklı bir kapta yarım litre klorsuz su kaynat. Su kaynadıktan sonra içerisine 20 adet kuru inciri bıçakla bir kez kesip ilave et. Ağzı kapalı olarak 15 dakika kısık ateşte kaynat.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İki ayrı kapta hazırlanan incir ve havuç haşlama sularını, çok fazla ılımadan karıştır. Tencerenin dibinde kalan incirlere kasıkla bastırarak içeriğindeki suyu da al. İncir-havuc haşlama suyunu temiz bir şişeye doldur ve buzdolabında koruma altına al. 20 gün boyunca, her gün sabah kahvaltısından 10-15 dakika önce aç karnına bir bardak iç. 20 günlük kürü tek bir defada hazırlama. Saklama şişesi boşaldıkça taze hazırla.. Yirmi gün tamamlandıktan sonra bir hafta ara ver. Bir hafta aradan sonra aynı kürü 20 gün olarak tekrarla.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Not:&lt;/strong&gt; Kuru inciri kaynatmadan önce, dışındaki beyaz pudra sekerini soğuk su altında yıka.&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-3242043104604867128?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/3242043104604867128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/saracogluyorgunluk-icin-ozel-meyve-kuru.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/3242043104604867128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/3242043104604867128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/saracogluyorgunluk-icin-ozel-meyve-kuru.html' title='Yorgunluk İçin Özel Meyve Kürü&apos;&apos;İbrahim Saraçoğlu&apos;&apos;'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Skr9KWCozyI/AAAAAAAAANw/hR7SHUJ6tw4/s72-c/incir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-7270157612941697894</id><published>2009-06-30T22:58:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T13:13:43.389-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EGZERSİZ VE DİYET'/><title type='text'>SIK SIK ACIKMANIN NEDENLERİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Skr7YsABMiI/AAAAAAAAANo/WzWp7fXb61s/s1600-h/acikma1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5353367508629926434" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 220px; height: 220px;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Skr7YsABMiI/AAAAAAAAANo/WzWp7fXb61s/s320/acikma1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;“Akşam vakitlerine doğru pilim bitiyor” diyenlerdenseniz. Yemeklerden sonra şiddetle tatlı ihtiyacı hissediyorsanız… Ve 2-3 saatte bir acıkıyorsanız. Bu durum “hipoglisemi” yani kan şekeri düşüklüğü yaşadığınıza işaret edebilir. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Oya Yüksek “ kan şekeri düşüklüğü ve çözüm yolları “hakkında bilgi verdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Neden açlık hissediyorsunuz?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hipoglisemi çok yaygın olan fakat çoğunlukla tansiyon düşüklüğü ile karıştırılan bir problemdir. Özellikle kan şekerlerini kontrol eden insülin hormonunun metabolizmasındaki bozulmalardan meydana gelmektedir. Ailede diyabet eğilimi görülen bireylerde ve insülin direncinde oluşan bir sorundur. Diğer tetikleyen nedenler ise düzensiz beslenme ve fiziksel aktivite azlığıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Açlık ve tokluk kan şekerinize baktırın!&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Eğer yemeklerden sonra tatlıya istek, halsizlik, çabuk acıkma, sinirlilik hali, terleme gibi durumlar yaşanıyorsa mutlaka belirli testlerin sık aralıklarla yapılması gerekmektedir. Bu testler; açlık-tokluk şekerleri ile açlık-tokluk insülin düzeyleridir. Bu testlerle birlikte hipoglisemi teşhis edilebilir. İleride diyabet teşhisinin geciktirilebilmesi için koruyucu tedavi önemlidir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Glisemik indeks kavramı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Her besinin kan şekerini yükseltici ve dolayısıyla vücuttan salınan insülin düzeyini etkileyen bir mekanizması vardır. Glisemik indeksi 55'in altında olan besinler düşük, 55-70 arasında olanlar orta, 70'in üstünde olanlar yüksek olarak tanımlanır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Öğün içeriği ve önemli öğünler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;*Glisemik endeksi düşük olan gıdaları tercih edin.&lt;br /&gt;*Öğünlerin mutlaka düzenli olması gerekirken öğünlerde ve ara öğünlerde alınan gıdaların orta veya düşük glisemik indekli olanları tercih edilmelidir. Ayrıca hipoglisemi derecesine göre krom minerali uzman kontrolünde destek ürün olarak verilebilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Kahvaltı çok önemli&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öğün olarak kahvaltı ve ikindi öğünü kan şekerlerini dengede tutmak ve günü iyi geçirebilmek açısından önemli öğünlerdir. Kahvaltıda mısır gevreği tüketilecekse şekersiz olanları tercih edilmelidir ama çoğunlukla klasik bir kahvaltı daha yararlı olacaktır. Tatlı ihtiyacı ise kuru kayısı ve doğal reçellerle (şekersiz ve tatlandırıcı içermeyen) sağlanabilir. İkindi öğünü ise günün geri kalan bölümü açısından önemlidir. Burada ise alternatif olarak meyveli yoğurt, tost, meyve veya kolay taşınabilmesi açısından leblebi tercih edilebilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;İçecek tercihi ve miktarına da dikkat edin&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ayrıca; gün içinde tüketilen çay-kahve miktarlarına ve içlerine eklenen şeker miktarına dikkat etmek gerekir. Eklenen şeker veya içilen çay-kahve sıklığı mutlaka azaltılmalıdır. Özellikle kahvenin kan şekerini düşürücü etkisinden dolayı aç karnına içilmemesi gerekir. Kahve gibi alkolünde aynı etkisi olduğundan alkol alımına da dikkat etmek gerekir.Besinlerin glisemik indeksileri &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;YÜKSEK ORTA DÜŞÜK&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Glikoz&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Pilav &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Elma&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sporcu İçecekleri &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Makarna&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Kiraz&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hazır meyve suları &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kepekli ekmek&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Hurma&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beyaz ekmek&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Meyve suları&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Mercimek&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mısır gevreği(cipsi)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Üzüm SütKraker&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Portakal&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Yoğurt&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kek,kurabiye&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Patates haşlama&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Kuru kayısı&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Muz(olgun)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Patlamış mısır&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Muz (olgunlaşmamış)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Portakal suyu &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Mısır&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Kurubaklagiller&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kavun&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Muz (az olgunlaşmış) Früktoz&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Havuç(haşlama) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bulgur&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Patates (fırın),Patates (cips)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Şeker&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Bal&lt;/div&gt;&lt;div&gt; Dondurma &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kuru üzüm &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-7270157612941697894?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/7270157612941697894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/sik-acikmanin-nedenleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/7270157612941697894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/7270157612941697894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/sik-acikmanin-nedenleri.html' title='SIK SIK ACIKMANIN NEDENLERİ'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Skr7YsABMiI/AAAAAAAAANo/WzWp7fXb61s/s72-c/acikma1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-4048097306874010924</id><published>2009-06-30T22:49:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T13:14:35.940-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='EGZERSİZ VE DİYET'/><title type='text'>JAPON DİYETİ İLE FORMDA KALMAK İSTERMİSİNİZ?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Gözlerinizle yiyin&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Japonların yemek sırrı yavaş ve ufak parçalarla küçük porsiyonlarda yemek.. Yemeğinizi yavaş yerseniz beyninizde tokluk hissi oluşacak ve az yiyeceksiniz. Kaloriyi azaltmak acı vermez. Ekstra bir yiyecek yemeksizin, çikolata, cips, bisküvilerin yerine meyve, sebze ve çorbaları tercih edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; Küçük porsiyonlar&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Porsiyon güçtür. Japonlar yemeklerini küçük tabaklarda ve kaselerde alırlar. Akşam yemeklerinde herşey azar azar tadılır. Ufak porsiyonlar belki de sağlıklı yaşamalarının ve zayıf kalmalarının en önemli yoludur. Araştırmalara göre ise, büyük servislerde sunulan yemekler bitirilmeye çalışıldığınmdan kilo almaya neden oluyor. Büyük tabaklarda servis edildiğinde kişi % 45 daha fazla yiyebiliyor. Bu hem iyi hem de kötü haber! Düşünmeden yenildiği için kötü, yiyeceklerin değerini değiştirmeye yardımcı olduğu için iyi haber. Daha az yemeye alışılabilir öyl değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Temel besin kaynağı pirinç&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Japon diyetinde pirincin büyük yeri var. Bir kişi günde 6 kereden fazla pirinç yiyebilir. Kahvaltı dahil hemen hemen her öğünde küçük bir kasede pirinç servis edilir. Yağ oranı düşük, kompleks karbonhidrata sahip pirinç birkaç kalorinin yükselmesine neden olabilir. Hamur işi ve bisküvileri göbeklenmeye neden olabileceği için azaltmanız gerekir. Kalbe yararlı yağlar içeren pirinç, Japonya'da sadece haşlanarak yenir, yağ eklenmez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sebzeler lezzetlidir&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Japon kadınları haşlanmış, karışık sebzeleri yemeye bayılırlar. Kırmızı biber, kabak, taze fasulye, patlıcan, soğan, domates, yeşil biber, salata, havuç, ıspanak, pancar, şalgam, patates, mantar, deniz sebzeleri, patates gibi sebzeler beslenme alışkanlıklarında önemli yer tutar. Bir öğünde en az 4-5 farklı sebze yemeği servis edilir. Hiç kimse sabah kahvaltısında salata yemenin veya çorba içmenin garip olduğunu düşünmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ana yiyecek balık&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Özellikle somon, tuna, sardalya, uskumru ve ringa balığı gibi yağlı balıklar, kalbe yararlı omega-3 kaynağıdır. Japonlar dünyanın % 2'sini oluşturmalarına rağmen dünya balığının % 10'unu tüketirler. Dolayısıyla Japonlar daha az kırmızı et tüketirler ve kırmızı etin neden olabileceği hastalık risklerinden korunurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Soya yararlıdır&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Soya yetiştirilmeye ve tüketilmeye başladığından beri, kırmızı et kadar yararlı olduğu ancak daha az yağ içeridiği biliniyor. Bu nedenle Japon yemeklerinde daha çok soya yağı kullanılır. Bunun yanı sıra soya, mayalanmış çorba olarak da tüketilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sağlıklı tatlılar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Japon tatlıları mevsim meyvelerinin karışımıdır. Dondurma ve kek gibi tatlı türlerini daha çok seven Japonlar, tatlıdan sonra bir fincan Japon yeşil çayı içmeyi ihmal etmez. Sadece birkaç düzenleme ile Japon diyetinizi uygulayabilir ve daha sağlıklı yaşayabilirsiniz. Öncelikle her yerde olan beyaz yerine, kahverengi pirinç tüketin. Sushi'yi tercih ederken 2-3 damla soya sosu ilave etmeniz yeterli olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-4048097306874010924?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/4048097306874010924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/japon-diyeti-ile-formda-kalmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4048097306874010924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4048097306874010924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/japon-diyeti-ile-formda-kalmak.html' title='JAPON DİYETİ İLE FORMDA KALMAK İSTERMİSİNİZ?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-3492105679400952857</id><published>2009-06-27T13:50:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T13:15:05.825-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Kuru meyve mucizesi</title><content type='html'>&lt;strong&gt; Kuru meyveler vücudumuzu öncellikle serbest radikallere karşı koruyorlar.&lt;br /&gt;Besinlerin antioksidan içeriklerini incelemek için yapılan ORAC (Oxygen Radical Absorbance Capacity) analizine göre kuru meyvelerin antioksidan potansiyeli çok yüksektir. Kuru meyveler, yaş meyvenin içerdikleri % 80- 95 oranındaki suyun % 10- 20 oranlarına düşürülmesi ile elde edilirler. Bu 'kurutma' işlemi sonrası, C vitamini dışında bütün mineraller korunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Kuru Üzüm:&lt;/strong&gt; Karbonhidrat içeriği dolayısıyla iyi bir enerji kaynağıdır. Kuru üzüm A, B1, B2, C vitaminlerini ve çok çeşitli mineraller (demir, çinko, potasyum, magnezyum, fosfor) içerdiğinden dolayı iyi bir besin, faydalı bir ilaçtır. Özelikle bedensel gelişimde etkilidir. Kuru üzümün idrar arttırıcı, müshil etkilerinden dolayı sindirim problemi yaşayan bireylerde kullanımı oldukça yararlıdır. Ayrıca ülkemizde özellikle kadınlarda görülen kansızlık sorununa karşı koruyucu bir besindir. Kuru üzümün içindeki demir vücutta kolayca emilebilmektedir ve günlük demir ihtiyacının yaklaşık % 35' i karşılanabilmektedir. Ayrıca böbrek ve karaciğer hastalıklarında da yararlı olduğunu gösteren araştırmalar mevcuttur. İçeriğindeki B vitaminlerinden dolayı unutkanlığa da iyi gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kuru kayısı:&lt;/strong&gt; Besleyici ve potasyum açısından çok zengindir. Sindirim sorunlarına iyi gelir. Beyinin düzenli çalışmasını sağlar, stresi azaltır ve kansızlığı önler. Özelikle kükürt içermeyen sadece güneş ışığında kurutulmuş olan "gün kurusu" kayısılar kansızlık için birebirdir. İçerdiği A vitamini cilt bozukluklarını önler. Büyümeye yardımcıdır, görme fonksiyonlarını güçlendirir, bağışıklık sistemini korur. Potasyum başta kalp kasları tüm kasların ve sinirlerin iyi çalışmasını sağlar. Lifli besinlerin kan şekerinin dengeli yükselmesini sağladıkları, zararlı maddelerin bağırsakta kalma süresini kısalttıkları için kanserden korunmada faydalı oldukları saptanmıştır. Dolayısıyla lifli bir besin olan kayısı günlük beslenmemizde mutlaka yer alması gereken önemli bir besindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kuru erik:&lt;/strong&gt; Bol miktarda B1, B2, B3, B6, A, C ve E vitamini içerir. Kanser ve yaşlanmaya karşı koruyucu etkisi en yüksek olan meyve kuru eriktir. İçerdiği zengin potasyum ve magnezyum mineralleri nedeniyle, tansiyon, karaciğer, kalp, böbrek ve romatizma hastaları ile tuzsuz diyet yapanlara önerilir. Mürdüm eriğinin bağırsakları çalıştırıcı etkisi bilinmektedir. Güçlü antioksidanları ile kalp hastalıklarına yakalanma ve kriz riskini azaltıcı etkisi bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kuru incir:&lt;/strong&gt; İncir, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besindir. 100 gr. kuru incir yenilirse vücudun günlük gereksinimlerinden kalsiyumun %17'si, demir ve magnezyumun %30'u, fosforun %20'si, B1 vitamininin %5'i ve B2 vitamininin %4'ü karşılanmış olur. İncir, içerdiği yüksek orandaki liflerle kolesterolün kana karışmadan atılmasını sağlar. Sindirimi kolaylaştırır ve vücudumuzu bakterilere karşı koruyucu etkisi vardır. Yüksek orandaki kalsiyum ve fosforla kemik ve dişler üzerinde koruyucu etkileri vardır: incirin içerdiği kalsiyum, diğer besinlerdekine göre daha kolay sindirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kuru Dut:&lt;/strong&gt; Kalsiyum, demir, B1, B2 ve C vitamini yönünden zengin olan dutun birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Vücut doku ve hücrelerinin yenilenmesinde, su dengesinin korunmasında, hormon, enzim üretiminde, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli etkilere sahiptir. Beyaz dut ateş düşürücü ve idrar söktürücü (diüretik) etkiye sahiptir. Karaduttan elde edilen şurubun ise ağız ve boğaz hastalıklarında olumlu etkiye sahip olduğu bilinmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hurma:&lt;/strong&gt; İnsanoğlunun yetiştirdiği en eski bitki çeşitlerinden biridir. Hurmanın içerdiği demir, kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin sentezini kontrol eder ve özellikle hamilelikte kansızlığın engellenmesini ve bebeğin gelişimi için hayati önem taşıyan kandaki alyuvarlar dengesinin uygun hale gelmesini sağlar. Hurmada bulunan kalsiyum ve fosfat ise, iskelet oluşumu ve vücudun kemik yapısının dengelenmesi için çok önemli elementlerdir. Bilim adamları, düzenli yenilmesi halinde kalp ve damar hastalıkları riskini azaltan bu meyvelerin içindeki yararlı maddelerin daha çok kabuklarında bulunduğunu kaydettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yaban mersini:&lt;/strong&gt; Yaban mersininin kansere karşı vücudu koruyan enzimleri aktif hale getirmektedir. Kan şekerini düşürüp bağırsak metabolizmasını düzenlemektedir. Kalp krizi riskini azalttığı, göz yorgunluğunu giderdiği, şeker hastalığından kaynaklanan görme bozukluklarını engellediği bildirilmektedir. Yapılan araştırmalarda 100gr yaban mersinin 14gr karbonhidrat, 0,6gr protein, 0,3gr yağ, 13mg C vitamini, 100 IU A vitamini ve 58 kalori içerdiği belirlenmiştir. Sodyum içermeyen, mineral ve vitaminlerce zengin olduğu belirlenen yaban mersininin insan sağlığı açısından çok yararlı olduğu yapılan araştırmalarca ortaya konulmuştur.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-3492105679400952857?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/3492105679400952857/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/kuru-meyve-mucizesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/3492105679400952857'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/3492105679400952857'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/kuru-meyve-mucizesi.html' title='Kuru meyve mucizesi'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-1084141895868409426</id><published>2009-06-27T13:32:00.000-07:00</published><updated>2009-10-18T11:57:19.780-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÜZELLİK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Gözaltı Morluğu İçin Kolay Hazırlanan Bitkisel Kür</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SkaDAS7iDnI/AAAAAAAAANA/ID-urI8abxI/s1600-h/71520.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352109248281185906" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 200px; height: 140px;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SkaDAS7iDnI/AAAAAAAAANA/ID-urI8abxI/s320/71520.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Göz altında oluşan morlukları doğal yöntemlerle çözün..&lt;br /&gt;Bazı insanların gözlerinin altında, sanki bir darbe görmüş gibi mosmor bir hare oluşur. Bu koyu gölgeler kimi zaman gençlere de uğrar. Bunlarla baş etmek genellikle zordur. Ama nedenlerini ortaya çıkarabilirsek, hafifletilmesi veya tedavisi mümkün olabilir. En azından artması önlenebilir&lt;span class="fullpost"&gt; .&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Öte yandan bazı kozmetik önlemlerle görünümü tamamen düzeltebiliriz. Bu lekelerin en yaygın nedeni; cildin zamanla incelmesi sonucunda kılcal damarların görünür hale gelmesidir. Güneş ışınları bu sorunu arttırır. İkinci bir neden; alerjiler veya yüksek ateşle seyreden hastalıklardır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bazı gıdalar, polen, toz, kedi tüyü kaşıntı, hapşırma ve göz sulanmasına neden olabilir. Bu kişiler gözlerini ovuşturmadan yapamazlar. Sonuç içi kızaran, dışı moraran gözlerdir!Gözaltındaki mor hareler çoğunlukla kalıtsaldır. Genellikle çok beyaz tenli ve göz çukuru derin olanlarda meydana gelir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fizyolojik nedenler arasında vücudun fazla su tutması veya su kaybı, aşırı tuz tüketimi, sigara içmek, kalp hastalıkları, böbrek ve karaciğer hastalıkları birinci sırada yer alır. Tabii uykusuzluk, kansızlık ve demir eksikliği gibi sorunların tümü, gözaltındaki lekelerle kendini ifade eder.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Önlemler neler?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu koyu halkaları kısmen düzelten, artmasını önleyen bazı çareler var. Her şeyden önce, vücudunuzu susuz bırakmayın. Sonra son derece hassas olan göz çevresini güneşten koruyun, uykunuza özen gösterin, yüzünüzü soğuk su ile yıkayın, tuzu azaltın, bol bol balık, sebze ve meyve tüketin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Üzüm çekirdeği extresi, C vitamini ve diğer antioksidanlar kılcal damarların güçlenmesine ve cildin gelişmesine yardımcı olur. Bunlardan yararlanın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Tedavi şekilleri&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gözaltı morluklarına salatalık ya da patates halkalarının veya çay kompreslerinin iyi geldiğini çoğumuz biliyoruz.Size tavsiye bu malzemeleri poşetle değil taze olarak ve buzdolabında soğutarak uygulayın.K ve C vitamini içeren göz çevresi kremleri kullanın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Gözaltı morlukları için bitkisel tedaviler:&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Papatya çayı ya da lavanta çayını soğutun. 2 parça pamuğu çaya batırıp elinizle sıkın. Göz kapaklarınıza uygulayın. ayrıca muhakkak 25 yaşından itibaren göz çevresi için krem kullanılması gerekir...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Avakado yağı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunun yanısıra her zaman tercihim olan doğal bakım önerim ise göz çevresi için avakado ve buğday yağıdır…Bu karışımı dıştan içe doğru hareketlerle ve çok nazik bir şekilde göz çevresine sürmelisiniz…Onun dışında yoğurdun suyunu düzenli olarak sürmek, elma kabuğu koymakta faydalıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Ebegümeci terapisi&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir tutam taze ebegümeciyi havanda ezin, içine bir elmanın suyunu ekleyin. Karışımı gazlı bez arasına koyup, göz çevrelerinizde 20 dakika bekletin. Bir de bol bol maydanoz ve taze nane tüketin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Rezene terapisi&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir bardak kaynatılmış rezene çayını soğutun. 2 parça pamuğu çaya batırıp göz kapaklarınıza yerleştirin ve 15 dakika bekleyin.Elma terapisiElmayı rendeleyip suyunu sıkın. İçerisine bir tatlı kaşığı Türk kahvesi koyup gazlı bezin arasına yerleştirip sorunlu bölgelere uygulayın. Bu uygulamayı haftada üç gün tekrarlayın. Ancak bu bir sağlık sorunu da olabilir. Bu yüzden doktora görünmenizde fayda var.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Zambak kürü&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;div&gt;Zambak, papatya, ıhlamur ve lavanta çaylarıyla yapılan güzellik kürleri gözlerdeki yorgunluk , şişlikleri ve morarmaları gideriyor. Bunun için örneğin bir tutam ıhlamuru 1 çay fincanı kaynar suya ilave edip 10 dakika bekletin. Süzüp soğumaya bırakın. 2 makyaj pamuğunu çaya batırıp göz kapaklarınıza uygulayın. 10 dakika bekleyip, yıkayın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-1084141895868409426?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/1084141895868409426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/gozalti-morluklarina-dogal-kurler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1084141895868409426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1084141895868409426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/gozalti-morluklarina-dogal-kurler.html' title='Gözaltı Morluğu İçin Kolay Hazırlanan Bitkisel Kür'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SkaDAS7iDnI/AAAAAAAAANA/ID-urI8abxI/s72-c/71520.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-6851313004998305467</id><published>2009-06-27T13:16:00.000-07:00</published><updated>2009-06-27T13:27:38.766-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PÜF NOKTALARI'/><title type='text'>Evinizle İlgili Önemli Püf Noktalar</title><content type='html'>Biten aküyü ya da kararan gümüşü nasıl eski haline getirirsiniz ?&lt;br /&gt;Günümüzde basit pekçok şey amaçları dışında pratik olarak büyük işlere yarıyor. Mesela sirkeyle boğaz ağrınızı geçirebilir, eski bir şemsiye ile çiçeklerinizi soğuktan koruyabilir ev ekonomisine de katkıda bulunabilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıradan şeyleri, amaçları dışında da kullanarak hem mükemmel sonuçlar alabilir hem de ekonomi yapabilirsiniz. Güncelnet'in haberine göre saksınızın altına yerleştireceğiniz bir bebek bezi çiçeğinizin kurumasını engeller, küçük bir aspiri arabanızı çalıştırabilir, ketçapla gümüşlerinizi parlatabilirsiniz... İşte küçük ama önemli ipuçları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;strong&gt;TUZ:&lt;/strong&gt; Bir parça tuz ve su yardımıyla mobilyalarınızın üzerindeki su lekelerini kolaylıkla çıkartabilirsiniz. Bir tatlı kaşığı tuzu, birkaç damla suyla karıştırarak elde edeceğiniz bir karışımı lekeli yüzeye uygulayın. Leke çıkıncaya kadar yumuşak bir şekilde ovalayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KARBONAT:&lt;/strong&gt; Tıkanmış mutfak giderini temizlemek için tesisatçıyı aramanıza gerek yok. 200 gr. Karbonatı tıkanmış deliğe dökün ardından da 200 ml. sıcak sirke ekleyin. Birkaç dakika bekledikten sonra 1 litre kaynar suyu dökün. Tesisatçıya gerek duymadan tıkanmış giderlerinizi en ucuz yoldan açmış olacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ASPİRİN:&lt;/strong&gt; Biten araba akünüzü aspirin ile tekrar canlandırabilirsiniz. Eğer etrafta, arabanızı çalıştırmak için size yardım edebilecek kimse yoksa akünüzün içerisine 2 tablet aspirin atarak arabanızın tekrar çalışmasını sağlayabilirsiniz. Asetilsalisilik asit, akünün içerisindeki sülfürik asit ile birleşerek son bir şarj üretip arabanızın çalışmasına yardımcı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BEBEK BEZLERİ:&lt;/strong&gt; Bitkilerinizin daha uzun süre su tutmasını mı istiyorsunuz? Bitkilerinizi dikmeden önce, saksınızın dibine, emici tarafı yukarıya gelecek şekilde bir bebek bezi yerleştirin. Bebek bezi suyu içine çekecek ve bitkinizin suyu çabucak emerek kurumasını engelleyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;LİMON:&lt;/strong&gt; Bir manikürcüye gerek duymadan da, evinizde bir limon yardımıyla tırnaklarınıza bakım yapabilirsiniz. 200 ml ılık suya yarım limon suyu ekleyin ve tırnaklarınızı 5 dakika boyunca içerisinde bekletin. Tırnaklarınızın üst kısmındaki ölü deriyi yukarı doğru ittikten sonra, tırnaklarınızı limon kabuğuyla ovun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;MAYONEZ:&lt;/strong&gt; Bir parça mayonezle saçınıza ve saç derinize, sanki saç kremi kullanıyormuşsunuz gibi masaj yapın. Daha sonra saçlarınızı duş bonesiyle kapatıp birkaç dakika bekleyin ve şampuan yardımıyla yıkayın. Sonuç olarak saçlarınız mükemmel bir parlaklığa kavuşacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SİRKE:&lt;/strong&gt; Sirke boğaz ağrınızı geçirebilir. 1 yemek kaşığı sirke ve 1 çay kaşığı tuzu, bir bardak ılık suyun içerisinde eritip günde birkaç kez gargara yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gümüşlerinizin ömrünü ketçapla uzatın&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gümüş eşyalar evde en çok baş ağrıtanlar arasında yer alır. Misafir geldiğinde gümüş çatal bıçağınızı çıkaracaksınız bir de bakarsınız ki kararmışlar. Gümüşlerinizi, ketçap dolu bir kasenin içinde 5 dakika bekletin. Daha sonra parlaması için eski bir diş fırçasıyla hafifçe fırçalayın. Durulayıp kurumaya bırakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Eski şemsiyenizle fidelerinizi korumak sizin elinizde...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski bir şemsiyenizi, fidelerinizi kışın soğuğundan ve etkilerinden korumak için feda edin. Tutma kısmını kestiğiniz şemsiyenizi açık bir şekilde fidelerinizin üzerine yerleştirerek onların donmasını engelleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kavanozda eldiveninizi kurutabilirsiniz?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eldivenleriniz mi ıslandı. Acil de kullanmak istiyorsunuz. Kurutmak için kavanozlarınızı kullanbilirsiniz. Mutfaktaki saklama kabı olarak kullandığınız kavanozlardan birini boşaltın. İçine eldiveninizi koyun ve bir radyatörün üzerine ters çevirip yerleştirin. Çok çabuk bir şekilde kuruduğunu göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kendi mobilya cilanızı kendiniz yapın!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik ticari ürünlere göre çok daha iyi sonuçlar verecektir. Beyaz sirke ya da limonla karıştırdığınız zeytinyağını, sprey başlığı olan bir kutunun içerisine boşaltın. İyice çalkaladıktan sonra mobilyalarınızın üzerine sıkın. 2 dakika beklettikten sonra temiz bir bez ya da kağıt havluyla temizleyin.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-6851313004998305467?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/6851313004998305467/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/evinizle-ilgili-onemli-puf-noktalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6851313004998305467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6851313004998305467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/evinizle-ilgili-onemli-puf-noktalar.html' title='Evinizle İlgili Önemli Püf Noktalar'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-6092804941257033674</id><published>2009-06-27T13:07:00.000-07:00</published><updated>2009-06-27T13:16:13.086-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PSİKOLOG'/><title type='text'>UNUTKANLIĞINIZI YENMEK İSTERMİSNİZ?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Kendinizi genç hissedebilirsiniz, ama beyniniz çoktan yaşlanmaya başladı bile. Peki bunu nasıl yeneceksiniz?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Henüz 30 yaşındasınız ve 5 dakika önce elinizde olan anahtarı nereye koyduğunuzu hatırlamıyor musunuz? Kendinizi genç hissedebilirsiniz, ama beyniniz çoktan yaşlanmaya başladı bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ABD'de Virginia Üniversitesi tarafından yapılan ve sağlıkla ilgili bir internet sitesinde yayımlanan bir araştırmaya göre, en fonksiyonel ve mükemmel haline 22 yaşında ulaşan insan beyni, 27 yaşından itibaren ''düşüşe geçmeye'' başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Araştırma, yaşları 18 ile 60 arasında değişen iyi eğitimli 2 bin kadın ve erkeğin, 7 yıl boyunca katıldıkları testlerin sonuçlarından oluşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Araştırma raporunda, katıldıkları testlerde 2 bin denekten her yıl görsel bulmacalar çözmeleri, anlatılan öykülere ilişkin bazı detaylar vermeleri, çeşitli kelime oyunları oynamaları, bazı rakam ve sembolleri hatırlamaları istendiği ve deneklerin herhangi bir sağlık sorunu yaşamadıklarına özellikle dikkat edildiği kaydediliyor.&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;     Sonuçlar değerlendirildiğinde, 12 testten en az 9'unda en başarılı performansların 22 yaşında elde edildiği belirtilirken, görsel olarak neden sonuç ilişkisi kurma, bulmaca çözümü ve hızlı algılama alanlarında 27 yaşından itibaren belirgin gerileme olduğu gözleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   ABD'de ''Nörobiyoloji'' dergisinin son sayısında, ''Yaşlanmanın Nörobiyolojisi'' başlığıyla yayımlanan araştırmaya göre, sağlıklı bir birey, 37 yaşına kadar hafızasını büyük ölçüde muhafaza ederken, kelime hazinesi ya da genel kültür gibi alanlarda hafızanın ortalama 60 yaşına kadar korunabiliyor.Araştırma ekibinin başında bulunan Prof. Timothy Salthouse, ''sağlıklı ve eğitimli bazı yetişkinlerde idrake yörelik kayıpların 20'li, 30'lu yaşlarda başladığını'' belirterek, ''sağlıklı beyinlerdeki kayıpları anlamanın, Alzheimer gibi ciddi hastalıklarda neyin yanlış gittiğini çözmeye yardımcı olacağını'' kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    -''AKTİF OLMAK BEYNİ KORUYOR''-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   AA muhabirine bilgi veren Nöroloji Uzmanı Dr. Behiye Mungan, hafızayı korumayı sağlayacak çok belirgin bir formül olmamakla birlikte, kişinin olabildiğince uzun süre aktif kalmasının beyin fonksiyonları açısından da yararlı olduğunu belirtti.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  İnsan beyninin aktif kalmasında çevreden aldığı sinyallerin etkili olduğuna işaret eden Dr. Mungan, belli bir yaş grubu üzerindeki kişilerin ya da Alzheimer hastalığının ilk evresinde olanların, ''uzun süre işe yarar kalmalarının'' bazı fonksiyonların kaybını geciktirdiğini söyledi.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;  Dr. Mungan, fazla televizyon izlemenin beyin üzerinde olumsuz etki yapıp yapmadığına yönelik bir soruya ise şu yanıtı verdi:&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;  ''Bu, çok göreceli bir durum. Ben bazı kişilere, özellikle kadınlara televizyon dizilerini, oradaki olayların akışını izlemelerini öneriyorum. Televizyon izlemek bazı insanlar için gerileme olabileceği gibi, bazı insanlar için de bulundukları yerden daha ileri bir noktayı temsil eder. Köylerde konuşmayan, fiziksel aktivite dışında hiç bir şey yapmayan kadınlar var. Bir dizideki olay örgüsü, bu kişiler için bir algısal uyarıcı niteliği taşır.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;  ''Dr. Mungan, küçük egzersizler, bulmacalarla beyni her zaman canlı tutmaya çalışmak gerektiğini kaydetti.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-6092804941257033674?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/6092804941257033674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/unutkanliginizi-yenmek-istermisniz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6092804941257033674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/6092804941257033674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/unutkanliginizi-yenmek-istermisniz.html' title='UNUTKANLIĞINIZI YENMEK İSTERMİSNİZ?'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-718174627206106611</id><published>2009-06-27T12:58:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T13:15:46.883-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Yazlık Eczane ''KARPUZ''</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SkZ6IV97kUI/AAAAAAAAAM4/ahK_kAxqMo8/s1600-h/8367.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352099490930856258" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 272px; height: 204px;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SkZ6IV97kUI/AAAAAAAAAM4/ahK_kAxqMo8/s320/8367.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Yaz sıcağının serinleten meyvelerinin başında gelen karpuzun çok sayıda faydası olduğu bildirildi.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;   Uzmanlar, kan basıncının dengelenmesinden, sağlıklı zayıflamaya kadar çok sayıda faydası olan karpuzun yaz aylarında bol bol tüketilmesini öneriyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;       Beslenme Uzmanı Yasemin İpek, karpuzun tezgahlarda yerini almaya başladığını belirterek, "Karpuz, içinde barındırdığı maddelerle tam bir sağlık kaynağı." ifadesini kullandı.Karpuzun kan basıncı ve kalp fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olduğunu ayrıca kanser türlerine karşı da koruyucu bir etkiye sahip olduğunu dile getiren İpek şu bilgileri verdi:&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;    "Karpuzun bedeni temizleyici özelliği var. Çünkü yüzde 95'i su. Bu sebeple böbrekleri çok iyi çalıştırır. İdrar söktürür. Böbrekteki üre ve ürat tuzlarını temizler. Ayrıca kum dökme, taş düşürmeye de etkilidir. Bol bol B, C vitamini ve anti oksidan içerir. Karpuzda 'Likopen' maddesi kan basıncını düzenler. İçerdiği yüksek potasyum ve Beta Karoten maddesi sayesinde kalbi enfaktüse karşı koruyucu özelliği vardır. Karpuz tam anlamıyla bir şifa kaynağıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;      "Kilo sorunu olan bayanlara da bol bol karpuz tüketmelerini öneren İpek, karpuzun bol miktarda su içermesi ve şeker barındırmaması, ayrıca boşaltımı hızlandırması gibi özellikleriyle kilo vermeyi hızlandırdığını ifade etti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;   Bu sebeple hem fazla kilosu olan, hem de kilo almak istemeyenlerin bol bol karpuz yemelerini tavsiye eden İpek, "Karpuz, yağ ve kolesterol içermez. Kalorisi de çok düşüktür. Bu sebeple yazın diyet yapanlar için bulunmaz bir gıdadır." dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;      İpek, şifa kaynağı karpuzdan azami şekilde faydalanabilmek için doğru tüketilmesinin de çok önemli olduğunun altını çizerek, yapılan bir yanlışı da şöyle dile getirdi: "Karpuzu genelde yemeklerden sonra tüketiyoruz. Bu doğru değil. Yemekten hemen sonra tüketilen karpuz şişkinlik ve sindirim meydana getirir. Bol bol tüketilemez. Karpuzu açken tüketmek içerdiği faydalardan azami şekilde yararlanılmasını sağlar. Bu sebeple karpuz yemeklerden çok önce ya da yemeklerden epeyce sora tüketilmelidir."&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-718174627206106611?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/718174627206106611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/yazlk-eczane-karpuz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/718174627206106611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/718174627206106611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/yazlk-eczane-karpuz.html' title='Yazlık Eczane &apos;&apos;KARPUZ&apos;&apos;'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SkZ6IV97kUI/AAAAAAAAAM4/ahK_kAxqMo8/s72-c/8367.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-1895676704937291390</id><published>2009-06-27T12:48:00.000-07:00</published><updated>2009-06-27T12:57:29.705-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>En çok utandıran sağlık problemleri!</title><content type='html'>&lt;strong&gt;         Açılamıyor, açılamadığı için de ciddi problemler yaşıyor. Birçok insan doktora gitmeye utandığı için bu hastalıklarla nasıl başedeceğini bilemiyor.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;       &lt;br /&gt;Sun gazetesinde yer alan haberde, en utanç verici sağlık problemleri ve bunları düzeltmenin yolları şu şekilde açıklandı:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;    1. Ağız kokusu: Nefesinizin kötü kokması genellikle sabahları, özellikle ağzınız açık olarak uyuduğunuzda görülür. Fakat bazı insanlar, sosyal hayatlarını etkileyen ağız kokusundan, sürekli şikayet eder.&lt;br /&gt;-Nedeni: Susuzluk, bakımsız dişler, iltihaplı dişetleri ya da çok fazla alkol. Nadiren sünüs ya da akciğer sorunu da ağız kokusuna yol açabilir.&lt;br /&gt;-Tedavisi: Yeni bir diş fırçası alın ve dilinizi de fırçalayın. Tükürük akışınızı düzenlemek için sigara içmeyin, daha az kahve ve daha fazla su için. Eğer herhangi bir değişiklik olmazsa doktora ya da dişhekimine gidin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Cilt sorunları: Herkesin sizi işaret ettiği hissine kapılabilirsiniz, ancak cilt sorunları başkaları için daha az aşikardır. Akne ve egzama, utanılan en yaygın cilt sorunlarından ikisidir.&lt;br /&gt;-Nedeni: Akne, pul pul olan olan ve kaşınan cilt.&lt;br /&gt;-Tedavisi: Akne reçetesiz ilaçlara genellikle yanıt veriyor, eczacınıza sorabilirsiniz, ancak bazen dermatologa gitmeniz gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Aşırı terleme: Aşırı kiloluysanız, aşırı alkol tüketiyorsanız ya da fazla baharatlı yiyecekler yerseniz terleyebilirsiniz. Ergenlik çağındakiler de aşırı terler.&lt;br /&gt;-Tedavisi: Kilo verin, içkiyi kesin ve güçlü bir ter önleyici kullanın. Bunlar işe yaramazsa, doktorunuza gidin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Kızarma: Birçok insan zor durumda kaldığında yüzü kızarır. Fakat bazı insanlar ise şapkası düştüğünde ya da hiçbir neden olmaksınız kızarır.&lt;br /&gt;-Nedeni: Sıcak basması menopozdan kaynaklanır. Bazı insanlar Çin yemeklerinde bulunan monosodyum glutamat isimli tatlandırıcı maddeyi yedikleri zaman kızarırlar.&lt;br /&gt;-Tedavisi: Eğer ergenlik çağındaysanız, kızarıklık bundan kaynaklanıyor. Değilseniz, baharatlı yiyecekleri, alkol alımını ve sıcak içecekleri kesin, kalın giysiler giymeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Obezite: İnsan yaşamını kısaltan ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olan obezite son yıllarda tüm dünyada hızla yayılıyor.&lt;br /&gt;-Nedeni: Genelde yaktığınızdan daha fazla kalorili yiyecekler yemekten meydana geldiği biliniyor. Ancak, bazen obezitenin altında başka nedenler yatıyor: kortizon tedavisi veya troid bezinin az çalışması gibi.&lt;br /&gt;-Tedavisi: Eczacınızdan yardım alabilir, internette diyet sitelerine bakabilir ya da WeightWatchers isimli Amerikan diyetini uygulayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Bağırsak Problemleri: İnsanlar günde ortalama 12 kez gaz çıkarırlar. Ancak, bunun daha sık olması bir sağlık sorunu olduğunun göstergesidir.&lt;br /&gt;-Nedeni: Sık sık gürültülü gaz çıkarıyorsanız, bunun nedeni İrritabl Bağırsak Sendromu ya da bağırsak kanseri olabilir.&lt;br /&gt;İshale gelince, küçük çocuklardaki rotavirüs gibi enfeksiyonlar en yaygın nedendir. Yetişkinlerde görülen bağırsak sorunları ise besin zehirlenmesi, ishal, bağırsak kanseridir.&lt;br /&gt; -Tedavi: Gaz çıkarmamak için, gazlı içeceklerden uzak durun ve hava yutmamak için daha yavaş yemek yiyin. Eğer, belirtiler devamlı oluyorsa ve kendinizi hasta hissediyor, kilo veriyorsanız doktora gitmelisiniz.&lt;br /&gt;İshal için yetişkinler birkaç günlüğüne reçetesiz ilaçları deneyip ishalin geçip geçmediğini gözlemleyebilir. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-1895676704937291390?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/1895676704937291390/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/en-cok-utandran-saglk-problemleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1895676704937291390'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/1895676704937291390'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/en-cok-utandran-saglk-problemleri.html' title='En çok utandıran sağlık problemleri!'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-4174548511825874272</id><published>2009-06-25T00:42:00.000-07:00</published><updated>2009-06-25T00:49:09.900-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SAĞLIK'/><title type='text'>Zeytinin  Bu Faydaları Bilinmiyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SkMrb4ZyCBI/AAAAAAAAAMg/1ngJcdxewqU/s1600-h/5483.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351168540243265554" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 272px; CURSOR: hand; HEIGHT: 204px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SkMrb4ZyCBI/AAAAAAAAAMg/1ngJcdxewqU/s320/5483.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Kahvaltı masalarının vazgeçilmezi olan zeytininin faydalarını biliyor musunuz?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; *Zeytinyağı hipertansiyon gibi hastalıklara karşı etkili sonuçlar veriyor.                                         &lt;br /&gt;*A, D, E ve K vitaminleri açısından çok zengin içerikli.                                                &lt;br /&gt;*Zeytin ve zeytinyağında hücre yenileyici ve yaşlanmayı geciktirici ‘’Oleuropein’’ maddesi bulunuyor. Bu madde başta ABD olmak üzere birçok gelişmiş ülkede kansere karşı yapılan ilaçlarda kullanılıyor.              &lt;br /&gt;*Zeytinyağını diğer bitkisel yağlardan ayıran en önemli özellik, oleik asit zenginliği. Bu asit özellikle meme kanserini tetikleyen (Her-2/ Neu) veya (ERB B-2) kötü genlerini durdurma özelliğine sahip.          &lt;br /&gt;*Sindirim sistemi hastalıklarına da zeytinyağı öneriliyor. Çünkü, bu yağ tamamen doymamış yağ asitleri içeriyor. Böylece bu asitler vücutta biriken toksinlerin dışarı atılmasını sağlıyor.&lt;br /&gt;Güzelliğe de etkili                                                                    &lt;br /&gt;* Zeytinyağı en doğal kozmetik malzemesi.                                                  &lt;br /&gt;*Zeytin egzamayı ve saçların dökülmesini önlüyor.                                             &lt;br /&gt;*Banyodan sonra cilde zeytinyağı ile masaj yapılırsa hücrelerin yenilenmesi sağlanıyor.    &lt;/span&gt;                                             &lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-4174548511825874272?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/4174548511825874272/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/zeytinin-bu-faydalar-bilinmiyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4174548511825874272'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4174548511825874272'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/zeytinin-bu-faydalar-bilinmiyor.html' title='Zeytinin  Bu Faydaları Bilinmiyor'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SkMrb4ZyCBI/AAAAAAAAAMg/1ngJcdxewqU/s72-c/5483.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-4111652015855773190</id><published>2009-06-25T00:33:00.000-07:00</published><updated>2009-06-25T00:42:22.296-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SUNA DUMANKAYA'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÜZELLİK'/><title type='text'>Suna Dumankaya:Güzellik için doğal sırlar...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SkMp_n7T4sI/AAAAAAAAAMY/X9IzPsZt3aw/s1600-h/672020090204081738457.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351166955272528578" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 272px; CURSOR: hand; HEIGHT: 204px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SkMp_n7T4sI/AAAAAAAAAMY/X9IzPsZt3aw/s320/672020090204081738457.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Yazın sıcağında terleyen ayaklara nasıl bakım yapılmalı? Yüzdeki şişlikleri gidermenin doğal yolları neler? Kalıcı makyajın zararları var mı? Güzellik Uzmanı Suna Dumarkaya cevapladı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;Radyo 7’nin sevilen programcılarından Eda Çelebi’nin hazırlayıp sunduğu Eda’yla Gün Ortası programının dünkü konuğu Estetiysen ( Güzellik Uzmanı ) Suna Dumankaya oldu. Doğal yoldan el ve ayak bakımının nasıl olacağını anlatan Suna Dumankaya ayak bakımı ve topuk çatlaklarının giderilebilmesi hakkında bilgiler verdi. El ve yüz bakımıyla ilgili önemli bilgiler aktaran Dumankaya, buzun gençleştirici etkisini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalıcı makyaj hakkında bilgiler veren Güzellik Uzmanı Dumankaya, stresin yarattığı sorunlardan da bahsetti.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;EDA:&lt;/strong&gt; Yazın gelmesiyle birlikte el, ayak bakımları yapılmaya başlandı. Doğal yöntemlerle de ayak bakımı yapılıyordur. Bu konuda neler önerirsiniz?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SUNA DUMANKAYA:&lt;/strong&gt; Yazın çok tahta terlikler, sandaletler giyiyoruz. Bu yüzden topuklarımız sertleşiyor. Öncelikle eğer insanlar deniz kenarında olsalar hemen ayaklarına kumla masaj yapsınlar. O ayakları törpülüyor. Ondan sonra akşamları bir kahve fincanı vazelin kreminin içine yarım limon sıksınlar. İki üç tane aspirini dövüp karıştırsınlar. Bunu bir krem kutusuna koyup akşamları temiz ayaklara boca etsinler. Nemli bir gazlı bez sararak 1-2 saat beklesinler. Sonra açıp o karışımı ayaklarına yedirsinler. Bunun sonucunda topuklar yumuşacık oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EDA:&lt;/strong&gt; Topuk çatlakları da giderilebiliyor mu?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SUNA DUMANKAYA:&lt;/strong&gt; Evet topuk çatlaklıkları da gider. Çünkü içersinde vazelin, limon suyu, aspirin var. Bu karışımla hem topuklardaki ağrı hem de çatlaklar gidecektir. Eğer çok fazla çatlak varsa bunu 1 hafta her gün yapsınlar. Bu bir haftanın sonunda ne çatlak kalır ne de ağrı kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EDA:&lt;/strong&gt; O zaman bu tariften sonra topuk törpüsüne gerek kalmıyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SUNA DUMANKAYA:&lt;/strong&gt; Ama eğer topuk çok sertse üstündeki ölü deriyi almak lazım. Topuk törpüsü varsa siz evde törpüleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EDA:&lt;/strong&gt; Ellerimizin güzelliğini nasıl sağlayacağız?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SUNA DUMANKAYA:&lt;/strong&gt; Eller ve yüzler için bir tarif verebilirim. Öncelikle hamam çok güzel bir şeydir. Keseden sonra limon suyu, gliserin yağı çok faydalıdır. Tarifimiz şöyle: 1 çorba kaşığı mısır unu, 1 çorba kaşığı kil, 1 çorba kaşığı herhangi bir el kremi, birazcıkta suyu karıştırıp boza kıvamına getiriyoruz. Elimize, yüzümüze, boynumuza sürüyoruz. 5 dakika sonra da ellerimizi ıslatmadan ovarak o karışımız çıkarıyoruz. Cildinizde, elinizde porselen gibi olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EDA:&lt;/strong&gt; Bunu haftada kaç kez uygulamak gerekiyor?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SUNA DUMANKAYA:&lt;/strong&gt; Haftada 1 kere uygulamak yeterli. Her gün yapılmamalı. Bu karışım cildin ölü derisini alır. Bizler büyük şehirlerde yaşıyoruz. Onun için büyük şehrin havasının kirliliği, sigara gibi şeyler, birde yapılan makyajları çıkarmanın en güzel yanı budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EDA:&lt;/strong&gt; Tonik görevi de görüyor mu?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SUNA DUMANKAYA&lt;/strong&gt;: Hayır. Yeşil çayı çay gibi demleyip buz kabına doldurun. Onu her gün yüzünüzde dolaştırın. Bu işlem yüzünüzün sarkmasını engeller, gözeneklerin sıkışmasını engeller. Yeşil çayı hem için hem de bir kısmını buz kabına koyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EDA:&lt;/strong&gt; Bunu hangi periyotlarda kullanmalıyız?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SUNA DUMANKAYA:&lt;/strong&gt; Bu her gün yapılabilir. birde şöyle yapılabilir: bir maden suyunu püskürtmeli bir şişeye koyun. İçerisine yarım limon sıkın. 1 tatlı kaşığı badem yağı katın ve karışımı ağzı kapalı bir şekilde buzdolabına koyun. Bunu her gün yüzünüze püskürtün. Bu doğal toniktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EDA:&lt;/strong&gt; Şimdiye kadar çıkan her güzellik uzmanı güzellik için maydanoz önerdi. Sizde de durum böyle mi?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SUNA DUMANKAYA:&lt;/strong&gt; Evet böyle ama sadece maydanozla olmuyor tabi. Öncelikle bu konuda bir hekime danışmanız lazım. Sağlık sorununuzun olmaması gerekiyor. Bir demet iyi yıkanmış maydanozu bir kavanoza koyuyorsunuz. Yarım demet yeşil taze nane, bir tutam taze fesleğen, üzerine 4-5 diş doğranmamış sarımsak ve bu karışımın üzerine çıkacak kadar limon suyu. Bunu iki gün buzdolabında kapalı ve siyah bir poşette bekletiyoruz. Daha sonra onu süzüyorsunuz. Yine kapalı cam şişede muhafaza ediyorsunuz. Bunu her gün öğlen ve akşam iki çorba kaşığı içtiğiniz zaman vücuttaki kireci söktüğü için damarlarda kan akışını hızlandırırsınız. Kan akışı olan vücutta da zaten yaşlılık olmaz. Ama bunu yapmadan önce insanlar bir hekime danışsınlar, sağlık problemleri yoksa öyle yapsınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EDA:&lt;/strong&gt; Sabah uyandığımızda bazen kendimizi tanıyamayız. Yüzümüzde şişlikler, morluklar, torbalar… Bunlar için ne yapılmalı?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SUNA DUMANKAYA&lt;/strong&gt;: İşte bunlar için en etkili yöntem yeşil çaylı buz tarifini uygulamaktır. Gece cilt kendi kendine güzel şeyler salgılar. O yüzden yüzünüzü bile yıkamadan o buzu eriyinceye kadar yüzünüzde dolaştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EDA:&lt;/strong&gt; Bu cildi aynı zamanda sıkılaştırıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SUNA DUMANKAYA:&lt;/strong&gt; Evet sıkılaştırıyor. İçteki dokuları harekete geçirip yaşlanmayı engelliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EDA:&lt;/strong&gt; Birde kalıcı makyaj var. Bunu nasıl uyguluyorsunuz? Bu makyajın çıkma olasılığı var mı?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SUNA DUMANKAYA:&lt;/strong&gt; Kalıcı makyaj kanserojen madde içermeyen bitkisel kök boyalarla, akupunktur iğneleriyle yapılıyor. Bu işlem normal yapılan makyajı kalıcı hale getiriyor. Doğaldır, 4-5 yıl boyunca kalabilir hatta bazıları hiç çıkmayabiliyor. Bir kez yapılıyor ama bunu çok profesyonel birinin yapması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EDA:&lt;/strong&gt; Sağlık açısından riski var mı?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SUNA DUMANKAYA:&lt;/strong&gt; Hiçbir risk yok çünkü bitkisel boyalar kullanılıyor ve çok bilinçli, uzun yıllar eğitim almış insanlar yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EDA:&lt;/strong&gt; Çağımızda stres artık bir hastalık oldu. Stresten uzak durmakta mümkün olmuyor. Bunu aza indirmek mümkün mü?&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SUNA DUMANKAYA&lt;/strong&gt;: Aza indirmenin manevi bir boyutu vardır. Başınıza gelen şeyleri gelir geçer gözüyle bakmanız çok önemli. İnancınızı hayata geçirdiğiniz zaman mutlu oluyorsunuz. Pozitif düşünce çok önemli. Bir de bir tutam melisa, 2–3 tane kakule, bir miktarda safranı çay gibi demleyin ve onu için. Akşamları da ada çayı demleyip için. Bunlar biraz olsun stresi alır. Ama en önemlisi maneviyat. Sadece Allah’a inanmak yetmiyor, bunu bir de hayata geçirmek gerekiyor. O zaman da çok mutlu bir insan oluyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6540351251306632529-4111652015855773190?l=kahvekopugu.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/feeds/4111652015855773190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/suna-dumankayaguzellik-icin-dogal-srlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4111652015855773190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6540351251306632529/posts/default/4111652015855773190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kahvekopugu.blogspot.com/2009/06/suna-dumankayaguzellik-icin-dogal-srlar.html' title='Suna Dumankaya:Güzellik için doğal sırlar...'/><author><name>hayatın içinden</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/SkMp_n7T4sI/AAAAAAAAAMY/X9IzPsZt3aw/s72-c/672020090204081738457.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6540351251306632529.post-5220315360982387013</id><published>2009-06-21T21:47:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T13:16:59.563-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ANNE VE ÇOCUK'/><title type='text'>10 soruda sağlıklı gebelik</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sj8NJ7euydI/AAAAAAAAALY/X-sCkjbulg0/s1600-h/299970.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5350009346576009682" style="margin: 0px 0px 10px 10px; float: right; width: 270px; height: 320px;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_opxIrOnT1MQ/Sj8NJ7euydI/AAAAAAAAALY/X-sCkjbulg0/s320/299970.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Hamile kaldığınızı öğrendiğiniz andan itibaren, sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmeniz için ne zaman, hangi test yaptırmanız gerektiğini bilmelisiniz.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;İSTANBUL - Hamilelik süreci ile ilgili doğru bilinen yanlışlar ve diğer konularla ilgili olarak Anadolu Sağlık Merkezi Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Meltem Çam, on soruda bilgi verdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Anne adayı size geldiğinde ilk olarak hangi testleri yapıyorsunuz?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gebelik başladıktan sonra ilk etapta yani beklenen adet günü geçtikten sonra, gebeliği tespit için kanla ya da idrarla bir gebelik testi yapıyoruz. Ultrasonla gebeliği tespit etmeye çalışıyoruz. Gebeliğin ultrasonla ilk değerlendirilmesi son adetten 5 hafta sonra yapılıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt; İlk üç ay içinde başka testler uygulanıyor mu?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlk üç ay içerisinde herhangi bir genetik anormallik olup olmadığını belirlemek için yaptığımız ilk test, ikili test dediğimiz tarama testidir. Bu testle, kanda iki tane özelliğe bakıyoruz. Annenin kanına bakılırken ultrasonla da bebeğin bazı ölçümleri yapılıyor. Bebeğin ensesindeki kalınlığa bakılıyor. Çünkü ense kalınlığı arttığı zaman bebeklerde bazı genetik anormallikler ya da kalp anormalliklerinin riski artıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Bu anormallikler neler olabiliyor?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sık bilinen Down sendromu var, yani Mongolizm. Bir de daha ender görülen trizomi 13 ya da 18 dediğimiz, döllenme sırasında oluşan genetik kodlama hataları görülebiliyor. Bizi en çok rahatsız eden ise Down sendromu. Çünkü Down sendromlu doğan bazı çocuklar, uzun yıllar yaşayabiliyor, eğitim alabiliyorlar. Ama bir ailenin Down sendromlu bir bebek sahibi olması gerçekten çok sıkıntılı bir durum. Biz bu sorunu tespit edebiliyoruz. Eğer ailenin onayı varsa, doktor onayı da varsa gebelik 3-3,5 aylıkken sonlandırılabiliyor. Fakat bu bebeklerin doğduktan sonra yaşama olanağının olması, gebeliğin sonlandırılmasını tartışmalı bir konu haline getiriyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;İkili testten sonra hangi testler yapılıyor?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İkili testten sonra 16. ve 19. haftalarda üçlü test var. Yaklaşık olarak gebeliğin 3,5 ayında ikili teste benzer şekilde anne kanı alınarak yapılan bir testtir. Fakat her iki test için de bunların tarama testleri olduğunu belirtmemiz gerek. Anneden kan alarak bebekle ilgili fikir sahibi olmaya çalışıyorsunuz. Bu testler hiçbir zaman yüzde yüz kesin sonuç vermiyor. Ancak size istatistiki veri sağlıyor. Böyle bir çocuk sahibi olma riskiniz binde bir ya da yüzde bir gibi. Bu risk hep vardır. Bu riski ortadan kaldıramazsınız. Tarama testi olduğu için annenin kuşkularını da aslında ortadan kaldırmaz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Yüzde 100 tespit sağlamak için ne yapılabilir?&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;3,5-4 ay olduğunda anne karnından ince bir iğneyle girip bebeğin suyundan örnek alınabiliyor. Bunu tahlile gönderiyoruz ve bebeğin genetik yapısı inceleniyor. Bu yöntem bebek hakkında genetik olarak yüzde 100 ke
